Gömbe Akdağ Tırmanışı - 03/04 Aralık 2016

Kulüp üyeleriyle birlikte gerçekleştireceğimiz Gömbe Akdağ tırmanışına katılmak için Bartın'dan yola çıktığımda; telefonda Yüksel hocadan son anda yapılan iptallerden dolayı kulübün etkinliğinin ertelediğini öğrenince şaşırdım, üzüldüm. Ama ben yola çıkmıştım artık. Ne olursa olsun etkinliğe gidecektim. Gece geç saatlerde Ankara'ya ulaştım. TODOSK'tan etkinlik sorumlusu İlkşen YILDIRIM'ı arayıp durumdan kendisini haberdar edip, yalnız geleceğim konusunda bilgilendirdim. Araçlarında bana da yer ayarladı. Antalya'daki araç sorunum çözülmüştü. Şimdi sırada Antalya'ya gidecek otobüslerde yer bulmak vardı. Hızlı bir şekilde Antalya biletini ayarlayıp, çantamı şehirlerarası yolculuğa uygun hale getirip düştüm yollara...

Sihirli cümle buydu işte!.... Yollara düşmek... düşebilmek... Herşeye ve herkese rağmen...

Ankara'nın dondurucu soğuğundan Antalya'nın sonbahar ılıklığına kavuşmanın güzelliğinde nefes alabilmek, yaşadığını hissetmek, dip diri yapıveriyor insanın tüm hücrelerini. TODOSK'lu arkadaşlarla buluştukdan sonra Elmalı'ya doğru yolculuğumuz başladı. Merhaba güzel Toroslar, merhaba bu müthiş coğrafya.. Elmalı'da mis gibi, sıcacık paça çorbamızı yudumlayıp, eksik malzemeler için minik bir alışveriş yaptıktan sonra, toplanma saatine kadar Elmalı'da her zaman yaptığım gibi olmazsa olmazım Ömer Paşa Camisinin avlusundayım. Avludaki dev çınarın altında sarı yaprakları seyre daldığımda huzur ve şükür anımdaydım aslında.

Subaşı Yaylasında (1950 mt) kar pırıl pırıl gülümsemesiyle karşılıyor bizi. Hemen çadırlarımızı kuruyoruz. Ekibe Denizli'den iki arkadaş daha katılıyor. Ateş kütükleri toplanıyor. Yumru Dağı (2400 mt) ve diğer tepelerin çepeçevre sardığı bir çanağın içindeyiz. İlkşen'le birlikte küçük bir rota keşfi yapıyoruz. Dönüşte ateş yakılıyor, muhabbet güzel. Çok istememe rağmen yol yorgunluğundan olsa gerek, çok fazla ateş muhabbetlerine katılamıyorum ve çadırıma çekiliyorum. Tırmanış hazırlıklarımı tamamlayıp uzanıyorum. Kar bütün gece usul usul yağıyor ancak hava yumuşacık.

Sabah 04.00 sularında tüm ekip ip gibi diziliyor karanlık gecede, kafa lambaların ışığında ateş böcekleri misali. Sürekli kar altında tırmanıyoruz. Mola yok, tempo çok güzel. Bir arkadaşımız geri dönmek istiyor. Cihan YILDIRIM refakatinde dönüyor, biz ilerliyoruz. Yaban hayvanları bizi hissedip yukarılara doğru kaçışmışlar. Karda izleri çok belirgin ve yeni. Üzülüyorum aslında, doğa onların yurdu. Biz buraya gelerek onları rahatsız etmiştik. Arkada bir ses, Cihan rehber guruba tekrar yetişmişti.

Veysel Uçurumunda gün ağarmaya başlamış ve bizler ilk molamızı vermiştik. Buradan itibaren rota daha da dikleşiyor. Karda iz açıcılar sürekli değişiyor. Gurup az farkla ikiye ayrılmış durumda. Sırt hattının peşinden külahı yan kestiğimizde zirveyi artık görmeye başlamıştık. Saat 09.40. Zirvede çok şiddetli bir fırtına bizi bekliyor. Hemen fotoğrafları çektirip saat 10.30 gibi inişe geçiyoruz. Saat 13.00'de kamptayız.

Elmalı'da paça çorbası ve meşhur köftesiyle, tırmanışla yenilenmiş ruhuma midemde katılıyor. Yüzler güleç, sohbetler canlı. Dağcı ve doğa yürüyüşçüleri ve hatta tüm sporlar için bereketli Antalya'ya veda zamanı. Teşekkürler TODOKS ailesi... Teşekkürler İlkşen YILDIRIM...

Şükürler olsun RABBİM bana verdiğin güç için...

Gülsen SALMAN
Faaliyet Raportörü
17 Aralık 2016 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları