Kızılcahamam Elören Doğa Yürüyüşü - 14 Nisan 2013 Pazar

Hafta içinde gitsem mi gitmesem mi diye düşünürken doğanın ve arkadaşlarımızın çağrısı baskın geldi ve pazar sabahı 08.00'de Maliye Bakanlığının önünden yollara düştük. Ara duraklardan arkadaşlarımızı da aldık ve en son olarak rehberimiz ve eşi arabanın ön koltuğuna yerleştiler. Çok mutlu görünüyorlardı bu koltukta oldukları için ama neden bilemiyorum. Kendilerine sormak lazım.)))

Ziya Bey bu hafta rotamızla ilgili bilgileri verdikten sonra rehber yardımcısı olarak Bünyamin Bey’i, artçı olarak Engin Bey’i tayin etti. Yalnız anlayamadığım artçılık konusunda da çok tartışma yaşandı. Sıra raportör seçimine gelince birden adımı duymamla uyanmam bir oldu.Hayııııııııııııır.

Kazan'da oldukça keyifli bir kahvaltı molası verdikten sonra rotamıza ulaşmak için yolun sol tarafında bulunan Mahkemeağacı, Alicin Deresi sapağından sola dönerek Karacaören’e doğru yol aldık. Hedefmiz 1650-1700 rakımlı bir tepeye tırmanarak Kızılcaören’e ulaşmaktı. Guzel manzaralar eşliğinde yolumuza devam ederken Karacaören’de İzci eviyle karşılaşmamızdan sonra Engin Hocam artık izciliğin zaten bizden geçtiğini, izci öğretmeni bile olamayacağımızı söyledi. Hepimizin Yaşlılar Haftası kutlu olsun sevgili arkadaşlar.)))))

Sazak, Saraycık köylerinden sonra Yeşilköy'de arabamız durdu ve yürüyüş hazırlıkları tamamlandıktan sonra 10.30 civarında yürüyüşe başladık. Güneş yukardan bizi selamlarken sol tarafımızda derenin çağıltıları, ormandan gelen kuş sesleri ile vadi tabanında ormanlık bir arazide yürümeye başladık. Dağ sümbülleri, son kardelenler, çiğdemler yolarımızı süslüyordu. Ara sıra rehberimiz Ziya Bey kısa nefes molaları vererek grubumuzu gayet güzel bir tempoda yürütmeye devam etti...Nedense herkes bu hafta çoğunlukla mavi rengi tercih etmisti. Huzur ve ferahlığın rengidir mavi..

Saat 12.30 civarında yemek molası verelimmi derken bir tepeyi aşmamız gerektiği için yemek molasını sonraya öteledik. Yavaş yavaş kısa nefes molaları vererek çıkışa başladık. Orman içinden yürürken, arazi sonbahardan kalan yaprakların oluşturduğu yumuşak bir dokusuyla kaplıydı. Bulutların rengi griye dönmeye başlamıştı. Çok geçmeden de yağmur hafif hafif atıştırmaya ve hava soğumaya başladı.. Yağmurluk giyilecek,yağmurluk giy… Aklımızdan yemeğimizi bu yağmurun altında nasıl yiyeceğiz soruları geçerken bir anda yağmur bulutunun içinden cıkmış olduk. Hala aşılacak olan tepenin yarısındaydık ve herkes acıkmaya başlamıştı. Yağmur riski de göz önüne alınarak 14-14.30 civarında yemek molamızı verdik.

Yemek molası sonrasında yolcu yolunda gerek diyerek tekrar tırmanmaya başladık. Tırmanışımıza zaman zaman yılın son karlarında ayak izimizi bırakarak devam ettik. Kısa bir nefes molası sırasında bir anda birileri “Köfteeeee“ demeye başladı… ”Haydi Köfte yiyelim, köfte yiyelimmm”.. Ama kim olduğunu bilemiyorum. Belki basın muhabiri arkadaşımız Mustafa Bey’in çektiği videolarda vardır. Seyretmek lazım..))) Parkurun uzunluğu ve hava durumu rehberimiz tarafından değerlendirilerek ve çoook yoğun kamuoyu baskısıyla istikamet Kızılcahamam ve Yaşar usta’nın yerine doğru çevrildi. Soğuksu Milli Parkında arabamız bizi bekliyordu.

Zaten saat 16.00-16.30 civarında başlayan yağmur yaklaşık 2 saat boyunca peşimizi son bir kilometreye kadar bırakmadan yürüyüşü bizimle birlikte tamamladı. Daha ne olsun. Doğanın 5 halini yaşamış olduk. Adı bahar oldu, güneş oldu, yağmur oldu, çiçek oldu, rüzgar oldu, en önemlisi arkadaşlık oldu, keyif oldu…

Yaşar Ustanın yerine girdiğimizde sıcacık soba, üstünde çay, bazlama ekmeği, tereyağı bal, köfte, sinide salata….Ohhhhh süper bir yürüyüşün sonunda bu keyfin yaşanması da güzel oluyormuş. Çok yaşayın Ziya Bey… Bu güzel etkinlik için öncelikle Ziya Bey’e ve tüm katılımcı arkadaşlara teşekkür ederim. Sizlerle olmak çok keyifliydi.

Ayşegül ALTIOK
Faaliyet Raportörü
17 Nisan 2013-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya