HADAK 7. Geleneksel Erciyes Dağı (3917 m.) Tırmanışı - 04/05 Şubat 2017

Etkinliğin Adı : 7. Geleneksel Erciyes Tırmanışı (3917 m.)

Türü : Kış tırmanışı

Tarih : 04-05 Şubat 2017

Hava Durumu : Birinci gün gündüz kamp alanı; hava yer yer bulutlu, hafif rüzgarlı (–5) derece; Gece ise, rüzgar güney doğu istikametinden 5 Nat kuvvetinde ve hava sıcaklığı (-10) derece. İkinci gün tırmanış esnasında yer yer tipi şeklinde kar yağışlı, rüzgar kamp alanında 3 Nat, kahvaltı kayalıklarında 5 Nat, 3800 irtifada 10 Nat'ın üzerinde. Sıcaklık (-15) civarlarında.

Zemin Durumu : Kamp alanı zemini yer yer kar ve buzla kaplı. Kamp alanından itibaren tamamen karla kaplı bir zemin.

Teknik Malzeme : Bir çift baton, kazma, krampon ve kask.

Kamp Yeri : Dağ evi ve üzerindeki kamp alanı. (Kış dağcılığı için yeterli malzemesi olmayan ve çadır getirmeyen dağcılar dağ evinde kaldı.)

Tırmanış : Oteller bölgesinden dağ evine gondol ve telesiyej ile gidildi. Kamp alanından Kahvaltı Kayalıklarına …….., Kahvaltı Kayalıklarından Hörgüç'ün altına……..

İniş : Dönüş kararı alındığı Hörgüç'ün altından Kahvaltı Kayalıklarına……., Kahvaltı Kayalıklarından kamp alanına………..

Lider : Yusuf Hakan ÖZDEMİR

Lider Yardımcısı : Ahmet DURAN

Ulaşım : Özel araç

Öneriler : Zemin kar olduğu için normal çadır kazıkları kullanılamaz. Bunların yerine 35-40 cm boyunda duraluminium ya da 1,5x1,5 cm tahta kazıklar daha kullanışlı olacaktır.

04 Şubat 2017 Cumartesi

Sabah saat 05.30'da Eskişehir yolunda bulunan bir AVM nin önünde aynı tırmanışa katılacak arkadaşlarla buluştum. Bu faaliyet öncesinde üç kişi hariç diğer arkadaşların hiç birini tanımıyordum. Grup liderinin daveti ile katıldığım bu yolculukta onlarla kaynaşmak çok ta zor olmadı. Amaç bir olunca arkadaşlık kurmakda kolaylaşıyor. Herkes toplandıktan sonra Kayseri’ye doğru yola çıktık. Yorgunluktan dolayı araca biner binmez uyuyup kalmışım. Gözümü açtığımda Şoförler Federasyonunun mola yerine gelmiştik bile. Güzel bir kahvaltı ile güne başladık. Buradan fazladan bir kaç tane haşlanmış yumurta alıp ihtiyaten çantama koydum. Malum mevsim kış, yumurtaların bozulma riski yok.

Kahvaltı molasından sonra tekrar yola çıktık ve uyku vakti. Gözümü açtığımda artık Kayseri’ye gelmiştik. Şehirde oyalanmadan doğrudan dağa yöneldik. Ancak yol üzerinde bir marketten eksikliklerimizi tamamlamayı da ihmal etmedik. Bu arada dürüm içerisine yaptırdığımız kavurma harikaydı. Böylelikle öğle yemeği sorununu da halletmiş oldum. Saat 12.00’da Gençlik Spor Hizmetleri binasının önünde tırmanış için kayıtlarımızı yaptırdık ve bu faaliyet için değişik yerlerden gelen dostlarla kucaklaştık. Bu tür şenliklerin en güzel yanı da bu zaten. Hoş geldiniz konuşması ve toplu fotoğraf çekiminin ardından gondol ve telesiyej vasıtası ile kamp yerine hareket ettik. Dağ evi ve hemen üzerindeki kayak pistinin bulunduğu bölgede bulduğumuz alanlarda çadırlarımızı kurmaya başladık. Hava oldukça yumuşak ve hafif bir rüzgâr var. Bir çok dağcı çadırlarını bu nedenle çok iyi gerdirmedi. Ama burası dağ ve ne yapacağı hiç belli olmaz. Ben çadırımı eski dağcı bir büyüğümün bana hediye ettiği duraluminium köşebentlerden imal 40 cm.lik kazıklarla bir güzel sabitledim. Ne kadar doğru bir iş yaptığım gece başlayan rüzgâr ve kar yağışı ile belli oldu.

Çadırlarımızı kurduktan sonra bir kaç arkadaş kamp alanında gezinmeye başladık. Dostlarla sohbet ettik ve fotoğraflar çektik. Faaliyete çok fazla dağcının katıldığı belliydi ancak deneyimli dağcının çok olmadığı da aşikardı. Faaliyetin rehberi de durumun farkındaydı. 8-10 kadar tecrübeli arkadaşla konuşup ön tarafta yürüyüp ve iz açma konusunda rehbere yardımcı olmayı kararlaştırdık. Gece 03.30'da buluşma sözünü aldıktan sonra biz kamp alanına döndük. Kamp alanına döndükten sonra bir kaç arkadaşın kazma karampon kullanma konusundaki tereddütlerine gidermek amacıyla uygun bir eğimde başladığımız uygulama eğitimine katılanların sayısı birdenbire arttı. Bir yandan şaşırıp kalmışken, diğer yandan da insanların öğrenmeye olan merakı beni oldukça mutlu etti. Karda iz açma, yürüme teknikleri, kazma ile yürüme teknikleri, krampon takma çıkartma, krampon ile yürüme teknikleri, düşmeler ve düşmelerde kazma ile duruş tekniklerini uygulayarak anlatıp, pratik yapmaya çalıştık.

Aslında burada gördüğüm manzara beni çok kaygılandırdı. Erciyes gibi bir dağa kış tırmanışına gelen bir çok katılımcının kış dağcılığı konusunda zerre kadar fikri olmadığını, hatta hatta, kazma ve kramponu ilk defa gördüklerini üzülerek farkettim. Bir kısmının ayakkabısı ve kramponu uyumlu bile değildi. O anda aralarında değişim yaparak uygun hale getirmeye çalıştık. Nasıl bağlayacaklarını ve çıkaracaklarını öğrettik. Bu insanların bir çoğuda buraya bir Kulüp adına gelmişlerdi. İşin ilginci Kulüp Yönetimleri nasıl oluyorda kış dağcılığı konusunda oldukça tecrübesiz bu arkadaşları Erciyes gibi bir dağa, hem de kış tırmanışına gönderebiliyor anlayabilmiş değilim. Eğitimin oldukça faydalı olduğunu söyleyebilirim.

Eğitim sonrası çadıra çekilip akşam yemeği için hazırlıklara başladım. Menüde tarhana çorbası ve bulgur pilavı var. Diğer iki arkadaşımla birlikte benim çadırda akşam yemeğimizi yedik. Yemekten sonra sıcak içeceklerimizi de içtik ve dinlenmek üzere herkes kendi çadırına çekildi. Artık zirve çantamı hazırlamam ve dinlenmeye geçmem gerekiyor. Bu defa zirve çantama kar küreğini de bağlamayı düşünüyorum. Gördüğüm kadarıyla kürek getiren fazla kimse yok ve gündüz hava oldukça ılıktı. Gece nasıl geçecek, yarın bizi neler bekliyor tahmin etmek zor. Saatimi gece 02.30’a ayarlayarak tulumumun içine giriyorum. Artık dinlenme zamanı. Daha ben uyuyamadan kısa bir süre sonra rüzgar yoklamalarına başladı bile. Ve derken kar da kendini göstermeye başladı. Benim için sıkıntı yok. Sadece çadırın üzerinde biriken karı silkelesem yeter. Kazıklarım oldukça sağlam.

05 Şubat 2017 Pazar

Saat 02.30’da çalan alarm ile uyandım. İlk işim çadırın iç tentesinde oluşan buzu silmek oldu. Bu demektir ki hava oldukça soğuk ve çadır yeterince havalanmamış. Halbuki bütün havalandırmalar açık. Kapıların sineklikleri de açık. O halde çok kar yağmış ve çadırın etekleri de kapanmış demek ki. Süratle tulumdan çıkıp, tulumun içerisine koyduğum kıyafetlerimi, yumurtaları ve kahvaltılıklarımı çıkardım. Kıyafetleri üzerime geçirdim. Hatta termalin üzerine ince bir mikro polar giydim. Çünkü dışarısı oldukça soğuk görünüyor. Ocağı yakıp akşamdan kaynattığım sularımı tekrar kaynattım. Tulumu kılıfına basıp çadırın içerisinde daha rahat hareket edebilme imkanı yarattım. Yumurtaları ve kahvaltılıkları tulumun içinde saklamak donmalarını önlemiş. Hemen kahvaltımı yapıp, botlarımı giyiyorum. En üste teknik ceketimi de giyip çadırdan dışarı çıkıyorum. Kramponumu ve içerisinde sıcak su dolu izolasyonlu su şişemi birer karabina ile çantamın dışına takıyorum. İpek eldivenlerim ve üzerinde su ve rüzgâr geçirmez eldiven kılıflarımla batonlarımı kavrıyorum. Diğer iki arkadaşımla birlikte dağ evinden gelecek arkadaşlarımızı beklemeye başlıyoruz.

Herkes toplandıktan sonra yürümeye başlıyoruz. Yürüyüş başlayınca telsiz muhaberesi de başlıyor. Bana da bir telsiz verdiler arkadaşlar. Başlangıçta toplam sayıyı belirlemek amacıyla yapılan sıra sayımda beşinci sıradayım. Önümde diğer iki arkadaşım, lider ve yardımcısı var. Bu arada dün lidere iz açma konusunda koordine ettiğimiz diğer arkadaşları göremiyorum. Arkamdaki arkadaşı da sayarsak iz açacak şu anda sadece altı kişiyiz. Bu arada biz yola çıktıktan sonra kamptan ayrılmakta geciken bir grubu toplamak için bir arkadaş bırakıldı en geride . Bu arkadaş geride kalanları toparlayıp öndeki ekibe yetişecek. Oysa bu tırmanışlarda her zaman ortak hareket etmek zorundayız. Çünkü şimdi arkadaki grup bize yetişmek için hızlı hareket edecek ve mecburen terleyecekler ve yorulacaktır. Bu istenmeyen bir durum. Biz onları beklesek, bu soğukta ve tipide duraksama anında bile hemen insan ellerini ve ayak parmaklarını hissetmez hale geliyor. O yüzden herkesin belirlenen zamana uyması gerekiyor.

Bu arada artçının sesi geliyor telsizden. "Bir kişi geri dönmek istiyor" diyor ısrarla. Oysa ekibin lideri Erciyes'e kış tırmanışına gelenlerin en azından Kahvaltı Kayalıklarına kadar çıkabileceklerini düşünmüş olmalı ki; dönmek isteyenleri buradan topluca başlarına bir rehber vererek kampa sağlıklı bir şekilde geri göndermeyi planlıyordu ve bunu da artçıya kesin bir dille iletti. Ancak dönmek isteyen kişi oldukça ısrar edince mecburen onu geri göndermek zorunda kaldılar. Derken bir süre sonra bir kişi daha, bir kişi daha, bir kişi daha derken arkadan gelen grubun yarısından fazlası ana gruba yetişemeden geri dönmüş oldu. Biz Kahvaltı Kayalıkları’na geldikten bir süre sonra geriden gelen grupta firelere rağmen bizlere yetişebildi.

Bu arada yürüyüş esnasında birkaç kişi düşmüş ve dün yaptığımız eğitimde öğrendikleri teknikleri uygulayarak durabilmişler. Bu durum liderin krampon takma kararı vermesine neden oldu. Kar yumuşak ve bastığınızda diz kapağınızın üzerine kadar batıyorsunuz. İz açmak hem zor hem yorucu. Üstüne bir de krampon taktık. Tabi bunlar tecrübesiz dağcıları düşünerek alınan kararlar. Liderin ne kadar haklı olduğunu anlamam çok sürmedi. Düz alanda bile krampon takmayı uzun süre başaramayanlar vardı ve ancak yardımla takabildiler. Özellikle bu mevsimde Erciyes'e yaz mevsimine uygun doğa yürüyüşü ayakkabısı ile gelen ve de getirdikleri kramponlar ayakkabılarına uygun olmayan bir grup arkadaş buradan geri dönüş kararı aldılar. Bunda bizim telkinlerimiz de etkili oldu tabi.

124 kişiyle başladığımız tırmanışa 108 kişi ile devam ediyoruz. Sol Şeytan kulvarından hafif hafif yükseliyoruz. Bu arada telsizden duyduğum anons beni biraz ürküttü. Geri dönenlerden birisini kalp sorunu yaşadığı söyleniyordu. Yardım için dönsek mi, dönmesek mi derken; bir yanlış anlaşılma olduğu, aslında kalp sorunu değil de bir başka dağcı grubunun kayboldukları ve yardım istediklerini öğrendik. Oysa bu iki durum konu olarak birbirinden ne kadar da uzak. Nasıl olur da böyle yanlış anlaşılır hala bilemiyorum. Yardım isteyen dağcıları görebiliyoruz. Kafa lambaları oldukça belirgin. Onlarında bizi görebiliyor olması gerekir zira biz baya kalabalığız. Tırmanışa devam ediyoruz. İz açma sırası bana geliyor.

Kulvarda kar çok yumuşak. Basınca diz kapaklarına kadar batıyoruz. Yoruluncaya kadar iz açmaya devam ettim, sonrasında kenara çekilip arkadaki arkadaş öne geçip iz açmaya devam etti, ben ise iz açan ekibin en arkasına geçtim. Değişe değişe iz açıyoruz. Bu arada arkadan gelenler biraz daha hızlı olmamız konusunda sürekli ikazda bulunuyorlar ama bir kişinin gelip bende önde iz açayım dediği yok. Açılan izden geldikleri için rahatlar.

Yükseldikçe hava iyice bozdu. Rüzgâr ve kar şiddetini arttırdı. Artık görüş mesafesi neredeyse sıfır. Bu arada düşenler var ve kazma ile duruş tekniklerini uygulayarak ve yanlarında yürüyenlerin yardımları ile durup ayağa kalkabiliyorlar. Kramponlarımda anti pot olmasına rağmen botlarımın altı kar toplamaya başladı. Bu arada Hörgüç'ün olduğu yere geldik. Hörgüç ile zirveye giden sırtta çok fazla kar birikmiş ve kar balkonları oluşmuş. Çığ riski çok yüksek. Karın kesilmeden geçilmesi lazım ancak bu kalabalıkla, bir de çoğunluğun deneyimsiz olduğu düşünülürse, bu iş biraz zor gibi görülüyor. Oldukça riskli bir durum. Hörgüç'e yakın bir yerden tırmanmaya çalışıyoruz. Her attığımız adımda sanki hava daha da kötüleşiyor. Artık birkaç metre ötemizi görmüyoruz. Daha 20-25 adım yükselmemiştik ki, yukarıdan bir uğultu koptu. Hemen kazmamı iyice kara saplayıp emniyet aldım ve kar kütlesi adeta bir deniz dalgası gibi üzerimizden akıp geçmeye başladı. "Çığ, Çığ Geliyor" diye bağırmaya başladık. Bu enerji patlaması ikinci çığ dalgasını da tetikledi. Neyseki kimsenin burnu bile kanamadan iki çığ dalgasını atlatmış olduk. Ancak ikinci dalga sadece birkaç kişiyi biraz aşağılara sürüklemiş.

Süratle dönüş kararı aldık ama gördüğüm manzarayı burada anlatırken bile sinirleniyorum. Oluşan kar akıntısı ile öz çekim yapanlarımı ararsınız, kulüp flaması ile fotoğraf çekenleri mi ararsınız. Oysa ki çığ bölgesinde kalanların tehlikeli bölgeden bir an evvel tahliye edilmesi gerekir. Herkes bağırıyor öndekilere "acele edin" diye ama bu daha da tehlikeli. Kimse ne yaptığını bilmiyor. Bu gürültü bir üçüncü çığı tetiklese halimiz harap. Neyse ki sağ salim sırt hattına ulaşıyoruz. Moral bozmamak için bir şey söylemedim ama bu fotoğraf çekenler beni bir hayli kızdırdı. Bu iş bu kadar ucuz değil.

Bu arada altimetre 3800 metreyi gösteriyor. Zirveye çok az kalmıştı ama dağ izin vermedi. Bir kere daha zirve yapamadan Erciyes’ten dönüyorum. Dönüş yolu tırmanıştan daha riskli bana göre. Herkes de bir rehavet, anlamsız bir rahatlama var. Bu durumu her zaman riskli bulmuşumdur. Daha çok hata yapar insan. Nitekim tahmin ettiğim gibi de oluyor. Daha fazla kişi düşüş yaşıyor. Birisi de benim önümde zıplayarak iniyor. Uyarmak zorunda kaldım. Kış tırmanışlarında önünüzdeki ve arkanızdaki dağcılarla aranızda dört adım bırakmalısınız ki düşme anında kazmayı yere diye ayağınıza saplamasın. Allahtan daha büyük bir kaza bela olmadan Kahvaltı Kayalıkları’na inebildik. Burada herkes toparlanıyor. Sıcak su içiyorum. İçim ısınıyor. Bir şeyler atıştırırken kramponlarımı çıkarıp çantamın yanına asıyorum. Kazmayı da yerine bağlayıp batonlarımı elime alıyorum.

Tırmanırken en öndeydik bu defa en arkadan yürüyoruz. Doğal olarak da kampa en son biz geliyoruz. Önce gelenler kampı toplamaya başlamışlar bile. En sevmediğim an. Zirve dönüşü süratle çadır toplamaktan nefret ediyorum. Zirve dönüşü bir gün daha kampta kalınsa ve bu anın tadı çıkarılsa ne kadar güzel olur değil mi? Mecburen biz de toplanmak zorunda kalıyoruz. Önce telesiyej sonra gondol ve en sonunda oteller bölgesindeyiz. Yorucu bir faaliyeti daha bitirdik. Dostlarımla vedalaşıp Ankara’dan birlikte geldiğim arkadaşlarımın yanına gidiyorum. Yemek için Kayseri'de bir mola veriyoruz.

Yemekten sonra eve dönmek üzere yola çıktık. Gözümü açtığımda mola yerine gelmiştik. Ne zaman ve nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum bile. Mola yerinde içtiğim çay beni biraz kendime getirdi. Tekrar yola koyulduk. Biraz kakara kikiri den sonra gözlerim zorunlu kapandı. Tekrar açtığımda Elmadağ’a gelmiştik. Araç beni Etlik kavşağında bıraktığında hafif hafif yağmur yağıyordu. Yol arkadaşlarıma teşekkür ederek yanlarından ayrıldım.

Cüneyt AYTEN
Faaliyet Raportörü
12 Şubat 2017 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları