Hasanoğlan Gelinkayası Doğa Yürüyüşü - 03/03/2013 Pazar

Herkese Merhabalar,

Yeşildere-Gelinkayası-Hasanoğlan doğa yürüyüşü için 03/03/2013 Pazar sabahı erkenden kalkıp akşamdan hazırladığım malzemeleri son kez kontrol ederek çantama yerleştirdim. Hava soğuk olur düşüncesiyle sıkı bir şekilde giyindim. Evin kapısını yavaşça kapatıp kendimi binadan dışarı attım. Dışarı çıkmamla birlikte ılık havanın yüzüme ve ciğerlerime temas etmesi beni inanılmaz mutlu etti. Hava yumuşak, ancak kapalı sanki yağmur her an yağacakmış izlenimi veriyordu.

Dolmuş durağında beklerken iş yerlerinin açılışını, ekmek arabalarının ekmek dağıtışını izledim. Hayat mücadelesi kimilerine tatil olan bu günde de olanca hızıyla devam ediyordu. İçimden onlara bol kazançlar dileyerek dolmuşa atladım. 15 dakika sonra saat 07:15’te buluşma noktamız olan Maliye Bakanlığı’nın önündeki taksi bekleme noktasına ulaştım. Ben geldiğimde Selma Aliye Hanım’ın benden önce gelmiş olduğunu gördüm. Selamlaştık. Daha sonra Yüksel abi ve Ziya abi de geldiler. Peşlerinden bizi Yeşildere’ye götürecek olan Şoförümüz Mehmet abi geldi. Sonrasında birer ikişer tüm katılımcılar buluşma noktasına ulaştı. Herkes araçtaki yerini aldı ancak bir kişi hala gelmemişti. Lider hemen onu cepten aradı. O beklenen kişi de 5 dakika içerisinde bize katıldı. Geç kalma sebebi tüm kırmızı ışıkların onu yakalamasıydı, böyle bir bahanenin sahibi ancak Adil abi olabilirdi.

Yoldan da birkaç arkadaşımızı alarak Cebeci-Mamak istikametine doğru yöneldik. Araçta Yüksel abi yardımcısını (Ziya abi), artçısını (Adil abi) ve raportörünü (yani beni) belirledi. Saat 08:10’da Kayaş’ı biraz geçince bir benzinlikte kahvaltıve çorba molası verdik. Ezogelin çorbası içtik. Çorba lezzetliydi, ancak çorbayı pek fazla beğenmeyen Adil abi ile aslında çorbanın gayet lezzetli olduğu konusunda kısa bir tartışma yaşadık. Yaklaşık yarım saat sonra tekrar yola çıkarak yürüyüşe başlayacağımız Eski Yeşildere köyüne ulaştık. Buradaki evler tamamen taştan yapılmış. Ayrıca yürüyüşe başladığımız vadinin koyu gri taş ve toprak yapısı insanı bambaşka coğrafyalara götürüyor.

Araçtan inip hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra saat 09.15 gibi "Tuzla Deresi" nin kenarından yürüyüşe başladık. 20 dakika sonra esneme hareketlerimizi yapacağımız düz bir zemine ulaştık. Isınma hareketlerini bitirdikten sonra hemen yola koyulduk. Düz bir yoldan başlayan etkinlik vadiye inilerek 1 saat içerisinde engebeli ve dik bir araziye kendini bıraktı. Saat 10:20’de "Ferakkilin Ağılı" nı geçtikten sonra, ulaştığımız kayalık ve küçük şelaledeki fotoğraf çekiminin ardından tırmanışa devam ettik. Buradan itibaren "Anlat Deresi" başlamakta ve artık yer yer dik ve yan geçişler yapıyoruz. Rotayı, gayet hızlı bir şekilde aşarken kısa nefes ve su molaları verdik. Yükseldikçe grinin itici tonu yerini daha bir boz renge ve kuzey yamaçlarındaki karların beyazlarına bırakmıştı.

Saat 11:00’de -tahminimce kayaların genleşmesiyle parçalanmış taşlardan oluşan- belki de parkurun en tehlikeli bölümüne ulaştık. Burada atılacak adımlara çok dikkat etmek gerekiyor. Hem aşağı yuvarlanacak taşlar arkadaşlar açısından tehlike yaratabilir hem de dikkatsiz basılacak bir adım özellikle bilek ve dizlerde kalıcı hasara yol açabilir. Bu kayalık parkuru hızlı bir şekilde bitirdik. Daha düz ve karlı olan rotamızdan hızla yükselmeye devam ettik. Küçük sıkıntılar yaşayan arkadaşlarımız için kısa içecek molası vererek artık iyice görünmeye başlayan “Gelinkayası” na doğru tırmandık. Ökse otunun ağaçları nasıl sardığını ve kuruttuğunu bazı ağaçlarda gözlemledik. Molaların ardından hedeflediğimiz tepeye ulaşıp, karlar üzerinde bir yan geçiş yaparak hedef noktamıza doğru yol aldık.

Bu arada güvenliğimiz için liderde ve artçıda bulunan telsizimizin frekansına giren ve kısa konuşularak haberleşmeyi sağlayan bu araçlarla ne kadar lüzumsuz konuşan hatta, birbirlerine Müslüm GÜRSES şarkıları dinleterek “Müslüm Baba ölmüş” diyen insanları bile duyduk.

Saat 12:15’te zirveye, Gelinkayası’na ulaştık. Altimetrelerde yükseklik 1895 ölçülüyor. Yarım saat mola veriyoruz. Bir şeyler atıştırıp, dinleniyoruz. Gelinkayası "Bilezik" te fotoğraflar çektiriyoruz. Saat 12.45'de Gelinkayalarının batı yönüne, "Hasanoğlan Deresi" ne doğru inişe geçiyoruz. Tırmanırken ağaçsız ve gri olan coğrafya, inişle birlikte karlı ve ormanlık araziye bırakıyor. Muhteşem renklerdeki insana huzur veren çiğdemlerin, güzellik abidesi kardelenlerin fotoğraflarını çekerek yola devam ediyoruz. Aşağılara indikçe eriyen karların oluşturduğu dereleri ve onların seslerini dinleyerek patikaları, yer yer yamaçları takip ediyorduk ki, arkadaşımız Gül’ün artçımız Adi abi’ye “Adil Amca” demesiyle ve aynı anda karda kayıp düşmesiyle bu dinginlik kendini gülüşmelere bıraktı. Adil abi bunun bir ceza olduğunu düşünmüş olacak ki “böyle düşersiniz işte” derken birkaç kişi daha kayarak yere oturdu. Adil abi bu arkadaşlarımızın da kafalarında “Adil Amca” söylemini düşündükleri için dillendirmeseler bile cezalarını çektiklerini düşünüyordu. Ormanlık alandan inerken yer yer kar battığından olası bir kazaya davet çıkarılmaması için dikkatle aynı izlere basarak inişe devam ettik.

Ağaçlık alandan aşağıya indikten sonra artık bizi dere kenarından bir yürüyüş bekliyordu. Geçit vermeyen noktalarda dereden bir o tarafa bir bu tarafa hoplaya-zıplaya, arkadaşlara yardım ederek, kimi zaman suya düşerek parkura devam ettik. Ara sıra güzel manzaraların arasında fotoğraflar çektik. Kısmen zorlayıcı geçişlerin ardından, araçların geçişine izin verecek düzlükteki patika yola ulaştık. Bu yolu takip ederek Hasanoğlan’ın yakınındaki taş ocağına vardık. Aracımız bizi orada bekliyordu. Saat 09.15’te başladığımız yorucu faaliyetimiz saat 16.30 gibi tüm ekip üyelerinin sağlıklı bir şekilde parkuru tamamlamasıyla yaklaşık 7 saat 15 dakikada tamamlanmıştı.

Yolda sadece kısa bir mola verdik. Mola sonrasında sağ salim Ankara’ya ulaşıp, evlerimize dağıldık.

Erkan SEVER
Faaliyet Raportörü
03 Mart 2013-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya