Çubuk Özlüce Doğa Yürüyüşü - 27 Kasım 2011 Pazar

Dağ tırmanışları sebebiyle uzun süre ara verdiğimiz doğa yürüyüşlerine bu hafta sonu (27 Kasım 2011-Pazar) 15 kişilik bir grupla gerçekleştirdiğimiz Çubuk Özlüce doğa yürüyüşü ile başladık. Hava güneşli, yürüyüş için ideal sıcaklıkta, meteorolojiye göre sisli olacağı duyurulmasına karşın, hava pırıl pırıl. Bu faaliyette, rotamız genelde sırt hattını takip ettiğinden güzel manzarayı doya doya seyretme imkanı bulduk.

27 Kasım Pazar sabahı saat 08.00 de Maliye Bakanlığının önünde toplanıp, Kazan'a hareket ettik. Kazan'ın içine girip çay ve kahvaltı molası verdik. Mola verdiğimiz lokantada içtiğimiz mercimek çorbası çok ucuz olmasına rağmen, (bir kase çorba 2.5 TL) çok lezzetliydi. Ayrıca ikramımız deyip içtiğimiz çaylar için para almak istemediler. Bu durumda canımız çay içmek istememize rağmen para almadıkları için yeteri kadar çay içemedik. Yine de ayrılırken herkes ceplerindeki bozuk paraları masaların üzerine bırakarak içtikleri çayların parasını zorla ödemiş oldular. Kazan'dan sonra yürüyüşümüzün başlangıç noktası eski bir Türkmen köyü olan Özlüce Köyüne saat 10.00 da ulaştık. Köyün eski adı Meki ve mezarlığındaki eski mezar taşları tarihi değere sahip ve görülmeye değer. Kısa bir hazırlıktan sonra saat 10.15 sularında köyün arkasında bir hilal şeklinde sıralanmış Meki Dagının sırtına ulaşmak için ilk tırmanacağımız tepe olan Yenice Tepeye doğru yürüyüşe geçtik. Yürüyüşe başlar başlamaz tırmanışa geçmek grubu ilk başta hırpalasa da daha sonra herkes temposunu yakaladı ve normal bir tempo ile çam agaçları arasında tırmanarak saat 12.00 sularında Yenice Tepenin zirvesine ulaştık. Burada verdiğimiz beş dakikalık molada karşımızda sisler arasında yükselen Mire Dağını seyrederek; hem dinlendik hemde bir şeyler atıştırdık. Artık bundan sonra rotamız hep sırtlarda devam edecek, sırt üzerinde bulunan üç küçük tepeyi ine çıka geçeceğiz. Rortamız zaman zaman meşe ormanı ve aluç ağaçlarıyla kesiliyor. Böyle bir alanda Zeliha Hanımın fotograf makinasını kaybetmesi, grubun üyelerinin bol bol aluç yemesine veya toplamasına vesile oldu. Neyse ki çok kısa bir sürede düşürülen fotograf makinası bulundu ve bizler de yolumuza devam ettik. Sabahleyin öğle yemeği için molayı Meki Dağını karşımıza alarak, hilalın sağında bulunan zirvede yapmaya karar vermiştik.

  • Yürüyüşe Katılanların Ağzından
  • Kötü kalpli bir rehberin peşine takılmışız sabahtan beri yürüyoruz. Yürüyüşe başlayalı üç buçuk saat oldu. Rehber bizi herhalde makine sanıyor. Beşer dakikalık iki kısa mola dışında doğru dürüst mola vermedi yahu. Kardeşim biz etten kemikten yapıldık, makine değiliz, artık yorulduk ve sırtımızda taşıdığımız sucukları midemize indirmenin zamanı geldi de geçiyor ama senin bu durumu aldırdığın bile yok. İsyanmı çıkarsak acaba. Rehber son iki saattir sürekli "ha gayret 15 dakika sonra moladayız" deyip duruyor ama rehberin 15 dakikasıyla bizim 15 dakika arasında saat farkı var. Saat 14.15 de, yürüyüşe başladıktan dört (4) saat sonra nihayet rehber insafa gelip öğle molası vereceğimiz yere geldiğimizi söyleyince şaşırdık. Daha biz 15 dakikalık yolumuz var sanıyorduk. Bu acımasız rehber Allahtan hızını alamayıp sucukları yürüyüşün bittiği noktada yedirmeye kalkmadı. Buna da şükürdü. Arkadaşlardan birkaçı mangalda sucuk sevdasına çantalarında buralara kadar taşıdıkları hazır mangalı yakarken, bir de küçük bir ateş yakıldı. Herkes çantalarından sucukları çıkardı, ateşin üzerine bıraktı ve ateşle buluşan sucuktan yayılan koku tüm dağları kapladı. Acıkan insanlar ekmeklerinin arasına doldurdukları sucuklara, sanki rehberi yiyormuşcasına saldırdılar. Farklı farklı tat (acılı-acısız-bol baharatlı) ve markadaki sucuklardan tadıldı. Termoslardaki çaylar yudumlandı ve bulunulan ortamın keyfine tam dalınmıştı ki; grup rehberinin sesi ortalığı çınlattı. "saat 14.50 ve 10 dakika sonra tam 15.00'de hareket ediyoruz." Yav bu adamın yürümekten başka derdi yokmu arkadaş. Tam zirvede sucukları yemişiz, üstüne de çay ve sigara. Artık sıra güneşin tatlı ılıklığında uyuklamaya gelmişti ki, böyle keyifli anları katletmeyi kendine görev sayan rehberimiz, pişmiş aşımıza bolca su katıverdi. Bir gün elimize düşecek nasıl olsa.

  • Rehberin Ağzından
  • Saat 15.00 ve artık havalar erken kararıyor. Saat 17.00 de hava kararacak ve soğuyacak. Grubun rehberi olarak amacım hava kararmadan bol yemekten dolayı ağırlaşan ve motivasyonları dağılmış grubu sıkıntısız bir şekilde arabaya ulaştırmak. Planlanan rotanın takip edilmesi halinde daha 2,5-3 saatlik bir yolumuz var. Ancak yolu kısaltmak zorundayım. Yemekten sonra grubun belli bir tempoyu yakalaması zor olacak ve bu da bize zaman kaybettirecek. En iyisi ben grubu havanın kararacağını ve bölgede insan etiyle beslenen ayıların olduğunu söyleyerek korkutayım. Böylelikle belki hızlanırlar. Bu yalanım işe yarıyor galiba. Grup hızlandımı ne? Aşağılarda bizi bekleyen aracımızın ışıkları görünüyor. Belli bir tempoda inişimizi sürdürerek, saat 17.15 de yürüyüşe başladıktan 7 (yedi) saat sonra aracımızın bizi beklediği Kavşakkkaya Barajına ulaştık. Yürüyüşümüzün son 15 dakikasını karanlıkta ve havanın kararmasıyla birlikte birdenbire soğuyan havada gerçekleştirdik. Hava kararmasına rağmen hiç kimseyi ayılara kaptırmadık. Aracımızın içi sıcaktı ve Ankara'ya hareket ettik. Gruptaki herkesin çantasında güzel yiyecekler olduğu ve eğer bol mola veririlse bu yiyeceklerin bizler faydalanamadan, kendileri tarafından tüketileceği duyumları alındığından; onları yemege fırsat bulamasınlar diye grubu gün boyu yürütme politakası işe yaramıştı. Herkesin çantalarında taşıyıp yemeğe fırsat bulamadığı abur-cubur ve meyveler birer birer çantalardan çıkarıldı ve arabanın içinde eleden ele (kız evinden-oğlan evinden-yan masadan) ikramlar dolaşmaya başladı. Tabii ki bizler de bol bol bu durumdan faydalandık.

  • Kulüp Yönetiminin Ağzından
  • Yukarıdaki satırlardan da anlaşılacağı üzere bol kalorili bir faaliyet gerçekleştirilmiş. Sıkı bir 6 saat yürüyen grup üyeleri faraza 1000 kalori kaybederken, kesinlikle 5000 kalori almışlar. Bu konu tartışılmalıdır ve grup rehberinin bu sorumsuzluğu kesinlikle cezalandırılmalıdır. Bu nedir kardeşim, insanları spor yapıyoruz diye dağlara götürüyorsun ama dağlarda yedirip içirip, şişmanlatıp geri getiriyorsun. Olmaz ki böyle. Grup rehberi hakkında şikayetlerinizi bekliyoruz. Şikayet dilekçelerinizin işlem görebilmesi için altına 2-3 kangal sucuk eklemeyi unutmayın.

    Saat 18.15 de Ankara'ya sağ salim ulaşıp, faaliyetimizi noktaladık. Uzun ve sıkı bir yürüyüş olmasına rağmen grubun kondüsyonu gayet iyiydi. Katılan tüm arkadaşları kutluyoruz.

  • Yürüyüş Fotografları