TDF Agrı Kış Tırmanışı - 05-12 Şubat 2015

Beşi kadın toplam otuz dokuz kişiyiz. Arnavutluk, Karadağ, Kosovadan misafir dağcı arkadaşlarımızla hemen kaynaşıyoruz. Sonuçta ortak paydamız dağlar. Toplantıda ip birliği için guruplara ayrıldık. Adem hocanın gurubundayım. Alaattin Başkan tarafından teknik ayrıntı ve bilgiler verildi faaliyete başlamadan önce. Korkut hocam yürüyüş ile ilgili uyulması gereken konularda uyarılarını yaptı. Çadırlarda tek kalınması yerine en az iki kişinin kalmasına karar veriliyor. Çadır arkadaşlarımızı bulduk, malzemelerimizi seyreltip ortak hale getirdik. Bu arada Doğu Bayazıt oteldeki oda arkadaşım Tatjana eşyalarını sırt çantasına sığdıramayınca arkadaşlarından yardım aldı. Oda ana baba günü. Sonunda operasyon tamamlandı. Oda boşaldı. Artık uyuyabilirim diye düşünürken gözüme bir türlü uyku girmiyor heyecanımdan dolayı.

Korhan Yaylası karakoluna geldiğimizde Mehmetcikler sımsıcak, taptatlı karavana çaylarıyla karşıladı bizleri. En zor ve sekiz saat sürebileceği söylenen etap başlıyordu artık. Sırt çantalarımız çok ağır. Hem stresli hem de gururluyum. Hava açıktı. Sessizce yürüyüş devam ederken yükseliyorduk. Her adımda gerginliğim ve korkum azalıyor yerini güven ve sükûnete bırakıyordu. Üç saat sonra ilk mola. Hemen devam. Uzun sırtlar ve bitmeyen yan geçişlerden sonra uzakta karı az olan bir düzlük görüyorum. Bir yandan "Acaba kamp alanı burası olabilir mi?" diye düşünürken; içimden başka bir ses "Yok canım bu kadar çabuk gelemeyiz, daha kampa vardır" derken; Yusuf Hocamızın "kamp alanımız" dediğini duyuyorum. Aceleyle çadır yerimizi seçiyoruz. Rüzgar şiddetli. İçeriye zor atıyoruz kendimizi. Sabah duyurusundan sonra sessizlik başlıyor. Soğuk ve rüzgar çok etkili.

Karşımda Ermenistan. Aragast dağı(4.090) Pek ihtişamlı. Erivan yakınlarında uzuuun bacalardan çıkan dumanın bir nükleer santrala ait olduğunu öğreniyorum. Kamçılayan rüzgar sayesinde fizyolojik ihtiyaçları gidermek kış kampçılığının en zor şeyi. Lakin Iğdır Ovası ve Ermenistan manzarası olayı biraz çekilir hale getiriyor. Telefon da sadece bu alandan çekiyor. Yakınlarımızla haberleşiyoruz.

Her gün sabah 05.00'de uyan. Kar erit. Termosları doldur. Kahvaltı et. Uyku tulumunu ve çantanı topla. Duyuruları beklemeye başla çadırın içinde. Sonunda bir duyuru "olumsuz koşullardan dolayı bu günü bekleyerek geçireceğiz." Bu rutinin beş gün süreceğini tahmin edemedik. İkinci gün hava biraz düzelir gibi olduğunda, çadırlarımızdan çıkıp, birazcık yukarılara doğru yükselebildik. Moralimiz biraz yerine geldi, keyiflendik, umutlandık. Çadırda düğüm çalıştık bol bol. Üçüncü gün Durdane Seringeç'in ölüm haberiyle sarsıldık. Moralimiz bozuldu. Bu arada gazetelerde "Cehennem Vadisi" denilen kamp alanında mahsur kaldığımız haberi yer alınca, ailelerimiz iyice telaşlanmış. Telefonla iyi olduğumuzu bildiriyoruz. Bekleyişe devam. Hava karla beraber serleşiyor tekrar.

Hiçbir şeyin yaşanmadan tecrübe edilemediğini bir kez daha anlıyorum. Doğayla savaşmamayı, inatlaşmamayı ve o izin verirse tırmanılabilineceğini saygıyla tekrar kabulleniyorum. Korhan Yaylasına doğru inerken geri dönüşte daha temkinliyiz. Yükler hafif ancak inişler hep tehlikelidir. Iğdır'a doğru ilerlerken Ağrıya tırmanamamanın hüznü yok yüreğimde. Çok büyük tecrübe, değerli hoca ve dostlarımla yaşadığım kıymetli zaman diliminin verdiği özgüven var.

Balkan dağcılarından çok farklıyız. Disiplinliyiz, malzeme bilgi ve yerleştirimimiz tam, çadır, teknik malzeme donanımız çok üstün. Ancak kondüsyonlarına sözüm yok!.. EĞİTİM ŞART..

Tırmanışın En'leri
KAVURMA..SICAK SU..SOĞAN..ÇEKİÇ..PLASTİK SÜPÜRGE..POŞET..ÇİVİ..KAZ TÜYÜ EL VE AYAK ELDİVENİ..TÜNEL ÇADIR (MOUNTAİN 25 NORTFACE)

Gülsen SALMAN
Faaliyet Raportörü
15 Şubat 2015 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları