İdris Dağı Geçişi - 24/03/2013 Pazar

Herkese Merhabalar,

İdris Dağı etkinliğimiz 24 Mart 2013 pazar günü, aracımızın saat 07.30'da Maliye Bakanlığının önünden hareketi ile başladı. Yoldan katılanlarla sayımız 16 kişi olduk. Rotamız Ankara-Kalecik ilçesine bağlı Gölköy. (Kuzey 40 Boylam 5 dakika 6 saniye 2 salise ile Doğu 33 Enlem 20 dakika 12 saniye 4 salise). Yolculuğumuz Veli ve Erkan'ın katkılarıyla güle oynaya geçti.

Gruptaki kişiler uzun bir aradan sonra karşılaşmanın heyecanı ve mutluluğu ile kendi aralarında sohbet ederken; etkinlik lideri Bünyamin Bey her etkinlikte grup liderlerinin yaptığı üzere, faaliyet hakkında bilgiler verip, uyulması gereken etkinlik kurallarını bizlere hatırlatıp, ardından İdris Dağının o meşhur hikayesini bizlere anlattı. İşte tam bu sırada ben (Ali CAN), Adil Beye yön tayini etmek için sol elimi yaklaşık koltuk seviyesinden 20 bilemediniz 25 santimetre kadar havaya kaldırmamla beraber; Bünyamin Bey’in, "Peki Ali Bey raportör sizsiniz" sesiyle irkilmem ve bu haftanın talihlisi olmam bir oldu. O an içimin yandığını, boğazımın düğümlendiğini, ne olduğunu anlamadan kötü birşeylerin vukuu bulduğunu hissettim. Ya, kem, küm, falan, filan, fakat gibi birtakım sesler çıkardığımı da hatırlıyorum ama; bu beni malesef raportörlükten kurtarmadı. Haftanın talihlisi ben olmuştum. Şunu kesinlikle belirtmek isterim, bana milli piyangonun amortisi bile bu kadar kolay çıkmıyor. Ardından Sayın hocamız Engin Bey’in artçımız olduğu açıklandı.

Ankara’dan yaklaşık 45 dakika uzaklıkta bir benzin istasyonunda sabah molamızı vererek çayımız ve çorbalarımızı içtik. Molamızın ardından tekrar yola koyularak önce Kalecik ardından Gölköy’e doğru yöneldik; Bu arada Ziya Bey’in müthiş yönlendirme yeteneği, ve Erkan'ın tabela okuyarak doğru yönü bulma çabaları çok işe yaradı. Saat 9:05 civarında tırmanışı yapacağımız Gölköy’e ulaştık. 10 dakikalık hazırlığın ardından; saat 09:15’te yukarıda belirttiğim koordinatlardan yürüşe başladık. Başlangıç rotamız çamurlu bir tarlalar arasında başladı. (Engin Bey, inanın bana gördüğünü yaz dediler onun için böyle yazıyorum, ben gözümde gözlüğüm böyle gördüm). 15 dakikalık bir yürüyüşten sonra çamurlu yolun sonundaki boş çayırlık alanda, Bünyamin Bey tarafından yaptırılan kültür fizik hareketlerinden sonra; söylemeden geçemeyeceğim en son hareketimizi Ankara havaları eşliğinde yaptık, iyice ısınmış, kaynar bir şekilde uzakta, yukarılarda görülen İdris Dağının zirvesine doğru yönelerek, tırmanışa geçtik.

Tırmanışımız sırt hattından yaklaşık 3 saat civarında sürmesine rağmen, Bünyamin Bey neredeyse hiç mola vermeden tırmanışa devam etti.(5 dakikadan kısa molaları mola olarak saymıyorum); Engin Bey artçılığı ısınma hareketlerinden sonra elden hiç bırakmayarak (tebrikler Engin Bey); Veli, Erkan hiç susmayarak; Adil Bey, Mustafa Bey, Selma Hanım, Menşure Hanım, Asuman Hanım, Ziya Bey, Adnan Bey performansları herkesi kıskandırarak; Ayşegül Hanım’a fotoğraf makinesinin pilleri bile dayanmayarak: Ben de, abi nasıl olduda raportör oldum diye düşünmeden bir dakikamı bile geçirmeyerek, saat 12:15’de; GPS’in 1834,6 m yükseklik gösterdiği (Kuzey 40 Boylam 4 dakika 19 saniye 8 salise ile Doğu 33 Enlem 18 dakika 7 saniye 6 salise) noktasındaki İdris Dağı zirvesine ulaştık.

25 dakikalık bir molada dinlenip, bir şeyler atıştırdık. Mola sonrası geldiğimiz yönün tam tersi istikamette Yeşildere'ye doğru hareketlendik. Kısa bir süre sonra dağdan ovaya doğru esmeye başlayan sert ve soğuk rüzgar hepimizi daha kalın giyinmeye ve kapanmaya zorladı. Bu esnada, yürüyüşün tekrar başlamasıyla beraber, önce sağ baldırıma ardından sol baldırıma inanılmaz bir ağrı girdi ve ben bu arıyı tanıdığım için içimden "eyvah bu yürüyüş nasıl biter" diye düşünmeye başladım. Yüzümdeki ifadeden anlamış olacak ki; imdadıma Engin Bey yetişti."önemli değil biz arkadan yavaş yavaş gideriz" diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyor. Kaslarım kasılıyor ve yarattığı ağrıyı nasıl geçireceğim diye düşünürken; ulvi insan, asıl mesleği kimyacılık olan ama simyayı’da bırakmayan; üfürükçü, mistik yetenek Veli kardeşim ortaya çıktı. Veli kardeşim dizimin üstündeki bir noktaya masaj yaparak ağrılarımı yok etti. Aslında bu kasılmalar uzun bir ara verdikten sonra yürümemin bacaklarımda yarattığı bir etkiydi. Veli'nin şifa dağıtan parmakları sayesinde kendime geldim ve hızlı bir yürüyüşle grubu yakaladık. Ardından Bünyamin bey, beni ikinci sıraya aldı. Tüm ekip arkadaşlarımın bana yardımcı olmaya çalışması beni derecesiz mutlu etti. İyiki hepiniz varsınız ve ben hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ederim.

Yürüdükçe açıldım ve daha rahat yürümeye başladım. Aslında böyle bir durumda, insan istemeden kendisini vurulacak bir ata benzetiyor; nitekim bu espriyi grupta bir arkadaşımız yaptı ama ben kimin yaptığını o anki acımdan dolayı hatırlamıyorum; gerçekten bu hissiyatın çok doğru olduğunu şu an bile söyleyebilirim. Yaklaşık 30 dakikalık bir yürüyüşten sonra, bir domuz sürüsü ve bir ceylan gördük. Vahşi yaşamın yakınında olmayı hissetmek grupta bu manzarayı görenleri biraz heyecanlandırmıştı. Liderimiz Bünyamin Bey’in bu kadar yürüyüşe gittim, ilk defa bu hayvanları görüyorun ifadesi de kayda değer bir anektot olarak rapora eklememe vesile oldu. Küçük ceylanın tepenin arkasına koşturarak, zıplayarak gitmesinin ayrı bir güzellik olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.

Tepeler tepeleri kovaladıkça, tepelerdeki kayalar Bünyamin Bey ve Mustafa Bey’in sohbetlerine konu oldukça; bu yürüyüş artık bitmeyeck gibi gelmeye başlamıştı. Dağın zirvesinden itibaren yaklaşık 3 saat kadar geçtikten sonra, Ziya Bey, Mustafa Bey, Adil Bey ve Bünyamin Bey yürüyüşü noktalayacakları yeri belirlediler. Saat 16:15 civarında aracımıza ulaşarak yürüyüşümüzü sonlandırdık. İlginç olan, Engin Bey’in yürüyüşümüzü noktaladığımız yeri sormak için askeri birlik girişine gitmesi ve orada bir öğrencisiyle karşılaşmasıydı. Dünya gerçekten çok küçük. Hiç ummadığınız yerlerde ummadığınız kişilerle karşılaşabiliyorsunuz.

Yürüyüşü sağlıklı bir şekilde başarmanın ödülü olarak araçta Bünyamin Bey profiterol servisi yaptı. Bu kadar yorgunluğun üstüne bu ikram bayağı işe yaradı. Aracımız yemek ve ihtiyaç molasında ise liderin çayla beraber yemek için hazırlattığı küçük yaş pastalar ağzımızı ikinci kez tatlandırdı. Mola sonrası Ankara'ya dönüşe geçtik ve saat 18:00 sularında Maliye Bakanlığı önünde etkinliğimizi sağ salim noktaladık,

Sevgili Madadost’lular; hiçbirşeyi kaçırmamaya çalıştım. Sizlere bu anları raporlamaktan son derece mutluluk duyduğumu söylemek isterim.

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın.

Dr. Ali CAN
Faaliyet Raportörü
27 Mart 2013-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya