Kız Tepesi Tırmanışı-01 Mayıs 2012 Salı

Bu yıl Madadost olarak 01 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramını dağlarda kutladık. Bu günün İşçi ve Emekçi Bayramı adı altında tatil ilan edilmesini fırsat bilip, geçen yıl keşfettiğimiz siyah gelincikler ve dağ lalelerini görebilmek umuduyla 18 kişilik bir grupla soluğu Kız Tepesinde aldık. Rotası ve derecesi zor olmasına rağmen etkinliğin duyurusunu yapar yapmaz yoğun bir taleple karşılaştık ve 17 kişilik kontenjanımız birkaç gün içinde doldu. Bu nedenle birçok arkadaşımızı reddetmek zorunda kaldık.

Aracımız Salı sabahı saat 08.00 de Maliye Bakanlığının önünden hareket etti. Ayaş’ta verdiğimiz çay ve kahvaltı molasında eksiklerimizi tamamladık. Beypazarından bize katılacak Ahmet Beyi aldıktan sonra, saat 10.00 da yürüyüşe başlayacağımız Çayırhan Kuş Cennetine ulaştık. Hava sıcak, yürüyeceğimiz rotada tek bir ağaç bile yok. Bölge tam anlamıyla çöl görüntüsünde. Herkes bu durumu göze alarak hazırlıklarını tamamlıyor ve saat 10.15 de Kız Tepesine doğru yürüyüşe geçiyoruz. Başlangıçta bir saatimiz kumulların kenarından Kız Tepesine yaklaşabilmek amacıyla yürümekle geçiyor. Kumullara tırmanmadan önce dar bir vadide açmış birkaç siyah gelincik görüyoruz. Geçen yıl bu bölgede tarla gibi açmış siyah gelincikler ve papatyalar henüz açmamış. Artık Kız tepesinin ilk kumullarını tırmanmaya başladık. Tırmanmaya başlamamızla birlikte birkaç arkadaş sıkıntı yaşamaya başladı. İlk kumulun tepesinde mola veriyoruz. Arkadaşlar dinlenirken, müthiş manzaranın keyfini çıkarıyoruz. Artık buradan sonra rotanın en dik iki noktasından birini tırmanacağız ve kılçık halinde Kız Tepesinin ana kütlesine bağlanan sırt hattına ulaşacağız. Zorlanan arkadaşları öne almamızdan dolayı tempomuz çok düştü. Zorlanan arkadaşlar geri dönmek istiyor. Belki nefesleri düzene girer umuduyla, kısa molalar verip, arkadaşların devam etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Böylece ilk dik parkuru tamamlayıp sırt hattına ulaştılar. Ancak bir bayan arkadaşımızın midesi bulanmaya başladı. Aslında önümüzdeki hafif yükselerek Kız Tepesinin ana kütlesine bağlanan kılçık görünümlü sırt hattı rotanın kolay bir bölümü ama arkadaşlar buradan geri dönmeye karar verdiler. Onları geri gönderdikten sonra, tırmanmaya devam ediyoruz. Kız Tepesinin ana kütlesine tırmanmaya başlamadan bir mola veriyoruz. Güneş iyice yükseldi ve bizleri cayır cayır yakmaya başladı. Arkadaşları bol bol su içmeleri konusunda uyarıyoruz. 65-70 derece eğimli ana kütleyi tırmanmaya başlamadan önce az tecrübeli arkadaşları tecrübeli arkadaşların kontrolüne verdik ve tırmanmaya başladık. Tırmandığımız zemin yumuşak ve kaymamızı önlüyor. Ancak yumuşak toprakta iz açmaya çalıştıkça, sıcağın etkisiyle ortalığı toz bulutu kaplıyor. 18 kişilik bir grubun daha güvenli ve rahat iz için zeminle yaptığı mücadeleden dolayı kalkan toz düşünüldüğünde, ortalığın ne halde olduğunu tahmin edersiniz. Yavaş ve dikkatli bir şekilde, önümüzdeki ve arkamızdaki arkadaşları kontrol ede ede saat tam 13.30 da zirveye ulaştık.

Kalkan toz bulutundan dolayı herkesin eli, yüzü ve elbiseleri toz içinde. Ancak zirvenin manzarası ve açmış olan beş on dağ lalesinin görüntüsü çekilen tüm sıkıntıları unutturdu. Saatlerdir çöl kumundan başka bir şey görmeyen grup üyeleri, savaştan çıkmış askerler gibi zirvedeki yeşilliklerin üstüne atıyor. Başlangıçta dağ laleleriyle kimse ilgilenmiyor. Öncelikle herkes karnını doyurup dinlenmeye çalışıyor. Biraz dinlendikten sonra grup üyeleri manzaranın güzelliğini farkediyor ve fotograf makinası olanlar çevrenin ve manzaranın güzelliklerini fotoğraflamaya başlıyor. Hava sıcak ama manzara güzel. Bu nedenle 14.30 kadar zirvede kaldık. Artık inişe geçme zamanı geldi. İnişimiz de çıkışımız gibi dik bir kılçık hattından olacak. Arkadaşları dikkatli bir şekilde inmeleri konusunda uyarıyoruz. Çünkü dikkatsizce atılacak bir adım kişinin kendisini uçurumun dibinde bulması için yeterli olabilir. Buradan sonra Kız Tepesini Tek Ağaç Tepesinin kütlesine bağlayan ince sırt hattını takip edeceğiz. Buralar diğer yerlere nazaran daha rahat. Ancak karşıdan incecik bir kılçık gibi görünen Tek Ağaç Tepesinin sırt hattı ürkütücü görünüyor. Herkes merak içinde ve oraya tırmanıp tırmanılmayacağını soruyor. Tırmanacağımızı söylüyorum. Herkesin yüzünde şaşkın bir ifade ve “burası nasıl tırmanılır” gibisinden bakıyor. Karşıdan bakıldığında tırmanılmaz gibi duran sırt hattına adım attıkça, karşıdan göründüğü kadar ürkütücü olmadığını tırmanmak için atılan her adımın sizi nerelere çıkarttığını fark bile etmiyorsunuz. Taaa ki dinlenmek için durduğunuzda nerede olduğunuzun farkına varıyorsunuz. Aşağılarda derin uçurumlar var. Şimdi kılçığın kilit noktasındayız. Burası sırt hattının tam ortasında çürük kaya yapısıyla küçük bir kaya kütlesi. Çürük yapısından dolayı üstünden geçmek mümkün değil. Sağı ve solu ise derin ve dik uçurumlar tarafından kesilmekte. Burası sanki Erciyes Hörgüç Kayasının miniği gibi. Geçen yıl burayı sağa doğru yan kesip, daha sonra uygun bir noktadan dik bir şekilde sırt hattına ulaşarak geçmiştik. Ancak yan geçiş bizi çok zorlamıştı. Bu yıl kayanın solundan yan geçip, daha sonra dik bir şekilde sırt ulaşmayı planlıyoruz. Allahtan toprak yumuşak ve kolaylıkla iz açılabiliyor ve kaymamızı engelliyor. Yan geçiş ve sırt hattına ulaşmak için yaptığımız dik çıkış esnasında yoruluyoruz, hırpalanıyoruz. Yine her yer toz duman içinde, Elimiz yüzümüz, tozdan görünmüyor. Rotamız çok dik ve bazı yerlerde yükselirken çok zorlanıyoruz. Nihayet tekrar sırt hattındayız. Sırt hattında mola verdik ve arkadaşlar nefes almaya çalışıyor. Hattın ucunda görülen piramit gibi yükselen kaya kütlesini geçen yıl geçtiğimiz noktadan daha rahat geçebileceğimiz bir yer bakıyoruz. Yaptığımız kısa bir keşiften sonra geçen yıl geçtiğimiz noktanın en uygun nokta olduğuna karar veriyoruz. Bu noktayı da dikkatli bir şekilde aşıyoruz. Artık rahatız.

Saatlerdir ilk defa bu kadar düz ve rahat bir parkurda yürüyoruz. Tekağaç Tepesine ulaştığımızda gördiğimiz ilk ağacın gölgesine kendimizi atıyoruz. Sırt çantalarımızda güneşin sıcağıyla iyice kaynar hale gelen sularla kendimizi serinletmeye çalıştık. 15 dakikalık dinlenmeden sonra Tekağaç Tepesinin bir futbol sahası gibi dümdüz olan zirvesinden aşağılarda görünen muhteşem Çayırhan Baraj Gölü üzerinde bulunan Nallıhan Köprüsü ve Kuş Cennetini arkamıza fon yaparak fotograflar çektirdik ve tepenin dik kaya kütlesinin bizi iniş için izin verdiğ bir noktadan inişe geçtik. Zemin yumuşak ve dik olunca inişimiz çarşakta kayar gibi kolay oldu ama kaymanın etkisiyle meydana gelen toz bulutundan herkes yeteri kadar nasibini de aldı. Düzlüğe indimizde artık köye bir saatlik yolumuz kalmıştı ve tepeden aracımızın bizi beklediği yeri görmüştük. Bir an önce köye varıp, soğuk su ve gölgeye ulaşmak istiyoruz. Köyden tarlalara kadar gelen yola ulaşıncaya kadar yine dağcılık düzeni içinde yürümeye devam ettik. Yola ulaşınca serbest yürüme moduna geçtik. Herkes kendi temposuna göre arabaya ulaşmaya çalışıyor.

Ancak köye yaklaştıkça sivrisineklerin saldırısı başladı. Aynı anda insanın üzerine yüzlerce sivrisinek doluyor, uzun kollu giysilerimiz olmasına ragmen giysinin üzerinden ısırmaya çalışıyordu. Elinizle kovmaya çalıştığınızda üzerinizden havalanan sivrisinekler bu kez elinize, yüzünüze saldırıyordu. Sivrisineklerle mücadele ede ede saat 17.15 de aracımıza ulaştık. Aracın bulunduğu yerde de sivrisinek doluydu ve üstümüzdeki terli giysileri değiştirirken bile 5-10 ısırığa maruz kaldık. Bu arada köyden geçerken su içmek için geride kalan arkadaşları beklemek de zorundaydık. Ama durulacak gibi değil. Eğer burada hareketsiz bir şekilde bir 5-10 dakika kalırsak resmen sivrisinklere yem olacağız. Geriden gelenlere çabuk olmaları konusunda bağırıyoruz. Herkes toplandığında hızlıca oradan ayrıldık. Köprünün yanındaki ceşmenin başına geldimizde herkes elini yüzünü temizledi, ceşmenin soğuk suyundan kana kana içti. Ellerini yüzlerini yıkayanlar hemen Kız Tepesinin akşam güneşiyle Kuş Cennetinin sularına düşen silüeti ve güzel manzarasını fotograflamak için yolun karşısına koşuyor. Herkes temizlendikten sonra arabaya binip, Ankara'ya harekte ettik. Saat 20.00 de Ankaraya ulaşıp sağ salim faaliyetimizi bitirdik.

  • Etkinlik Fotografları