Eğridere Kanyon Geçişi/Doğa Yürüyüşü - 02 Ekim 2011 Pazar

Bu hafta sonu (02 Ekim 2011-Pazar) yeni bir rotada, adrenali yüksek bir etkinlik gerçekleştirdik. Havanın belirsizliğinden etkilenenip kanyonun soğuk olacağını düşünenlerin iptalleriyle sayımızın 7 ye düşmesine rağmen, faaliyeti gerçekleştirmeye karar verdik. Saat 07.30'da Ziya Bey kendi arabasıyla Eryaman tarafında oturanları, bende Bakanlık tarafında oturanları toplayıp, iki araç ile Kıbrısçık'a hareket ettik. Saat 10.00 sıralarında yürüyüşümüze başlayacağımız Uşakgöl Yaylasına ulaştık. Arabaları burada bıraktık. Kısa bir hazırlık, kanyonda lazım olacak teknik malzemelerin kontrolü ve çantalara dağıtımından sonra, Eğridere'nin başına doğru inişe geçtik. Ormanın içinden devam eden inişimizde, zaman zaman ağaçların sıklığından rotamızı değiştirmek zorunda kaldık. Bir buçuk saatlik yürüyüşten sonra Eğridere'ye ulaştık. Derenin yukarılarında çok fazla su yok. Başlangıçta rahat patikalardan devam eden yürüyüşümüz dereden aşağılara doğru indikçe sertleşti. Ancak gruptakilerin sayısının az olması ve performansından dolayı bu bölgelerifazla zaman kaybetmeden geçtik.

Nihayet yürüyüşe başladıktan 4 saat sonra kanyonun başındaydık. Burada verdiğimiz molada dinlendik ve birşeyler atıştırdık. Kanyona girer girmez büyük bir havuz bizi bekliyordu. Yanlarından geçmek mümkün değildi ve muhakkak ıslanacaktık. Herkes ıslanmadan geçmek için çaba gösterse de, eninde sonunda ayağı kayacak ve havuza düşecekti. Burada sadece Ziya Bey ıslanmamak için inat etti ve riskli bir şekilde yan duvarların birinden -bir ara duvara yapışıp kaldı- korka korka geçerek ıslanmaktan kurtuldu ama eninde sonunda ıslanacaktı, kurtuluşu yoktu. Bizler uysal insanlardık, kanyonla inatlaşmadık ve kendimizi kanyona teslim ettik ve bizi ilk havuzda ıslatmasına izin verdik. İnsan bir kere ıslandımı artık korkmuyordu ama 3-4 metrelik şelale ve altında oluşmuş 1,5 metre derinlikte havuz bizi bekliyordu. Buradan emniyetsiz iniş mümkün değildi. Teknik malzemelerimizi çıkardık. Emniyet sistemimizi kurduk. Şelaleden birer birer insanları yukarıdan emniyet alarak indirmeye başladık. İlk önce Ziya Beyi havuza indirdik. İşte ıslandı))) Hemde beline kadar. Ziya Bey emniyetten çıktıktan sonra, emniyet kemerini yukarı çektik. Bir başka arkadaşı hazırlarken, çantalarımızı havuzda bekleyen Ziya Beye attık ve çantaları ıslatmadan karşıya geçirmeyi başardık. Emniyette aşağı inmeye çalışan herkes, aşağıya doğru alçaldıkta yukarıdan gelen şelalenin suyuyla banyo yapmak zorunda kalıyordu ki, ulaştığı yerdeki havuzu böylelikle pek umursamıyordu. Sırayla herkesi aşağı indirdikten sonra, orada bulunan bir kalastan emniyet alıp, ATC kullanarak çift ip tekniğiyle bende indim. Daha sonra ipi çektik. Günün en sıcak saatleri olmasında rağmen, baştan aşağıya ıslandığımızdan üşümeye başladık. Artık sudan korkmuyorduk ve birer ikişer havuzlara dala çıka ve yukarılardan düşen kayaların sıkışmasıyla oluşan tokaların altından geçerek saat 15.30 sıralarında kanyonun ağzından karşıya vuran güneşin ışıklarını gördük. Bu arada kanyonun ağzında elinde tüfekli bir adam belirince bir an şaşırdık. Tüfekli adam bir çobandı ve kanyonun içinden gelen sesleri duyunca, ayılar çobanlığını yaptığı koyunları götürüyor sanmış ve eline tüfeği kaptığı gibi koyunları kurtarmaya koşmuş. Ama kanyonun içinden çıkan 7 tane ıslak insanı görünce yüzündeki şaşkınlığıgörülmeye değerdi. "Bunlar da kim? Nereden çıktılar" diye yüzümüze bakıyordu. Tanıştık. Kendisi kanyona hiç girmemiş ve nasıl bir yer olduğu konusunda hiç bir bilgisi yok ve girmeye de korkuyor. Kısa sohbetten sonra güneşin tüm ışıklarını alan kayalık bir bölgede mola verdik. Normal koşullarda gölgelik bir yer arayacağımız güneş ışınlarının keyfini çıkardık. Üstümüzü başımızı değiştirdik, ısınmaya çalıştık. Birşeyler atıştırdık.

Saat 16.00 gibi yolumuzun üstündeki Cin Köprüye doğru hareket ettik. Aslında planımızda Cin Köprüdeki kısa kanyonun geçilmesi de vardı ama artık kuru giysimiz kalmamıştı ve burayı daha sonra geçmeye karar verdik. Yola ulaştığımızda saat 17.30 idi ve faaliyetimiz 7,5 saat sürmüştü. Şimdi sıra 15 km ötede kalan araçlarımıza ulaşıp, Ankara'ya dönmekti. Ziya Beyle birlikte Kıbrısçık tarafından gelen arabalara otostop çekip, araçlarımızın yanına ulaşıp, sonra arkadaşları bekledikleri yerden almayı planlamıştık ama Kıbrısçık tarafından doğru dürüst araba gelmiyordu; veya gelen araçların hepsi doluydu. Yaklaşık 40 dakikalık bir bekleyişten sonra, son çare olarak Beypazarı tarafından gelmekte olan bir minübüsü çevirdik. Kendisinden bizi araçlarımızın yanına götürmesini rica ettik. Kıbrısçık'lı bir arıcı olan minübüs şöförü arılarının yanından geliyordu ve bizi kırmadı. Aracını bizim oturabileceğimiz şekilde düzenledi ve bizi araçlarımızın yanına kadar getirdi. Arkadaşlar teşekkür için kendisinden birkaç kavanoz bal aldılar ve araçlarımıza binip Ankara'ya geri döndük.

Güzel, heyecanlı ve sulu bir faaliyet oldu. Keşfedilmemiş ve doğallığı bozulmamış bir kanyonu grup olarak keşfettik.

  • Etkinlik Fotografları