Alicin Deresi Yürüyüşü - 07 Nisan 2013 Pazar

Günler öncesinden doğa ile buluşma heyecanı beni sarmıştı. Sabah kalkıp hazırlıklara son kez göz atıp (Bu arada kızımızı da dil sınavına götürmek için hazırlıyorduk) evden çıktık. 08:15'de faaliyet başlangıç noktası olan Maliye Bakanlığının önündeydik. Ben yürüyüşlere alışkındım ama şehir dışında bu kadar uzun bir yürüyüşe ilk defa çıkıyordum. Katılımcılarla selamlaşarak araca bindiğim andan itibaren o huzuru, dinginliği ve sevinci yüreğimde yaşamaya başlamıştım bile. Araç 8:30'da hareket etti. Armada'dan ve Eryaman Göksu’dan binecekleri aldıktan sonra 9:00'da kahvaltı molası verildi. Çayımızı çorbamızı içip 9:30'da yola koyulduk.

Saat 09.50'de yürüyüşün başlayacağı noktaya gelip araçtan indiğimizde duygularım doruktaydı. Hava gerçekten çok güzeldi. Dağların tepelerin derenin güzelliği. Gelin tacına benzeyen çiçek açmış ağaçlar çok etkileyici idi. Sanki bir tablonun içinde yol alıyorduk. Muhteşem bir armoni, müthiş bir derinlik katılımcıların samimiyeti ve tüm bunlara eşlik eden Alicin Deresi Korosu vıraklayarak tabloyu tamamlıyordu.

Epey yürüdükten sonra yaklaşık 10 metre kadar yayılmış bir şekilde akan Alicin Deresinden karşıya geçeceğimiz söylendi. Bünyamin Bey su çizmelerini giyip taşları derenin içinden karşıya doğru döşedi. Bizlerde teker teker cambazlık yaparak gene arkadaşların yardımıyla karşıya geçtik. Birazdan düzlük bitti yamaca çıkmaya başladık gene her taraf çok güzel ahenk içindeydi ama biz şimdi doğanın öğretmen yüzünü görüyorduk. Bize işinize sahip çıkmazsanız başaramazsınız, dikkatli olmazsanız ayağınız kayar, nereye bastığınızı bilmezseniz kaderiniz derin uçurumlardır diye teorisi ve pratiği içinde dersler verdi. Dereye bakan yamaçlarda hemen hemen avuç içi kadar patikalarda biraz yürüyerek derslerimizi pekiştirdik. Doğada bizi hemen ödüllendirdi. Çok güzel bir düzlüğe çıktık orda bir iki baraka doğayla uyumlu tahtadan masalar vardı yorulmuşuz acıkmıştık da. ASKİ’nin su istasyonlarından biriymiş. Bize çok konuksever davrandılar. Çay ve Su ikram ettiler saat 13:30 olmuştu, demek yarım saat orada yemiş içmiş ve dinlenmiştik.

Tekrar yola koyulduk gene dereyi Bünyamin Bey ve Cevat Beyin yaptıkları köprü sayesinde geçtik. Karşıda bir zamanlar yaşamış bir eşkiya olan Alicin'in adını almış mağara ve manastırı gördük. Ve nihayet vadi bitti. Karşımıza sarp bir tepe çıktı. Liderimiz Engin Bey “Evet Arkadaşlar buradan geri döneceğiz” dedi ve bizde dönüş yoluna girmiş olduk. Dönüşümüz geldiğimiz yöne doğru aynı doğrultudaydı, ama bu sefer karşı yamaçlardan yürüyorduk. Çok güzel bir yürüyüş olmuştu. 17:45'de arabamıza binmiştik.

Bize bu imkanı sağlayan Madadost’a, liderimiz Engin Bey'e, köprüleri kuran Bünyamin Bey ile Cevat Bey'e, fotoğraflarımızı çeken Hakan Bey'e, Erkan Bey'e; güleryüz ve tatlı dilleri nedeniyle tüm katılımcılara teşekkürü borç bilirim.

Aynur YAZIBAKAN
Faaliyet Raportörü
03 Nisan 2013-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • ya