Beypazarı Depel Yürüyüşü - 28 Aralık 2014 Pazar

Madadost'un düzenlediği ve 2014 yılının son doğa yürüyüşü olan Beypazarı Depel Geçişi için sabah 06:35'de yola çıkıp, saat 06:45'de aracımızın hareket edeceği Sezenler Sokağa ulaşıyorum. Hemen hemen herkes gelmiş ve buradan araca katılacak son birkaç kişi de geldiğinde saat 07:00 sularında hareket ediyoruz. Yoldaki duraklardan aramıza katılanlar oluyor ve bizler 18 kişi olarak Beyapazarına doğru devam ediyoruz.

Çok güzel güneşli bir hava, güzel dostlar ve güzel sohbet sonrasında Beypazarı Mevlana Lokantasındayız. Burada kahvaltı ve ihtiyaç molası veriyoruz. Önerilen ormancı (benim tabirimle oduncu) çorbalarımızı içtikten sonra, sıra ödemeye geldiğinde cüzdanımı evde unuttuğumu farkediyorum. Bu başıma ilk defa geliyor. Çorbanın parasını Ziya abiye ödetip, üstüne bir de Türkşan'dan 50 TL koparınca yüzüm gülmeye başlıyor. Kahvaltı sonrası Köst Köyüne hareket ediyoruz. Dışarıda pırıl pırıl güneşli bir hava var ve bu havayı gördükten sonra karlı bir yürüyüş yapacağımızı söyleyen Adil Abinin söyledikleri bizlere pek inandırıcı gelmiyor. Başören-Köstköy yolunu takip ederek Doğanyurt'u da geçtikten sonra aracımız tepelere doğru tırmanmaya başlıyor. Yaklaşık 20 dakikalık bir yükselişten sonra Dımbılca'ya ulaşıyoruz.

Kısa bir hazırlıktan sonra saat 10:00 sularında yürüyüşümüze başlıyoruz. Hava çok soğuk değil ve yürüyüş için ideal. Uygun bir yere geldiğimizde Ziya abi sabah sporunu yaptırıyor. Sonrasında klasik tanışma faslı ve yürüyüşe devam. Yükseldikçe hava inanılmaz derecede değişmeye başladı. Birdenbire etrafımızı kalın sis bulutları kaplıyor ve kuvvetli bir rüzgar bizi dövmeye başlıyor. Yürüyüşümüze devam ediyoruz ancak haliyle hemen hemen herkes çok üşüyor. Herkes çantasında getirdiği yedek kıyafetleri birer birer kullanmaya başladı. Aşağılarda pırıl pırıl güneşi gören hiç kimse böyle bir hava beklemiyordu doğrusu.

Yürüyüş inanılmaz soğuk ve rüzgarlı bir ortamda gerçekleşiyor. Nihayet zirveye ulaşıyoruz. Bu soğuk havada zirvede mola verip yemek yeme şansımız hiç yok. Fazla beklemeden zirve fotografı çektiriyoruz ve yine geldiğimiz yoldan geriye doğru inişe geçiyoruz. Mola verip yemek yiyebileceğimiz uygun bir yer bakıyoruz ama malesef rüzgarsız bir yer bulmak mümkün olmuyor. Bu arada Türkşan sağ ayağında hissettiği kasılmalardan dolayı yürümekte zorlanıyor. Hemen ona yardımlar yapılıyor en öne alınıyor ve inişe devam ediyoruz. Çıkarken nefes nefese kaldığımız dik yokuşları kolayca iniyoruz. Nihayet rüzgar almayan bir yer buluyoruz ve yemek molamızı veriyoruz.

Nigar hanımın annesinin yaptığı ve sabahtan beri benim çantamda taşıdığım fıstıklı üzümlü dolmayı çıkarttığımızda herkes bu güzel dolmalardan birer ikişer afiyetle yedi. Sıcak bir şeyler içtik ve tekrar inişe başladık. Bu arada arkamızdan gelen bir araç sesiyle irkiliyoruz. Milli park görevlileri olduğunu öğrendiğimiz araçtakiler yanımızda durup; bizleri uzaktan gördüklerini ve batonlarımızı da silah sanıp avlandığımızı düşünerek, bizlere müdahale etmek için yanımıza geldiklerini söylüyorlar. Aracın arkasında vurulmuş kocaman bir yaban domuzu var. İçimiz sızlıyor ama yapacak birşey yok maalesef. Uzaktan bizi görüp, batonları silah sanıp avlandığımızı düşünen zihniyete de başka bir şey diyemiyorum.

Hava iyice soğudu ve kalın sis tabakasından dolayı 25-30 metre önümüzü göremiyoruz. İndikçe sisten kurtuluyoruz ve aracımızı uzaklardan gördüğümüzde herkes yüzünde bir mutluluk ışıltısı beliriyor. Aracımıza ulaşıyor ve Beypazarına doğru hareket ediyoruz. Herkes üşümüştü. Beypazarı Mevlana okantasında yine yemek molası veriyoruz. Herkes sıcak çorbalara ve çaya saldırarak kendine gelmeye çalışıyor. Yemek sonrası Ankara'ya doğru yola koyulduk. Faaliyetin lideri Adil abi günün ısa bir değerlendirmesini yaptıktan kısa bir süre sonra herkes güzel bir uykuya dalmıştı bile.

Böyle bir ailenin ferdi olduğum için çok mutluyum. Beni bu güzel insanlarla tanıştıran Engin Hocaya özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca bu faaliyetin rehberi Adil Abi, artçısı Ziya Arif Hoca, dolmalardan Nigar hanım, muska pestillerinden dolayı Selma Hanım özel olarak teşekkürü hak ediyorlar.

Son söz olarak; Hoşçakalın, Dostça kalın, Madadostça kalın.... (Mustafa Karabulut repliğidir) (çalıntıdır) (çalan yavuz hırsız)

Hakan BALA
Faaliyet Raportörü
30 Aralık 2014-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya