Kızılcahamam Çukurca/Çukurören Yürüyüşü - 26 Mart 2017 Pazar

Madadost olarak verdiğimiz bir haftalık aradan sonra 26 Mart 2017 pazar günü doğa yürüyüşü için Kızılcahamam Çukurca'daydık. Havaların güzelleşmesinin etkisiyle olsa gerek, faaliyetin duyurusunu yapar yapmaz belirlediğimiz 15 kişilik kontenjanımız doluyor. Bu nedenle üzülerek de olsa, bizimle beraber yürümek isteyen birçok arkadaşımızı geri çevirmek zorunda kalıyoruz.

Aracımız her zamanki gibi 26 Mart pazar sabahı saat 07.00'de Sezenler Sokaktan hareket ediyor. Kızılcahamam’da Mevlana Lokantasında kısa bir kahvaltı ve ihtiyaç molası veriyoruz. Kahvaltı sonrası hedefimiz Çukurca Köyü. Gökyüzü açık ve yürümek için çok güzel bir hava var. Saat 09.15 sularında 1430 rakımlı Çukurca Köyündeyiz. Kısa bir hazırlık sonrası köyün adını alan sivri tepeye (Çukurca Sivrisi) tırmanmaya başlıyoruz.

Yürüyüşe başlar başlamaz tırmanışa geçmek, başlangıçta vücudumuzda bir şok etkisi yaratıyor ve nefes nefese kalıyoruz. Ancak bir süre sonra tempoyu düzene koyunca rahatlıyoruz. Sürekli ormanın içinde, çam ağaçlarının arasından tırmanıyoruz. Sivrinin güneybatı yüzündeyiz ve bu yüz güneş gördüğünden yerlerde kar kalmamış. Zaman zaman çiğdem tarlarına denk geliyoruz. Onları ezmemeye gayret ederek yükseliyoruz.

Nihayet 10.40’da 1832 metrelik Çukurca Sivrisinin zirvesindeyiz. Her yer moruyla, sarısıyla tarla misali çiğdemle dolu. Ayrıca manzara da müthiş. Burası bölgenin hemen hemen en yüksek noktası ve tırmanışa başladığımız Çukurca köyü ayaklarımızın altında. Kısa bir mola verip manzaranın keyfini çıkarıyoruz, dinleniyoruz. Daha sonra zirve fotoğraflarını çekip, sivrinin doğu yüzünden inişe geçiyoruz. Sivrinin doğu yüzü güney yüzünün aksine karla kaplı ve ormanın içinde oldukça fazla kar var. Bata çıka inmeye çalışıyoruz. Yoğun kar hızımızı oldukça fazla düşürüyor, zaman zaman dizlere kadar kara gömüldüğümüzden ayakkabılarımız, ayaklarımız ve pantalonlarımızın ıslanıyor.

İki tepeyi birbirine bağlayan sırta ulaştığımızda kısa bir mola veriyoruz. Mola sonrası oldukça dik bir yüzden vadinin tabanına doğru inişe geçiyoruz. Halen orman içindeyiz ve burada zemin çok fazla güneş görmediğinden kar çok yumuşak değil. Bu durum inişimizi kolaylaştırıyor ve topuk vura vura hızla iniyoruz. Vadi tabanına indiğimizde artık dereyi takip edeceğiz. Ancak vadi tabanında oldukça fazla kar birikmiş ve kar yumuşak. Attığımız her adımda kara gömülüyoruz. Üstüne üstlük vadi tabanını kaplayan çalılar çoğu yerde geçişimizi zorlaştırıyor. Zaman zaman kardan ve çalılılardan kurtulmak için sırta doğru yükseliyoruz ama bir süre sonra zorunlu olarak sırt bizi yine vadinin tabanına indiriyor.

Karla, çalılarla mücadele ede ede 1450 rakımlara indiğimizde saat 13.30 olmuştu. Yorulmuş ve acıkmıştık. Düz ve güneş gören bir düzlükte 20 dakika yemek molası veriyoruz. Dinlenip kendimize gelmeye çalışıyoruz. Yemek sonrası yine vadiyi takip ederek Çukurören Köyüne doğru yürümeye devam ediyoruz. Aksak Köyünün altına geldiğimizde saat nerdeyse 15.15 olmuştu ve bizler yemek sonrası hemen hemen hiç durmaksızın 1,5 saattir yürüyorduk. Köyün altında, iki derenin birleştiği düzlükte kısa bir mola daha veriyoruz. Sıcak şeyler içip, bir şeyler atıştırıp güç toplamaya çalışıyorz.

Buradan itibaren takip ettiğimiz deredeki su miktarı birdenbire artıyor. Dereden karşıya geçmek zorunda kaldığımızda zorlanıyoruz ve zaman kaybediyoruz. Ayrıca önümüzde vadinin darlaştığı bir bölge var. Orayı geçmekte zorlanacağımızı düşünerek tekrar sırta doğru yükseliyoruz. Ancak bu yükselme ekip arkadaşlarımızı oldukça fazla yoruyor ve tempomuzun düşmesine neden oluyor. Sırta ulaştığımızda yoğun meşeliğin içindeyiz. Bu arada hava da bozmaya başladı. Sert bir rüzgar üzerimize yağmur bırakmaya başlayınca yağmurluklarımız, polarlarımızı giymek zorunda kalıyoruz. Ancak yağmur kısa sürüyor ve bir süre sonra kara bulutlar tepemizden ayrılıyor.

Tekrar vadinin tabanındayız. Artık köye çok az bir mesafe kaldı. Ancak derede o kadar fazla su varki; geçmekte zorlanıyoruz. Çoğu zaman dereye yıkılan ağaçları köprü gibi kullanıp karşıdan karşıya geçiyoruz. Nihayet saat 18.00’de 1079 rakımlı Çukurören Köyünün girişinde bizi bekleyen aracımıza ulaşıp yürüyüşümüzü sağ salim tamamlıyoruz. Ayakkabılarımız ve ayaklarımız sırılsıklam. Kısa bir üst baş değişiminden sonra yorgun ama mutlu bir şekilde Ankara’ya hareket ediyoruz.

Bu faaliyette ekibimiz oldukça hızlı olmasına rağmen, gerek kar, gerek parkurun zorluğu gerekse dere geçişlerinden dolayı 14,5 km.yi 8,5 saatte kat etmişiz. Faaliyetimizi 6.1 kilometrekarelik bir alanda gerçekleştirip, en yüksek 1832 metreye çıkıp, en düşük 1076 metreye inmişiz.

Yüksel ALPKAYA
31 Mart 2017 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları