8. Geleneksel Tahtalı Tırmanışı ve Çıralı Kampı - 09/10 Aralık 2017

Kulübümüzün 8 inci Geleneksel Tahtalı Tırmanışı ve Çıralı Kampı etkinliğini 09-10 Aralık 2017 tarihleri arasında 30 kişilik bir ekiple sağ salim başarıyla tamamladık. Faaliyet duyurusunu yaptığımızda tahmin edemediğimiz kadar yoğun bir katılım talebiyle karşılaştık. Şaşırdık. Oysa kontenjanımızı 15 kişiyle sınırlamıştık. Arkadaşların da yoğun baskısıyla ikinci bir 15 kişilik kontenjan açınca sayımız birden 30'a çıktı. İkinci 15 kişilik kontenjanda hemen dolunca kontenjanımızı kapattık ve ekibi 30 kişide tutmak zorunda kaldık. Ekibi 15'er kişilik gruplara ayırdık ve 2 araçla 08 Aralık cuma gecesi saat 23.00'de Sezenler Sokak'tan Antalya'ya hareket ettik.

Rahat geçen bir yolculuk sonrası sabahın ilk saatlerinde Kemer'e ulaştık. Kahvaltı yapmak istiyoruz ama Kemer'de her yer kapalı. Nihayet açık bir simit salonu buluyoruz ve simit-pogaça ve çay ile kahvaltımızı yapıyoruz. Açık bulduğumuz bir marketten eksiklerimizi tamamladıktan sonra yürüyüşe başlayacağımız Yaylakuzdere köyüne doğru yola çıkıyoruz.

Yaklaşık bir saatlik yolculuk sonrası saat 09.45 sularında Yaylakuzdere köyündeyiz. Köyün Camisinin önündeki meydanda hazırlıklar yapıldı, tozluklar takıldı ve saat 10.00’da 844 rakımdan yürüyüşe başladık. 29 kişiyiz. Bir arkadaşımız rahatsızlığından dolayı tırmanışa katılmayıp, teleferikle zirveye çıkacak ve bizi orada karşılayacak. Hava açık ve tırmanış için güzel sayılabilecek bir hava var. Yaklaşık bir saat kadar orman yolunu takip ediyoruz. Yoldan yürümemize rağmen çok fazla yükseldik ve hepimiz terledik. Saat 11.00 sularında yoldan ayrılıp ormanın içine doğru ilerleyen patikaya girmeden önce kısa bir mola veriyoruz.

Mola sonrası patikadan ilerleyip orman içinden yavaş yavaş yükseliyoruz. Bu patika Yaylakuzdere-Beycik parkuru olarak işaretlenmiş Likya Yolunun bir bölümü. Bizler Çukuryayla'nın üstündeki sırta kadar bu patikadan ilerleyip; daha sonra zirve için patikadan ayrılacak; zirve sonrası Beycik'e inmek için aynı patikayı takip edeceğiz. Bu arada zaman zaman yukarılardan inen bir sis bulutu birden bire etrafımızı kaplıyor; sonrasında esen küçük bir esintiyle de dağılıp gidiyor. Yaklaşık 1 saat 15 dakikalık tırmanış sonrası saat 12.15 sularında 1585 rakımlı Çukuryayla'ya ulaşıyoruz. Hemen hemen 2,5 saattir yürüyoruz. Artık bir molayı hak ettik. Kısa bir mola verip bir şeyler atıştırıp, sıcak bir şeyler içip dinleniyoruz.

Çukuryayla'dan itibaren dik ve zor bir parkur bizi bekliyor. Çukuryayla'yı çevreleyen son sedir ağaçlarını geçtiğimizde güzel hava bizi terkedip, yerini soğuk ve sise bırakıyor. Sis o kadar yoğun ki, birkaç metre önümüzü göremiyoruz. O yüzden mümkün olduğunca ekibi bir arada tutmaya çalışıyoruz. Ancak yükseldikçe ekipteki bir kaç arkadaşın performansı düşmeye başlıyor. Sürekli ekipten geri kalıyorlar. Bu durumda geride kalan ve ekibi arkadan takip edecek 3-4 arkadaşın yanına tecrübeli arkadaşlardan bir kaçını bırakıp, tırmanmaya devam ediyoruz. Bu arada şimdiye kadar hafifçe esen rüzgar sertleşmeye başladı. Rüzgarla birlikte havayı da oldukça soğuk hissediyoruz. Rüzgar ve soğuğun etkisiyle sis bulutunun içindeki su damlacıkları ve yağmur taneleri kamçı misali vucudumuzu dövüyor. Sisten ve fırtınadan burnumuzun ucunu bile göremeden, ha şu küçük tepenin arkası zirve; ha şu kayadan sonra zirveye geldik diye diye kendimizi kandırarak sürekli tırmanıyoruz. Mola verme şansımız yok. Verdiğimiz bir kaç saniyelik nefes molalarında bile buz tutuyoruz.

Yoğun sis ve şiddetli fırtınadan dolayı saatlerdir kör ve sağır bir halde tırmanıyoruz. Artık bitmeye başladık. "Nerede artık bu zirve" deme moduna geldiğimiz bir anda saat 15.15 sularında -tırmanışa başladıktan 5,5 saat kadar sonra- nihayet zirveye ulaşıyoruz. Zirve o kadar soğuk ki, dışarda durmanın imkanı yok. Herkes -25 kişi- teleferik binasına doluşuyor. Dört arkadaşımız geride kaldı. Bir kaç dakika içeride ısınıp, kendime geldikten sonra onları karşılamak için dışarı çıkıyorum. Bizden 10 dakika kadar sonra onlarda zirveye ulaşınca 29 kişilik ekibi tamamlıyoruz.

Zirveden ayrılış saatimizi 16.00 olarak belirledik. Bir şeyler atıştırıp güç toplamak ve dinlenmek için yaklaşık 40 dakikamız var. Ayrıca herkesin üstü başı, bereleri ve eldivenleri ıslak. İnerken kullanacağımız için bunların kurutulması lazım. Kalorifer peteklerinde ıslak giysilerimizi kurutmaya çalışıyoruz. Bir şeyler atıştırıp, teleferik binasındaki cafe'de bir küçük bardak çaya 6 TL ödeyerek -kimilerimiz 16 TL'ye bir kase çorba içtiler- ısınmaya çalıştık. Ayrılış saati yaklaştığında iniş hazırlıklarına başlıyoruz. Bu arada yorulan ve üşüyen bazı arkadaşlar (10 kişi) zirveden teleferikle inmeye karar veriyor. Bu arkadaşlar aşağıda kendilerini bekleyen araçlarla Beycik köyüne geçip, zirveden yürüyerek ineceklerle buluşacaklar. Sonrasında hep beraber kamp atacağımız Çıralı'ya geçeçeğiz. Onları teleferiğe bindirdikten sonra 19 kişi kendimizi fırtınanın kucağına bırakıyoruz.

Hızla geldiğimiz izleri takip ederek iniyoruz. Dinlenmiş olmanın etkisiyle daha hızlıyız. Aşağılara indikçe kötü hava etkisini kaybediyor, sis yok oluyor. Yürüyüşe başladıktan 1 saat 15 dakika sonra saat 17.15 sularında çarşağı bitirip, orman sınırına ulaştık. Hava yavaş yavaş kararmaya başladı. Birkaç dakikalık molada kafa lambalarımızı hazırlayıp, bir kaç yudum bir şeyler içtikten sonra, patikadan Beycik'e doğru inmeye devam ettik. Saat 16.15 gibi hava iyice karardığında kafa lambalarımızı yakıyoruz. Gece zifiri karanlık ve kafa lambalarımızı aydınlattığı kadarıyla patikayı takip edip nihayet saat 19.30 sularında, 9,5 saatlik bir performans sonrası 18,5 km katederek 870 rakımlı Beycik köyüne ulaşıyoruz.

Araçlarımız bizi bekliyor. Yorgunuz ve üşüyoruz. Teleferikle inen arkadaşlar ortalıkta yok. Öğreniyoruz ki, teleferikle inen arkadaşlar bizi bekleyecek kapalı bir mekan bulamayıp üşüyünce; araçlarımız bizi almaya gelmeden önce onları Çıralı'ya, kamp alanına bırakmış. Bizde hemen araçlara binip onların yanına hareket ediyoruz. Çadırlarımızı yine, her sene kurduğumuz kahvenin bahçesine kuracağız. Oraya vardığımızda teleferikle inen arkadaşlar çoktan çadırlarını kurmuşlar ve kahvede yanan sobanın başında dinlenmeye geçmişlerdi. Bizler de hemen çadırlarımızı kuruyoruz. BÖylece kahvenin bahçesini yaklaşık 20 çadır dolduruyor.

Çadır kurma faslını tamamladıktan sırada temizlik faslı var. Elimizi, yüzümüzü ve ayaklarımızı yıkayıp temizleyip, nemli giysilerimizi kurularıyla değiştiriyoruz. Sıra artık karnımızı doyurmaya geldi. Kahveye geçip sobanın etrafında bir şeyler yiyip karnımızı doyuruyoruz. Sıcak çay hepimize iyi geliyor. Yemek sonrası yorgun olanlar yavaş yavaş çadırlarına çekiliyor, sohbet etmek isteyenler ise sobanın etrafını çeviriyor. Kahvenin ortasında yanan kocaman bir odun sobası var. Sohbetimiz gece saat 23.30'a kadar devam ediyor, artık gözlerimiz kapanmaya başladığında çadırlarımıza çekilip yorgun vucutlarımızı uykunun tatlı kollarına bırakıyoruz.

Bütün gece yağmur yağdı. Yağmur sesiyle çadırda uyumanın keyfi bir başka. Ancak sabah saat 08.00 sularında çadırlardan sesler gelmeye başlayınca artık bu keyfi sonlandırmanın zamanının geldiğini anlıyoruz. Sanki dün hiç yürümemişcesine dinlenmiş bir şekilde çadırımızdan çıkıyoruz. Yağmur kesilmiş. Ancak sanki her an tekrar başlayacakmış gibi görünüyor. Hızla çadırlarımızı topluyoruz ve araçlara yerleştiriyoruz. Bu arada yağmur tekrar başlıyor. Bu nedenle kahvaltı masamızı dışarısı yerine kahvenin içine hazırlıyoruz. Çantalar boşaltılıyor; herkes getirdiklerini masaya döküyor. Çeşit çeşit börekler, çörekler, gözlemeler, bal, zeytin, peynir, yumurta, meyve ile kahvaltı masamız krallara layık bir hale geliyor. Kahveci Nuh Mete'nin kesintisiz çay servisi ile keyifli ve muhabbetle kahvaltımız yaklaşık 1 saat sürüyor.

Kahvaltı sonrası ekibin büyük çoğunluğu Yanartaş'a giderken bir kısmı da denize girmek amacıyla kahvede kalıyor. Yanartaş ziyareti, denize girme faslı, sahilde kısa bir yürüyüş derken yağmurun tekrardan şiddetlenmesiyle saat 13.00 sularında araçlarımıza binip Ankara'ya dönüşe geçiyoruz. Yol kenarı satıcılarının birinden mandalin, portakal ve limon satın aldıktan sonra yolculuğumuz devam ediyor ve saat 22.00 sularında sağ salim Ankara'ya ulaşıp, faaliyetimizi bitiriyoruz.

Yüksel ALPKAYA
19 Aralık 2017 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları