Erciyes Zirve Tırmanışı (3916 mt.) - (11/12 Haziran 2016)

Madadost’un Erciyes’le yıllık olağan buluşmalarından birini gerçekleştirmek üzere 11 Haziran Cumartesi günü sabah 07.30’da Ankara'dan yola çıktık. Ekibimiz toplam 13 kişi. Beş kişi Madadost'tan (Yüksel Alpkaya, Halil İbrahim Çelik, Necmettin Karaburgu, Özer Özmen ve Türkşan Karatekin); kalan sekiz kişi ise Murat Hocanın (Yıldırım) ekibinden. Ekibimiz oldukça medyatik. Çünkü Murat Hocanın ekibinin dördü CNNTurk kameramanları ve muhabirlerinden oluşuyor. Tüm bu ekip güle oynaya Kayseri'ye doğru yolculuğa başladı.

Bilgi Notu: Erciyes, 3916 metrelik yüksekliğiyle Türkiye’nin beşinci; İç Anadolu’nun ise en yüksek zirvesi. Pek çok dağcının uğrak noktalarından, hele de Ankara'lı dağcıların Hasan Dağı ile birlikte en sık ziyaret ettiği zirveler arasında. Ancak Erciyes öyle her defasında herkese geçit veren bir dağ değil. Hava koşulları, kar durumu, rotaların elverişliliği hatta kamp alanlarına ulaşımı sağlayan teleferik ve telesiyejin çalışma durumu bile zirve planlarınızı değiştirebilir. Bu yüzden etkinlik öncesinde iyi etüt edilmesi, planlanması, mevsim ve zemin koşullarının iyi hesaplanması gerekiyor.

Bugün Madadost ekibinin rehberliğini genç dağcı arkadaşımız Halil İbrahim Çelik yapacak. Gelmeden önce Erciyes’le ilgili epey mesai harcadığını tırmanış sırasında rotalarla ilgili sohbetlerimizden anladım. Adım adım ilerleyecek bu yolda ama işin ciddiyetinin ve yüklendiği sorumluluğunun da gayet farkında. Yüksel Hoca’nın desteği ve yüreklendirici tutumunun Halil İbrahim için ayrı bir motivasyon kaynağı olduğunu söylemeliyim.

Kayseri’ye gelince sabaha karşı başlayacak olan zorlu yürüyüş öncesinde karnımızı bir güzel doyuralım dedik. Necmettin Kayserili olunca mekan seçimini ona bıraktık. İlk denemede hüsrana uğradı kendisi, zira seçtiği mekan kapanmıştı. Ancak ikincisinde gayet mantıklı bir tercih yaptı. Tas kebap ve döner tercihleri çok başarılıydı. Yemek ve alışveriş faslı tamamlandıktan sonra Hisarcıklı’ya, Kayseri’nin kış sporları merkezine geldik. Yüksel ve Murat Hocalar, yukarıya çıkmadan önce ekiptekilerin teknik malzemelerini kontrol edip, eksik olanların malzemelerini tamamladılar. Bu etkinlikte kazma, krampon ve kask zorunlu malzemeler arasındaydı.

Kampımızı Çobanini'ne atacağız. Erciyes tırmanışlarında teleferik ve telesiyej kullanarak Çobanini'ne; telesiyej sonrası 30 dakikalık bir yürüyüş sonrası kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Gondol olarak anılan teleferik kabin şeklinde ve altı kişilik, fiyatı gidiş-geliş 5 TL. Gondol’dan sonra kullanacağımız telesiyej "Zümrüt" olarak anılıyor ve biz 13 kişi telesiyeje tek gidiş için 150 TL ödedik. Bu arada her ikisinin çalışma saatleri farklı, hafta içi ve sonuna göre saatlerde değişiklik oluyor. Dönüş planını yaparken bunu hesaba katmayı ve daga gitmeden önce gondol ve telesiyejlerin çalışma saatlerini öğrenmeyi ihmal etmeyin.

Telesiyejden sonra Çobanini’ndeki kamp alanına kadar olan kısa mesafeyi kamp yüküyle yürüdük. Karla kamplı Erciyes bizi selamlıyor. Dağ yüzeyindeki akıntılar sıcaklık artışının kar örtüsünü erittiğini gösteriyor. Kamp alanına saat 17.00 sularında ulaştık. Önce çadırlar kuruldu, sonrasında yemek faslı başladı. Yemek sonrası Yüksel Hoca kramponlarımızı ayakkabılarımıza göre ayarlamamız konusunda bizleri uyarınca, herkes kramponlarını çıkardı, ayakkabısına göre ayarladı ve ayakkabıya takıp bağlamasını öğrendi. Bu benim kramponla vereceğim ilk ciddi sınavım olacak. Halil İbrahim çıtayı biraz daha yükselterek buna kazma eğitimini de ekledi. Bizim ekibin en çömezi olduğumdan eğitimler bulunmaz fırsat gibiydi. Kamp alanının hemen yakınındaki karlı zemin öğrenme alanım, Halil İbrahim eğitmenim, Yüksel Hoca gözetmenim oldu ve kazma kullanmadaki temel prensipleri hızlandırılmış kurs olarak öğrendim. Eğitimin meyvesini hemen alacağımı hiç kimse tahmin etmiyordu. İnişte yaşadığım kısa bir kayma esnasında kazmayı kullanarak kolaylıkla durmayı başarabildim.

Biraz sohbet, muhabbet derken; güneş tepelerin ardından kaybolur kaybolmaz hava hızla soğumaya başladı ve bizler de güç toplamak için erkenden çadırlarımıza çekildik. Çadırlarda da sabaha karşı başlayacak zirve yürüyüşü için son hazırlıklar yapıldı. Çadırlara çekilmeden önce yapılan kısa bir toplantıda, Murat Hocanın ekibinin saat 02.30'da; bizimse saat 03.30’da tırmanışa başlaması kararlaştırıldı rehberlerimiz tarafından. Şeytan Rotasını kullanacağız. Daha önce Nesrin Topkapı rotasından bir kez Erciyes zirve yapmıştım. Mevsim yazdı ve Şeytan’dan inenleri görünce yuvarlanan taşların ne kadar büyük bir risk oluşturabileceğini görmüştüm. Öte yandan bu rotanın cazibesine kapılmamak elde değildi; zira hatırı sayılır bir dikliği ve kulvar uzunluğu var. Gerçekten kondüsyon gerektiren bir rota olduğunu söylemeliyim.

Gece çok soğuktu, kampta kaç kişi bebekler gibi uyudu bilmiyorum lakin sayılarının çok fazla olduğunu düşünmüyorum. Çünkü herkes gecenin çok soğuk olduğu konusunda hem fikirdi ve herkes öyle veya böyle gece uyku tulumlarında bir an titrediklerini itiraf ettiler ertesi sabah. Murat Hoca’nın ekibi ancak 02.40 sularında harekete geçebildi. Biz belirlediğimiz saatte, 03.30’da yola çıktık. 45 dakika sonra Murat Hoca’nın grubuyla karşılaştık. Karşılaştığımızda kimileri bir yandan krampon takarken; diğer yandan CNNTurk ekibi de tırmanışı kayıt altına almaya çalışıyor. Hava yavaş yavaş ağarmaya başladı ve bizim amacımız Kahvaltı Kayasında güneşin doğuşunu izleyebilmek. Kayaya vardığımızda saatler 05.00’i gösteriyordu. Atıştırmalık ve sıcak içeceklerin ardından bizler de kramponlarımızı takıp ve Şeytan Kulvarına doğru tırmanışa geçtik.

İlk 50 metreden sonra bende mide bulantısı ve baş dönmesi şeklinde klasik dağ hastalığının emareleri görünmeye başladı. Nefes nefeseyim, arkaya geçip Yüksel Hocayla beraber ağır ağır tırmanmaya devam ettim. Ekibi yavaşlattığımı düşünerek canım sıkılıyordu. Ancak hepsi bana karşı çok yüreklendiriciydi, Yüksel Hoca da telkinleriyle beni sakinleştirmeye çalıştı durdu. Midemi rahatlattım, fakat enerjim çok düşmüştü. Buna da Halil İbrahim’in sihirli içeceği iyi geldi. Kaya tuzu, şeker, limon ve sudan oluşan karışım öylesine keskindi ki ancak küçük bir yudum içebiliyordum. Bu sihirli içecek çok hızla etkisini gösterdi ve ben toparlanıp tempoya girdim. Şeytan rotasındaki kar kimi zaman kar-buz kimi zaman oldukça yumuşaktı. Halil İbrahim, Özer ve Necmettin sırasıyla iz açtılar, epey ter attılar. Biz arkada rahattık, onların açtığı izleri takip ederek tırmandık.

Zirveye bir kaç metre kala zirveden bazı sesler çalınmaya başladı kulağımıza. Şaşırdık, önümüzde kimse yoktu ki, bizden önce zirveye çıkmış olsun. Merakla son metreleri hızlıca adımladığımızda zirvede başka bir grupla burun buruna geldik. İstanbul'dan bir grup Kayseri'den İsmail Yılmaz hocanın rehberliğinde Sütdonduran kar buz rotasından tırmanıp, bizden birkaç dakika önce zirveye ulaşmışlar. Yüksel Hocayla İsmail Hoca kucaklaştılar, birbirlerine hal hatır sorup hasret giderdiler. Bu arada her iki ekip üyeleri birbirlerine tebrik ederken, onlar ip birliğinde zirveyi bize bırakıp, sırttan büyük zirveye doğru yola çıktıklarında biz de onların ayrıldığı zirveye yöneldik. Kutlamalar, tebrikler ve zirve fotoğraflarını çekip, hemen dönüşe geçtik. İnişte ısınan havanın etkisiyle karın iyice yumuşamaya başladığını gördük. Bir ara nasıl olduğunu anlamadan attığım bir adımın sonrasında birden bire kaymaya başladım. Bir gün önceki pratik kendini gösterdi ve hemen öğrendiklerimi uygulayarak hızla dönüp kazmayı kara sapladım ve kendimi durdurdum. Kazma eğitimi hızlandırılmış da olsa işime yaradı.

Biz inerken Murat Hoca’nın ekibi tırmanışa devam ediyordu. Kulvarın ortalarında karşılaştık onlarla. Ekipte bir kişi de eksilmiş. Meğer daha kulvara girmeden mide bulantısı sebebiyle bir arkadaş kampa geri dönmüş. Yorgundular ve daha önlerinde en az iki saatlik bir tırmanış olduğunu bilmiyorlardı. Neyse ki bizim açtığımız izler onların işini epey kolaylaştırdı.

Şeytan’dan inişimiz bitmek bilmeyen eziyetli bir yolculuk gibiydi. Sıcaklığın artmasıyla birlikte kar iyice yumuşamış ve bizler yürümekte zorlanır hale gelmiştik. Her attığımız adımda kayıp, dengemizi kaybediyorduk. Esas yıldırıcı olan da buydu. Birkaç adımda bir ayağım kara gömülüyor, kalça üstü düşüyordum. Hatta bir ara kayarak gitsek mi diye düşünmeden edemedim. İki saat yürümek yerine beş dakikada aşağıda olma fikri çok cazip geldi o an. Belki ben olmasaydım ekip bu fırsatı değerlendirmek isteyebilirdi ama korkulu rüya görmeyelim diyerek bildiğimiz rotayı takip ettik. Kahvaltı kayasına geldiğimizde saat 11.40 civarıydı. Kramponları çıkarttık, atıştırmalıkları tükettik ve kampa kadar hiç mola vermeden yürüdük. Saat 13.00’te kamp alanındaydık. Halil İbrahim hareket saatini 14.00 olarak belirledi ve bizler çadırlarımızı toplayıp tam 14.00'de aşağıya doğru inişe geçtik. Telesiyej için yeniden 150 TL istendiğinden mecburen Gondola kadar kamp yüküyle yürümek zorunda kaldık. Yürüyerek önce Gondol'a; daha sonra Gondol'a binip aşağıya indik. Aracımıza ulaştığımızda saatler 15.30’u gösteriyordu. Doğrusu yorgunluktan pestilim çıktı.

Murat Hoca’nın ekibi gelinceye kadar sohbet ettik, dinlendik. Bir gün önce 16.00'da kapanan Gondol, neyse ki bugün pazar olduğundan 18.00’a kadar çalışmaya devam ediyor. Teleferik kapanmadan Murat Hocanın ekibi de aşağıya indi. Yerleşme, malzemelerin teslimi, yemek derken Ankara’ya dönüşe ancak 20.30’da geçebildik. Erciyes’le buluşmamızı başarıyla tamamlamış olmanın mutluluğu, üzerimizdeki yorgunluk ve bir önceki geceden kalan uykusuzluk birleşince arabada herkesin gözleri bir bir kapandı. Ankara’ya 01.30 civarında sağ salim ulaşıp, faaliyetimizi noktaladık.

Erciyes zirveni bizimle paylaştığın için sonsuz teşekkürler. Bir sonraki buluşmaya kadar kirlenmeden, bozulmadan öylece kal, olur mu?

Teknik Bilgilendirme: Tırmanışta teknik malzeme olarak kask, krampon ve kazma kullandı. Bu mevsimde bile Erciyes'te oldukça fazla kar var. Yer yer balkon ve kornişler oluşmuş. Kopma riskinden dolayı bu balkon ve kornişlere dikkat edilmeli. Gündüz hava sıcaklığı güzel olmasına rağmen, güneşin batmasıyla birlikte hava hızla soğuyor ve geceler oldukça soğuk geçiyor. Bu yüzden yaz mevsiminde bile olsa iyi bir uyku tulumu şart; ayrıca eldiven, şapka unutulmamalı. Su kaynağı mevcut.

Türkşan KARATEKİN
Faaliyet Raportörü
13 Haziran 2016 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları