Kazan Orhaniye Köyü-Güvenç Göleti Doğa Yürüyüşü - 13/01/2013 Pazar

Kulübümüzün Kazan Orhaniye Köyü-Güvenç Göleti arasında gerçekleştirilecek doğa yürüyüşü için aracımız 13/01/2013 Pazar sabahı Maliye Bakanlığının önünden saat: 08.00’de hareket ediyor. Aracımız beni Milli Kütüphanenin önünden aldıktan sonra istikametimiz İstanbul Yolu. Önce Carrefour'dan Yüksel Beyi, daha sonra Eryaman Göksu Park kavşağından Ziya Hocamı alıyoruz. Toplam sekiz kişiyiz. Sarayköy'de bir kahvehanede çay ve kahvaltı molası veriyoruz. Mola sonrası 09.30 da Kazan’a bağlı Orhaniye Köyüne ulaştık. Kısa bir hazırlıktan sonra yürüyüşe başladık. Aslında tırmanmaya başladık desem daha doğru olur. Köyün hemen arkasında dik bir şekilde yükselen ve köyün sırtını dayadığı yamacı -adı Çaltepe- tırmanıyoruz. Başlangıçta yağmur bize eşlik edince dik parkurun ortasında durup, yağmurluklarımızı giyiyoruz. Çaltepe ilginç bir tepe. Tırmandığımız her adımda enteresan fosil kalıntıları (deniz kabuğu, deniz yıldızı, sülük vb.) ile karşılaşıyoruz. Ayrıca yağmur dindi. Görüş alanımız rahatladı. Güzel manzara ile bu güzellikleri fotoğraflamamak olmazdı. Bizler de bu sırta bol bol fotoğraf çekiyoruz.

İki saatlik yürüyüş sonrasında birdenbire sis bastırıyor, göz gözü görmüyor. Sisle birlikte sert bir kar yağışı altında bölgenin en yüksek noktasına 1320 metrede bulunan mihenk taşına ulaşıyoruz. Burada her zamanki klasik grup fotoğrafımızı da çektikten sonra, artık inişe geçiyoruz. İniş rotamız dik bir kılçık hattı. Kılçığın bir tarafı tamamen karla kaplıyken, diğer tarafta tek bir kar yok. Kılçıkta 4-5 metre adrenalini yükseltecek mesafe var, sonrası rahat. Ancak yukarıdan bakınca Aliye Hocam buradan inmekten çekiniyor. Rotayı sırta nazaran nispeten daha rahat bir yöne çeviriyoruz. Buradan itibaren tamamen balçığa dönen çamurla boğuşuyoruz. Çamur o kadar kaygan ki, çoğu zaman sanki buzda yürür gibiyiz. İkide birde kayıp popo üstü oturuyoruz. Her yerimiz çamura boyandı. Adil abinin 600 TL'lik ayakkabısı bile çamura dayanamayıp, patinaj yaptıysa; bizim ayakkabılara söyleyecek sözümüz bile olamaz. Saat 13.30 sularında Güvenç Deresine iniyoruz. Derenin sularında ayakkabılarımızı temizlemeye çalışıyoruz. 14.00 sularında uygun bir yerde yemek molası veriyoruz. Sedat’ın termosta getirdiği tarhana çorbası, Aliye hocanın yöresel aperatifleri, Asuman hanımın meyve ikramı ve termoslardaki çay servisi ile güç toplamaya çalışıyoruz.

Mola sonrası vadi yatağını takip ederek Karyağdı Dağlarının eteklerinden Güvenç Göletine, kuzeye doğru dönüyoruz. Sırta yükseleceğimiz noktada offroad’cuların bölgeye getirip bıraktığını tahmin ettiğimiz araba lastikleri ile parkur yapmak için kullandıkları plastik şeritlerin bölgeyi nasıl kirlettiğine şahit olduk. Yürüyüşümüz saat 16.00’da Güvenç Göletine üstümüz başımız çamur içinde ulaşmamız ile son buldu. Ancak kimse şikayetçi değil. Herkes müthiş keyifli, çamurla boğuşmanın da kendine göre bir güzelliği var. Çeşmede temizlenmeye çalışıyoruz. Aramızda bıraktığımız temiz giysileri, ayakkabılarımızı giyip, Ankara'ya dönüşe geçiyoruz. Ve böylece güzel ve keyifli bir faaliyeti tamamlamış olduk.....

Tarık Bünyamin KAYA
Faaliyet Raportörü
16 Ocak 2013-Ankara

RAPORA AÇIKLAMALAR :

TDF tarafından düzenlenen Sarıkamış Allahüekber Şehitlerini Anma Tırmanışından, 08/01/2013 tarihinde yaklaşık 21 saatlik otobüs yolculuğu yaparak Ankara’ya geri döndük. Yorulduk. Döndüğümüz ilk günler hafta sonunu dinlenerek geçirmeyi planlarken; hafta sonu yaklaştıkça haftayı boş geçirmeyelim demeye başladık ve 10/01/2013 Perşembe günü öğleden sonra, yürüyüş rotasını belirleyip, gruba duyurduk. İlanın geç yapılmasından dolayı sayımız 8’de kaldı. Böylelikle küçük ve homojen bir grupla yürümenin farkını fark etmiş olduk. Orhaniye’nin eski adı Minaris ve bölge eski bir iç deniz olduğundan adım başı fosilerle karşılaşmak mümkün. Yükseldikçe manzara güzelleşiyoruz. Rotamızın doğusundaki vadiyi oluşturan Kızıldere’nin su seviyesi, bir gün önce yağan yağmurdan dolayı yüksek. Ankara’nın en yüksek noktalarından biri olan Karyağdı Dağı yürüyüşümüz boyunca karlı tepeleri ile bizlere eşlik ediyor.

Yürüyüş esnasında karşılaştığımız araba lastikleri ve plastik şeritler doğayı, sadece ve sadece doğayı sevdiğini söyleyen insanoğlu tarafından kirletildiğini ispatladı bizlere. Bunları gördüğümüz bölge bakir ve derenin başlangıç noktası. Madem getirdiniz, niye geri götürmeyip doğada bırakırsınız. Ne denilebilir ki?

Yürüyüş sonunda Tarık Beyin sürprizi bizleri yine şaşırttı. Getirdiği tatlılar, yorgunluğumuzun ilacı oldu. Kendisine bu ince düşüncesi için teşekkürler.

Yüksel ALPKAYA

  • Etkinlik Fotografları
  • ya