Çayırhan Kız Tepesi Yürüyüşü - 10 Mayıs 2015 Pazar

Kulübümüzün geleneksel faaliyetlerinden olan Çayırhan Kuş Cenneti Kız Tepesi yürüyüşü, 10 Mayıs 2015 Pazar sabahı saat 07.30’da Sezenler sokaktan hareket edilerek başladı. Optimum güzergahında ben ve bir arkadaşım da dahil olduktan sonra toplam 12 kişi ile yolculuğumuz devam etti. Etkinliğin rehberi Yüksel ALPKAYA rota hakkında bilgi verdikten sonra görev dağılımlarını yaptı. Adil YAZIBAKAN artçımız, raportör olarak da ben görev aldım.

Ayaş’ta verilen kahvaltı molası sonrası saat 10.00 sularında Çayırhan Kuş Cennetine ulaştık. Daha yürüyüşe başlamadan kıyıdaki kum tepelerinin büyüsüne çoktan kapılmıştık. Kendi kendime, “başlangıç manzarası böyleyse yükseldikçe nasıl bir manzara ile karşılaşırım” düşüncesiyle ve heyecan dolu geçen kısa bir hazırlık sürecinden sonra yürüyüşe başladık. Geçen yıl faaliyete katılan arkadaşlar, çamurda yürümenin zorluğundan söz ettiler. Şansımıza hava açık ve güneşli en önemlisi de toprağın kuru idi. İlk bir saat düz zeminde yürüdük. Daha sonra yavaş yavaş yalnızca toprak yığını şeklinde görünen ve üzerinde bir tane ot bile yetişmeyen tepecikleri tırmanmaya başladık. Güneş iyice kendini hissettirmeye başlamıştı. Suyun ve tek bir bitkinin olmadığı bir ortamda kılçık denilen ince sırt hatlarında önce kırmızı, yeşil, gri ve başka ne renk ararsanız bulabileceğiniz tepelerin içinde resmen çölde yürüyüşümüze devam ettik. Zaman zaman verdiğimiz kısa molalarda bile fotoğraf makinelerine sarılıyoruz.

Yükseldikçe kas ağrılarım arttı, zorlanmaya başladım. Dizlerimde derman kalmadığını hissediyorum. Gurup arkadaşlarımın ve Yüksel beyin motivasyonlarıyla pes etmeyerek, Kız Tepesinin gövdesinin altında kısa bir dinlenmeden sonra, gayet dik olan parkuru dikkatle tırmanmaya başladık. Saat 12.30'da Kız Tepesinin zirvesine ilk ulaşan Yüksel Bey “hadi arkadaşlar dağ laleleri ve papatyalar sizi bekliyor” diye seslendiğinde bu çölde lale mi? Papatya mı? Herhalde Yüksel Bey bizi motive etmek için söylüyor diye düşünüyordum. Tepeye çıkığımızda müthiş bir manzara ile birlikte bizi bekleyen lale ve papatyalara ulaştık. Anemonlar (dağ laleleri) kıpkırmızı, gelincikler simsiyah, papatyalar sarı-beyaz renkleriyle süzülürken, kekikler mis gibi kokularıyla onlara nazire yapıyorlardı.

Kız Tepesi, tıpkı adını sarı olan yamaçlarından alan Sarıyar gibi, ilgili akademisyenlere göre özel bir örnek sunan jeolojik bir yapı. Kat kat farklı rengi olan bu tepe, renklerini, kilden, humustan, demiroksitlerden alıyor. Jeolojik yapısı ile açık laboratuvar niteliği sunan saha, çökelme ortamının özelliklerini yansıtan sarı, kahve ve kırmızımsı tabakaların üst üste tekrarlanması ile görsel açıdan da üstün bir peyzaj güzelliğine sahiptir. Jeolojik devrinde oluşan Tetis denizinin (günümüzde bu denizin kalıntısı Akdeniz ve Karadenizdir) tabanından (Alplerden Himalayalara kadar uzanan büyük bir okyanus), Gondwana (Afrika) kıtasının Laurasia (Asya-Avrupa) kıtasına doğru kayması yüzünden kıvrılarak ve kırılarak Anadolu plakacığı yükselmiş, karasal hale geçen ortamda kalan Miyosen yaşlı gölsel havzalarda, içlerinde buharlaşma sonucu çökelen jipslerinde (alçıtaşı) bulunduğu tortul kayaçlar çökelmişlerdir. Genelde çok killi karbonatlı kayaçları (marn), kumtaşı, killi kireçtaşları aralarındaki seviyelerde bu yer yer cam gibi parlak jips kristallerini izlemek olasıdır. Erozyona çok uygun olan bu birimlerin aşınmalarıyla bu günkü olağanüstü güzel ve değişik görünümlü morfoloji oluşmuştur.

Manzarayı arka fona alarak, flamamızı açtık ve anı ölümsüzleştirmek için fotoğraflar çektik. Bu arada 3 tane yaban domuzunun hızla çok yakınımızdan geçtiğini gördük. Kısa bir dinlenmeden sonra tekrar inişe geçerek Piramit dedikleri doğa şekline doğru yöneldik. Piramite doğru giden yol çok ince bir sırttan geçiyor. Sırtın her iki yanı da uçurum. Çok dikkatli yürümek gerekiyor. Piramidin altına gelince, yine çok ince ve dik bir sırttan tırmanmaya başladık. Eğim çok fazla olduğu için tırmanmak çok zor oldu. Özellikle beni çok zorladı. Sağ olsun ekip arkadaşlarımın yardımlarıyla zor da olsa piramite tırmanabildim. Piramitte 20 dakika öğle yemeği molası verdik. Moladan sonra sırtta düz bir kulvarda yola devam ederek bir ağacın altından geçerek inişe başladık. İnişte toprak çok kaygan olduğu için düşe kalka tozu dumana kata kata yol aldık.

Yorgun argın, ama programımızı başarmanın mutluluğu içinde ekin tarlalarına doğru indik. Aracımız bizi bekliyordu. Gözlerimizde hala o eşsiz manzaranın büyüsüyle Ankara’ya doğru yola koyulduk. Beypazarı’nda verdiğimiz kısa bir ihtiyaç molasından sonra Ankara’ya ulaştık.

Nigar BULUT
Faaliyet Raportörü
13 Mayıs 2015-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya