Işık Dağı Yürüyüşü - 09 Şubat 2014 Pazar

Saat 08.00'de aracımız Maliye Bakanlığının önünden hareket ediyor ve yine sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yola koyuluyoruz. Araç güzergahında bekleyen arkadaşlarımızı aldıktan sonra ekip tamamlanıyor. Mevlana tesislerinde kahvaltı molası verip faaliyet noktasına gelirken günün lideri Ziya Bey; artçı olarak Engin hocayı ve raportör olarakda beni görevlendirdi. Faaliyet raporu yazmak zirve yapmaktan zor bir iş. Şehre döndüğümüzde rapora nereden başlayacağımı düşünmek iki günümü aldı:)))))

Saat 10.00. Işık Dağı'nın kuzey eteklerindeyiz. Hava kapalı ve soğuk. Yavaş yavaş orman içine girdik. Yüksel Bey yok, rahat rahat yürürüz diyorduk ki, Ziya Bey rüzgar olmuş uçuyor.

Doğa yeşil ve beyazın tonlarından tablo oluşturmuş. Biz de bu tabloya can veriyoruz. Zaman zaman küçük molalar veriyoruz. Yükseldikçe kar işimizi zorlaştırıyor. Bir ara önümde yürüyen Mustafa Beyin açtığı kar kuyusuna batıverdim. Buradan arkadaşların yardımıyla çıkmam bir kaç dakikamı aldı.

Güneş ortada yok. Zirveye yaklaştıkça doğanın hışmına uğruyoruz. Başlangıçta hafif hafif yağan kar yükseldikçe tipiye dönüşüyor. Aydan iki adım atıyor bana dönüp "kaç metre yükseldik." diye soruyor. Nihayet zirvedeyiz. Yorulduk. Bir yandan tipi devam ediyor. Kısa bir yemek molası ve sonrasında zirve fotoğrafı. Zirve fotografını çektirmek bile tipide bizi bayağı zorluyor.

Saat 14.20 sularında tekrar geldiğimiz yönden inişe geçtik. Ellerim iki eldiven içinde donuyor. Parmak uçlarımı hissetmiyorum. Çok korkunç. Gruptan başka arkadaşlarda parmaklarını hissetmediklerini söylüyor. İndikçe güneş bizi tekrar hatırlıyor ve o sıcak yüzünü bizlere gösteriyor. Yavaş yavaş ellerimiz ısınıyor, çenelerimiz açılıyor. Konu edebiyat ve KAFKA. Adil Beyin edebiyat bilgilerinden faydalanıyoruz.

Ohhhh sohbet, fotoğraf çekimleri, kartopu savaşları. Çok mutluyuz. Rotamızı tamamlamak üzereyiz. Bu arada Ziya Bey; Aydan ve benim için iki dakikalık ekstra bir mola daha veriyor. Ne bonkör değil mi? iki dakika gibi uzun zamanda keyif yapıyoruz, bir şeyler atıştırıyoruz.

Işık dağının büyüleyici güzelliğinin, ormanın, bir günde yaşadığımız farklı dört mevsimin, her birini ailemizin bir bireyi gibi hissettiğimiz Madadost'lularla birlikte olmanın tadını çıkara çıkara rotamızın sonuna yaklaşırken; Engin Hocam "Yüksel Beyin Ağrı tırmanışını başarıyla tamamladığını ve o an için 4200'e çadırına ulaştığı" bilgisini bizimle paylaşıyor. Tabii ki Yüksel Beyle gurur duyuyoruz hepimiz. Saat 16.20 sularında aracımıza ulaşıyoruz. Faaliyeti erken bitirmiştik. Bu nedenle Kızılcahamam'da mola veriyoruz. Kızılcahamam pazarından yerel yiyecekler alıyoruz. Limonlu çayın lezzeti ve sıcaklığı ile günü tamamlıyoruz.

Tekrar dağlarda, doğada, güneşle birlikte olmak üzere sevgiyle kalın.

Faaliyetteki 17 Madadost'lu ve Adil Beye KAFKA'nın aşağıdaki sözünü armagan ediyorum.

Günün Sözü : "Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamaktır MUTLULUK" F. KAFKA

Menşure ÇALIŞKAN
Faaliyet Raportörü
11 Şubat 2014-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya