BAHARIN İLK GÜNLERİ / AYIN SON HALLERİ İdris Dağı Yürüyüşü - 23 Mart 2014 Pazar

Gece, açık havada, ayı yarım ay konumunda izleyip, mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklıktaki sabaha uyanmıştım. Hava ve Su her yıl olduğu gibi, birer hafta arayla şubat ayında, bahar müjdelerini almış, mart ayı başlarında da toprak, cemreyi karşılamıştı. Sıra, Madadost ile Baharın buluşmasındaydı artık. Hava, Su, Toprak ve İnsan; o gün GÖLKÖY- İDRİS DAĞI- YEŞİLDERE parkurunda baharı yaşayacaklardı doyasıya.

Maliye Bakanlığı önünde, saat 08.00'de 17 doğa dostu buluştuk. Bu şen buluşmaya bahar güneşi de gün boyu ısıtan ışınlarıyla eşlik edecekti.. Baharın ilk sabahlarındaydık ve bir uyanışı izlemek için yola çıkmıştık.. Madadost çantasında, onyedi doğa dostu için uğur böcekleri ve uslarımızda yer etmiş bahar dizeleri vardı. Engin Alkan’ın tuttuğu çantadan seçtik bahar dizelerimizi :

Kah, Orhan Veli’nin duygularını yüklenerek çıkmıştık yola:

“Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.”

Kah Nazım Hikmet’in:

“ve ben
neden
bahar geldi de hâlâ
muşambası kopuk
kara bir koltuk
gibi oturmaktayım?
Kasketini kendi kendine giydi kafam,
fırladım matbaadan
sokaktayım .”

Kah, baharı dizelerinde yaşatıp bahara açılamayanlar için yoldaydık;

“Ben her bahar aşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun… İstemek de güzel.”

Can Yücel

Kah, ruhumuzu azdırmasına izin verip yoluna girivermiştik baharın..

“iyisi mi, hiç azdırma ruhumu bahar... 
İŞ açma başıma... 
Git işine! 
Yoldan çıkarma beni”

Can DÜNDAR 

Doğadaki uyanışı güzel havada tüm çıplaklığıyla görecektik, Melih Cevdet Anday gibi :

“Hava ne kadar güzel öğretmenim
Yollar ağaçlar kuşlar ne kadar güzel
Yeryüzü pırıl pırıl öğretmenim.
Gizlisi saklısı kalmamış dünyanın
Nesi var nesi yoksa dökmüş ortaya
Bütün bitkiler, bütün hayvanlar, bütün taşlar”

Sevdiğim insanların arasındaydım, baharın içindeydik hep birlikte.. bana düşen dizeleri okudum yüksek sesle :

“……..
İnsanların içindeyim, seviyorum insanları
Hareketi seviyorum,
Düşünceyi seviyorum.
Kavgamı seviyorum
Sen bahar içinde bir insansın sevgilim
Seni seviyorum.”

Nazım Hikmet

Ziya Arif Ateş’in liderlik yapacağı yürüyüşümüzde, Adil Yazıbakan ‘lider yardımcılığı’; Engin Alkan da ‘artçı’lık yapacaktı. Bir kapıdan geçtik. (sahi adı var mıydı? Nereye açılıyordu?) Saray ve Akyurt arasındaki bir dinlenme tesisinde 20 dakika kadar kahvaltı ve ihtiyaç molası verdik. Kalecik ilçesi Gölköy topraklarına ayak basışımız ile çamura merhaba der ve çamur tarafından uğurlanırdık her defasında.. bu kez öyle olmadı, saat 10.00 surlarında yürüyüşe başladığımızda çamur yoktu..

İdris dağı eteklerindeki ilk molamızda, ısınma hareketleri eşliğinde on yedi doğaseverden yeni katılanları tanıdık. 21 Şubat 1970 tarihinde gerçekleştirilen ve dünya dağcılık yazınına da girmiş olan, Ağrı Dağına ilk yerli kış tırmanışında, zirve başarısını, eski Dağcılık Federasyonu başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör ile birlikte yaşayan Metin Öz, en deneyimlimiz olarak aramızdaydı. Büyük Ağrı zirve deneyimi ile Neriman Karakaş; Küçük Ağrı zirve deneyimi ile de Türkşan Karatekin, Yönetim Kurulu üyemiz Zeliha Ercan’a eşlik eden diğer iki bayan olarak yürüyüş boyunca; kar, çiçek, masmavi gökyüzü ve güneşi daha bir iyi hissettirdiler bize..

Keçi sürülerine eşlik eden bakımlı bir Kangal Köpeği, sürüsünü koruma içgüdüsü ile soluğu artçımız Engin Alkan’ın yanında aldığında saat 11.45 idi. İlk kez tırmanış yapan Burak Konuk kendisini güvende hissettiren bir savunmaya tanıklık etti. Zirveye üçyüz metre kala başlayan kayalar ve çarşaklardan geçerek, saat 13.00 surlarında yine kayalardan oluşan zirveye ulaştık. İlk zirveyi tadan Burak Konuk “çıtır” dayan kayalara ilk dokunan oldu.

Güneş ve masmavi gökyüzü eşliğinde, 25 dakika boyunca, 1985 metre yüksekliğindeki zirvede kaldık, dinlendik.. Engin Alkan, uğur böceklerini, evlerinde ziyaret ederek o kadar uzun süre misafir kaldı ki neredeyse Mehmet Günerdem tarafından evden getirilen o, nefis kabak tatlısının tadına bakamamış olacaktı. Zirveyi, zirvedeki Madadostluları, ufuk çizgisine kadar uzanan doğayı , baharı ve uğur böceklerini fotoğrafladık.

Saat 13.20 itibarıyla tekrar Elmadağ yönünde Yeşildere’de bizi bekleyen araca doğru yola çıktık. İdris Dağı’nın arkasındaki dağa kadar olan yürüyüşümüz zirve yüksekliğinde ve yer yer kar üzerinde geçti.. Eğlencemizi doruğa çıkaran kar üzerinde ikiyüz metre kadar yürüdük.. karı ilk ensesinde hisseden Murat YÜKSEL oldu sonra da ben.. Ellerindeki kar toplarıyla Neriman ve Türkşan Hanımların kahkahaları zirvelerde yankılandı. Karlar havaya savruldu.

Köstebeklerin henüz kabarttığı toprakların arasından geçerken, Yeşildere vadisine doğru koşan tavşanı gördük. Çeşme başına yanaşmış aracımıza ulaştığımızda saat 16.30 olmuştu. Dopdolu bir gün geçirmenin keyfiyle aracımıza doluştuk yeniden. O akşam ay, yarımaydan son dördün’e dönmeye başlamıştı. İdris dağı etkinliğini kaleme aldığım bugün ise ay göstermiyor yüzünü..

Köroğlu tırmanışında buluşuncaya kadar hoşça kalın “Madadost”ça kalın!!

Ahmet KAYA
Faaliyet Raportörü
31 Mart 2014-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya