TDF Erciyes Cumhuriyet Tırmanışı - 28/29 Ekim 2017

Etkinliğin Adı : TDF Erciyes Cumhuriyet Tırmanışı (3917 m.)

Türü : Yaz tırmanışı

Tarih : 28-29 Ekim 2017

Hava Durumu : Kapalı, yer yer kar yağışlı. Hava sıcaklığı, birinci gün kamp alanında gündüz 10 derece, gece sıfırın altında. Tırmanış günü kamp alanı (-5) derece, zirve (-16) derece. Rüzgâr şiddeti kamp alanında gece boyu zaman zaman 30 km/s, tırmanış esnasında ve zirvede 50 km/s hızda.

Zemin Durumu : Kamp alanı kampın kurulması esnasında toprak zemin. Teknik toplantı sonrası yağan kar sonrası karlı bir zemin. Kulvar ise kar ve buz ile kaplı.

Teknik Malzeme : Bir çift baton, kazma, krampon, kask, emniyet kemeri, üç adet kilitli HMS karabina, bir adet sekizli iniş aleti, bir adet Ghost emniyet aleti ve pursik yapımında kullanılmak üzere 150, 125 ve 100 cm.lik üç adet 6 mm. yardımcı ip.

Kamp Yeri : Hacılar Sütdonduran yaylası.

Tırmanış : Sütdonduran'a kadar Gençlik Spor İl Müdürlüğünün araçları ile ulaşım sağlandı. Tırmanış için kamp alanından zirveye kadar, kuzey kar buz rotasından 7 saat.

İniş : Zirveden kuzey kar buz rotası kullanılarak kamp alanına kadar 4 saat.

Lider : Ahmet DURAN

Lider Yardımcısı : Yusuf Hakan ÖZDEMİR

Ulaşım : Ankara-Kayseri / Kayseri–Ankara gidiş-dönüş otobüs ile Kayseri-Sütdonduran kamp alanı minibüs ile.

Öneriler : Şiddetli esen rüzgâr bazı çadırların zarar görmesine neden oldu. Çadırların iyice gerdirilmesi, hatta var ise kar eteklerinin taşlarla desteklenmesi yada çadırın etrafına rüzgarın esiş yönüne göre taş duvar yapılması uygun olur.

28 Ekim 2017 Cumartesi

28 Ekim cumartesi gecesi Ankara AŞTİ'de buluştuğumuz arkadaşımla saat 03.00'de başlayan yolculuğumuz; sabah 07.45 sularında Kayseri Otogarında sona eriyor. Saat 08.00'de İzmir’den faaliyete katılmak için gelen başka bir arkadaşla buluşup toplanma merkezi olarak açıklanan Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne gittik. Henüz ortalıkta kimseler yok. Böyle olunca bizde kahvaltı yapmak için şehir merkezine döndük.

Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne geri döndüğümüzde hemen hemen herkes toplanmış ve tırmanış listeleri hazırlanmıştı. Tırmanış öncesi TDF tarafından yapılan açıklamada katılımın çok fazla olması gerekçesiyle ekibin ikiye bölüneceği; kış eğitimini tamamlayanların Sütdonduran rotasından; diğer katılımcıların ise klasik rotadan tırmanacağı belirtilmişti. Bizde faaliyet başvurusunda Sütdonduran rotasından tırmanmak istediğimizi, bunun için gerekli eğitimleri bitirmiş olduğumuzu beyan etmemize rağmen burada bizi kötü bir sürpriz bekliyordu. İsmimiz klasik rotadan tırmanacaklar arasına yazılmıştı. Karşılıklı görüşmelerin sonunda yapılan hata düzeltildi ve Sütdonduran ekibine dahil edildik.

Bu tırmanışa Dağcılık Yönetim Sistemi (DYS) üzerinden 180 kişi başvurmasına rağmen; gelen sadece 95 kişiydi. Kamp yüklerimizi Sütdonduran'a götürecek kamyona yükledikten sonra toplu fotoğraf çekimi yapıldı. Diğer gruptaki arkadaşlarla vedalaşıp, birbirimize başarılar diledikten sonra araçlarla Sütdonduran'a doğru yola koyulduk. Sütdonduran'a ulaştığımızda bizi şiddetli bir rüzgâr karşıladı. Hava kapalı, sanki her an yağmur yağacakmış gibi duruyor. Yağmura yakalanmamak için çabuk hareket edip hızlıca çadırlarımızı kurduk.

Ankara’dan ayrılmadan önce hava durumu hakkında bilgi edinmiştim. Sert rüzgar beklediğim bir durumdu ve bu nedenle tünel tipi çadırımı tercih etmiştim. Zaten çadırı kurarken de hatırı sayılır bir rüzgar vardı ve çadırın içine sırt çantamı koymadan kurmama imkan vermedi. Rüzgarın esiş yönüne göre kapısını ayarladıktan sonra çadır kazıklarını iyice çakıp iplerini de gerdirdim. Hatta kar eteklerinin üzerine ağırlık yapması için taş bile koydum. Ne kadar doğru bir iş yaptığımı zirve dönüşünde gördük.

Saat 14.30'da teknik toplantı yapıldı ve isim isim malzemeler kontrol edildi. Toplantı sonrası üç arkadaş ertesi güne hazırlıklı olmak amacıyla bir şeyler yiyip, sıvı içecekler tüketmeye başladık. O arada yağışta başladı. Sütdonduranın adına yakışır bir şekilde resmen buz yağıyordu dışarıda. Hava da buna paralel soğudu ve rüzgar da şiddetini daha da fazla arttırdı. Akşam yemeği sonrası saat 21.00 sularında dinlenmek üzere çadırlarımıza çekildik. Zirve çantamı gündüzden hazırladığım için doğrudan uyku tulumumun içine girdim ve saatimin alarmını gece 02.45 e ayarlayarak istirahate çekildim.

29 Ekim 2017 Pazar

Saat 02.45’de telefonun çalan alarmı ile uyandım. Hızla uyku tulumundan çıkıp, giyindim ve Ankara’dan beraber geldiğim arkadaşın çadırında birlikte güzel bir kahvaltı yaptık. Biliyorduk ki bu tırmanış uzun ve zor olacaktı. Olumsuz koşullardan dolayı bir şeyler yemeğe fırsat bulamayabilirdik. Onun için tedbirimi alıp, hazırladığım küçük bir çantayı tırmanışımı engelelemeyecek bir şekilde boynuma astım. Bunun faydasını tırmanış esnasında gördüm zaten.

Saat 04.00 gibi tırmanışa başladık. Kafa lambalarımızın ışığında, yer yer sertleşen rüzgar altında ve rüzgarın etkisiyle adeta bir mermi gibi yüzümüze vuran buzların eşliğinde günün ilk ışıklarına kadar yürüdük. Bu arada kulvarın girişinde yapmak zorunda kaldığımız bir yan geçişte, iki kadın dağcı arkadaşın, ayakkabılarının uygun olmamasından dolayı bu bölgeyi biraz zorlanarak geçebildiklerini gördük. Bir gün önce yapılan malzeme kontrolünde kask, kazma ve kramponlar kontrol edilmişti ancak ayakkabıların kar/buz rotasına uygun olup olmadığına bakılmamıştı. Oysa ki böyle bir rotadan tırmanış yapılacaksa her halükarda 4/4 taban bot ve tam otomatik krampon tercih edilmeli bence.

Bu yan geçişten sonra biraz daha yükseldik ve buzulun başladığı yerde kramponlarımızı taktık. Bu rotaya gelip de halen kramponunu takmayı bilmeyenler olduğunu görünce şaşırdım kaldım. İşte bu sebeplerden dolayı 6 saat olarak planlanan tırmanış 7 saat sürdü. Kramponlarımızı taktıktan sonra buzulda yükselmeye devam ettik. Önde iki antrenörümüz arkada ben ve İzmir’den gelen arkadaşım. Öndeki antrenörümüz bir süre yükseldikten sonra yaptığı bir yan geçiş esnasında kayarak düşmesine rağmen bilgi ve tecrübesi ile durmayı başardı. Buradan geçemeyeceğimizi anlayınca biraz aşağıya doğru inerek tırmanışa başladığımız noktaya geri indik. Bu noktadan tekrar kulvara girdik ve esas tırmanış bundan sonra başladı.

Bu arada hava basıncının hızla düştüğünü farkettim. Tırmanışa başlarken 980 olan basınç bir anda 685'lere düşmüştü. Bu iyiye işaret değil. Bir yandan da yukarılardan o kadar çok taş düşüyordu ki sürekli olarak düşen taşlara karşı pür dikkatli olmak zorundaydık. Bu nedenle bazı yan geçiş kulvarlarında, bir grup önden devam ederken, bir başka grup bekleyip yukarıyı gözleyip taş düşmesine karşı arkadaşları uyarma görevini üstlendiler.

Rüzgar şiddetini iyice artırdı. Yer yer 45-50 km/s hızla esen rüzgar, rüzgarın tesiriyle yüzümüze mermi gibi çarpan buz parçaçıkları, hele birde bunlar yetmiyormuş gibi yukarıdan düşen taş parçaları. Mevsim kış olsa tamamen kar ve buz olur ama mevsim geçiş dönemi olunca tozu toprağı da yedik bu arada. Saat 11.10 sularında, planlanandan bir saat kadar sonra zirveye ulaştık. Kayaların arasındaki tünelden sırtın diğer yüzüne geçince rüzgarın tesiri biraz hafifledi. Burada önce Rahmetli Atatürk, silah arkadaşları, aziz şehitlerimiz ve dağlarda hayatını yitiren dağcılar için saygı duruşunda bulunduk ve hep bir ağızdan İstiklal Marşımızı okuduk. Herkes çok duygulandı. Tören sonrası rüzgar almayan tünelde kalıp toparlandıktan sonra saat 11.35 sularında inişe başladık. Bir süre daha fırtına ve beraberindeki buz ve tozların eşliğinde alçaldık. Rüzgar almayan bir kaya bloğunun dibinde, hem geride kalanların yetişmesi; hem de sıcak sıvı almak için kısa bir mola verdik.

Hava basıncı halen düşmeye devam ediyor. Sanırım hava patlayacak. O yüzden hızlı hareket etmeye çalışıyoruz. Bol taş düşmeli ve yan geçişli bir inişten sonra ancak 15.35 sularında kamp alanına ulaşabildik. Bu arada yukarılarda buz fırtınası şeklinde görülen yağış aşağılara indikçe önce kara; kamp alanında da sulu sepkene bıraktı. Biz kampa ulaştığımızda bizi aşağıya indirecek araçlar çoktan gelmişti. Kampın toplanması için çok kısa bir zaman tanınınca hızlı davranmak lazım ama nasıl. Önce ıslanan üst katmanlarımı değiştirdim ve sonrasında da toplanmaya başladım. Çantayı toparlayıp kapattıktan sonra, diğer kamp malzemelerini yanımda getirdiğim battal boy bir çöp poşetinin içine doldurup çantamın dışına yerleştirdim. Daha sonra su geçirmez bir kumaştan kendi becerilerimizle diktiğimiz çanta kılıfını çantama geçirdikten sonra; yeniden battal boy bir poşete koydum. Artık çantayı kamyona verme zamanı.

Sonradan gelen ve çadırını geç toplayan birkaç arkadaş yüzünden biraz gecikmeli de olsa yola çıktığımızda saat 17.45'i gösteriyordu. Önce Hacılar'a geldik ve burada inecek arkadaşları bıraktık. Onlarla vedalaştıktan sonra Kayseri Otogarına doğru yola devam ettik. Otogara ulaştığımızda saat neredeyse 19.00'u bulmuştu. Ancak biz otogara ulaşmamıza rağmen çantalarımızı getirecek kamyon ortalıkta görünmüyor. Herkes çantalarını bekliyor. Bir çoğumuzun otobüslerinin hareketine az bir zaman var. Tedirgin olduk tabii. Ancak dağcılık İl temsilcisi Ahmet TURAN ve Yusuf Hakan ÖZDEMİR'in yoğun gayretleri sonucu kamyon zamanında bizim yanımıza ulaşabildi.

Saat 20.00'de hareket eden otobüsümüzle Ankara’ya doğru yola çıktık. Yol arkadaşım yorgunluktan ve ıslanma sonucu üşüdüğü için hemen uyudu. Saat 01.00 sularında Ankara'ya ulaştık. Arkadaşımla bir sonraki faaliyette buluşmak üzere vedalaşarak ayrıldık.

Uyumlu bir faaliyet oldu. Kendi adıma dağdaşlarıma teşekkür ediyorum.

Cüneyt AYTEN
06 Kasım 2017 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları