Demavend Tırmanışı - İran (01/06 Ağustos 2017)

Sabalan tırmanışı sonrası Sarrein'de geceyi otelde geçirip, dinleniyoruz. 01 Ağustos Salı sabahı otelde yaptığımız kahvaltı sonrası çantalar tekrar araca yükleniyor ve saat 09.00 sularında Tahran’a doğru yola çıkıyoruz. Yolumuzu biraz değiştirip Hazar Denizinin kıyısını takip eden yolu tercih ediyoruz, uygun bir yerde de durup Hazar denizinin kıyısında kısa bir mola veriyoruz. Sahildeyiz ve gerçekten de göz alabildiğince mavi bir sonsuzluk uzanıyor önümüzde. Hava sıcak, hazar denizine giremesek de, en azından ayaklarımızı suya sokuyoruz. Yolumuz uzun bu nedenle çok fazla zaman kaybetmeden yola devam ediyoruz. Uzun bir yolculuktan sonra nihayet gece saat 22.30 sularında Tahran'a ulaşıyoruz. Bu gece Tahran'dayız. Miladi Kulesi yakınlarında bir parka çadırlarımızı kurup dinlenmeye çekiliyoruz. (Miladi Kulesi, Tahran'ın Merkezi semtinde 2000 yılında yapımına başlanan ve 2007 yılında tamamlanan dünyanın en yüksek 4. gökdeleni olarak bilinmekte.)

02 Ağustos 2017 Çarşamba

Sabahleyin gün doğarken uyanıp, çadırlarımızı topluyoruz önce. Sonrasında yakınlardaki bir marketten kahvaltılık bir şeyler ile fırından sıcak pide alıp -İran'da bizim bildiğimiz anlamda ekmek bulunmuyor. Fırınlarda uzun pideler satılmakta- güzel bir kahvaltı yapıyoruz. Bu arada bozdurduğumuz paralar azaldı. Sabah saatlerinde Tahran'ın trafiği istanbul'u aratmıyor. Bu nedenle şehir merkezine kendi aracımızla gitmek yerine Yüksel hoca ile Ali Ekber bir taksiye binip şehir merkezine para bozdurmaya gidiyorlar. Bu arada bizler parkta onların gelmesini bekliyoruz. Yüksel Hoca elinde kocaman bir tomar parayla dönüyor ve herkese paralarını dağıttıktan sonra Demavend'e doğru yola koyuluyoruz.

Tahran genel olarak oldukça yeşil ve çok sayıda park var. İnsanlar bu parkları yoğun şekilde kullanıyor. Gece istediğiniz parkta çadır kurabilir ve güvenle kalabilirsiniz. Bizde iran'da bulunduğumuz sürece bu parklarda kalmayı tercih ettik zaten.

Hedefimizde Polur Köyü var. Saat 13.30 sularında Polur'dayız. Köyün girişindeki dağcı heykelinin yanındaki yolu takip edip İran Dağcılık Federasyonunun Polur Köyünde bulunan dağevine varıyoruz. Burası aracımızla gideceğimiz son nokta. Dağevinde kişi başı 50 dolar ödeyip, dağa giriş kaydımızı yaptırıyoruz. 50 $ karşılığında size bilet benzeri bir belge veriliyor ve yukarıki kampta sorduklarında bu belgeyi gösterince sıkıntı yaşamıyorsunuz. Bu ücret sadece yabancı dağcılar için. İranlılar bu parayı ödemiyor.

Hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra 3020 metredeki Gusvensara Kampına gitmek için jeep başına 100.000 Tümene anlaşıyoruz. Çantalar bir kamyonete yükleniyor. (Çantaları korumak için yanınızda mutlaka çuval bulundurmak lazım. Aksi takdirde yolculuk sonrası toz topraktan çantaları tanıyamıyorsunuz.) Bizlerde 2 jeepe binerek yola çıkıyoruz. Bir saatlik bir yolculuk sonra Gusvensara’dayız. Burada katırlar için çetin bir pazarlık. Tabii ki yine katırcıların dediği oluyor. Ücretler peşin ödeniyor. Kişi başı 60.000 tümen tek gidiş, dönüşte aynı ücreti tekrar ödeyeceğiz. Saat 16.00 sularında Bargesh Kampına doğru yürüyüşe geçiyoruz. Hava açık ve oldukça sıcak. Belirgin bir patikayı takip ediyoruz. Parkur oldukça kalabalık. Bir yandan bizim gibi yukarı çıkanlar, bir diğer yandan zirveden dönenler. 4 saatlik bir tırmanış sonrası saat 20.00 sularında 4200 metredeki Bargesh Kampına ulaşıyoruz. Katırlar yolda bizi geçtiğinden eşyalar kamp alanına yıkılmış.

Gusvensara kamp alanında oldukça fazla çadır yeri var ve çadır yerleri setler şeklinde düzenlenmiş, gayet güzel. Hemen çadırlarımızı kuruyoruz. Sonrasında dağ evine çıkıyoruz. Dağevi iki katlı. Giriş katında 2 oda ve salon tarzı bir yer var. Birde merdivenle çıkılan bir üst katı var. Giriş katında küçük bir kantin bulunmakta, burada yiyecek bir şeyler bulabiliyorsunuz. Biz dağevine vardığımızda çorba vardı ve birer çorba içiyoruz, 6000 tümene. Sonrasında sıcak çay, 2000 tümen. Dağ evinde her yer insanla dolu. Matını serip, uyku tulumuna giren bir köşeye kıvrılıp dinlenmeye çalışıyor. Dağ evinde çok zaman kaybetmeden, dağevinin yanındaki ceşmeden sularımızı doldurup çadırlarımıza dönüyoruz. Çünkü dinlenmemiz lazım. Yarın sabah bizi zorlu bir tırmanış bekliyor. Bu arada akşamdan suları almak lazım. Çünkü ceşme çoğu zaman gece donduğundan sabah kalktığınızda su bulamayabilirsiniz.

03 Ağustos 2017 perşembe

Gece saat 03.00'den itibaren kamp alanı hareketleniyor. Zirvye gidenler bağırtılar, çağırtılar halinde çadırların arasından geçiyorlar. Uyumak ne mümkün. Kısa bir sessizlikte azıcık daldığında, bir bağırtıyla uyanabiliyorsun. Bu tantana içinde saat 05.00 gibi uyku tulumlarından çıkıp, hazırlıklara başlıyoruz. Kahvaltı ve çantalarımızı hazırladıktan sonra saat 06.00 sularında Yüksel hocanın liderliğinde rotaya giriyoruz. İki arkadaşımız kampta kalmaya karar veriyor. 11 kişilik ekip ile yavaş yavaş yükselmeye başlıyoruz. Yaklaşık 1470 metre yükseleceğiz. Hayli zorlu bir tırmanış olacak.

Rota çok kalabalık. Adeta festival havası var. Yükseldikça kusanları, oksijen alanları görmeye başladık. Yükseklikten dolayı bizim ekipte de aynı sorunları yaşayan arkadaşlar var. Bir arkadaşımız geri dönme kararı alıyor. 2 arkadaş da oldukça geride kalıyor. Zirveye giden son metreler bizi oldukça fazla zorluyor. Sülfür bacalarının oraya gelince bu zorluğa birde sülfür kokusu ekleniyor tabi. Maske, buff ne varsa yüzümüzü kapatıyoruz. Sırtı aşıp dağın arkasından devam eden patikayı izleyerek saat 13.50 sularında 8 kişilik ilk ekiple 5671 metrelik zirveye ulaşıyoruz. Zirve çok kalabalık. Mutluyuz, gururluyoruz. Herkes birbirini kutluyor. Resimler çekiliyor ve dinlenmeye geçiliyor. Bir şeyler yiyip, içerek güç toplamaya çalışıyoruz.

Zirvede hava açık, manzara müthiş güzel. Aşağılar sanki bir bulut denizi gibi. Bizler kendimizi bu denizin üzerindeymiş gibi hissediyoruz. Bu güzel havada zirvede hemen hemen 1 saatten fazla kalıyoruz. Bu arada geride kalan iki arkadaşın zirveye gelmesini dört gözle bekliyoruz. Ancak gelen giden olmayınca saat 15.00 sularında Mustafa Karabulut'un liderliğinde dönüşe geçiyoruz. Yüksel hoca geride kalan 2 arkadaşı zirvede beklemek için kalıyor. Bizler sırttan aşağıya doğru inmeye başladığımızda geride kalan arkadaşlarla karşılaşıyoruz. Devam ettiklerini görüp seviniyoruz. Yüksel hocanın kendilerini yukarıda beklediği bilgisini verdikten sonra, onlar zirveye doğru bizler de aşağıya doğru yolumuza devam ediyoruz. Onlarda zirveye ulaşıyor ve böylece 13 kişilik ekibimizden 10 kişi zirve yapmış oluyor. Bizler saat 17.30 sularında kampa ulaşıp, doğrudan dağ evine geçiyoruz. Birer çorba ve çay içerek kendimize gelmeye çalışıyoruz. Çadırların yanına indiğimizde Yüksel hoca ve diğer 2 arkadaşın çoktan kampa döndüklerini görüyoruz. Yorgunuz ve artık dinlenme zamanı.

04 Ağustos 2017 cuma

Yine gürültülü, patırtılı bir gece sonrasında sabah 07.00 sularında uyanıp, kampımızı topluyoruz. Yüksel hoca önceki akşam katırcılarla konuşup anlaşmıştı. Bizler çantalarımızı bıraktıktan sonra inişe geçeceğiz. Verilen söze göre katırlar biz inmeden çantalarımızı aşağıdaki kampa ulaştıracak. Çadırlar toplanıyor ve çantalar katırlara yüklenmek için katırcılara bırakılıyor. Sonrasında kahvaltı için dağ evine çıkıyoruz. Kahvaltı sonrası saat 10.00 gibi inişe geçiyoruz. Yaklaşık 2 saatlik bir yürüyüş sonrası saat 12.00 gibi Gusvensara Kampındayız. Katırlar henüz gelmemiş, çantaları bekliyoruz. Gelen ilk grup katırlarla eşyalarımız geliyor ancak 2 çanta eksik. Her ne kadar sinirlensek de bekliyoruz, yapacak bir şey yok. Burası garip bir yer. 2 saat boş boş eksik 2 çantanın gelmesini bekliyoruz. Nihayet saat 14.15 gibi gelen başka bir grup katırın getirdiği çantaların içinden eksik çantalarımız çıkınca seviniyoruz.

Çantalarımızı bir kamyonete yükleyip, kendimizde iki Jeep'le Polur dağevine hareket ediyoruz. Aracımız bizi orada bekliyor. Saat 15.15 sularında dağ evindeyiz. El yüz yıkama ve temizlenme faslından sonra dönüşe geçiyoruz. saat 15.45'de Polur Köyünün girişindeki dağcı heykelinin orada bir anı fotoğrafı çektiriyoruz ve Tahran’a doğru yola koyuluyoruz. Zirve sonrası bir ödülü hak ettik. Yolda yemek molası verip güzelce karnımızı doyuruyoruz. Akşam 20.30 sularında Tahran’a ulaşıyoruz. Banyo etmemiz lazım onun için otelde kalmak istiyoruz. Ancak otel fiyatları çok yüksek. Kişi başı 90.000-95.000 tümen isteniyor. Bir kaç yer aramadan sonra kişi başı 25.000 tümene vasat bir otel buluyoruz. Önce herkes duşunu alıyor ve gecede olsa Tahran'ın sokaklarını şöyle bir gezelim diyoruz. 1-2 saatlik bir sokak turunda görüyoruz ki, hayat çok canlı burada. Sokaklar yine kalabalık herkes ayaküstü bir şeyler yiyip içiyor. Burada insanlar gece dışarıda yaşıyor gibi. Ancak biz yorgunuz ve otele dönüş ve uyku.

05 Ağustos 2017 cumartesi

Sabah erkenden uyanıp, hazırlandıktan sonra saat 06.00 gibi yola çıkıyoruz. Geçerken Özgürlük Meydanında durup fotograf çektiriyoruz. O kadar büyük bir meydan ki, şaşırmamak elde değil. (Azadi Meydanı Tahran’ın simgelerinden birisi. Eski adı Şehyad olan bu meydan ve Azadi Kulesi 50.000 metrekare ölçümüyle İsfahan’daki Nakş-ı Cihan Meydanı’ndan sonra İran’ın en büyük meydanıymış.) Yola devam. Kahvaltı için Zencan'da; Ahmet Kaya'nın Türkiye’de yaşayan arkadaşının ailesinin evine davetliyiz. Bizi son derece sıcak karşılıyorlar ve nefis bir kahvaltı yapıyoruz. Sonrası vedalaşıp Tebriz’e doğru yola çıkıyoruz. Saat 16.00 gibi Tebriz’deyiz. Tarihi Kapalı Çarşıyı geziyoruz. Akşam kalacak yer arıyoruz. Bir grup kişi başı 50 bin Tümen vererek otelde kalırken, bir diğer grupda yine parkta çadırda kalıyor. Dinlenme vakti.

06 Ağustos 2017 pazar

Bugün İran'da son günümüz. Sabah erkenden kalkıp küçük bir büfe önünde ince bir lavaş ekmeği içine, haşlanmış sıcak patates, tereyağı ve haşlanmış yumurta ezilip yapılan bir dürüm ve çayla ayaküstü nefis kahvaltı yapıyoruz. Aracımız parkta kalan arkadaşlarla birlikte gelip bizi otelden aldıktan sonra Türkiye'ye doğru yola koyuluyoruz. Artık herkes bir an önce evine dönmek istiyor. Saat 12.00 gibi sınırdayız. Sınırdan geçişimiz girişimize göre daha kolay ve hızlı oluyor ve yarım saat içinde artık Vatan topraklarındayız. Ohhhhhhh dünya varmış. Saatlerimizi 1,5 saat geri alıp hızlıca yol üstünde bir restorana uğruyoruz. Sonrası Iğdır havaalanı ve 15.15 uçağı ile Ankara’ya uçuyoruz. 17.15 havaalanındayız. vedalaşma ve ayrılış.

Yorucu, zorlu ama sonuçta iki güzel zirve ile taçlandırılan bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkürler…

Nurcan KARA
10 Ağustos 2017 - Zonguldak

KATILAN SPORCULAR

1.) Mustafa KARABULUT
2.) Melek SAN
3.) Ülkü YÜKSEL
4.) Yıldız ÖZVERİ
5.) Türkşan KARATEKİN
6.) Filiz İLİK
7.) Nurcan KARA
8.) Ahmet KAYA
9.) Mehmet Bakır ASMA
10.) Nil AÇIKGÖZ
11.) Murat YÜKSEL
12.) Sema YILDIZEL
13.) Yüksel ALPKAYA

  • Etkinlik Fotografları