Kızılcahamam İğdir Köyü Hıdırdede Tepesi Doğa Yürüyüşü - 20/01/2013 Pazar

ROTA : Kızılcahamama bağlı İğdir köyünden başlayıp, Hıdırdede Tepesini (1690 mt) aşıp Ortaköy Deresini takip edip Tekke Köyü yolu üzerindeki çeşmede bitirilecek olan faaliyetimiz kuş uçumu 11 km dir.

Merhaba Doğa Sever Dostlar

Yine güzel bir Pazar sabahına Merhaba diyerek saat 08.25’de Batıkent jandarma Kavşağında ekibe katıldım. Şoförümüz Mehmet Bey yakıt ikmalini de yaptıktan sonra Eryaman Kavşağı’ndan da son katılımcıların binmesiyle ekip tamamlandı. Yüksel hocam her yürüyüş öncesinde yaptığı gibi yürüyüşle ilgili açıklayıcı bilgiler verdi, gerekli uyarılarda bulundu ve faaliyetin görev dağılımını açıkladı. Buna göre Yüksel hocanın yardımcılığını Zeliha ERCAN, artçılığı Bünyamin KAYA, artçı yardımcılığını ise Mustafa KARABULUT yapmakla görevlendirildi. Bu arada, Ben ve Adil Bey tüm faaliyet boyunca ekibe yeni katılan iki genç öğrenciyi kollayıp, gözetim altında tutmakla görevlendirildik.

Ancak herkesin beklediği faaliyet raportörü açıklanmadı. Günün en rahat kişisi önceki faaliyetin raportörü olan Abidin Bey idi. Bacak bacak üstüne atıp, rahat tavırlarla kimin raportör olacağı konusunda şakalar yapıyordu. Bu konuşmalar devam ederken Kazan’a gelmiştik bile. 19 Kebap’ta mola verdik ve çorbalarımızı ve çaylarımızı içtik son eksiklerimizi tamamladık. Kahvaltı sonrası tekrar yola koyulduk. Hala raportör açıklanmadı ama galiba piyango bana vuracak. Öyle hissediyorum. Kurt Boğazı barajı sağımızda bir süre bize eşlik ettikten sonra İğdir Köyü yoluna döndüğümüzde; Yüksel Bey'den beklenen açıklama sonunda geldi. Piyango bana çıktı ve raportörlük görevi bana verildi. Hiç şaşırmadım hatta bekliyordum. Bu nedenle sabah evden çıkarken kağıt kalem bile almıştım.

İğdir Köyü çıkışında, İğdir Göletine giden yolun başında araçtan ayrıldık. Batonlar açıldı tozluklar takıldı. Bir gün önce yağan kardan dolayı her yer bembeyaz. Hava açık olduğundan manzara da süper. Ancak faaliyetin ilerleyen saatlerinde iz açmak için öne geçtiğimde karın göründüğü kadar şirin ve masum olmadığını anlayacaktım. Ben karın bizi bu kadar zorlayacağını hiç düşünmemiştim bile. Tecrübe. Bu arada Asuman Hocam getirdiği iki öğrencisine, o sıcacık öğretmen şefkatiyle kendi elleriyle tozluklarını taktı. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra saat 09.50 de yürüyüşe başladık. Herkes sırasını aldı. Önde Yüksel Hoca, hemen arkasında lider yardımcısı Zeliha Hanım, Zeliha Hanımın arkasında ise iki yeni öğrencimiz ve Asuman Hanım ile diğer arkadaşlar; en arkada ise artçılar Bünyamin Bey ve Mustafa Bey yerlerini almışlardı. Tüm yürüyüş boyunca bu sıralama hemen hemen hiç bozulmadı. Arada sırada sırada karışıklık olduğunda hemen "herkes sırasına" uyarıları geliyordu. Kollektif bir sinerjiyle çalışan makinenin parçaları gibiydik sanki. Tıkır tıkır işleyen bu makinenin herhangi bir parçasının yeri değiştiğinde, makinenin çalışma ritminin bozulacağını bilen Yüksel Hocam katılımcıları grubun içine öyle bir dağıttı ki, makinaın temposu tüm yürüyüş boyunca hiç düşmedi.

Köyün hemen çıkışında İğdir Göletine uzanan sırt hattına doğru dik bir tırmanışa başladık. Sağımızda meşelikler yükseliyor, solumuzda ise iğdir deresi bize eşlik ediyor.Saat 10.10 da vucutlarımız ısınmaya başlayınca, üstümüzdeki fazla kıyafetlerden kurtulma uyarısı geldi. Kısa bir süre daha tırmandıktan sonra ulaştığımız düzlükte her faaliyetin klasikleri haline gelen ısınma hareketlerini yaptık ve tanışma faslı. Her birimiz birbirimiz önceki faaliyetlerden çok iyi tanımamıza rağmen, her seferinde tanışma fasıllarında birbirimizin bilmediği taraflarını öğreniyoruz. Bu arada Yüksel Hoca uzaklardan sivri tepeleri ile görünen dağları bizlere tanıttı. Doğu yönünde, uzaklarda Mire Dağı bütün heybeti ile çok net görünüyordu. Güneydoğu yönünde önceki hafta eteklerinde yürüdüğümüz Karyağdı Dağları, güneybatımızda ise önümüzde dimdik yükselen Hıdırdede Tepesi (1690 mt) karşımızda duruyordu.

Rutinler tamamlandıktan sonra tekrar tempolu bir şekilde yürüyüşe başladık. Zeminde kar kalınlığı 10-15 cm olduğundan hiç zorlanmadan yürüyorduk. Saat 10.55'de İğdir Göletine ulaştık. İğdir Göletini solumuza alarak meşeliklerle kaplı tepede yükselmeye başladık. Gölün üzeri ince bir buz tabakası ile kaplı. Çamlarda kaplı tepeden sırtları takip ederek, rotamızı dere yatağına yönelttik. Dere yatağında kar kalınlığı 20 cm bulmuştu. Saat 11.45'de küçük bir su molası verdik. Ekibe çabuk uyum sağlayan öğrencilerin hiç sesi çıkmıyordu. Bu arada önlerde yürüyen Adil abi "öndekiler hiç konuşmadan, sadece yürüyor. Arkanın sohbetinin iyi olduğu söyleniyor" diyerek grubun arkalarına doğru kaytardı. Arka taraflarda Çorum Leblebisi hakkında iyice koyulaşan sohbete dahil oldu. Bu arada Zeliha Hanım kendini lider yardımcılığına öylesine kaptırdı ki; düştü, yılmadı ayağa kalktı. Suluğunun kapağını kaybetti, önemsemedi. Önemli olan görevini layığıyla yapmaktı. Bu nedenle tüm faaliyet boyunca Yüksel Hocanın arkasından hiç ayrılmadı. Hepimiz yorulmuş ve acıkmıştık ki, Yüksel Hocam yürüyüşe başladıktan 3,5 saat sonra, saat 13.20 de yemek molası verdi. Yaklaşık 30-35 cm karda herkes kendine bir yer açmaya çalıştı, kimi yağmurluğunu açıp karın üzerine oturdu, kimi ayakta dinlenmeye çalıştı. Çıkınlar açıldı. Ben şanslıydım. Bünyamin Bey ve Mustafa'ya yakın bir yere konuşlanmıştım ve her zamanki gibi onlarda sıcacık çay vardı. Bir Bünyamin Bey'den, bir Mustafa'dan çay aldım ve karda yorgunlukla çay içmenin keyfini doyasıya yaşadım. Bu molada kar insanların hareket kabiliyetini azaltınca, herkes sadece kendi yakınında konuşlanmış kişilere ikramlarda bulunabildi.

20 dakika sonra saat 13.40'da Yüksel Hocam hareket ediyoruz dediğinde çoktan yürümeye başlamıştı bile. Karda öyle hadi deyince toparlanamıyorsun. Yüksel Hoca arayı 100 metre kadar açınca bizler ara daha fazla açılmasın diye hızla peşinden hareket ettik. Çünkü bir arayı açarsak Yüksel Beyi yakalamak mümkün olmayacak. Bu arada karışan sıra düzenlendi, herkes kendi yerine geçince tempo yine rutine bindi. İğdir deresinin kuzey kanadında yükselen Hıdırdede Tepesini (1690 mt) tırmanmaya başladık. Burası meşelik ve tepenin kuzey yüzü olduğunda kar kalınlığı yarım metreyi buluyor ve öğleden sonrasının sıcaklığı ile kar yumuşamış. Bastığında dizlere kadar kara gömülüyorsun. Yüksel Bey önden iz açıyor. Yorulunca bir süre sonra Adil Abi iz açmak için öne geçti. Yüksel Bey bile yorulduğuna göre, işte o zaman anladım önde karda iz açmanın zor olduğunu. Hıdırdede Tepesinin altından güneye doğru kavis yaptık, bozulmamış bembeyaz karlarla kaplı kocaman bir düzlüğe ulaştık. Manzara muhteşem. Kurtboğazı Barajını arkamıza fon yaparak klasik Madadost flamalı ve Türk Bayraklı fotografımızı çektiriyoruz. Buradan itibaren Eftal Hocamın yeğeni Eralp ile Ben iz açmak için öne geçiyoruz. Şimdi iz açıcı olarak Adil abi, Yüksel hocam ile birlikte dört kişi olduk. Sırayla iz açıyoruz. Dizlere kadar gömülen karda tozluğumun üzerinden aşan karlar çoktan pantolonumu ıslatmıştı. Saat 15.15’de yukarıda bulunan çeşmeye ulaştık ve Kazan uzaktan görüş alanımıza girmişti. Çeşmede kısa bir soluklanmadan sonra tekrar hareket ettik ama herkes artık yorulmaya başlamıştı. Çünkü yemek sonrası hemen hemen hiç mola vermeden yürüyorduk.

Hıdırdede Tepesinin sırt hattını aşıp, çamlarla kaplı Ortaköy Deresine girdiğimizde güneş batıdan son kızıllıklarını üzerimize bırakarak batmaya başlamıştı. Burası faaliyet boyunca en güzel fotografları aldığımız yer oldu. Buradan rotanın bitiş noktası olan Tekke Köyüne giden asfalt yol görünüyordu. Yüksel Hocam bizi bekleyen şöförümüzü arayıp, ineceğimiz noktayı tarif etti. Bir süre daha yürüdükten sonra saat 17.15 de yola çıktığımızda, aracımız bizi bekliyordu. Yürüyüşümüz 7,5 saat sürmüştü ve herkes sıkıntısız ve mutlu bir şekilde faaliyeti tamamlamıştı.

Yine batonlar kısaltıldı, tozluklar çıkarıldı, ıslak kıyafetler değiştirildi. Arabaya bindiğimizde o koltuğun rahatlığını tarif edemem size. Kazan’a doğru yola koyulduk kısa bir yolculuğun ardından sabah çorba içtiğimiz 19 Kebap’ta çaylarımız içtik. Rahat bir yolculuktan sonra Ankara'ya ulaşıp, faaliyeti sağ salim bitirdik.

Adnan KANTAR
Faaliyet Raportörü
22 Ocak 2012-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya