Sabalan (İran) Tırmanışı - 29/31 Temmuz 2017

Kulüp olarak 2017 yılı faaliyet programını hazırlarken, yurtdışı tırmanışı olarak İran'da Sabalan (4810 metre) ve Demavend (5671 metre) tırmanışları ile Gürcistan'da Kazbek (5047 metre) zirve tırmanışlarını programa almıştık. Bu kapsamda ilk önce tırmanış ekipleri oluşturuldu. Antreman programı hazırlandı ve bu program kapsamında yurtiçinde tırmanışlar gerçekleştirildi. Bu tırmanışları programa koyarken daha 7-8 ay var diye düşünürken, günler su gibi aktı geçti ve bir bakmışız 29 Temmuz tarihi gelmiş çatmış. Zorunlu ihtiyaçların belirlenmesi amacıyla 29 Temmuzdan önceki hafta içinde bir kaç toplantı yaptık ve 29 Temmuz cumartesi günü havaalanında buluşmayı kararlaştırarak 29 Temmuz'u beklemeye başladık.

Faaliyetimiz kapsamında 29/07/2017–06/08/2017 tarihleri arasında İran'da önce Sabalan'a; sonrasında da Tahran'a geçip Demavend'e tırmanacağız. Bu kadar mesafeli iki zirveyi tırmanırken fazla zaman kaybetmemek için Iğdır'dan bir araç kiraladık. Araç bizi Iğdır'dan alacak, faaliyet sonrası yine Iğdır'a bırakacak. Bu arada uçakla gaz kartuşlarını götürme imkanımız bulunmadığından, faaliyet boyunca kullanacağımız bütan-propan kartuşlarını bir kaç gün önceden kargoyla, Doğubeyazıt'a; Ahmet abinin bir yakınının oteline -Nuh Otel- gönderdik.

29 Temmuz 2017 Cumartesi

29 Temmuz 2017 Cumartesi günü saat 11.00 sularında ekibimiz Esenboğa Havalimanında buluşup; saat 13.15 Ankara-Iğdır uçağıyla Iğdır’a hareket ediyor. Yaklaşık 1,5 saatlik bir uçuş sonrası Iğdır'dayız. Havaalanında bizi tüm seyahat boyunca ulaşımımızı sağlayacak şöförümüz Ali Ekber karşılıyor. Ali Ekber Azeri kökenli, Iğdır'lı bir arkadaş. Iğdır'da kısa bir yemek molası sonrası Doğubeyazıt’a doğru yola koyulduk. Saat 17.30 sularında Doğubeyazıt’tayız. Nuh Otel'e uğrayıp önceden kargoyla gönderdiğimiz kartuşları alıyoruz. İkram edilen bir kaç bardak çay sonrası, fırından da bir kaç ekmek aldıktan sonra Gürbulak sınır kapısına hareket ediyoruz. Saat 18.30 sularında sınırdayız. Türk tarafından gayet kolay geçmemize rağmen, İran tarafında aracımıza sıkıntı çıkarıyorlar. Yaklaşık 1-1,5 saatlik bir karşılıklı konuşmadan sonra nihayet ortak bir noktada buluşup, aracımıza sınırı geçme izni veriliyor. Bu arada güneş battı ve bizler karanlığa kaldık. Sınırdan geçerken indirilen çantalar tekrardan araca yüklendi ve Tebriz'e doğru yola koyulduk. Bu arada İran bizden 1,5 saat ileride, sınırı geçer geçmez saatlerimizi 1,5 saat ileriye almayı unutmuyoruz.

İran sınırında sıkıntı yaşamamak için bayanların uzun kollu giysiler ile başlarının en azından bir şal ile kapatılması konusunda dikkatli olmaları gerek. İran tarafına geçer geçmez etrafınızı para bozmak isteyen ayaklı dövizciler sarıyor. Dolar, TL hepsini bozuyorlar. Dikkatli olmak lazım. Çok fazla fark olmuyor ama yine de pazarlık etmek gerek. Aslında İran'ın resmi parası Riyal ve yaklaşık 1 TL 1000 Riyal-1 $ 3750 Riyal üzerinden işlem görüyor. Ancak günlük hayatta hiç kimse Riyal'ı kullanmıyor. Onun yerine paradan bir sıfır atarak Tümen şeklinde kullanıyor Riyali. Başlangıçta bize biraz garip gelse de; bir süre sonra bizde alıştık Riyal-Tümen kullanımını. İran tarafına geçince bizlerde 100'er doları Tümen'e çevirince kendimizi oldukça zengin hissediyoruz. 100 Dolar karşılığı 375.000 tümen alıyoruz ve elimizde kocaman bir tomar para. Bu kadar çok parayı saklamak da bir dert.

Saat 20.30 sularında sınırdan ayrılıyoruz. İlk durağımız Tebriz oluyor. 4,5 saat sonra saat 01.00 sularında Tebriz'de Şah Gölü parkındayız. Burada herkes dışarıda yaşıyor gibi. Parkın her yeri çadırla dolu. Bizlerde parkta uygun bir yer bulup; kimimiz çadırlarını kurarak, kimimiz sadece uyku tulumlarını açarak parkta açık havada İran'daki ilk gecemizi geçiyoruz.

30 Temmuz 2017 Pazar

Sabah saat 06.00 gibi park hareketlenmeye başladı. Koşmak veya yürüyüş yapmak için parka gelenin haddi hesabı yok. Bizlerde yavaş yavaş kalkıp toparlanıyoruz. Bizde kalabalığa ayak uydurup göl kenarında yürüyüş yapanlara katılıp, kısa bir yürüyüş yapıyoruz. Gördüklerimiz karşısında şaşkınız. Burada herkes spor yapıyor. Yürüyenler, koşanlar, gölde kürek çeken genç kızlar. Velhasıl çok renkli ve hareketli bir mekân. Göl kenarındaki bir cafede 6 Tümen ödeyip omlet ve çay ile kahvaltımızı yapıyoruz. Omlet bizim bildiğimiz omletten çok farklı. Kesilmiş domatesin üstüne yumurta kırınca oldu size bir omlet. Ama lezzetli. Kahvaltı sonrası çok fazla zaman kaybetmeden tekrar yola koyuluyoruz. Bugün Shabil’e ulaşıp, Sabalan tırmanışı için Hüseyniye kampına ulaşmayı hedefliyoruz.

Saat 15.00 gibi Shabil'e ulaşıyoruz. Burası 2800 metre rakımlı Erdebil Eyaleti’ne bağlı bir kaplıca mmerkezi ve Sabalan tırmanışı için araçla ulaşılabilen son nokta. Buradan itibaren Hüseyniye kampına ulaşmak için Jeep kiralamak gerekiyor. Çetin bir pazarlık sonrası kişi başı 17.500 Tümen karşılığı sürücülerle anlaştık ancak Jeep kiralama konusu burada oldukça sıkıntılı. Jeep sürücüleri olayı tekel haline getirmişler ve kendilerinden başka alternatif olmadığını çok iyi biliyorlar. Bu nedenle her şey için farklı para talep edebiliyorlar. Çoğu zaman istedikleri parayı vermek zorunda kalıyorsunuz çünkü başka alternatifiniz yok. Rakamlar sürekli değişiyor. Bir söylediklerini birazdan unutuyorlar. Maksimum 6 kişi ve kişi başı 1 büyük çantayı bagaja alıyorlar. Zirve çantanızı yanınıza almalısınız onu da bagaja vermeye kalkarsanız onun içinde ekstra para istiyorlar. 6 kişiden az iseniz bu kez kişi başı ödemeden araç fiyatına geçip, araç başı 102 bin tümen para istiyorlar. Velhasıl her şey para. Dikkatli olmak lazım.

Oysa araçlar o kadar bakımsız ve döküntü haldeler ki. Yolda dağılacaklarını sanıyorsunuz. Yola da yol demek için bin şahit ister. Bir saatlik bol hoplamalı zıplamalı yolculuk sonrası saat 16.30 gibi 3700 metredeki Hüseyniye kampına ulaşıyoruz. Burada bir kaç sıra halinde inşa edilmiş, barakalar şeklinde dağ evi, su ve tuvalet bulunmakta. Ancak bizler dağ evi yerine çadır kurmayı yeğliyoruz. Bizden başka çadır kuran yok. Oysa kamp yeri oldukça kalabalık ancak çoğu İran'lı. Onlarda sadece bir gece kalmayı planladıklarından çadır yerine barakalarda kalmayı tercih etmişler.

Bu arada ertesi sabah saat 03.00'de tırmanışa başlayacağız, dinlenmemiz lazım. Bugün Tebriz'den beri uzun bir yolculuk yaptık. Yorgunuz. Hemen yemekler yeniyor, sıcak bir kaç bardak çay sonrası dinlenmek amacıyla çadırlara çekiliyoruz. Ancak dinlenmek ne mümkün. Saat 20.30 civarı jeneratör çalışmaya başladı. Motor sesinden uyu uyuyabilirsen. Uzun süre sonra uyarılarımızla jeneratörü kapatıyorlar ama saat olmuş 23.30. Jeneratör kapatıldıktan sonra bu kez gecenin sessizliğinde bağıra çağıra sohbet edenler ortaya çıkıyor. Böylelikle bizim alışık olduğumuz dağda sessizlik saati diye bir uygulamanın burada olmadığını öğrenmiş oluyoruz. Bu arada çadırlara çekilmeden önce İran'lı dağcılar tarafından gece ayılara karşı dikkatli olmamız konusunda bizi uyarıyorlar. Ancak uyarının yanısıra, "Gece dışarı çıkıp ayıları görürseniz korkmayın ışık tutun kaçarlar" yol göstermekten de geri kalmıyor İran'lı dostlarımız. Bu uyarının yetersiz olduğunu sonraki saatlerde anlayacağız. Uyumaya çalışarak saatler geçiyor. Bu esnada dışarıdan homurtular ve ayak sesleri geliyor. Sanırım dışarıda davetsiz misafirlerimiz var.

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Gece saat 02.00 gibi uyanıp zirve çantalarımızı hazırladık. Güzel bir kahvaltı sonrası artık hazırız ve saat 03.00 sularında Yüksel hocanın rehberliğinde 13 kişilik bir ekiple Sabalan zirve için kamptan ayrılıyoruz. Gece zifiri karanlık, kafa lambalarımızın ışığında dik bir patikayı tırmanmaya başladık birdenbire. Ekibin temposu güzel. Saat 05.00 sularında hava yavaş yavaş aydınlanmaya başladığında bizler dik parkuru bitirip, nispeten daha az eğimli sırt hattına ulaşmıştık. Burada hem güneşin doğuşunu seyretmek hem de nefeslenmek için kısa bir mola veriyoruz. Bu arada kendini kötü hisseden bir arkadaşımız buradan dönmeye karar veriyor. Artık 12 kişiyiz.

Volkanik patlamalarla oluşmuş ilginç kaya oluşumların arasında kıvrılarak yükselen patikayı takip ediyoruz. Parkur, gözle çok kolay görülür şekilde küçük küçük flamalarla işaretlenmiş. Hava açık olduğu sürece parkurda kaybolma riski yok. Bugün bizde çok şanslıyız, hava açık ve güneş pırıl pırıl parlıyor. Rotayı işaretleyen küçük flamaları rahatlıkla görebiliyoruz. Ancak yorulmaya da başladık. Zaman zaman kısa molalar vererek güç topluyoruz. Parkurda bizimle birlikte 2-3'şer kişilik bir kaç İran'lı ekip bulunmakta. Bu gruplardan birinde bir İranlı arkadaş bağıra çağıra "Allah Allah bu nasıl sevmek" diyerek Türkçe şarkılar söylüyor. Bizde bu arkadaş şarkıyı bitirdiğinde alkışlarla karşılık veriyoruz. Yukarıda Mehrap Kayasının (Salam Rock) yakınlarında onları yakaladığımızda arkadaşın azeri kökenli olduğunu ve Türkçe'yi televizyonda ve radyoda Türkçe şarkılar dinleyerek öğrendiğini öğreniyoruz.

Saat 09.00 sularında Mehrap Kayasındayız. Burası İranlılar tarafından kutsal kabul edilmekte ve geçerken muhakkak buraya uğrayıp dua ediyorlar. Mehrap Kayasından sonra zirveye kadar nispeten düz olarak devam eden patikayı takip ederek saat 09.15 sularında zirvede bulunan krater gölüne ulaşıyoruz. Gölde zaman kaybetmeden krater çanağının sağ sırtında bir kaya kütlesi olarak yükselen ve tepesinde bulunan metal bir direkten zirve olduğunu anladığımız kaya bloğuna doğru devam ediyoruz. Yaklaşık 15 dakikalık yürüyüş sonrasında Sabalan'ın zirvesi sayılan kaya bloğundayız. (4810 metre) Kaya kütlesinin tepesi ancak 3-5 kişiyi barındıracak genişlikte. Bu nedenle ilk önce ekibimizden bir 5-6 kişi zirveye çıkıp fotograf çektiriyor. Onlar indikten sonra diğer arkadaşlar zirveye çıkıyor. Buraya kadar gelmişken zirve kayasına tırmanmadan olmazdı. Zirve seronomisi tamamlandıktan sonra gölün kıyısında mola veriyoruz. Bu arada hava birdenbire soğudu ve küçük küçük kar atıştırmaya başladı. Bir şeyler atıştırıp, sıcak bir şeyler içerken dinlenmeye çalışıyoruz. Bizden hemen sonra zirveye ulaşan 7-8 kişilik bir İranlı grupla arkamıza gölü manzara edip bol bol fotograf çekiliyoruz.

Gölde yaklaşık 1 saatten fazla zaman geçirdikten sonra saat 10.30 gibi dönüşe geçiyoruz. Bu arada hava tekrar açıldı ve güneş çıktı. İnişte karşımızdan gelen bazı dağcılardan biz kamptan ayrıldıktan sonra ayıların bazı çadırlara zarar verdiğini öğreniyoruz. Merak içindeyiz. İndikçe hava tekrardan bozmaya başladı. Başlangıçta hafif hafif yağan yağmur kampa yaklaştıkça şiddetlendi ve kampa bir kaç yüz metre kala bizleri sırılsıklam ıslatacak şekilde yağmaya başladı. İnişe başladıktan yaklaşık 3 saat sonra, saat 13.30 gibi yağmur altında kampa ulaşıyoruz ve maalesef bizleri bir facia bekliyor. Biz ayrıldıktan sonra ayılar kampa gelmiş ve 3 arkadaşımızın çadırını yırtıp, darmadağın etmişler. Yiyecekler alınmış, uyku tulumları yırtılmış. Eşyalar ortalığa saçılmış. Yapabileceğimiz çok fazla bir şey yok, olan olmuş artık. Sağlam malzemeleri ortalıktan topluyoruz.

Bu arada yağmur kesildi, güneş tekrar yüzünü göstermeye başladı. Güneşin çadırlarımızı hızla kurutması, bizleri ıslak ıslak çadırları toplama derdinden kurtarıyor. Kamptan ayrılış saatini 15.00 olarak belirledik ve kısa bir dinlenme sonrası çadırlarımızı toplayıp saat 15.00 gibi geldiğimiz gibi, geldiğimiz fiyata döküntü jeeplerle Shabil’e hareket ediyoruz. Planımıza göre Shabil'de kaplıcalarda temizlenip, geceyi burada geçireceğiz. Ancak kalmak için uygun yer bulamıyoruz. Hizmet sektörü genel olarak gerçekten çok kötü. Orta halli otel, pansiyon bulmak her yerde sorun. Bizde Shabil'de kalmaktan vazgeçip, Sabalanın öbür yüzündeki bir başka kaplıca kasabası olan Sarrein'e gitmeye karar veriyoruz. Yaklaşık 1,5 saatlik yolculuk sonrası Erdebil’den 30 dakika uzaklıktaki Sarrein’e geliyoruz. Geceyi Sarrein'de geçireceğiz. Önce bir otel buluyoruz, fiyatta anlaşıyoruz. (Otelde de ücret sorunu yaşıyoruz. Geceliği 80.000 Tümene anlaşmamıza rağmen söylenen fiyat sabaha değişiyor ve 95 bin Tümen ödemek zorunda kalıyoruz sabah) Odalara yerleşip, duşumuzu aldıktan sonra akşam yemeği için dışarı çıkıyoruz. Önce Aş çorbası denen yoğurtlu güzel bir çorba; sonrasında Bozbaş denilen güveçte pişmiş nohut et sarımsak patatesten oluşan lezzetli yerel bir yemekle karnımızı doyuruyoruz. İçecek olarak meyveli arpa suyu ya da ayran. Tüm bu yediklerimiz karşılığında kişi başı 14.500 Tümen ödüyoruz. Yemek burada oldukça ucuz. Yemek üstüne ise tatlı niyetine safranlı dondurma. Karnımız doyduğuna göre artık dinlenme zamanı ve uyku.

Nurcan KARA
10 Ağustos 2017 - Zonguldak

KATILAN SPORCULAR

1.) Mustafa KARABULUT
2.) Melek SAN
3.) Ülkü YÜKSEL
4.) Yıldız ÖZVERİ
5.) Türkşan KARATEKİN
6.) Filiz İLİK
7.) Nurcan KARA
8.) Ahmet KAYA
9.) Mehmet Bakır ASMA
10.) Nil AÇIKGÖZ
11.) Murat YÜKSEL
12.) Sema YILDIZEL
13.) Yüksel ALPKAYA

  • Etkinlik Fotografları