Kuruçay Aktepe-Kaletepe Doğa Yürüyüşü - 02 Eylül 2012 Pazar

2012-2013 Sonbahar-Kış etkinlik dönemine bu yıl 02 Eylül 2012 tarihinde 15 katılımcı ile gerçekleştirdiğimiz Kuruçay Aktepe-Kaletepe doğa yürüyüşü ile başladık. 02 Eylül 2012 Pazar sabahı saat 08.00 de Maliye Bakanlığının önünde toplanıp, Çubuk’a doğru hareket ettik. Çubuk’ta verdiğimiz kahvaltı ve çay molasında eksiklerimizi tamamladık. Son anda markete giren Adil Abinin arabada olmadığını aracımız 50 metre kadar hareket ettikten sonra fark ettik. Durup Adil Abinin gelmesini bekledik.

Yürüyüşe başlayacağımız Kuruçay Köyüne ulaştığımızda saat 09.45 idi. Daha önce gelmelerimizde tanıştığımız köylülerle kısa bir sohbet ve hazırlıktan sonra 09.50 de Aktepe’ye doğru vadiden tırmanmaya başladık. Parkurumuz orman içi ve dere yatağında devam ediyor. Kışın bele kadar kara batarak yürüdüğümüzde iki saatte ulaştığımız noktaya bu kez bir saatte ulaşıyoruz. Bu arada yaz döneminde yürüyüşlere ara veren arkadaşlardan temposu düşenleri öne alarak tırmanmaya devam ediyoruz. Aktepe dik ve kayalık. 3 saatlik tırmanış sonunda 1650 metre yüksekliğindeki Aktepe’nin zirvesine ulaştık. Karşımızda Kaletepe heybetli bir şekilde yükseliyor. Zirve rüzgarlı ve bizler terliyiz. Kısa bir dinlenme molası ve zirve fotoğrafı çekiminden sonra, Aktepe’den Kaletepe’ye doğru inişe geçiyoruz. İki zirveyi birbirine bağlayan sırt hattını takip edip, Aktepe’ye nazaran daha dik yükselen Kaletepe’ye tırmanmaya başladık. Yemek molasını Kaletepe’nin zirvesinde vereceğiz. Saat 12.45 de 1750 metre yüksekliği olan Kaletepe’nin zirvesindeyiz. Kaletepe’nin zirvesi Aktepe’nin aksine rüzgarsız. Hava açık ve güneşli. Manzara müthiş. Güneyde Çubuk Ovası, batıda Karagöl ve arkasındaki Kavak Dağı, kuzeyde ise Aydos Dağının manzarasını seyrederek dinleniyoruz. Tepenin kuzey yüzünün dikliği karsız olarak daha da belirgin ve bizler kışın bele kadar kara bata çıka bu zirveyi bu yüzden tırmanmıştık.

Saat 13.15 de Kaletepe’nin kuzeyinde bulunan Kuruçay Yaylasına doğru inişe geçiyoruz. Yaylada 5-6 ev var. Kışın gerçekleştirdiğimiz tırmanış esnasında köyde tanıştığımız Çoban Ali Dayı, eğer yazın gelirsek kendisinin yaylada olacağını söylemişti. Yaylaya doğru yöneliyoruz. Bizleri önce köpekler karşılıyor. Köpeklerin havlamasıyla evlerden birkaç insan silüeti dışarıya doğru merakla çıkıyor. Bunlardan birisi Ali Dayı. Birbirimizle hasretle kucaklaşıyoruz. Oğlu ve eşiyle birlikte yaylada kalıyormuş. Bizden sonra rahatsızlanmış ve kalp ameliyatı geçirmesine rağmen yine de yaylaya gelmiş. Bizlere koyun yoğurdu ikram ediyor. Yoğurdumuzu kaşıkladık, yayladan eksilen sularımızı tamamladık ve Ali Dayı ve ailesiyle vedalaşıp sırt hattından devam edecek olan rotamızı güneşin yakıcı sıcağından kurtulmak için değiştirip ormana doğru yöneliyoruz.

Ormanın içi sırt hattına nazaran daha serin. Devasa çam ağaçlarının arasındaki patikayı takip ederek yola iniyoruz. Yoldan Kuruçay’a yürümeye başladığımızda kış tırmanışında domuz avlarken tanıştığımız Mehmet Dayı ile karşılaşıyoruz. Mehmet Dayının yol kenarında bir bahçesi var ve yazın burada kalıyormuş. Bahçede erik, elma gibi meyve ağaçları var bizlere de ikram ediyor. Yol kenarlarında bulunan yabani erik ağaçlarından erik yiye yine saat 16.30 sularında aracımızın bizi beklediği Kuruçay Köyüne ulaştık. Kısa bir temizlenme faslı ve Ankara’ya dönüş başladı. Çubuk’ta yarım saatlik çay ve ihtiyaç molasından sonra saat 18.30 sularında sağ salim Ankara’ya ulaşıp faaliyeti tamamladık. Yeni dönemin ilk faaliyeti olmasından dolayı, özlemle ve keyifli bir faaliyet geçirdik. Herkes birbirini özlemiş, birbirlerine anlatacak o kadar çok şey birikmiş ki. Sohbet arabada da devam etti. Bundan sonra faaliyetlerin arasını hiç bu kadar uzun tutmamaya karar verdik.

  • Etkinlik Fotografları