Melendiz Keçiboyduran Zirvesi ve Göllüdağ Tırmanışı (07-08 Mayıs 2016)

Madadost olarak bu hafta sonu pek bilinmeyen ve tırmanmak için çok az kişi tarafından tercih edilen zirvelerden Melendiz Keçiboyduran zirvesi (2760 mt) ile Melendiz Göllüdağ zirvesine (2170 mt) tırmanış gerçekleştirdik. Ekibimiz dört kişi. Kendi özel aracımızla 07 Mayıs Cumartesi sabahı saat 05.30’da Sezenler Sokaktan Aksaray'a doğru hareket ediyoruz. Aksaray'da verdiğimiz molada kahvaltımızı yapıp, eksikliklerimizi tamamlıyoruz. Sabah 09.30 sularında Niğde-Altunhisar'a bağlı Çömlekçiler Köyündeyiz. Aracımızı köyün dışında park ettik ve kısa bir hazırlık sonrası 3 kişi olarak tırmanışa başladık. Bir arkadaşımız tırmanmayıp, köyde bizi bekleyecek.

Keçiboyduran zirvesi 2752 mt ile Melendiz Dağlarının ikinci en yüksek noktası olup; Hasandağı’na tırmanan her kişinin doğuya doğru baktığında gördüğü volkanik bir dağdır. Soldan sağa doğru hilal şeklinde devam eden sırtların ortasında bulunan düz bir vadiden oluşan Keçiboyduran Dağının sağ sırtının eteklerinde kurulu Çömlekçiler Köyünden tırmanışa yağmurla başladık. Hilalin ortasındaki düz vadinin içinden ilerledik bir süre. Daha sonra sol sırta doğru yükselmeye başladık. Bu arada yükseldikçe yağmur dindi, hava biraz düzeldi. Sis dağıldı. Sis dağılınca sırt hattında karşımızda karla kaplı kocaman bir tepenin yükseldiğini görünce şaşırdık ancak heybetine de hayran kaldık. Sabahleyin aşağıya yağan yağmur buraya kar olarak düşmüş, her yer bembeyaz.

Yavaş yavaş tepeye yaklaşmaya çalışıyoruz. Tepenin dibine yaklaştıkça hava tekrardan bozmaya başladı. Burada kısa bir dinlenme molası verip, bir şeyler atıştırıyoruz. Kar atıştırmaya başlayınca molayı uzatmadan tepeyi tırmanmaya başlıyoruz. Tepenin adı Erenler Tepesi ve her yer dev kaya parçalarıyla kaplı. Kayaların üstünü ince bir kar tabakası kaplamış. Bu nedenle kayalar ıslak, eğim fazla. Bir yandan kayma riski, diğer yandan da kayaların arasındaki boşluklara düşme riskinden dolayı tedirginiz, yavaş ve dikkatle tırmanmaya çalışıyoruz. Bu aşırı dikkat bizleri epeyce hırpalıyor. Yaklaşık 1,5 saatlik bir tırmanış sonrası Erenler Tepesinin zirvesindeyiz.

Burası garip bir yer. Her yerde doğal taşlardan dikilmiş mezar taşları gibi görülen taşlar var. Bunun yanı sıra sanki mezara benzer taş yığıntıları görülüyor. Sanki kocaman bir mezarlığın ortasındayız. Şaşkınız, daha öncesinde herhangi bir bilgimiz olmadığından ortamı yorumlamakta zorlanıyoruz. (Köye inince tepesindeki mezarlardan dolayı, bu tepenin köylüler tarafından Erenler Tepesi diye isimlendirildiğini öğrendik.) Saat 14.00. Burada biraz nefeslenip bir şeyler atıştırdıktan sonra sırt hattından kuzeye doğru Keçiboyduran'a doğru devam ediyoruz. Bu arada hava iyice bozdu. Sisten iki adım ötemizi göremiyoruz. Üstelik kar yağışıyla birlikte, rüzgarda sertleşmeye başladı. Rüzgarın etkisiyle kar taneleri yüzümüzü kamçı gibi yakıyor. Anlaşılan Doğa Ana bugün bize her türlü zorluğu çıkaracak. Biraz ilerleyip genişce bir alan olduğunu tahmin ettiğimiz bir yerde, yolumuzu şaşırmamak için GPS'den yön kontrolü yapıyoruz. Yönümüzü netleştirdikten sonra zirveye doğru hareket ediyoruz.

Saat 15.30 sularında zirvedeyiz. Hava çok kötü, zirvede göz gözü görmüyor. Fazla zaman kaybetmeden hemen inişe geçiyoruz. Başlangıçta inişimizi sağ sırttan yapmayı planlamışken hava şartlarından dolayı doğrudan hilalin ortasına, vadiye doğru inişe geçiyoruz. Zemin çıkışta olduğu gibi yine kayalık ve karla kaplı. Yavaş yavaş iniyoruz. İndikçe kötü hava etkisini azaltıyor. Vadi tabanına indiğimizde ise hava tamamen düzeliyor ve bizler de biraz yorgun bir şekilde vadiyi takip eden patikadan ilerleyip, saat 18.30 sularında Çömlekçi Köyüne ulaşıp faaliyetimizi bitiriyoruz. GPS kayıtlarına göre 15 km.lik parkuru 8 saat 45 dakikada tamamlamışız. Aracımızı parkettiğimiz meydanda köylüler oturmuş sohbet ediyor. Bizde onlara katılıp bugün yürüdüğümüz bölge hakkında bilgi almaya çalışıyoruz. Daha sonra üstümüzü başımızı değiştirip, kamp atacağımız Kitreli Köyüne hareket ediyoruz.

Kitreli Köyü Keçiboyduran Dağının güneyinde yer alan küçük, şirin bir köy. Aracımızla Hasandağı ile Keçiboyduran dağı arasındaki toprak yolu takip ederek Kitreli'ye ulaşıyoruz. Köyün hemen üzerinde bulunan barajın kıyısında kamp atmayı planladık. Ancak baraja giden yol üstünde içme suyu için boru döşeme çalışması yapıldığından yol kapalı. Bizde biraz aşağılarda dere kıyısında bulduğumuz düz bir yeşilliğe çadırlarımızı kurduk. Akşam yemeğimizi yedik, bir kaç bardak sıcak çay sonrası yorgunluğu iyice hissetmeye başlayan vucutlarımızı çadırlarımıza atıp, derin bir uykuya daldık. Yarın hedefimizde Göllüdağ var. Sabah ola, hayrola...

08 Mayıs 2016 Pazar :

Sabah 06.00 sularında kuş sesleriyle uyanıyoruz. Hava aydınlanmaya başlamış, ancak güneş yanımızda yükselen tepenin ardında kaldığı için hava hala soğuk. Kahvaltımızı yapıp hemen çadırlarımızı topluyoruz ve Niğde-Çiftlik İlçesi Kömürcü köyüne hareket ediyoruz. Bugünkü hedefimizde Göllüdağ (2172 mt) tırmanışı var. Göllüdağ her ne kadar çok yüksek olmasa da, dünkü tırmanıştan sonra bize iyi gelecek.

Saat 09.30 sularında Kömürcü köyündeyiz. Hava açık, pırıl pırıl. Güneş tepemizde parlıyor. Kısa bir hazırlık sonrası 4 kişi dağın doğu yüzünden tırmanışa başlıyoruz. Dağ birden bire dik yükseliyor. Keçi patikalarını takip ederek yaklaşık bir saatlik bir tırmanış sonunda ilk dik kulvarı geçiyoruz. Sonrasında dağın külahına kadar nispeten düz bir alan uzanıyor önümüzde. Burada bir kaç çoban sürülerini otlatıyor. Biraz sohbet edip, onları kendi hallerine bırakıp külaha doğru yöneliyoruz. Karşıdan bakıldığında külahın kenarlarında taş yığınları seçiliyor. Aşağıdan görülen taş yığınlarının yanına tırmanmamız bir saatimizi alıyor. Buraya geldiğimizde, aşağıdan taş yığını gibi gördüğümüz şeylerin basit taş yığınları değil, tüm tepenin kenarlarını boydan boya dolaşan sur olduğunu görüyoruz. Şaşırtıcı.

Buraya gelmeden bölge hakkında yaptığımız araştırmalarda dağın volkanik bir dağ olduğunu ve zirvesindeki kraterde bir göl bulunduğunu; gölün etrafında da M.Ö. 8'inci yüzyıla tarihlenen Hitit medeniyetine ait kalıntılar bulunduğunu ögrenmiştik. Sanırım bu duvarlar şehrin dış surlarıydı. Külahın üstüne çıktığımızda kısa bir düzlükten sonra yükselen küçük bir tepe daha görüyoruz. Yavaş adımlarla burayı da tırmandığımızda, hemen hemen dünyanın hiç bir yerinde göremeyeceğiz bir manzarayla karşılaşıyoruz. Geniş bir sırt hattında kurulmuş kocaman bir Hitit şehrine ait kalıntılar ile kraterin ortasındaki küçük göl ve güneyde Melendiz Dağı; batıda ise Hasandağı'nın muhteşem manzarası. Hepsi bir arada. İnsanın burada tarihin derinliklerine yolculuk yapmaması mümkün değil.

Bu güzel manzarayı bol bol fotografladık ve güneye doğru kraterin kenarlarını oluşturan sırt hattında dağı çepeçevre yürümeye başladık. Dağın kuzeyinden gölü daha yakından görmek amacıyla kraterin içine indik. Gölde şu anda su bayağı azalmış. (Kömürcü'ye indiğimizde köylülerden yıllar önce su seviyesinin çok daha fazla olduğunu öğreniyoruz.) Gölün burada olması Hititlerin bu 2170 metre yüksekliğindeki dağın tepesine şehir kurmasına gerekçe olduğu kesindi. Kraterin içinde yürürken insan düşünmeden edemiyor. Şu anda bizim yürüdüğümüz buralarda yüzyıllar önce kimler yaşadı, nasıl yaşadı? Ne hayatlar yaşandı?

Bu düşünceler eşliğinde kraterden çıkıp, Kömürcü'ye inen yolu takip ederek aracımıza ulaşıyoruz. GPS kayıtlarına göre bugün 8,5 km.lik bu parkuru 6 saat 15 dakikada tamamlamışız. Ayakkabılarımızı değiştirip, aracımızla köyün meydanına inip, meydanı sıralayan kahvelerden birine çöktük. Çantalarımızda kalan son azıklarımızı çıkarıp (peynir, zeytin, domates, yeşil biber, haşlanmış patates, yumurta) ardı ardına gelen çaylar eşliğinde karnımızı doyurduk. Bir sürü çay içmemize rağmen bizden aldıkları ücret sadece 9 TL. Hala doğallığını kaybetmemiş, gördükleri yabancıyı kazıklamayı fırsat gibi görmeyen insanların olduğunu bilmek ne güzel. Karnımızı doyurup, biraz da dinlendikten sonra köylülerle vedalaşıp, Ankara'ya doğru yola koyuluyoruz. Saat 21.30 sularında sağ salim Ankara'ya ulaşıp, faaliyetimizi bitiriyoruz.

Bölge Hakkında Bilgilendirme

Melendiz Dağı, Niğde ile Bor arasındadır ve batıda Hasandağı ile birleşir. Her ikisi de aynı yanardağ silsilesinde yer alır. Hasandağında krater bacası bulunurken; kuş uçuşu 24 km.lik bir alana yayılan Melendiz’in Göllüdağ dışında krateri bulunmamaktadır. Göllüdağ'ın kraterinde dağa adını veren küçük bir göl bulunur. Ayrıca Göllüdağ’ın zirvesinde Geç Hitit medeniyetine ait (M.Ö. 8'inci yüzyıl) yerleşme kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca buradaki şehir dağdaki kayaçlardan üzerine yapılmış surlarla çevrilmiştir. Ayrıca Göllüdağ’da bulunan bol miktarda obsidiyenin (Yanardağdan çıkan koyu renkli cama benzer çok sert bir taş.) Eskiden bu taştan ok başı ve bıçak yapılırdı) Neolitik dönemde insanlar tarafından çıkarılarak işlendiği ve bu taştan ok başı ve bıçak yapılarak ticaretinin yapıldığı belirlenmiştir.

Yüksel ALPKAYA
Faaliyet Raportörü
02 Haziran 2016 - Ankara

  • Keçiboyduran Fotografları
  • Göllüdag Fotografları