Melendiz'de iki gün - 03/04 Haziran 2017

Kulübümüzün 2017 yılı yaz aylarında yapmayı planladığı yurtdışı tırmanışlarına (İran Savalan-Demavend ve Gürcistan Kazbek) hazırlık programının ilk adımı olan Melendiz Dağının Keçiboyduran (2752 mt) ve Güntutmaz (2955 mt) zirvelerine tırmanış etkinliği için aracımız 03 Haziran 2017 cumartesi günü sabah saat 05.30'da Sezenler Sokaktan hareket ediyor. Ekibimiz 9 kişi.

Aksaray’da kısa bir dinlenme ve kahvaltı molası verdikten sonra saat 09.45 sularında Niğde’nin Altunhisar İlçesine bağlı Çömlekçi köyüne (1520 mt) ulaşıyoruz. Hava açık ve güneşli. Ancak Metorolojiye göre bugün ve yarın bölgede zaman zaman sağanak geçişleri görünmekte. Yürüyüş için hazırlık yaparken bu durumu göz önünde bulunduruyoruz ve sırt çantalarımıza yağmurluğumuzu ve pançolarımızı koymayı ihmal etmiyoruz.

Kamp malzemelerimizi araçta bırakıyoruz. Kaptanımız Mehmet bey dağın kuzeyine geçip bizi Kitreli köyünün yukarılarında bulunan Uyuzsuyu Göletinde bizi bekleyecek. Hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra saat 10.10 sularında yürüyüşe başlıyoruz. Başlangıçta vadinin içine doğru giden yolu takip ederek dağa yaklaşmaya çalışıyoruz. Daha sonra vadi tabanından sol sırta doğru geçerek köylülerin “Kale” dedikleri kaya kütlesinin altındaki düzlüğe ulaşıyoruz.

Artık buradan itibaren dik yükselmek zorundayız. Önce Erenler Tepesine bağlanan sırta ulaşıp, sonrasında sırttan yükselerek Erenler Tepesine tırmanacağız. Erenler Tepesine tırmanmak bizim için oldukça zor oluyor. Çünkü başlangıçta dev kayaların üstünden ilerlemeye çalışırken, kayaların bittiği noktada da birden bire eğim artıyor. Zirveye yaklaştığımızda ise yine dev kayalar bizi beklemekte. Yavaş yavaş ve dikkatli bir şekilde tırmanarak saat 14.30 sularında 2715 metrelik Erenler Tepesinin zirvesine ulaşıyoruz. Yaklaşık 4,5 saatte 1200 metre yükseldik. Bu da bizi oldukça fazla yordu. Burada mola veriyoruz. Öğle yemeğimizi yiyip, bir şeyler içerek dinlenmeye çalışıyoruz.

Burası sanki bir mezarlık, sanki bir tapınma merkezi. Her yer doğal taşlardan yapılmış mezara benzeyen oluşumlarla dolu. Bir başka yer ise, sanki ayin yapılacak şekilde düzenlemiş. İnsanı etkileyen bir yanı var. Nitekim definecileri de çok etkilemiş ki, her yer delik deşik hale getirilmiş.

Mola sonrası zirve fotoğrafları çekiliyor ve sırt hattından karşımızda yükselen Keçiboyduran zirvesine doğru yola koyuluyoruz. Sırt hattında bir iniyoruz, biraz sonra karşımıza çıkan küçük bir tepeyi aşmak içinde tekrar yükselmek zorunda kalıyoruz. iniş/çıkışlarla sürdürülen uzun bir yürüyüş sonrasında saat 17.00 sularında 2758 mt yüksekliğindeki Keçiboyduran zirvesine ulaşıyoruz. Yürüyüşe başladığımızdan beri yaklaşık 8 saat geçmiş.

Zirve dev kaya kütlelerinden oluşmakta ve üzerinde 3-5 kişi ancak durabilecek kadar dar. Zar zor bir araya gelip zirve fotoğrafımızı çekip hemen inişe geçiyoruz. Aşağılarda kıyısında kamp kuracağımız Uyuzsuyu Göleti masmavi görünüyor. Yukarıdan bakınca sanki yakın gibi görünüyor ama tecrübelerimiz bize göle ulaşmanın hiçte kolay olmayacağını söylüyor. Çünkü her yer kayalarla kaplı ve bizler bu kayaların arasından iniş yolu bulmak için yavaş ve dikkali bir şekilde iniyoruz. Üstelik herkes epey yoruldu. Kayaları geçtikten sonra nispeten rahatlayan ancak oldukça dik bir parkurdan gölete doğru inmeye başladık ve saat 19.15 civarında kamp atacağımız Uyuzsuyu Göletine ulaştık. Burası müthiş güzel bir yer. Vadinin içinde sessiz, sakin, masmavi küçük bir gölet.

Hava kararmadan hemen çadırlar kuruluyor ve yemek hazırlıklarına girişiliyor. Bu arada kaptanımız oruçlu ve kendisine iftarlık hazırlıyor. Bizlerde çantalarımızdaki yeiyecekleri ortaya döküyoruz ve hep beraber güzelce karnımızı doyuruyoruz. Sonrasında demlenen çayla birlikte günün tüm yorgunluğunu unutuyoruz. Artık uyku vakti, dinlememiz lazım. Yarın yine uzun ve yorucu bir faaliyet bizi bekliyor. Çadırlarımıza çekiliyoruz.

GPS kayıtlarına göre bugün 13,6 kilometreyi yaklaşık 9 saatte kat etmişiz. En yüksek 2758 metreye çıkarken; en düşük 1451 metreye inmişiz.

04 Haziran 2017 pazar

Bir gün önce 12 saat yürümüş olmamıza rağmen hemen hemen herkes güneşin ilk ışıklarında uyanmıştı. Önce kahvaltılar yapıldı. Sonra yürüyüş için sırt çantaları hazırlandı. Çadırlar toplandı ve araca yerleştirildi. Bu arada bir koyun sürüsü hemen yakınımıza kadar gelince çobanla sohbet etme fırsatı buluyoruz. Göle neden Uyuzsuyu dendiğini öğrenmeye çalışıyoruz. Çobanın söylediğine göre gölün suyunun kükürtlü olduğunu ve uyuza iyi geldiğini ve bu nedenle gölete Uyuzsuyu dendiğini öğreniyoruz. Bizler de elimizi yüzümüzü yıkadık ama bize pek bir etkisi olmadı !!!!.

Derlenip toparlandıktan sonra aracımızla ikinci etkinliğine başlayacağımız Niğde’nin Çiftlik ilçesine hareket ediyoruz. Yürüyüşe Çiftlik–Altunhisar yolu üzerindeki 1980 rakımlı Topalakkaya geçidinden başlayacağız. Saat 08.30 sularında Topalakkaya Geçidine ulaşıp, kısa bir hazırlıktan sonra saat 08.45 sularında ikinci gün etkinliğine başladık.

Buradan birdenbire dik bir tepeyi tırmanmaya başlıyoruz. Her ne kadar geceyi iyi geçirsek de; önceki günün yorgunluğu kendini belli ediyor. Daha tırmanışın başlarında nefes nefese kaldık. Bu nedenle sık sık nefes ayarlama molaları vererek yükseliyoruz. İlk önce 2470 metreye ulaşıp, bir kaya kütlesinin üstündeki düzlükte mola verdiğimizde saat 10.30 olmuştu. Mola sonrası kısa bir düz mesafe sonrasında yaklaşık bir saatlik tırmanış sonrası saat 11.30 sularında 2407 metrelik ilk tepeye ulaştık. Bu tepe ilginç bir yer ve tepede küçük bir kale kalıntısı bulunmakta. Ancak ortada hiç taş bulunmamasına rağmen, kale yapılırken kullanılan bu kadar büyük ve düz kayalar nereden getirilmiş diye merak etmekten kendini alamıyor insan. Birkaç arkadaş geride kaldı. Hem onları beklemek hem de birazcık olsun dinlenmek amacıyla burada kısa bir mola veriyoruz.

Karşımızda dik bir tepe bizi bekliyor. Önce sırttan düz bir şekilde ilerleyip sonrasında tekrar tırmanışa geçiyoruz. Saat 12.45 sularında batıdan doğuya doğru uzanan tepenin 2905 metrelik en yüksek noktasına ulaşıyoruz. Burada biraz mola verip dinlendikten sonra sırt hattından Güntutmaz zirvesine doğru devam ediyoruz. Sırt hattında iki küçük tepeciği çıkıp indikten sonra bele ulaşıyoruz. Saat 14.00. Buradan Güntutmaz zirvesine gidip dönmek zor olacak, zaten yorulduk. Yeteri kadar da zaman kalmadı. Bizlerde kararımızı değiştirip Sarpdere Vadisinden (vadinin adının Sarpdere olduğunu sonradan öğrendik) inmeye başlıyoruz. Vadi tabanına indiğimizde yaylacılarla karşılaştık. Buraya kadar araba yolu var. Oldukça yorulduk. Bu nedenle aracımıza telefon edip bizi almaya gelmesini istiyoruz ancak bir türlü nerede olduğumuz konusunda kaptanımızla anlaşamıyoruz. Vadinin adını sorduğumuz iki çobandan birisi bize vadinin adının Tahtakaya Vadisi olduğunu söylerken, bir diğeri Okçu Vadisi olduğunu söylemişti. Bizde bu isimleri şoförümüze iletiyoruz. Kaptanımız vadiyi bulmak için sorduğu kişiler tarafından başka bir vadiye yönlendirilince biz bir türlü buluşamıyoruz. Sonunda vadinin gerçek adının Sarpdere Vadisi olduğunu öğreniyoruz ama geç kalıyoruz. Sert yolda yürümek bizi epey hırpaladı. Mola veriyoruz.

Mola esnasında yukarıdan bir kamyonetin geldiğini görünce durdurduk. Bizi aşağıya götürüp götüremeyeceğini sorunca, sağolsun hemen bizi kasaya doldurdu. Aslında bu kamyoneti yaklaşık yarım saat kadar önce bir inek ve çalı yüklü olarak vadiden yukarıya doğru giderken görmüştük. Kasada hayvan gübreleri bizi hiç mi hiç rahatsız etmiyor. Saat 18.00 sularında kamyonete bindik ve yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuk sonrası Yeşilyurt köyüne ulaştık. Bu arada kaptanımızla haberleşip Yeşilyurt Köyüne ineceğimizi haber verdik.

Biraz sonra aracımız da geldi. Saat 19.00 sularında Ankara’ya hareket ettik ve saat 23.15 civarında sağ salim Ankara’ya ulaştık.

GPS kayıtlarına göre bugün 18 kilometreyi 8 saat 50 dakikada katetmişiz. En yüksek 2904 metreye ulaşırken; en düşük 1587 metreye inmişiz.

Esat YILMAZ
15 Haziran 2017 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları