Seben Kozyaka Köyü - Seben Göleti Yürüyüşü - 05 Nisan 2015 Pazar

Bu hafta sonu doğa yürüyüşü için rotamızı Bolu'nun küçük ve şirin ilçesi Seben'e çevirdik. Aracımız 05 Nisan 2015 pazar sabahı yolumuz uzun olduğundan bu kez saat 06.30'da Sezenler sokaktan hareket ediyor. Ekibimiz yoldan katılan doğa dostlarıyla 17 kişiye tamamlanıyor. Her zamanki gibi Beypazarında kahvaltı molası veriyoruz, eksikliklerimizi tamamlıyoruz. Beypazarı-Nallıhan yolunu devam edip, Davutoğlan'dan Seben yoluna dönüyoruz. Yolumuz Aladağ çayının kıyısından devam ediyor ve karlar yeni yeni erimeye başladığından çayda oldukça fazla su var. Uzunca bir yolculukla ve yolda leyleklerle ve bir gölette karabatakları selamlayarak saat 10.15 sularında Seben'e 9 km uzaklıkta bulunan ve 1232 rakımlı Kozyaka köyüne ulaşıyoruz.

Kozyaka Köyü ilginç bir köy. İsmet İnönü milli mücadeleye katılmak İstanbul'dan ayrıldığında Ankara'ya ulaşmadan bir gece Kozyaka Köyünde konaklıyor ve İsmat İnönü'nün konakladığı konak halen köyde görülebiliyor. Köyün çıkışında eski taşlarla yapılmış, gayet estetik köy çeşmesinin başında aracımızdan ayrılıyoruz. Hava çok güzel. Tepemizde pırıl pırıl bir güneş parlıyor. Hazırlıklarımızı tamamlayıp sırta ulaşmak için köyün arkasındaki meşelerle kaplı tepeyi tırmanmaya başladık. Tepeyi ulaştığımızda iki tepenin arasındaki düzlükte oluşmuş Kozyaka göleti çıkıyor karşımıza. Burada her yerden su çıkıyor. Düzlük sanki bataklık gibi. Düzlüğü geçip, bu kez karşımızdaki daha dik bir tepeyi tırmanmaya başlıyoruz. Tempomuz oldukça yüksek. Yüksek tempoya ayak uyduramayan bazı arkadaşlar geride kalınca tepede kısa bir mola veriyoruz.

Herkes toplandığında devam ediyoruz. Artık meşelik sona erdi. Kıraç ve kayalık bir bölgeden sırtı takip ederek ilerliyoruz. Zaman Zaman yer yer sarı ve mor çiğdem tarlalarının içinden geçiyoruz. Mümkün olduğunca çiğdemlere zarar vermemek için yolumuzu değiştiriyoruz. İnce bir sırttaki kaya bloğunun üstüne çıktığımızda 1982 metredeyiz ve karşımızda karlarla kaplı zirveleriyle Köroğlu Zirvesini, Kartalkaya'yı ve kuzeyde Bolu Dağlarını panoramik olarak seyredebiliyoruz.

Buradan itibaren ormanın içindeyiz. Orman çok sık ve ağaçlar oldukça büyük. Meşelik ve kıraç alanda güneşin etkisiyle eriyen kar; ormanın içinde halen duruyor ve oldukça da sert. Önümüze bazen karın üzerinde halen belirgin bir şekilde duran ayı izleri çıkıyor. hatta bir iz bayağı yeni gibi görününce sohbetimizin ana konusu ayılar oluyor. Aslında ormana girdiğimizden beri çevremizde çam ağaçlarından başka bir şey görmüyoruz. Her yer sanki birbirinin aynısı gibi. Ama önümüzde Yüksel Bey kendisinden gayet emin bir şekilde yürümeye devam ediyor, bizlere de onu takip etmek düşüyor.

Nihayet saat 16.30 sularında yaklaşık 6 saat sonra ve 16,5 km yol katederek Seben Göletine ulaşıyoruz. Şöförümüz bizi burada bekliyor. Ancak Yüksel Bey dönüşe geçmeden önce yarım saat mola veriyor. Herkes bu güzel manzarayı arkasına fon edip fotograflar çektiriyor ve bu kez Kıbrısçık-Beypazarı üzerinden dönüşe geçiyoruz. Beypazarında verilen kısa bir mola sonrasında doğayla başbaşa olmanın tatlı yorgunluğu ile sağ salim evlerimize ulaşıyoruz.

Orta Anadolu'nun kış yelini kovarak baharlıklarını giymesi, güneye göre daha geç olur. Bu güzel yürüyüşümüzde doğanın yavaş yavaş uyanmaya başladığını şahit olduk. Karlar arasından usul usul başını çıkaran kardelenleri; her yerden öbekler halinde sarı, mavi ve beyaz çiğdemleri; papaz sümbüllerini; daha adını bilemediğimiz nice çiçekleri; güneşi görüp dev yuvalarından fırlayan milyonlarca karıncanın yeni hasat yılına hazırlınma telaşını; kesilmiş bir ağaç kütüğünün ortasında filizlenen ve hayata tutunmaya çalışan küçücük bir köknar fidanını(ilahi fidancık); içinde adımladığımız devasa gövdeleriyle yüzyıllık ulu ağaçları gördük, adım adım yaşadık. Ödülümüz ise masmavi göletin kıyısından uzaktan başı karlarla kaplı Köroğlu zirvesi ile Kartalkaya'yı izleme şansına sahip olmak oldu.

Mehmet GÜNERDEM
Faaliyet Raportörü
08 Nisan 2015-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya