Melas Vadisi Kervan Yolları - (16-19 Mayıs 2015)

Melas Vadisi Kervan Yolları Konya'dan başlayıp, İç Anadolu ile Kıyı Anadolu'yu bir duvar gibi birbirinden ayıran Torosları bir kumaş misali ortasından yırtıp Antalya Manavgat'ta sona eren su yolunu takip eden en eski ulaşım yollarından biridir. İşte bizler bu 4 gün boyunca tarihi bu kervan yolunu keşfetmeye çalışacağız.

* 16 Mayıs 2015 Cumartesi (Birinci Gün) : Alacabel Geçiti - Ceceler Köyü...

Saat 08.30’da 1830 metredeki Alacabel geçidinde, Gidengelmez Dağlarının kaya duvarlarının başındayız. Bugünkü planımız Alacabel Geçidinden başlayıp, Akdağ zirveye ulaşıp; oradan da Sususzşahap Köyüne inmek. 12 kişiyiz. Süleymaniye Köyünden Ahmet ve Cevizli Köyü muhtarı Harun bu tırmanışta bizimle birlikte olacaklar. Ancak tırmanışın başında bizler nasıl uzun ve yorucu bir maceraya başladığımızın tam da farkında değiliz. Yükseldikçe arada arkaya dönüp baktığımızda müthiş coğrafyayla büyüleniyoruz. Zaman zaman nefes molaları vererek tırmanıyoruz. Saat 10.45’de bölgenin en yüksek noktası olan 2350 metrelik Esereyrek Tepesindeyiz. Burada uzunca bir mola verip, ayaklarımızın altında uzanan güzel manzaranın keyfini çıkarıyoruz. Takip edeceğimiz sırt hattında içleri karla kaplı obruklar görülüyor ve bizler bu obruklardan üçündeki kar kulvarlarını yan geçişle sağ salim geçiyoruz. Aniden grubun önündeki arkadaşlardan yavaş bir şekilde sessiz olunmasına yönelik uyarı yapılıyor. Nedenini anlıyoruz ki, karşıda dağ keçileri görünüyor. Ne kadar sessiz olmaya çalışsak da bizlerin varlığını hissediyorlar ve hemen kayaların üstünden seke seke kaçıp gözden kayboluyorlar. Üzülüyoruz, varlığımızla kurdukları düzen ve yaşam alanlarını bozmuştuk!

Yürüyüşümüz artık 2300 metrelerdeki obrukların kenarlarını oluşturan ve tepemizde güneşin iyice ısıttığı geçit vermez dev kaya bloklarının üstünde sürüp gidiyor. Saat 16.00 olmasına rağmen daha Ceceli Köyünün üstlerindeyiz. Planımızın oldukça gerisindeyiz. Bu saatten sonra buradan Akdağ zirveye gitmek pek mümkün görünmüyor. Planımızı değiştiriyoruz ve Ceceler Köyüne inen vadiye doğru inişe geçiyoruz. Vadiye inince kayalardan kurtulan ayaklarımız rahat ediyor biraz. Vadinin her yeri bahar çiçekleri ile kırmızı anemonlarla süslenmiş. Fotoğraflarını çeke çeke ilerliyoruz. Artık yorgunluktan adım atacak halimiz kalmadı.

Saat 18.30. Ceceler Köyündeyiz. Önce köyün yakınlarında hala ayakta kalan ve müthiş bir mimariyle inşa edilen Pamphylia’lılardan kalma bir gözetleme kulesini ziyaret ediyoruz. Ardından köyün içine girdikçe düğmeli ev tekniğiyle yapılmış eski evleri hayranlıkla seyre dalıyoruz. Köy meydanında gürül gürül akan çeşmede elimizi, yüzümüzü ve saatlerdir ayakkabının içinde kavrulan ayaklarımızı yıkıyoruz. Caminin kenarına sıralanmış sedirlere kendimizi atıyoruz. Köylüler bizim için hemen bir demlik çay demliyorlar. Her ne kadar itiraz etsek de çaylarını içmeden göndermiyorlar bizi köyden. Güzel yurdumun güzel insanlarının bu ikramıyla yorgunluğumuzu unutuveriyoruz. Aracımıza binip merkez üssümüz Cevizliye doğru yola koyuluyoruz.

Toplamda bugün 10 saatte 13.2 km yürümüşüz. Akşam Cevizli’de düğün salonunda çadırlarımızı kurup, dinlenmeye geçiyoruz.

* 17 Mayıs 2015 Pazar (İkinci Gün) : Üzümdere - Akşahap Köyü...

KERVAN YOLLARI HEP DERE KENARINDAN GEÇER VE KERVANCILAR BİLİRLERMİŞ Kİ."HER DERE ENİNDE SONUNDA DENİZE ULAŞIR"

Etkinliğimizin ikinci günündeyiz. Bugün işaretlenmiş Melas Kervan Yollarından Üzümdere-Akşahap Köyü arasındaki parkuru yürümeyi planlıyoruz. Geçen yıl Emerya-Üzümdere arasını yürümüştük. Bugünkü parkur ile rotanın devamını yürümüş olacağız.

Saat 08.55. 615 rakımlı Üzümdere köyündeyiz. Köyden vadiye doğru inişe geçiyoruz önce. Takip ettiğimiz patikada sabah erken saatleri olmasına rağmen kocaman bir yılan güneşleniyor. Ancak bizleri hisseder hissetmez aceleyle kıvrıla kıvrıla çalılıkların arasında gözden kayboluyor. Vadiye 520’li rakıma iniyoruz. Karşıya geçmek için eski bir tahta köprüyü kullanıyoruz. Köprüyü tek tek geçtikten sonra tekrar tırmanmaya başladık. Belli ki bugün hava çok sıcak olacak. Ormanın içinde olmamıza rağmen sıcağın etkisini hissediyoruz. Tatlı bir yükselişle arkaya geçeceğimiz geçide doğru ilerliyoruz.

Saat 12.30 sularında 1000’li rakımlardayız. Geçide ulaştık. Artık bundan sonra yolumuz bir nebze daha düz devam edecek. Ancak yorulmaya da başladık. Uygun bir gölgelikle öğle yemeği için mola veriyoruz. Yemek sonrası bir saatlik bir yürüyüşten sonra yolumuz üzerinde bulunan kuyudan sularımızı takviye edip, elimizi yüzümüzü buz gibi suyla yıkayıp kendimize gelmeye çalışıyoruz. Serinledik birazcık. Molada panoramaya dalan Selma Aliye Kavaf hanımın ağzından Yunus Emrenin şu dizeleri dökülüveriyor.

Şu Karşımda göğüs geren
Taş bağırlı dağlarmısın...?

Saat 14.20 suları. Parkurun en yüksek noktası 1020 metredeyiz. Aşağıda uzanan vadinin içinde kırmızı kiremitli evleriyle Akşahap Köyü görülüyor. Manzara gerçekten çok güzel. Vadiyi arkamıza fon yapıp fotoğraflar çekiyoruz. İniş başladı. Ancak kış döneminde parkur çok yoğun kullanılmadığından bir çok yerde çalılıklar parkuru kapatmış. Zorlukla ilerliyoruz.

Saat 15.35. 6,5 saatlik bir yürüyüş sonrasında 792 rakımlı Akşahap Köyündeyiz. Yine camide bulunan çeşmede elimizi ayağımız, yüzümüzü yıkayıp serinlemeye çalışıyoruz ve aracımıza binip Cevizli’ye dönüyoruz. Bugün 10.6 km yürümüşüz.

* 18 Mayıs 2015 Pazartesi (Üçüncü Gün) : Sülaymaniye Akdağ Tırmanışı (2259 mt)

DÜNYAYI İYİLEŞTİRDİĞİMİZDE, KENDİMİZİDE İYİLEŞTİRİYORUZ....

Bugünkü planımız Süleymaniye Köyünün sırtını dayadığı 2259 metre yüksekliği bulunan Akdağ’a tırmanmak. Sabahın 07.00’sinde hava daha henüz tam ısınmadan Cevizli’den aracımızla Süleymaniye Köyüne doğru hareket ediyoruz. Bugün bize yine Değirmenlik köyünden Ahmet rehberlik edecek. Bademli’yi geçip Şakiroğlu Çeşmesinin bulunduğu düzlükte aracımızdan ayrılıyoruz. Saat 08.30. Bir süre dağların arasında sıkışıp kalmış dümdüz bir ovada yürüyoruz. Rakım 1390. Buradan Akdağın sırtına çıkıp, sırtı takip ederek Süleymaniye Köyünün üstlerindeki zirveye ulaşmayı hedefliyoruz. Dağa yaklaştıkça yüzlerce yıllık devasa ağaçlarla kaplı ormanda yükselmeye başladık. Yükseldikçe manzara güzelleşiyor. Sırta ulaştığımızda ise görülen manzarayı hangi kelimeler anlatır bilemiyorum. Küpe Dağı, Gidengelmez’in devasa ve geçit vermez, ürkütecek kadar vahşi coğrafyası kuşbakışı ayaklarımızın altında.

Saat 12.10. Akdağ zirvedeyiz (2.259 mt) Tebrikler, kutlamalar. 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı arifesindeyiz. Zirvedeki eskimiş bayrağı yanımızda getirdiğimiz yeni bir bayrakla değiştiriyoruz. Aşağılarda Süleymaniye Köyü ve gerisinde Gidengelmez dağlarının en vahşi ve en acımasız hikayelerin yaşandığı bölge görülüyor. Zirvenin keyfini çıkarıyoruz. Bir şeyler atıştırıp dinleniyoruz.

Saat 12.50 sularında inişe geçiyoruz. Hedefimiz Süleymaniye Köyü. Güneş tepemizde boza pişiriyor. Fırsat buldukça ağaç gölgelerinde mola verip dinlenmeye çalışıyoruz. Nihayet saat 17.00 sularında 1373 rakımlı Süleymaniye Köyüne iniyoruz. 8,5 saatte 11.8 km yol katetmişiz. 1005 metre yükselip, 1023 metre alçalmışız. Aracımız bizi bekliyor. Oyalanmadan bölgede içinden su çıkan tek köy olan Rehberimiz Ahmetin Köyü olan Değirmenlik Köyüne hareket ediyoruz.

Değirmenlik ilginç bir yer. Köy demeye bin şahit ister. Müzeleri, dışına şiir plakaları asılmış evleri, İstanbul’un simgesi erguvan ağaçlarıyla kaplı, içinden geçen dere sularına duvar çekip seyir balkonlarında çay içilen, çinili Camileri olan ortalıkta bir adet çöpün görünmediği bir köy. Kışın İstanbul, İzmir ve Aydın’da yaşayan köylüler köye modern evler yapmışlar. Burası neresi? Burada yaşayanlar büyük şehirlerde yaşıyorsa, İstanbul, İzmir ve Aydın’ı kirletenler kim? Köyde el ele verince her zorluğun üstünden gelinip, yaşanacak örnek bir köy yaratabiliyorsak; bütünde ülkede bunu niye beceremiyoruz? Hem şaşkınım, hem gururluyum; hem de kafam çoook karışık çoook!

Tilkinin dönüp dolaşıp gideceği yer misali aracımıza binip Cevizli’ye dönüyoruz.

* 19 Mayıs 2015 Salı (Dördüncü Gün) : Değirmenlik Köyü - Seydişehir Parkuru

DOĞAYLA SAVAŞ HALİNDEYİZ. EĞER KAZANIRSAK KAYBEDECEĞİZ!...

Gidengelmez’de dördüncü günümüzdeyiz Bugünün planı Emrah Özkök’ün “Melas Vadisi Kervan Yolları” projesi kapsamında işaretlediği tarihi kervan yolu parkurlarından Değirmenlik Köyü ile Seydişehir arasını yürümek. Bugün bizlere Seydişehirli Dağcılar Grubundan Ahmet Bey ile Maden Köyünden Kazım Bey eşlik edecek. Sabahleyin Cevizli’den tası tarağı toplayıp, aracımıza yerleştirdik. Üç gündür bizleri misafir eden Cevizli’li dostlarımızla vedalaşıp, Değirmenlik Köyüne doğru yola çıkıyoruz. Seydişehirli arkadaşlar bizleri Değirmenlik’te bekliyor. Saat 08.00. Değirmenlik’ten Gidengelmez’e doğru yükselen patikayı takip ederek yükseliyoruz. Yükseldikçe patika sertleşiyor. Önümüzde Maden Köyünden Kazım bey bizlere rehberlik yapıyor. Ancak Yüksel Bey zaman zaman Kazım Beye “bu kadar yükselmememiz lazım?” diye uyarmasına rağmen; Kazım bey patikayı takip ediyor. Ulaşmamız gereken Süleymaniye Köyü aşağılarda kalmaya başladı. En sonunda patika Gidengelmez’in sert geçit vermez kayalıklarında son bulunca yanlış patikada olduğumuz kesinleşti. Süleymaniye Köyüne doğru güvenli noktalardan aşağıya doğru inmeye başladık. Köyün üstüne geldiğimizde sert bir kaya kütlesini dikkatle geçip, Süleymaniye’nin 5-6 km yukarılarında Seydişehir’e doğru devam eden asfalt yola çıkıyoruz.

Kervan yolu asfalt yoldan devam ettiğinden buraları yürümeden aracımızla geçiyoruz. Ancak bu bölge gerçekten çok vahşi. Eğer Gidengelmez’in bu bölgesinde bu kaya dehlizlerinde kaybolursanız yolu bulup dışarı çıkmak sanki imkansız gibi. Aracımızla Şehitlik Anıtını geçiyoruz. Bu anıt dağda kervan yollarına saldıran eşkıyalarla mücadele ederken şehit olan askerler için dağın en yüksekteki geçiş noktasına yapılmış.

Sakaltutan Mevkisinde kervan yolunun asfalttan ayrılan bölümüne gelince araçtan inip tekrar yürümeye başladık. Artık antik kervan yollarının sağlam kalabilmiş en güzel bölümündeyiz. Burası Kervan Yolunun bozulmamış en güzel bölümü ve asırlar önce yapılmış taş döşeli kervan yolunda yürüyoruz. Bu güzelim taşlarla döşenmiş kervan yolu bazı yerlerde insanların asfalt yol yapma; bazı yerlerde de yüksek gerilim direkleri dikme çalışmaları esnasında dozerlerin gazabına uğrayarak tahrip edilmiş ve çok küçük bir bölümü günümüze kadar sağlam ulaşabilmiş. İnsanoğlunun medeniyet adına bu güzelliği yok etmesine insanın aklı almıyor. Üzülüyoruz. Bunu yapanlara öfkeleniyoruz. Buna izin verenlere ise tüm güzel duygularımızı en sıcak ifadelerle içimizden saydırıyoruz. Güzelim taş yollar kazınıp bir kenara yığılmış taş yığını haline getirilmiş. Yüzyıllar öncesinde insan kol kuvveti ve özeniyle yapılmış taş yollar, hanlar yok edilmiş!

Önce Eşek Yaylası sonrasında yemyeşil bir düzlükte kurulmuş Maden Yaylasını arkamızda bırakıyoruz. Güneş iyice yükseldi. Acıkmaya başladık. Yüzyıllık bir ardıç ağacının koyu gölgesinde mola veriyoruz. Rehberimiz Kazım Bey hemen sırt çantasından kara çaydanlığını çıkarıyor. Etraftan topladığı çalı çırpı ile hemen küçük bir ateş yakıyor ve çaydanlığı üzerine yerleştiriyor. kazım bey hazırlıklı gelmiş. Hatta sırt çantasından ince belli cam bardaklar bile çıkıyor. Seydişehir’den Ahmet bey ise sırt çantasından taze lor peyniri ile Seydişehir’in meşhur fıstıklı helvasını çıkarıyor, özenle dilimliyor, sofraya seriyor. Kara çaydanlıkta odun ateşinde yapılmış bir çay, hem de ince belli cam bardakda. Doğa tüm çirkinlikleri unutturuyor insana. Yaşamak güzel şey be kardeşim! Kurmuşum bağdaşımı ateşin önüne, elimde ince belli cam bardak da çay.

Mola sonrası keyifsiz bir şekilde artık dozerlerin bozduğu ve hiçbir estetik tarafı olmayan yolda yürüyoruz. Taa ki Seydişehir’in üstüne kadar. Burası çok dik olduğundan dozerlerin zarar veremediği ve yöre insanın kıvrıla kıvrıla aşağılara inen patikadan dolayı Dokuz Dolamaç dedikleri yer. Kervan yolunu izleyerek aşağılara doğru iniyoruz. Aracımız bizi bekliyor. Saat 16.00. Artık aracımızın rahat koltuklarındayız. Bugün sekiz saatte toplam 21.3 km. yürümüşüz. En yüksek nokta olarak 1780 metreye çıkmışız.

Hemen aracımıza binip Seydişehir’de Ahmet beyin sürücü kursunun bulunduğu bahçeye gidiyoruz. Burada ellerimizi, ayaklarımızı yıkayıp serinliyoruz. Ahmet beyin ikram ettiği kahve ile günü taçlandırıyoruz ve dört günlük faaliyeti bitirip Ankara’ya doğru hareket ediyoruz.

Gitmekle gidilmiyor ki,
Gitmekle gitmiş olmazsın
Gönlün kalır, Aklın kalır.
Anıların kalır.....

Gülsen SALMAN
Faaliyet Raportörü
27 Mayıs 2015-Ankara

  • 1. Gün Fotografları
  • 2. Gün Fotografları
  • 3. Gün Fotografları
  • 4. Gün Fotografları
  • ya