Aladağlarda Tırmanış Keyfi - (Kızılkaya / Emler / Karasay / Hürtepe / Akkale Kuruboğaz Tepesi) - 06/09 Temmuz 2016

Temmuz ayı sonunda gerçekleştirmeyi planladığımız Mont Blanc tırmanışı öncesi, bayram tatilini fırsata çevirip kapağı Aladağlara attık ve 06-09 Temmuz tarihleri arasında Şevki Cilasun HANTAL (Cilo), Eda Koçak ve Halil İbrahim Çelik’ten oluşan üç kişilik ekibimizle, Kızılkaya (3767 mt), Karasay (3550 mt), Emler (3723 mt), Hürtepe (3570 mt) ve Akkale Kuruboğaz Tepesi zirvelerine tırmanışlar gerçekleştirdik.

06 Temmuz 2016 Çarşamba (1. Gün)

Saat 08.30’da AŞTİ otogarından Halil’in aracıyla Niğde’ye doğru hareket ettik. Tuz Gölünde kısa bir mola verip, tuzlu suda kısa bir yürüyüş yapıyoruz masaj niyetine. Güneş batmadan Çelikbuyduran’da olmak istediğimizden fazla zaman kaybetmeden hemen yola koyuluyoruz. Saat 11.00 sularında Aksaray Ağaçlı Dinlenme Tesislerindeyiz. Burada son medeni yemeğimizi yedikten sonra yolculuğa devam. Saat 14.00'de Demirkazık Köyündeyiz ancak traktörümüz ortalıkta görünmüyor. Bekliyoruz. Ancak saat 15.00'de eşyalarımızı yükleyebildik traktöre. Traktörün kasası her ilden gelen dağcılar ile dolu. Kimi Demirkazık, kimi trans için gelmiş. Bu da bizim işimize yaradı. 100 lira olan traktör ücretini bölüştük. 15:30 gibi Gelin Kayalıklarına ulaştık ve yükümüzü katırlara verdik. İçerisinde yedek kıyafetlerimiz, su, atıştırmalıklar ve en önemlisi domates, biber ve yumurta olan sırt çantalarımızı sırtlandık ve Karayalak Vadisine doğru yürüyüşe başladık. Güya yukarıda kendimize ziyafet çekecektik! Çekecektik diyorum, daha sonra bunun nedenini anlayacaksınız. Yürüyüşümüz keyifli geçti. Saat 19.30 sularında kamp alanındayız. Hemen çadırlarımızı kurup yemek faslına geçtik. Melemeni yaptık ve afiyetle de yedik. En çokda Cilo yedi!. Saat 21.00 gibi teknik toplantı ve malzeme kontrolünü yaptıktan sonra istirahate çekildik.

07 Temmuz 2016 Perşembe (2. Gün)

Saat 03.30'da cep telefonumuzun alarm sesiyle uyandık. Kısa bir kahvaltıdan sonra çantalarımızı yüklendik ve 04.30 gibi Kızılkaya tırmanışına başlıyoruz. Halil geçen hafta Madadost'un Kızılkaya ve Karasay tırmanışına katılmış ve Çelikbuyduran'daki geçidin karla kapalı olması nedeniyle kampı Çelikbuyduranın altına, Mola Kayasına atmışlar ve tırmanış içinde Karasay Çanağını kullanmışlar. Ancak bu kez geçit açık ve bizler kampımızı Çelikbuydurana atıyoruz. Kızılkaya'ya geçmek için de geçidi kullanıyoruz. Saat 06.30 gibi Karasay sırtındayız. Cilo kötü durumda. Dün çokca yediği melemenden etkilenmiş ve midesini bozmuştu. Son bir hamle ile rotaya girdik. Cilo’nun durumu iyi değil ve bir süre sonra devam edemeyeceğini söyleyerek tırmanışı bırakıyor. Taşıdığı ipi Halil alıyor ve artık tırmanışa iki kişi devam ediyoruz.

Halil rotayı biliyor. İp açmadan 08.30 gibi Aladağların en yüksek noktası olan Kızılkaya'nın zirvesine (3767m) ulaşıyoruz. Manzara müthiş ve bu güzel manzaranın tadını çıkartıp bişeyler atıştırıyoruz ve zirve fotoğraflarını çekiyoruz. Ardından 09.00 gibi inişe geçiyoruz. İple iniş yapacağımız ilk istasyona geldiğimizde kaya babasına sarılmış perlonun esnediğini ve uzadığını fark ediyoruz. Yanımızda kayaya sarabileceğimiz perlon yok. Mevcut perlonu kullanıp, ancak ipe şok vermeden dikkatle 25 metrelik inişimizi tamamladık. Tırmanış yapacak ekiplerin her zaman yanlarında 2-3 metrelik açık perlon bulundurmaları faydalı olacaktır. Ardından ikinci iple inişi yapacağımız noktaya geldik. Burada da kum saatinde bulunan hazır perlonu kullandık. Bu perlon kaya altında kaldığı için korunaklıydı. Tek noktadan emniyet alarak ikinci 25 metrelik inişimizi de tamamladık. Üçüncü ipi açmaya gerek duymadık ve geldiğimiz rotayı kullanarak bazen geri geri bazende beş nokta kuralını uygulayarak kayalık etabı geçtik. Kızılkayanın çürük kaya yapısı nedeniyle, tutamaklara kesinlikle güvenilmemeli, tutamaklar sadece denge unsuru olarak kullanılmalıdır.

Ve nihayet Yelken Kayasının yanındayız. Buradan itibaren rotamız çarşak kısımdan oluşuyor ve aşağıya doğru küçük bir vadiyi andıran rotadan hızla ilerleyip saat 11:00 gibi Ciloyu bıraktığımız yerden alıyoruz. Hep birlikte dikkatle inişimize devam edip, saat 12:00 gibi Karasay sırtındayız. Artık acıktık. Burada verdiğimiz kısa bir molada bişeyler atıştırıp, biraz da dinlendikten sonra Karasay zirveye doğru hareket ediyoruz. Bu arada Kaldı üzerinde fırtınalar kopuyor ve bulutlar hızla bize doğru yöneliyor. Saat 13.00 sularında Karasay (3550 mt) zirvedeyiz. Aslında hedefimizde buradan Eznevit'e de geçmek vardı. Lakin hava bozmaya başladı. Yağmur geliyor. Kaya etaplarındayağmura yakalanmak bizler için eziyet olur düşüncesiyle Eznevit zirveye gitmekten vazgeçiyoruz. Zaten yorulmaya da başladık. Halil ve ben geçidi kullanarak, Cilo ise Mola Kayasına kadar inip oradan tekrar Çelikbuyduran'a tırmanarak kampa ulaşıyor. 15:00 gibi kamptayız ve günü bitiriyoruz.

08 Temmuz 2016 Cuma (3. Gün)

Bugün için saatimizin alarmını 05.00'e kurduk ama önceki gün o kadar yorulmuşuz ki, ancak 07.00'de çadırdan çıkabildik. Hava aydınlanmış, hatta güneş yakmaya başlamıştı bile. Hemen pastırma, sucuk, fıstık ezmesi, peynir ve zeytinden oluşan menümüzle kahvaltımızı yaptık. Yükümüzü katırlar taşıdığından yemek çeşidimiz fazlaydı ve bizler 3200 mt de bildiğin ziyafet çekiyorduk kendimize. Saat 09.00'da Emler'e doğru yürüyüşe geçtik. 10:30'da Emler (3723m) zirvedeyiz. Hava çok güzel ve bizler manzaranın keyfini çıkarıyoruz.

Emler sonrası sırt hattını kullanarak önce Hürtepe (3570m) zirveye ulaşıyoruz. Buradan Narpuz Vadisi ve Demirkazık tırmanışlarında kullanılan Kızılçarşak rotasını tüm detaylarıyla görebiliyorsunuz. Hürtepe’nin, Narpuz Vadisine bakan kısmı çok dik ve size güzel bir manzara sunuyor. Zirvede fotoğraf çekiminden sonra yolumuzu devam ediyoruz. Öncelikle Akkale Kuruboğaz Tepesine ulaşmayı planlıyoruz. İnişli çıkışlı devam eden yürüyüş sonrasında Yasemin Geçidindeyiz. Yasemin Geçidi, Narpuz Vadisini Yedi göller Platosuna bağlayan tek geçit. Bizler Yasemin Geçidinin üstünden Akkale Kuruboğaz Tepesine doğru yolumuza devam ediyoruz. Yine inişli çıkışlı ve çok güzel vadi manzaraları ile devam eden yürüyüşümüzde saat 12:00 sularında Akkale Kuruboğaz Tepesine (3623 mt) ulaşıyoruz.

Şimdi sırada Sema Tepe (3610 mt) var. Sema Tepe'ye ulaşmak için keçi yoluna benzer ve riskli bir yan geçişe sahip patikayı takip ediyoruz. Bu nedenle oldukça yavaş hareket ediyoruz. Saat 14.00 oldu ve bizler daha yan geçişin ancak yarısına kadar ilerleyebildik. Bu hızla gidersek Sema Tepeye ulaşma ve ardından kamp alanına (Çelikbuyduran) hava kararmadan dönmemiz pek mümkün görülmüyor. Ayrıca inişte kullanacağımız belirgin bir patikada görülmüyor. Kısa bir değerlendirme yapıp, bu koşullarda Sema Tepe'ye gitmekten vazgeçerek, rotamızı Büyük Göle çeviriyoruz. Önde Halil, arkada bizler uygun bir güzergahtan dik parkudan inişimizi tamamlayıp, yedi Göller Platosunun nispeten düz zemineine ulaşıyoruz. Hedefimizde Büyük Göl var.

Saat 15.30 sularında Büyük Göldeyiz. Oldukça yorgunuz ve güneş bizi bunalttı. Hemen suya atlıyoruz ve buz gibi suda yüzüyoruz. Yaklaşık bir saat kadar soğuk suyun ve Büyük Gölün keyfini çıkarıyoruz. Saat 16.30 sularında kampa dönüş için yola koyuluyoruz. Yolumuz üstünde platoda hayvanlarıyla yazı geçiren yörüklerle karşılaşıyoruz. Tüm yazı burada geçirip, hayvanlarından elde ettikleri sütlerden peynir ve tere yağı yapıp satarak yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Ürettikleri peynirlerden bizlere de ikram ediyorlar. Peynirin tadına bakıp, zaman kaybetmeden kendileriyle vedalaşıp kamp alanına doğru ilerlemeye devam ediyoruz. Güneş batmadan kampa ulaşmak için hızlı hareket etmeye çalışıyoruz. Çünkü yanımızda fazla kıyafetimiz yok ve güneşin batmasıyla hızla soğuyan hava bizleri üşütebilir. Bu arada rüzgar da hızlanmaya başladı.

Nihayet Çelikbuyduran boynunu dönüyoruz ve 20 dakikalık bir yürüyüş sonrasında da, saat 18.30 sularında kampa ulaşıyoruz. Acıktık. Hemen yemek hazırlıklarına girişip, karnımızı doyuruyoruz. Artık dinlenme zamanı. Ankara'dan ayrılırken üçüncü gün H2, H3, H4, Suner, Oksar, YDSK tepelerine çıkmayı planlamıştık. Ancak Büyük Gölde yüzerken Direktaş'a tırmanmak gözümüze çok cazip geldi ve kararımızı değiştirerek Direktaş'a tırmanmaya karar vermiştik. Ta ki kamp alanına dönünce kadar. Kamp alanına indiğimizde de “ya çok yorulduk bi daha o yolu çekemeyiz” deyip faaliyeti burada bitirmeyi ve bir sonraki faaliyetde planladığımız programı uygulamaya karar veriyoruz. Zira dönüşümüz kamp yüküyle olacak!

09 Temmuz 2016 Cumartesi (4. Gün)

Bugün güne rahat başlıyoruz. Kalkıp ve kahvaltımızı yapıyoruz, kampımızı topluyoruz. Çantalarımızı sırtlanıp, inişe geçiyoruz. İki günde 5 kiloya yakın çöp üretmişiz. Kimse çöp poşetine yanaşmıyor, sonrasındaherkes sırayla çöpü taşıyor. Hiç birimizin aklından çöpü yakmak, gömmek ya da saklamak geçmiyor. Çöpü aşağıya indirmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Saat 14.00 sularında Gelin Kayalıklarındayız. Traktör henüz gelmemiş. Bizler de bunu fırsat bilip oradaki çadırda bulunan tüpü kullanıp, güzel bir çay demliyoruz kendimize. Demlediğimiz çayı keyifle yudumlarken traktörüyle Mehmet abi de geldi. Hep birlikte çaylarımızı içip, sonrasında köye doğru yola koyuluyoruz. Mehmet Abi bizi evine davet ediyor. Evin bahçesinde kirazlarının, eriklerin tadına doyduktan sonra Ankara'ya doğru dönüş yolculuğu başlıyor. Dönüş yolunda Aksaray Ağaçlı Tesislerinde,dağda günlerdir hayalini kurduğum Testi Kebabından yiyoruz ve 22:00'de Ankara'ya ulaşıyoruz.

Teknik Bilgi: Çelikbuyduranda ve Yedigöllerde su mevcut. Bizler Kızılkaya'da 3 adet emniyet noktasını kullandık. İlki zirvenin hemen altında, kaya babasında; diğer ikisi setler üzerinde ve perlon bağlı şekilde. Dikkatle bakıldığında farkedilmemesi mümkün değil. Rota üzerinde biçok yerde tırmanıcılara yol göstermek amacıyla kaya babaları var. Ancak aşağıdan tırmanırken çok belli olmuyor. Karasay sırtından sonra sola doğru çıkış ve Yelken Kayasına geçişler mevcut. Rehbersiz yada rotayı bilmeden tırmanılması önerilmez. Zira kaya yapısı oldukça çürük ve tırmanıcılar için ciddi riskler içermekte. Kullanılan teknik malzemeler her tırmanıcı için emniyet kemeri, kapalı perlon, 1 adet HMS, 1 adet kilitli karabina, ATC, pursik, kask, 50 metre dinamik ip. Bu raporda sözü geçen diğer zirveler için herhangi bir teknik malzeme kullanılmamaıştır.

Eda KOÇAK
Faaliyet Raportörü
13 Temmuz 2016 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları