Süphan Zirve Tırmanışı (4058 mt) - 08 Temmuz 2016

Süphan tırmanışı için 06 Temmuz 2016 çarşamba günü Rize'den akşam üzeri 17.00 sularında Adilcevaz'a doğru yola koyulduk. İyidere, İkizdere, İspir, Erzurum, Ağrı güzergahını takip ederek sabah saatlerinde sağ salim Van Gölünün kenarına kurulmuş Bitlis'in Adilcevaz İlçesine ulaştık. Burada güzel bir kahvaltı ve eksikliklerimizi tamamladıktan sonra SÜPHANDOSK'dan Adem Gül hocayla görüşüp, dağ ve izin konusunu netleştirdik. Aslında Süphan tırmanışlara kapatılmış. Ancak Yüksel hoca, buraya gelmeden önce Adem hocanın kişisel gayret ve ilişkileri sayesinde tırmanış iznini almaya başarmıştı. Tırmanış için izin konusunda herhangi bir sıkıntı olmadığını Adem hocayla teyit ettikten sonra saat 14.00 sularında Adilcevaz'dan Kışkılı Köyüne doğru yola çıkıyoruz.

Kampımızı At Yaylasına atacağız. Aracımızla Kışkılı'dan At Yaylasına doğru yöneldiğimizde, daha bir kaç yüz metre gitmeden arkamızdan gelen bir araç bizleri durduruyor. İçinden çıkan bir korucu dağın tırmanışa kapalı olduğunu ve geri dönmemiz gerektiğini söylüyor. Yüksel hoca izinli olduğumuzu söyleyince, bir kaç telefon görüşmesi yapılıyor ve korucu ikna olup geri dönüyor ve bizler kamp alanına ulaşıyoruz. Hemen çadırlarımızı kurmaya koyuluyoruz. Daha çadırlarımı kurmayı tamamlamadan başka bir araçla iki farklı korucu daha ziyaretimize geliyor. Bu gelenlerin önceki korucudan haberleri yok ve hemen hemen aynı şeyleri söylüyorlar "dağın tırmanışa kapalı olduğunu, tırmanmaya izin vermeyeceklerini falan filan.." Bizde ısrarla izinli olduğumuzu gerekli mercileri arayabileceklerini söyleyerek onları ikna etmeye çalışıyoruz. Bu anlaşmazlık yaklaşık bir saat sürüyor. Sürekli telefonla bir yerler aranıyor, teyitler alınmaya çalışılıyor, ancak karar değişmiyor. En sonunda Yüksel hoca, Adilcevaz'dan Adem hocayı arayıp sorunu aktarınca, bir dakika sonra gelen bir telefon her roblemi çözüyor ve korucular izinli olduğumuz konusunda ikna oluyorlar, köye geri dönüyorlar. Bizde rahatlıyoruz.

Meterolojiye göre 08 Temmuz 2016 cuma günü hava öğle saatlerine kadar açık, ancak öğleden sonra havanın bozacağı ve yağmura döneceği tahmin edilmekte. Bu nedenle Yüksel hoca hareket saatini 03.00 olarak belirliyor. Akşamdan çantalar hazırlanıyor ve saat 03.05’de 8 kişi “Süphan Dağı Zirve Tırmanışı” için yola koyuluyoruz. Bu saatte gökyüzü yıldızlarla kaplı. Aşağılarda Van Gölünün kenarına dizilmiş irili ufaklı bir çok yerleşim yerinin ışıkları görülüyor. Kaçkardan sonra istim üzerinde olan kuvvetli, iyi antrenmanlı bir ekip olarak patikayı takip ederken Yüksel hocanın kafasını çevirdiği yönde, kafa lambasının ışığıyla parlayan iki gözün bizleri takip ettiğini farkediyoruz. Bölgede bulunan sürülerden dolayı kurtların bu bölgede yoğun olarak görüldüğü bilgisini daha önceden edindiğimiz için, bu iki meraklı parlak gözün kurt gözü olduğuna eminiz. Ancak bizler kalabalıktık ve kurtlar için bir tehlike oluşturmuyorduk, yolumuza devam ettik.

Gecenin karanlığı yerini yavaş yavaş aydınlığa bırakmaya başladığında saatler 04.00’ü henüz geçiyordu. Gökyüzünde karanlık ile aydınlık hızla yer değiştiriyor, kuş sesleri artıyor. Kuşlar tüm coşkusuyla cıvıldarken tan ağarmış, güneş incecik olarak göründüğünde ise saat 04.50’yi gösteriyor. Güneş alelacele yükselmeye çalışırken arkadaşlarımız fotoğraf makinelerinin objektifini güneşe çevirdiler doğan güneşi fotoğraflamaya çalışıyor. Saat 05.10 olduğunda ise güneş yusyuvarlak gökyüzünde ve biz bu kısa (10 dakika) moladan sonra yola devam ediyoruz. Bu moladan sonra saat 07.30’a kadar su molaları dışında Yüksel hoca hemen hemen hiç mola vermiyor. Artık yorulmaya başladık. Başlangıçta hafif hafif esen rüzgar yükseldikçe şiddetini iyice artırmaya başladı. Zaman zaman rüzgardan kaçmak düşüncesiyle sırttan yürümek yerine yanlarına doğru inerek tırmanışa devam ediyoruz.

Nihayet zirve külahının dibine ulaşıyoruz. Saat 07.30 ve buradan itibaren kayalık ve taşlık zirve külahına tırmanmaya başlayacağız. Sis iyice bastırmış, iki metre önümüzü göremiyoruz. Rüzgarda şiddetini iyice arttırdı. Bizler rüzgarın etkisiyle havayı iyice soğuk hissediyoruz. Biraz dinlenmek amacıyla burada mola veriyoruz. Kayalardan yapılmış korunakları rüzgara siper edip, bir şeyler atıştırıyor, dinleniyoruz. Saat 08.00 gibi zirve külahına doğru tırmanışa geçiyoruz. Önümüzde yaklaşık 50 metrelik karlı etap görülüyor. Karlı etabı Yüksel hocanın açtığı izleri takip ederek hızlı bir şekilde geçtikten sonra kayalık ve çarşak bölüme ulaşıyoruz. Kayalık ve çarşak bölümde karın tırmanmak için ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamakta gecikmiyoruz. Çünkü kayalık zeminde attığımız her adımda ayağımızın altındaki taşlar, kayalar oynuyor ve bizler düşmemek için pür dikkat ilerlemeye çalışıyoruz. Bir yandan yoğun sis ve esen şiddetli rüzgar diğer yandan ayağımızın altındaki gevşek zemin bizleri oldukça hırpalıyor. Tırmanışımız karşılaştığımız karlı alanlarda kah yan geçiş; kayalık alanlarda da kah kaya tırmanışı şeklinde devam edip gidiyor.

Dün yaptığımız tırmanış toplantısında her ne kadar zirvedeki kar durumundan dolayı kazmaya ihtiyaç duyup duymayacağımızı bilemesekte; öğleden sonra havanın bozma ihtimali ve buna bağlı olarak havadaki elektriklenmeden kaynaklanabilecek yıldırım düşme ihtimali göz önünde bulundurularak yanımıza kazmalarımızı almamaya karar vermiştik. Çünkü kullanmadığımız zamanlarda çantalarımıza takacağımız kazmaların yukarıya bakacak metal uçları yıldırımları üzerimize çekebilirdi. Doğru karar vermişiz. Kazmalara hemen hemen hiç ihtiyaç duymadık. Ayrıca biz yükseldikçe hava daha fazla bozdu, elektrik yüklü bulutlar üzerimizde sürekli dans etti durdu. Zaman zaman bir kaç metre önümüzü göremeyecek kadar yoğunlaşan sisin içinde Yüksel hocanın peşine takılmış ilerlerken, bizler önümüze çıkan zirve haşmetindeki tepelerin her birini artık zirve olmasını umarak tırmanırken, Yüksel hoca duraksamadan bir başka tepeye doğru ilerliyordu.

Dev kayalıklarla kaplı zeminde kayadan kayaya geçerek yükseliyorduk. Derken kısa bir düzlük alana geldik. Yüksel hoca "İşte nihayet zirve şu karşıki tepe" deyince Yüksel hocaya inanmak istemedik önce. Ancak Yüksel hoca tepeye doğru tırmanmaya başlayınca bizler de onu takip ettik. Son kayayı da tırmandıktan sonra tepenin zirve olduğunu kanıtlayan taşlardan yapılmış zirve babasını gördüğümüzde saat tam 10.00’du. Artık zirvedeyiz. Anlatılmaz bir mutluluk yaşıyoruz. Bu zor hava koşullarında ülkemizin 3. en yüksek (4058m) zirvesine ulaşmıştık. (darısı ilk ikinin başına olsun). Tebrikler, kutlamalar. Herkes birbirini kutluyor. Zirvede rüzgar o kadar şiddetli ki, neredeyse ayakta durmak imkansız. Zirvenin taşlık zemininde ayakta kalabilmek için yoğun gayret gösteriyoruz. Yoğun sisten bırakın manzarayı bir kaç metre ötemizi bile göremiyoruz.

Zirve fotoğraflarını çektikten sonra 10.15’de zirveden, yani 4058 metreden ayrılıyoruz. Bir saat sonra saat 11.15 sularında çıkarken mola verdiğimiz külahın dibindeki kayalık alana ulaşıyoruz. Zirvede rüzgardan dolayı veremediğimiz dinlenme ve yemek molasını burada veriyoruz. Yarım saat buradayız. Acıktık, bir şeyler atıştırıp, biraz da dinleniyoruz. Bu molada zeytin ezmesi sürülmüş elma dilimlerinin muhteşem lezzetini keşfettim. Mola sonrası 11.45’de inişe geçiyoruz. Aşağıya indikçe sis ve rüzgar etkisini kaybediyor ve güneş yüzünü göstermeye başlıyor. Hava oldukça ısındı, hatta kavrulmaya başladık. Saat 13.15 sularında kampa oldukça yaklaştığımızda kampımızı, Van Gölünü, Aygır ve Arin Göllerini gören yemyeşil bir düzlükte yumuşak toprağa bedenlerimizi serdik, hepimiz de çok mutluyuz.

Mola sonrası 15 dakikalık bir yürüyüş sonrası nihayet 13.45 sularında kampa ulaşıyoruz. Yüksel hoca tırmanış sonrası hepimizi topluyor. "Gerek Kaçkar gerekse Süphan tırmanışlarını başarıyla gerçekleştiren ve bu kadar zorlu her iki tırmanışı sıkıntısız ve herhangi bir tartışma ve sorun yaşamadan tamamlayan ekibi kutluyor ve teşekkür ediyor." Kampta bizi bekleyen arkadaşlar çay demlemişler. Çayın üstüne Yıldız Hanım ve Havva Hanımın yapmış olduğu menemen bizlere tırmanış ödülü oluyor. Şanslıyız vesselam, bundan iyisi can sağlığı diyorum.

Mustafa Karabulut'un sözü ile bitirelim. “Dostça kalın, Madadostça kalın”

Nil AÇIKGÖZ
Faaliyet Raportörü
18 Temmuz 2016 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları