Kaldı Zirve Tırmanışı (3734 mt) - 09 Ekim 2016

İlk Çıkış : George KÜNNE - Wilhelm MARTİN (26 Temmuz 1927)
İlk Türk Çıkışı : Rasim AKIN - Selahattin DİPÇİN - Ersin ALOK (27 Temmuz 1953)
İlk Kış Çıkışı : Tunç FINDIK - Kürşat AVCI - Alpaslan KARA - Alptekin ARAT (24 Şubat 1994)

Kaldı 3734 metre yüksekliğiyle Aladağların üçüncü en yüksek zirvesidir. Ancak çürük kaya yapısı nedeniyle rotası oldukça tehlikelidir. Kuzey yüzünde Aladağların en geniş buzulunu barındırmaktadır. Bulunduğu konum itibariyle Aladağların hangi zirvesine çıkarsanız çıkın heybetiyle sizi cezbeder. Diğer bazı zirvelere ulaşmak için 3000 metrelere kamp atılabilirken, Kaldı da durum farklıdır. Su kaynaklarına uzak olması nedeniyle ancak 2120 metre yükseklikteki Akşam Pınarına kamp atılabilir. Akşam Pınarından Kaldı'ya yapılacak tırmanışlarda yaklaşık 1600 metre yükselmek gerekir. Ancak bizler dün kampımızı Akşam Pınarından daha yükseğe (yaklaşık 2400 metre), Parmakkaya'nın üstüne attığımızdan bugün daha az yükseleceğiz.

Pazar sabahı saat 05.00 sularında, hava daha zifiri karanlık, herkes çadırlarında derin uykulardayken Yüksel Abinin sesi duyuldu kamp alanında, "Kaldı'ya katılacaklar hazırlansın, çadırları toplayıp hazır hale getirelim. Harket saati 06.00" Dünkü Alaca tırmanışından dolayı hepimiz yorgunuz. Bir gün önce tüm gece yolculuk yaptık ve ben hiç uyuyamadım. Üstelik sabah araçtan iner inmez tırmanışa başladık. Mangırcı Vadisi gibi uzun bir rotayı kullanarak 12 saatlik bir faaliyet gerçekleştirdik ve ben kendime bugün için izin vermeye niyetliyim. Bugün Kaldı'ya gitmeyeceğim ve akşama kadar çadırda keyif yapacağım.

Ancak kamp yeri yavaş yavaş hareketlenmeye başladı. Kaldı'ya gidecekler bir yandan çadırlarını toplarken, diğer yandan hazırlıklarını tamamlamaya çalışıyorlar. Ben, artık gitselerde uyumaya devam etsem diye düşünürken, diğer yandan şeytan beni dürtüyor. "haydi kalk bu fırsatı değerlendir. Buraya kadar gelmişken Kaldı'yı aradan çıkar. Yapamazsan geri dönersin" Sonunda şeytan galip geldi ve ben çadır arkadaşım Çağdaş’a "Hacı ben gidiyorum. Sen buraları toplarsın." deyip; 5-10 dakika önce kamptan ayrılan ekibin arkasına takıldım. Ekip benimle birlikte 8 kişi. Dünkü tırmanıştan sonra ekibin yarısı kampta kalmaya karar vermiş. Tırmanışın liderliğini dün olduğu gibi yine Yüksel Abi yapmakta.

Saat 06.45 sularında kamptan ayrılan ekip başlangıç için yavaş bir tempo tutturarak patikayı takip ederek yükseliyor. Ekip üyelerinin dünden dolayı yorgun oldukları belli. Hatta başlangıçta bir kaç arkadaş tırmanışı bırakmak istese de Yüksel abi, geri dönmelerine izin vermedi ve nefesleri açılıncaya kadar tempoyu düşük tuttu. Yüksel abi bugün Avcıbeli rotası yerine, doğrudan Yoncalı Taşa ulaşan çarşak rotasını (sol boğaz) kullanacağını daha önceden bizlere söylemişti. Yaklaşık 45 dakikalık bir yürüyüş sonrası kulvar girişindeyiz. Kulvar dik ve kayalık, zemin sert çarşakla başlamakta; ortalara doğru azalan eğimle devam etmekte; sonlara doğru ise tamamen gevşek çarşak ve oldukça dik eğimle sona ermekte. Kulvarda kayalık bölgelerde mümkün olduğunca çarşaktan kaçınıp, kayaları kullanmaya çalışıyoruz. Eğim arttıkça birbirimize yaklaşıp taş düşme riskini ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.

Yaklaşık bir saatlik tırmanış sonrası Yoncalı Taşa (3450 mt.) ulaşıyoruz. Kaya etaplarını kullanarak Yoncalı Taşın güneyinden geçiyoruz ve artık sırttayız. Karşımızda Kaldıbaşı.(3550 mt.) Sırtta kısa bir mola ve bir şeyler atıştırıyoruz. Mola sonrası Kaldıbaşı'na doğru yürüyüşe başlıyoruz. Kaldıbaşı'nın yarığına ulaştığımızda batonlarımızı toplayıp sırt çantamıza kaldırıyoruz ve III derece kaya etaplarını dikkatle tırmanıyoruz. İşte karşımızda Kaldı Zirvesi. Karşıdan bakıldığında zirve kılçığından bazı dağcıların iniş yaptıkları görülüyor. Bunlar ERDAK (Ereğli Dağcılık Kulübü) sporcuları. Gece saat 03.00 sularında bizim kamptan geçtiklerini, çadırlardan duymuştuk. Futbol sahası denilen bölgede karşılaşıyoruz. 8 kişiler. Hepsi başarıyla zirveye ulaşmışlar ve artık geri dönüyorlar. Karşılıklı kutlamalar ve kısa bir sohbetin ardından, onlar inişe bizler tırmanışa devam ediyoruz.

Tırmanış boyunca kendilerinin “Eymir Sosyetesinden” olduklarını iddia eden ve her 50 adımda bir, 1 dakika mola vermek isteyen elit sporcularımız dağcılıkta hıza ilişkin yeni kavramlar üretiyorlar. Her 50 adımda, toplamda da 7 kere pes etmelerine rağmen artık sırttalar. Şurada zirveye ne kaldı ki. Önümüzde sadece bir kılçık geçişi ve sonunda zirve külahı. Yüksel abi önde zirveye yolculuk başlıyor. At Sırtı yada Kılçık dediğimiz bölgedeyiz. Burayı dikkatle geçiyoruz: Bana göre tırmanışın en keyifli kısmı burasıydı. Kılçığı geçtikten sonra rahatladık, zirveye doğru ilerliyoruz.

Saat 12:30'da, yaklaşık 5 saat 45 dakika sonra Kaldı zirvedeyiz. Herkes birbirini kutluyor, tebrik ediyor. Hava açık ve güzel ancak zaman zaman sis bulutları her yeri kaplıyor ve bir anda göz gözü görmez hale geliyor. Meterolojiye göre bugün öğleden sonrası için Aladağlarda hava yağışlı görülüyor. Bizde yağmura yakalanmamak için dua ediyoruz. Herkes mutlu. Bu arada aşağılardan bir bağırtı geliyor, baktığımızda 2 tırmanışçı Küçük Kaldı (3563m) Doğu S Kulvarından iniş yapıyorlar. Sonradan öğreniyoruz ki bunlar Aladağlarda her hafta farklı rotalarda tırmanış yapan mütevazi dağcımız Ramazan Bozkurt ve arkadaşı. Sesli iletişim kurarak tebrik ediyoruz ve inişe başlıyoruz. Çıktığımız rotadan inişimizi gerçekleştiriyoruz. Rahatlıkla çıktığımız kaya etapları doğrusu inişte bizi daha fazla zorluyor. Dikkatle inişi tamamlıyoruz. Bu kısımda pantalonunun bir kısmını kayada bırakan Nil Hanım zorunlu olarak artçılık yapmak zorunda kalıyor.

Zirve yapmanın mutluluğu ile Kaldı'dan inişi tamamlayıp Futbol Sahasına iniyoruz. Burada artık keyif molası vermek lazım. Yarım saat burada keyif yapıyoruz. Bir şeyler atıştırıp, güneşin altına yaılıp, dinleniyoruz. Mola sonrası önce Kaldıbaşı, sonrasında Yoncalı Taşın güneyinden çarşak girişine kadar iniyoruz. Sabahleyin zorlanarak çıktığımız çarşak zemini şimdi koşarak iniyoruz. İniş beklediğimden hızlı tamamlanıyor ve vadi tabanındaki patikaya ulaşıyoruz. Patikayı takip ederek önce kamp alanına, sonra Akşam Pınarına, daha sonra da Emli Ormanından bizi bekleyen traktörümüze ulaşıyoruz. Artık hava karardı. Traktöre yerleşip, yorgun ve mutlu bir şekilde hoplaya zıplaya Çukurbağ Köyüne, arkadaşlarımızın bizi beklediği Mehmet Şenol'un evine ulaşıyoruz. Bu arada sabah kampta kalan arkadaşlarımız saat 09.00 sularında önce güzel bir kahvaltı yapmışlar, sonra kampı toplayıp; bekleyen katırlara yükleri verip, kendileri Emli Ormanına inmişler. Daha sonra da traktörle Çukurbağ Köyüne inip, Mehmet'e misafir olmuşlar.

Elimizi yüzümüzü yıkayıp, derlenip toparlanıp saat 20:00 sularında Çukurbağ'dan ayrılıyoruz. Aksaray'da kısa bir yemek molası sonrası saat 01:30 sularında Ankara'ya ulaşıyor ve yorgun ama huzurla evlerimize dağılıyoruz.

Doğrusu Ankara’dan başlayıp durmadan, dinlenmeden, iki günde Aladağların Alaca ve Kaldı zirvelerine başarıyla tamamlamak Kulübüm adına gurur verici bir şey. Her şey planlandığı ve düşünüldüğü gibi tıkır tıkır işledi. Tek bir aksaklık bile yaşanmadı. Bu tırmanışları planlayan ve uygulayan Rehberimiz ve Başkanımız Yüksel Alpkaya’ya çok çok teşekkürler. Yüksel abinin dediği gibi bu tür faaliyetler bizim ve Kulübümüzün gücü ve bu tür etkinlikleri yapabilirliğini test (değerlendirme) etmek amacıyla planlanmaktadır. Normal koşullar için önerim, eğer Mangırcı Rotasından Alaca zirve planlayacaksanız, Kaldı'yı kesinlikle planınıza katmayın. Çünkü her ikisi bir arada oldukça yıpratıcı oluyor. Gitmeden önce mevsimine göre Akşam pınarında suyun olup olmadığından emin olun. Aksi takdirde susuz kalmanız işten bile değil. Dağlarda görüşmek üzere..

Kaldı Ekibi: Yüksel ALPKAYA, Gülsen SALMAN, Adil YAZIBAKAN, Eftal DÖNMEZ, Nil AÇIKGÖZ, Cüneyt AYTEN, Adem SAHABİ, Halil İbrahim ÇELİK

Halil İbrahim ÇELİK
Faaliyet Raportörü
11 Ekim 2016 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları