7. Geleneksel Köroğlu Cumhuriyet Tırmanışı - 29 Ekim 2016 Cumartesi

Bilindiği üzere, Mavi Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü olarak her yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında Köroğlu zirvesine (2499 metre) bir tırmanış gerçekleştirmekteyiz. Bu güne kadar 6 kez yaptığımız bu geleneksel etkinliğin bu yıl yedincisini 29 Ekim cumartesi günü gerçekleştirdik. Bu yıl 29 Ekimin cumartesiye denk gelmesi, bu anlamlı faaliyeti daha da anlamlı hale getirdi bizlere.

Cumartesi sabahı saat 07.00'de aracımız Sezenler Sokak'tan hareket ediyor. Bu yıl saatler geri alınmadığı için hava hala karanlık. Yol üstündeki duraklardan katılanlarla ekibi tamamlıyoruz. Sayımız 16. Ekibin rehberliğini yapacak Yüksel hocanın kısa bir bilgilendirme konuşmasından sonra, Kulüp üyelerinin 2014 yılında gerçekleştirdiği Mont Blanc tırmanışı için hazırlanan belgeseli izleyerek yolculuğa devam ediyoruz. Yolun nasıl geçtiğini anlamadan bir bakmışız Beypazarındayız. Burada Mevlana Lokantasında kısa bir kahvaltı molası veriyoruz. Çorbalarımızı inip, eksikliklerimizi tamamlıyoruz.

Hava güzel olacağa benziyor. Mola sonrası Kıbrısçığa hareket ediyoruz. Saat 10.15 sularında İsli Kayaların altındaki eski orman kulübesine vardık. Son durağımız burası. Yürüyüşe buradan başlayacağız. Kısa bir hazırlık sonrası saat 10.30 sularında yoldan Köroğluna doğru yürüyüşe başladık. Yürüyüşe başladığımız bölgede hava parçalı bulutlu, yer yer güneş yüzünü bizlere gösteriyor. Rüzgar yok, yani yürüyüş için ideal bir hava var. Ancak Köroğlunun zirvesini sisler kaplamış durumda. Yoldan bir süre serbest yürüdükten sonra Yüksel hoca yolunu ormana çevirdi. Orman içi patikayı takip ederek Çanağa doğru yükselmeye başladı. Buralarda yerler ıslak, sanki bir kaç gün önce iyi bir yağmur yağmış gibi.

Ormanı bitirip Çanağa girdiğimizde bizi sis karşıladı. Önceleri zirveyi kaplayan sis yavaş yavaş aşağılara doğru inmeye başladı. Bizler de attığımız her adımda sisin içine dalmaya başladık. Sisin içinde hiç bir şey görmeden yükselmeye çalışıyoruz. Etrafımız hep aynı, farklı bir şey göremiyoruz. Yükseldikçe eğim dikleşiyor, eğim dikleştikçe zirveye yaklaştığımızı sanıyoruz. Yüksel Hoca Çanağının solundan ilerlediğimiz, zirvenin sağ kol üzerinde olduğunu söylüyor ama biz hiç bir şey görmüyoruz. Oldukça dik bir bölgeyi tırmandıktan sonra birdenbire bir sırta ulaşıyoruz. Şaşırıyoruz. Bu kadar kolay zirve hattına çıkmamamız lazım ama sisten görebildiğimiz kadarıyla etrafta başka yükselti yok. Çanağın solundan çıktığımıza göre zirve sağımızda olması lazım. Kısa bir dinlenmeden sağdan sırtı takip ediyoruz. Ama bir gariplik var. Yükselmemeiz gerekirken sanki iniyoruz gibi.

Ancak Yüksel hoca çok çabuk olayın farkına varıyor ve hemen ekibi toplayıp siste yanlış yöne doğru ilerlediğimizi, zirvenin gerimizde kaldığını söyleyince geriye dönüyoruz. Bir süre sonra sırt tekrar yükselmeye başlayınca doğru yönde olduğumuzu anlıyoruz. Bir süre sonra etrafımızda zirveyi oluşturan kayaları farketmeye başlayınca iyice rahatlıyoruz. Nihayet 12.30 sularında zirve külahının altındaki yıkıntıları görüyoruz. Kısa bir dinlenmeden sonra külahı tırmanmaya başlıyoruz ve saat 12.45 sularında 16 kişi olarak Köroğlunun zirvesine ulaşıyoruz. Sonunda zirvedeyiz. Tebrikler, kutlamalar. Aramızda ilk defa yürüyüşe gelip, Köroğluna tırmanan arkadaşlar var. Herkes mutlu, böyle anlamlı bir günde ilk faaliyetlerinde Köroğlunun zirvesine ulaşmış oldukları için bu arkadaşlar daha fazla mutlular.

Yürüyüşe başladığımızdan beri dinlenmeye fırsat bulamadık. Her ne kadar zirvede sisten göz gözü görmesede rüzgar yok. Bizler de rahat rahat dinlenip karnımızı doyuruyoruz. Bu arada zirvedeki bayrak direği yıkılmış. Tamir etmek için çabalıyoruz ama direk çok uzun ve ağır olduğu için düze bir hale getirmek mümkün olmuyor. Bu gayretimiz boşa çıkınca zirvede flamamızı ve Türk Bayraklarını açıp seronomiye başlıyoruz. Ziya hoca, günün anlam ve önemini anlatan bir konuşma yapıp, saygı duruşu yaptırıyor. Sonrasında bağıra çağıra tüm Köroğlu Tepesini inletircesini hep bir ağızdan İstiklal Marşımızı söylüyoruz. Her yıl olduğu gibi geleneksel flamalı ve bayraklı Cumhuriyet fotoğrafını çektirdikten sonra inişe geçiyoruz.

Yüksel hoca önce, çıkmayı planladığımız ancak sisten kaçırdığımız rotayı takip ederek önce Köroğlu Aşıklar Pınarına ulaşıyoruz. Buradan suyu eksilen arkadaşlar su takviyesi yapıyorlar ve inişimize devam ediyoruz. Aşağılara indikçe sisin altına iniyoruz. Etrafımızı tekrar görmeye başladık. Çanaktan sağa doğru kayıp, ormanın içindeki patikayı takip ederek Bölücekkaya Yaylasının artık yıkılmaya başlamış evleri görüyoruz. Artık aracımıza çok az bir mesafe kaldı. Zaten ekipte yorulmaya başladı. Zaman zaman geride kalanlar oluyor. Yüksel hoca her ne kadar seslenerek onları hızlandırmaya çalışsa da gayretleri nafile. Zaman zaman bu arkadaşları bekleye bekleye saat 16.30 sularında aracımıza ulaşıyoruz. Üst baş değişimi ve çantada kalan erzakların tüketilme çabaları sonrasında Ankara'ya doğru yola koyuluyoruz.

Cumhuriyetimizin 93. yılında gerçekleştirdiğimiz bu etkinliğe katılan tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyor ve tüm halkımızın Cumhuriyet Bayramını kutluyoruz. Bu yıldönümünde, büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve silah arkadaşları ile şehitlerimizi şükran, minnet ve rahmetle anıyoruz.

Esat YILMAZ
Faaliyet Raportörü
09 Kasım 2016 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları