Eğerlidereköy-Çukurören Doğa Yürüyüşü - 11 Kasım 2012 Pazar

Merhaba Dostlar

Son yapılan Yönetim Kurulu toplantısında alınan kararların uygulanmaya başlanması sonucu; bu etkinlikte faaliyet raportörü olarak bana görev verilince, ben de film gibi yaşadığımız günü sizlere anlatmaya çalışacağım.

Yine güzel bir gün için 11/11/2012 Pazar günü için randevulaştık. Ancak haftanın yağışlı ve soğuk geçmesi, faaliyete ilk defa katılacak bazı arkadaşlarda “faaliyet iptal edilirmi acaba?” tedirginliği yaratsa da; doğaya olan sevgileri bu tedirginliği yeniyor ve yürüyüşe eksiksiz olarak herkes katılıyor. Pazar sabahı 07.30’da Maliye Bakanlığı önünde buluşup çantalarımızı araca yerleştirdikten sonra 11 kişiyle yola çıkıyoruz. Yoldan 3 arkadaşımızı alıyoruz ve toplam 14 kişiyiz. Hava açık ve sıcaklık bir gün öncesine göre (cumartesi) sıcak ve yürüyüş için süper bir hava var. Ortada ne yağmur var, ne de soğuk. Yüksel Beyin söylediği gibi “dağa gidip gitmeme kararını kesinlikle şehirdeki havaya göre vermeyeceksin. Seni yanıltır. Karar verdiysen gideceksin, olumsuz hava koşullarından dolayı dönmen gerekiyorsa dağdan döneceksin.” Bu nedenle haberleşme grubumuzda bir arkadaşımızın havanın yağmurlu ve soğuk olmasından dolayı faaliyetin iptal edilme durumu olup olmadığına ilişkin soruya Engin Hoca “planlanan etkinlik şehirde yağan yağmur, kar ve soğuk havadan dolayı kesinlikle iptal edilmez. Kaldı ki karda, yağmurda veya soğuk bir havada gerçekleştirilen etkinliklerin de kendine göre güzellikleri vardır. Eğer etkinlik olağan üstü bir durumdan dolayı iptal edilecekse etkinlik mahallinde iptal edilir.” cevabını veriyor. Grup tamamlandıktan sonra Yüksel Bey; yürüyüş rotası ile yürüyüş esnasında uyulması gereken genel yürüyüş kuralları konusunda bilgi verdi. Etkinlik görevlileri belirlendi. Grubun rehberliğini Yüksel Bey, Yardımcı Liderliğini Ziya Arif ATEŞ, artçılığını Engin ALKAN yapacak; etkinlik raporunu ise ben yazacağım.

Kızılcahamam Mevlana Lokantasına ulaştığımızda saat 08.35 idi ve 25 dakika çay ve kahvaltı molası verdik. Çorbalarımızı içip eksik malzemelerimizi tamamladıktan sonra saat 09.00’da Eğerlidereköy’e hareket ettik. Minibüsümüzde hoş sohbetler yaparak Kızılcahamam Eğerlidereköy’e ulaştığımızda saat 09.30 olmuştu. Kısa bir hazırlıktan sonra saat 09.40’da yürümeye başladık. Köyden çıktık ve evet film başlıyor. Şu an sanki sinema perdesinden içeriye giriyorsunuz ve filmin başrol oyuncusu sizsiniz. Gördüğümüz renkler ve yaşadığımız güzellikler bende bu duyguları uyandırıyor. Yürüyüşe başlarken doğa ananın günü bize; sonbaharın muhteşem renklerinin görüntülerini, toprağın yumuşaklığını, sadeliğini, havadaki bulutların dansını; rüzgarın, güneşin, yağmurun birbiri ardına gelip geçmesini, tepelerdeki ormandaki ağaçların rüzgarla söylediği şarkılardan, derelerin taşlara çarptıkça çıkarttıkları seslerden meydana gelen muhteşem bir dinleti şeklinde bu kadar güzel bir şekilde sunacağını tahmin bile edemiyorduk.

Yürüyüş başladı. 10-15 dakikalık bir yürüyüşten sonra köyün çıkışında uygun bir yerde ısınma hareketlerimizi yaptık. Daha sonra tanışma faslı. Kısaca herkes kendini tanıttı ama nedense bazı arkadaşların yaşları konusunda takıntıları olduğu ortaya çıktı. (örnek olarak Ziya Bey ile Aydan Hanımı gösterebiliriz.) Haa birde yürüyüşte 5 (beş) Çorumlu olduğu tespit edilip, kayıt altına alındı. Bu güzel espirili sabah sporundan sonra yürüyüşümüze devam ettik. Rotamızda tesadüf eden olgunlaşmış ahlatlardan bol bol yedik. Havanın kapanıp üzerimize ince ince yağmur bıraktığı zamanlarda, etrafımızdaki yüksek dağların tepelerine de bembeyaz karları bıraktığı gördük. Dik bir yamaçtan heyecan uyandıran bir rotadan başarılı bir şekilde dereye indik. Derede yolumuzu kesen şelaleyi kayaların ıslak olmasından dolayı tırmanarak geçmek yerine, daha güvenli bir rotadan dik yükselerek geçtik. Zaman zaman bu çıkış ve inişler bizlere heyecanlı dakikalar yaşattı. Yürüyüş için çok güzel bir hava var ancak taşlar ve kayalar çiseleyen yağmurdan dolayı ıslak. Bu yüzden sürekli olarak birbirimize bastığımız yerlere dikkat etmemiz konusunda uyarıyoruz. Buna rağmen birkaç arkadaşımız (ben dahil) küçük ve hasarsız düşmeler yaşamak zorunda kalıyor.

Yüksel Bey ara sıra kısa süreli molalar veriyor. Bu molalarda arkadaşlar nefeslerini ayarlayıp; su içip, güç toplamak için bir şeyler atıştırıyorlar. Bu molaların en sevdiğim yanı herkesin getirdiklerini birbirlerine ikram etmesi. Kimse tek başına çantasında getirdiğini yemiyor, muhakkak çevresindekilere de dağıtıyor. Bu da bizim grubun farkı galiba. Saat 12.00’ye kadar derenin şırıl şırıl muhteşem sesini dinleyerek dereyi takip ederek yürüdük. Artık yavaş yavaş dere yatağından çıkıyoruz. Şimdi iri çamlarla dolu tepeye doğru tırmanışa geçtik. Etkinliğimizin en yüksek noktasına ulaştığımızda saat 12.55 olmuştu ve molayı hak etmiştik. Burada 25 dakika yemek molası verdik. Herkes yemeğini diğeriyle paylaşıyor, termoslardaki sıcak çaylar bardaklara dağıtılıyor. Yemek sonrası etkinlik toplu fotoğrafını çekiyoruz ve Aksak Köyüne doğru inişe geçiyoruz. Ormanın içinde hafif bir yamaç inişinden sonra tekrar dere yatağındaki patikaya ulaştık. Dere yatağının bazı bölgelerde patikayı bozmasından dolayı geçişlerde zorlansak da, rotanın güzelliği, dere kenarındaki muhteşem sonbahar görüntülü manzaraların keyfini çıkara çıkara yürüdük. Aksak Köyünden itibaren çevresindeki çitlerden ve ağaçların büyüklüğünden eskiden bakımlı birer bahçeyken; artık kendi haline bırakılmış ancak inatla meyve vermeye devam eden bakımsız bahçelerin içinden yürüdük. Bahçelerdeki köylülerin gelip toplamadıkları ağaçlardan 3-5’er elma alıp, bol bol elma yiye yiye yürüyüşümüzü tamamladık. Sanırım bir faaliyet boyunca herkesin en çok aluç ve elma yediği faaliyet bu olmuştur.

Saat 16.50 ve şoförümüz Mehmet Bey faaliyetin bitim noktasında bizi bekliyor. Toplamda yürüyüşümüz 7 saat 10 dakika sürmüş. Araca yerleştikten sonra saat 17.00’de Ankara’ya hareket ediyoruz. Herkes yorgun ama yüzlerdeki ifade MUTLULUK….

Yeni başlayan arkadaşlara “bu faaliyetlerin en güzel yanı evinin sıcaklığını, yatağının rahatlığını, içtiğin bir bardak çayın ne kadar lezzetli olduğunu, aldığın duşun ne kadar keyifli olduğu hatırlatmasıdır. Şimdi eve gideceksiniz, güzel bir duş ve ardından bir bardak sıcak çayı keyfini çıkara çıkara yudumlayacaksınız. Yaptığınız duşun ve o sıcak çayın aslında ne kadar güzel bir ayrıcalık olduğunun farkına varacaksınız. Ve geçirdiğiniz günü düşüneceksiniz ve kesinlikle en kısa zamanda tekrar dağlara kaçmak için fırsat kollayacaksınız. Bu bir bulaşıcı mikrop ve siz bu gün bu mikrobu aldınız artık iflah olmazsınız”

Yolda inen arkadaşları bıraktıktan sonra saat 18.15’de Maliye Bakanlığı önünde aracımızdan iniyoruz. Vedalaşarak ayrılıyoruz. Veee film bittiiiii..

Mustafa KARABULUT
Faaliyet Raportörü
12/11/2012-Ankara

  • Etkinlik Fotografları