Mont Blanc Tırmanışı (Fransa) - 11 / 17 Ağustos 2015

Geçen yıl başarılı bir tırmanış gerçekleştirmiştiğimiz Mont Blanc zirvesine (4810 mt-Batı Avrupa'nın en yüksek noktası) 2015 yılında da tırmanmayı planladık ve antreman amacıyla Aladağlarda Emler (2 kez), Eznevit, Karasay, Büyükdemirkazık, Küçükdemirkazık, Kızılkaya ve Kaldı zirvelerine tırmanışlar gerçekleştirdik. 4 kişilik bir ekiple Fransa'ya uçtuk. Kampımızı geçen yılki gibi yine St. Gervais'te kuracağız. Ancak orada bizi bir sürpriz bekliyordu. Kamp alanına vardığımızda kamp görevlisi bizim Mont Blanc'a tırmanmak için geldiğimizi öğrenince "Grand Couloir rotasında yoğun taş düşmesi, yukarıda sırt hattında ise karın yumuşak olmasından dolayı geleneksel rotanın kapalı olduğunu" söyleyiverdi. Şaşırdık. Verilen bilgiyi teyit etmek amacıyla ertesi gün Chamonix'teki Dağ Rehberleri Ofisine gittik. Herkes aynı şeyi söylüyor. Farklı öğrendiğimiz tek detay bizi umutlandırdı. Tramvayın ulaşyığı son nokta olan Nid D'Aigle'da tırmanmak isteyenlere dağdaki tehlikeler hakkında detaylı bilgilendirmeler yapılıp, yine de tırmanmak isteyenlere izin veriliyormuş. Bunu öğrenince sevindik.

Ertesi gün tırmanmaya karar verdik. Ancak Chamonix'te kaybettiğimiz bir gün bize pahalıya mal olacaktı. Çünkü önümüzde sadece 2-3 gün (3. gün öğleden sonra havanın bozma ihtimali vardı) hava tırmanmaya müsaitti. Bizler bu güzel 2-3 günün 1 gününü kaybetmiştik. Yine de havada bir günlük ileriye sarkma ihtimaline karşın ertesi gün tırmanışa geçtik. Nid D'Aigle'da Jandarma bizlere gerekli uyarıları yaptı ve bizler gayet güzel bir havada üç saatlik bir tırmanış sonrası Tete Rousse'a vardık. Tırmanırken yukarıdan inen bir kaç grupla karşılaşıp sohbet ediyoruz. Bu gruplar zirve yapmışlar. Bizler onları duyunca daha da umutlanıyoruz.

Ancak Tete Rousse'a varır varmaz iki Jandarma yanımızda bitiverdi. Aşağıda bir başka Jandarma tarafından yapılan uyarıları aynen tekrarladılar. Bizler hava eğer güzel olursa yarın sabahın erken saatlerinde (taş düşme riski daha az)Grand Couloir rotasını geçmeyi düşündüğümüzü söyleyince; Jandarma "görevlerinin bizleri uyarmak olduğunu, ancak yine de gidersek sorumluluğun tamamen bizlere ait olduğu" söyledi. "Hatta hava bozarsa herhangi bir olumsuzlukta yardıma gelemeyebileceklerini" de eklemeyi ihmal etmediler. İki gün önce kulvarda yine böyle bir taş yağmurunda bir Japon dağcı ciddi olarak yaralanmış. Ve bu yıl kulvarda 5 dağcının hayatını kaybettiği bilgisini verdiler.

Bu yıl dağda bir gariplik vardı. Şu anda Tete Rousse'da bizden başka kimsecikler yoktu. Çadır yeri ve dağevi bomboştu. Oysa geçen yıl aynı yerde çadır yeri bulmakta zorlanmıştık. Tüm bu olumsuzluklara rağmen yine de hava izin verirse ertesi sabah tırmanışa devam edip, en azından Gouter'e kadar çıkmayı planladık. (bu arada Gouter Dağ evi rotanın riskinden dolayı kapatılmış. Onun yerine yanında eski kulübeyi açık tutuyorlarmış.)

Ertesi sabah yağmurla uyandık. Bu dağda ıslanmak ölümcül bir risk. Yağmurun dinmesini; bize tırmanmak için 3 saat ara vermesi için beklemeye başladık. Bekledikçe yağmur arttı. Sis bastırdı. Biz havanın bozmasının bir gün ileriye sarkmasını umut ederken tam tersi gerçekleşiyordu. Hava bir gün erken bozmaya başlamıştı. Tete Rousse'daki ikinci günümüzü havanın fırsat vermesini bekleyerek geçirdik. Ama nafile. Akşam üzeri yağmur dinmeyince bu gün için tırmanmaktan vazgeçip; eğer ertesi gün fırsat bulabilirsek Tete Rousse'dan başlayıp; Gouter'i atlayarak; Vallot Kulubeye ulaşmak; hatta devam edebilirsek zirveye gitmeye karar verdik.

Bu arada zaman zaman dağdan kaya-taş yağmuru aşağılara akıyor ve bu anlarda öyle büyük gürültü meydana geliyordu ki, bizler sanki deprem oluyor da dağ tepemize yıkılıyor sanıyorduk. Pek umudumuz kalmasa da, yine de umutla ertesi sabahı beklemeye başladık.

Ne yazık ki hayal kırıklığı ertesi sabah yoğun bir sis (göz gözü görmüyor) ve yoğun bir kar yağışıyla uyanıyoruz. Artık bu saatten sonra bu koşullarda yukarıya gitmenin olanağı kalmadı. Artı aşağıya geri dönecektik. Ancak o kadar yoğun kar yağışı vardı ki, eğer kar aynı şekilde yağmaya devam ederse aşağıya inmemiz de riske girecekti. Kar yağışının bize çadırlarımızı toplamamız için fırsat vermesini beklemeye başladık. Ama heyhat bekledikçe kar yağışı arttı. Saat 11 olduğunda artık beklemeye tahammülümüz kalmadı ve kar yağışının altında çadırlarımızı toplayıp, çantalarımızı sırtlayıp geri dönüşe geçtik. Nid D!Aigle'a indiğimizde sırıl sıklam olmuştuk ve aşağılarda da yoğun bir yağmur vardı.

Bu sene dağ bize tırmanmak için izin vermedi. Ancak üzülmedik. Bu yaşanması gereken bir tecrübeydi. Biz de bu tecrübeyi yaşadık. Mont Blanc orada, biz buradayız. Sağ oldukça her zaman tekrar gidebiliriz. Bu arada Fransa'da bulunduğumuz 7 gün içinde aşağılarda da sürekli yağmura denk geldik. Demek ki bu yıl Mont Blanc'a gitmek için çok şanssız bir tarih tercih etmişiz.

Yüksel ALPKAYA

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

HIZ, HIRS...REKOR, SKORA KOŞANLAR...BENCE SİZ BU GÜNCEYİ OKUMAYIN.. ÇÜNKÜ BU GÜNCE BİR AMACA ÖZVERİ İLE HAZIRLANMA, EKİP OLMA, YILMAMA, SABIRLA BEKLEME, BİR OLMA, DAĞA SEVDALANMA VE SONUNDA BOYUN EĞME İLE BİR GERİ DÖNÜŞÜN HİKAYESİDİR.

Yolculuğumuz başlayıp da Cenevreden St. Gervais'deki Nature&Lodge kamp alanımıza vardığımızda resepsiyonda "dağ tırmanışa kapalı" açıklaması şaka gibi geldi önce. Yüksel hoca "gelmeden önce sürekli bölgeyle ilgili internet sayfalarını ziyaret ettiğini ve dağın kapalı olmasıyla ilgili herhangi bir bilgi, uyarı ve duyuruya rastlamadığını" açıklayınca; ertesi gün ilk işimiz Alpin Dağ Rehberleri Ofisinden bilgi almak için Chamonix'e gitmek oluyor. Tüm günümüzü Dağ Rehberleri Ofisinde geçirip tırmanışla ilgili bilgileri aldık. Gerçekten taş düşme riskinden dolayı klasik rota tırmanışa kapatılmış. Hava durumu ve alternatif rotalar hakkında bilgiler aldık, notlar tuttuk; klasik rotanın durumu hakkında yarıntılı bilgiler edinmeye çalıştık.

Aslında dağa çıkış serbestti. Ancak aşırı yağışdan dolayı çarşak ve kaya akmaları ve buzulların eriyerek patlamaları; havanın çok kötü oluşu (normalden sıcak oluşu) nedeniyle dağcılara gerekli uyarılar yapılıyor. Tüm uyarılara rağmen çıkmak isteyenede engel olunmuyordu. Akşam Yüksel hoca tırmanış gurubu için hazırlıkların yapılması kararını duyurdu. Bir telaş, heyecanlı koşuşturma başlamıştı bizlerde.

Ertesi sabah bizi Nid d'Aigle'a (kartal yuvası) götürecek Mont Blanc Tramvayına bindiğimizde yemyeşil tepelere tırmanırken dağ turizmine yapılan yatırımların nasıl doğayla uyum içinde yapıldığını ve bacasız sanayi denilen turizmden nasıl para kazanıldığını gözlemlemek içimi sıkıştırıyor! Güzel yurdumu düşünüyorum.....

Nid d'Aigle'da iniyoruz. Jandarma uyarılarını yapıyor. Bu sezon rotada beş dağcının öldüğünü; bir gün önce de bir Japon dağcının düşen taşlardan ağır yaralandığını öğreniyoruz. Çantalarımızı sırtlanıp ince bir patikadan Tete Rousse kamp alanına doğru ilerliyoruz. Nid d'Aigle-Tete Rousse arası 3-4 saatlik bir tırmanış performansı gerektiriyor. Yüksel hoca zireden inen dağcılardan yukarısı hakkında bilgiler alıyor. İçimizde tek İngilizce konuşup anlayabilen o çünkü. Gouter'deki dağevinin kapalı olduğunu öğreniyoruz inenlerden. Hava hala daha güzel. Son etaba doğru tırmanırken yavaşlıyorum ve gurupdan ayrılıyorum. Daha ağır ve dikkatle çıkıyorum. Arada çelik halatları tutunmak iyi geliyor.

Tete Rousse'un altındaki İnfo kulübesinde ekip beni bekliyor. Tete Rousse dağevi karşıda görünüyor. Kulube ile Tete Rousse dağevini aradaki bir buzul ayırmakta. Geçen yılki ekip bu buzulu geçerken krampon takmışlar. Ancak bu yıl kar oldukça yumuşak. Yer yer eriyen buzul yarıklarından sular akmakta. İyice yukarı çıkıp eğimin azaldığı ve buzul yarıklarının daraldığı bir noktadan dikkatlice geçip kamp alanına ulaşıyoruz. Hayret kamp alanında kimsecikler yok!. Oysa Yüksel hoca daha önce yaptığımız konuşmalarda bizlere "bir yıl önce burada kalabalıktan çadır yeri bulmakta zorlandıklarını" anlatmıştı. Bizler çadırlarımızı kurarken hemen iki Jandarma dikiliyor başımıza. Jandarmalar rotayla ilgili klasik uyarılarını yapıyorlar. "Rotanın tehlikeli olduğunu ve bir kaç gün içinde havanın bozacağını; buna rağmen gidersek ve başımıza bir şey gelirse kurtarma ekibinin gelemeyebileceğini" söylüyor. Şaka gibi. Bu arada hakkımızdaki tüm bilgileri kaydedip; ihtiyaç duyulması halinde bizi kurtarmaya gelecek helikopterin fiyatını açıklıyor!..

"DANGER!" Gece boyunca kopan buzulların ve akan taş-kayaların sesinden uyuyamıyorum. Fırtına ve yağmur aynı anda geliyor. Şimdiye kadar 5000 metre üstü dört zirveye tırmandım. Ancak 4.810 metrelik Mont Blanc'ın buraya kadar ve bundan sonrasının teknik zorlukları gözümü korkutmaya yetti. Bütün gece dağ akmaya devam ediyor. Gün ne zaman ağarır acaba?..

Ve bekleyiş sürüyor. Her an havanın açtığı bir anda Gouter'e tırmanmak için hazır bekliyoruz. Yukarısı karışık kara kara bulutlar. Yeni hesaplar ve yeni planlarla bir gün daha geçiyor. Kaç çorba? kaç makarna? derken 2 gece 3 gündüz. Yağmurdan kara dönen hava göz açtırmıyor. Bazen bir yola çıkarsınız istediğiniz gibi gitmez hiç birşey. Tam da o bekleyiş anında mucize gibi bir kapı aralanır, şaşar kalırsınız. Hayaller kervanınıza bir çentik daha atar düşlere dalarsınız. Bu bekleyiş esnasında Tete Rousse dağevinin oturma salonunun duvarına gururla astığınız bayrağınız sizin çektiğiniz sıkıntıların şahidi olur..

PROGRAMIN EN'LERİ:

1.) Auguille Du Midi (3842 mt)...Seyrine doyum olmaz güzellikte. Teleferikle Mont Blanc'a yaklaşmak keyif ve heyecan verici.
2.) Chamonix...Okuduğum bir raporda "Müslümanlar için Kabe neyse; dağcılar için Chamonix O'dur." ifadesini gereğinden fazla abartılı bulmuştum. Ancak Chamonix'i görünce bu söylenenlere hak vermemek elde değil.
3.) St Gervais'teki kamp alanı: Ölmeden önce böyle bir alanda kamp yapabilmenin güzelliği..

PROGRAMIN İN'LERİ:

1.) Arkadaşımızın dağdan inerken tramvayda kaybettiği bel çantasının bulunacağını umdum hep. Bulunamadı. Pasaport, fotograf makinesi ve bir miktar Euro. Oysa bulunsaydı Fransaya çok yakışacaktı...
2.) Ve günlerce dinmeyen yağmur.

Gülsen SALMAN

  • Etkinlik Fotografları