Kız Tepesi Yürüyüşü - 12 Mayıs 2013 Pazar

Bir süre ara vermek zorunda kaldığım doğa yürüyüşlerine tırmanış olarak tanımlayabileceğim bir faaliyetle geri dönmek tedirgin ediyordu. Geçmiş dönemlerden aklımda kaldığı kadarıyla da bayağı bir zorlu ve zevkli olacağını bildiğim için heyecanlanıyordum. Ön hazırlık olarak yaptığım birkaç günlük yürüyüşün verdiği güvenle 12 Mayıs Pazar günü her zamanki hareket noktamız olan Maliye Bakanlığı önüne gittiğimde hemen hemen herkes gelmişti. Birkaç dakikalık sohbetten sonra geç kalan arkadaşlarda geldi ve saat 07:40'da yola çıktık.

Güzergâh üzerinde buluşacağımız diğer arkadaşlarımızı aldıktan sonra görev dağılımının yapılacağı o tatlı anı heyecanla beklemeye başladım. Yüksel Bey rota hakkında bilgi verdikten sonra görev dağılımlarını yaptı. Bu arada bu ve bundan sonraki faaliyetler için yeni bir görev tanımlaması daha ortaya çıkmış, kulübümüzün yeni aldığı kafa kamerası ile tüm faaliyeti videoya çekecek arkadaşlar aranıyordu. Siftah tahmin edileceği gibi kulübümüzün en doğal ve tecrübeli dağcılarından birine verildi. Kameranın her türlü yönetim ve ayar yetkisini eline alan Yüksel Bey, taşıma ve kadraj yetkisini ise Adil Beye verdi. Yaklaşık 1 saatlik yolculuktan sonra yemek ve alışveriş için Beypazarı Mevlana Tesislerinde kahvaltı molası verdik. Buradan tekrar yola çıkıp yürüyüşe başlayacağımız noktaya geldiğimizde saat 10:20 geçiyordu. Birkaç dakikalık hazırlıktan sonra faaliyetimiz başlamış, Kız Tepesine ulaşmak için küçük kum tepelerinin kenarında yürüyorduk. Yaklaşık 15 dakika yürüdükten sonra ısınma hareketleri ve tanışma faslı için hemen bir çember oluşturduk. Isındık, tanıştık…

Isınma hareketlerinden sonra vadiyi geçerek yükselmeye başlıyoruz. Yükseldikçe manzara izlenmeye doyulmaz bir güzelliğe bürünüyor, fırsat buldukça fotoğraf çekiyoruz. (Gelecek seneki fotoğraf sergisi için hazırlık yapmak lazım tabi) Bu arada kameramanlık görevi verilen Adil Bey bir o tepeden bir bu tepeye, bir şu tepeden bir ötedeki tepeye koşturuyor, zaman zaman grubun içine sızarak tırmanışın nabzını yakalıyordu. Faaliyet boyunca dik olan iki tepeden birincisi karşımızda. Yüksel Bey tecrübeli arkadaşların arasına daha az tecrübeli arkadaşlarımızı serpiştirerek sorumlulukları dağıtıyor, zemin yumuşak toprak olduğu için kayma olasılığına karşı dikkatli olmamızı söylüyordu. Temkinli bir tırmanış sonrasında kazasız belasız ilk zirvemize saat 12:40'da ulaşıyoruz. Gözlerim büyük bir merakla beklediğim Anemon (dağ lalesi) tarlasını arıyor ancak daha sonradan anladığımız kadarıyla bu sene biraz erken olmuşlar ve bizi beklememişler. Neyse deyip birkaç adet lale ile yetiniyoruz ve fotoğraflarını çekiyoruz. Manzara o kadar mükemmel ki izlemekten ve fotoğraf çekmekten acıktığımı bile hissetmiyorum. Yüksel Beyin yarım saat yemek molası anonsuyla kendime geliyorum.

Bünyamin Beyin meşhur zirve sürprizlerini bilmeyen kalmamıştır herhalde. Ben kendimi zirveye taşıyamazken Bünyamin Bey 2 adet kavun ve herkese yetecek kadar çay bulunan termosu taşımış herkese ikram ediyordu. Ellerinize, ayaklarınıza sağlık.

Yarım saatlik yemek ve fotoğraf molasından sonra asıl adrenalin dolu ikinci tepeye, Engin Hocanın tabiriyle "Ramses’in Piramidi" ne, bir başka tabir ile "Tek Ağaç Tepesi" ne ulaşmak için yola çıkıyoruz. Karşıdan bakıldığında “yahu buraya nasıl tırmanılır*“ dedirten tepeye yine tecrübeli arkadaşlarımızın sayesinde tırmanmaya başlamıştık bile. Kısa bir yan geçiş yapılacak parkurda çıkış baya zorluydu. Zemin yumuşak toprak ve çok dik bir eğim, risk yüksek kaymak an meselesi. Oda ne!!! Bir arkadaşımız 3 kişiyi önüne katmış, toz duman içinde üzerime doğru kayıyor. Ömer Beyin önerisiyle hemen alternatif bir rota çizerek olay mahallinden uzaklaşıyorum. Eminim birçoğumuz için yürüyüşün en zorlu ve heyecanlı kısmı burasıydı. Burada tecrübeli dağcılarımız iterek, çekerek, zaman zaman kayarak ve sürünerek “hepimiz birimiz için“ felsefesini hayata geçiriyorlar...

Zorlu bölgeyi geçtiğimizde hepimiz toz toprak içinde savaştan çıkmış gibiydik. Sırt hattında düz ve rahat bir yere gelince kısa bir mola veriyoruz. Herkes rahatladıktan sonra zirve için yeniden yola koyuluyoruz. Bir süre daha tırmandıktan sonra "Tek Ağaç Tepesi" zirvesindeyiz. Arkamızda Çayırhan Baraj Gölü, üzerinde Nallıhan Köprüsü ve Kuş Cenneti manzarası ile herkes fotoğraf çekme yarışına giriyor. Fotoğraf çektikten ve soluklandıktan sonra iniş için uygun bir yerden yine aynı düzende inişe geçiyoruz. İniş yolu dik fakat zemin yumuşak olduğundan kayarak iniyoruz. Düz zemine geldiğimizde yağmur karşılıyor bizi. Yaklaşık 1 saat kadar yürüdükten sonra faaliyetimizi 17:30 da köye ulaşarak tamamlıyoruz. Köprü yanında ki çeşmede tozdan ve keneden arınma operasyonu başlıyor. Evet yanlış duymadınız, yürüdüğümüz ve mola verdiğimiz yerlerde faaliyet sonuna kadar bize eşlik eden keneleri, kendi anavatanlarında bırakma çabası içerisindeyiz. Tüylerimiz diken diken birbirimizi kontrol ediyoruz. Israrcı olan bazılarını ise Mevlana Tesislerinde verdiğimiz molada yapılan kontrollerde yakalayarak sınır dışı ediyoruz. Üzerimizi değiştirip çorbalarımızı içtikten sonra Ankara’ya hareket ediyoruz…

Saat 21:00 civarında Maliye Bakanlığı önünde benim için çok farklı bir doğası ve heyecanı olan faaliyetimizi sağ salim bitirip vedalaşıyoruz. Bu faaliyete katılan herkese teşekkür ediyorum.

Esin KÖSE ÖZMEN
Faaliyet Raportörü
15 Mayıs 2013-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya