Kızılkaya Tırmanışı (Bonusu Emler Zirve) - (18-19 Temmuz 2015)

18 Temmuz 2015 Cumartesinin ilk saatlerinde; gecenin 01.00'de yedi kişilik Kızılkaya ekibi için aracımız hazır. Sezenler Sokaktayız. Bugün bayramın ikinci günü. Herkes şehirde eşiyle dostuyla bayram kutlamasında, ancak bizler Aladağlar yolundayız. Sabahın ilk saatlerinde Niğde Merkez Mecburiyet Caddesindeki Beykoz Çorbacısında kahvaltı molası veriyoruz. Sıcak çorbalarımızı içtikten sonra, eksiklerimizi tamamlıyoruz. Saat 07.30 sularında Çamardı Demirkazık Köyü dağevindeyiz.

Gerekli hazırlıklarımızı yaptıktan sonra her zamanki gibi traktör yolculuğumuz başladı. Kamp yüklerimizi Sokullupınarda katırlara bırakıp, traktörle Gelincik Kayalarına doğru devam ediyoruz. Saat 09.00 sularında Gelincik kayalarından yürüyüşe başlıyoruz. Bizimle aynı anda kalabalık bir İspanyol dağcı grubu önlerinde bir Türk rehber eşliğinde yürüyüşe başliyor. Bazen onlar önden, bazende biz onlar dinlenirken önlerine geçiyoruz.

Hava açık ve sıcak. Sıcak havanın etkisiyle sık sık su molası vere vere yükseliyoruz. Üç buçuk saatlik yürüyüş sonrası aat 12.30 sularında Çelikbuydurana ulaştık. Katırlara verilen kamp malzemelerimiz bizden önce gelmiş. Önce çadırlarımızı kuruyoruz. Karnımızı doyuruyoruz. Güneş tam tepemizde, sıcaktan çadırların içine girilemiyor. Gölge bir yerde yok. Ancak Çelikbuydurandaki su buz gibi, el değmiyor. Biraz dinlendikten sonra Yüksel Hoca güneşte beklemek yerine Emler zirveye gitmeyi teklif ediyor. Bizler de bu öneriyi seve seve kabul edip hemen hazırlıklara başlıyoruz. 5 kişilik bir ekip Yüksel Hocanın liderliğinde kampın solunda Emler'e giden dik çarşaktan tırmanıp önce Emler sırtına; daha sonra da sırttan zirveye giden patikayı takip ederek sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış bir halde saat 15.15 sularında Emler zirveye ulaşıyoruz. Kutlamalar, tebrikler ve zirve fotografından sonra zirvenin keyfini çıkarıyoruz. Bu benim ilk Emler zirvem. Havanın açık ve berrak olmasından dolayı Aladağların tüm muhteşem zirveleri (Büyük Demirkazık, Kızılkaya, Kaldı, Alaca vb.) ile ufukta uzaklarda Erciyesi, Hasan Dağını, Medetsizi görebiliyoruz. Tabiî ki ayaklarımızın altında aşağılara uzanan Hacer Boğazı ile Yedi Göller harika görüntülerini unutmamak lazım. Zirveden bu kadar güzelliği gördükten sonra "iyiki gelmişiz" diyoruz.

Zirvede yaklaşık bir saat geçirmişiz. Saat 16.15 sularında inişe geçiyoruz. Kayalık zemini geçtikten sonra, çarşak zeminden inişimiz kolaylaşıyor. Çarşaktan kayarak ve hızla saat 16.55'de kamp alanımıza geliyoruz. Kamp alanı kalabalıklaşmış. Eskişehirden ve Ankaradan 2 grup gelmiş. Artık dinlenme zamanı. Bir yandan yemek hazırlıkları yaparken, bir yandan da diğer grup üyeleriyle sohbet ediyoruz. Diğer iki grubun ertesi gün için planlarında Eznevit ve Karasay zirvelerine tırmanmak olduğunu öğreniyoruz. Bizim ertesi gün Kızılkaya yapacağımızı öğrenince bakışlarında küçük bir gıpta hissi hissetmedim değil.

Grup olarak bugün oldukça yorulduk. Artık çadırlara çekilip, dinlenmemiz lazım. Yüksel Hoca ertesi gün için alınması gerekli teknik malzemeler konusunda gerekli uyarıları yapıyor ve sabah hareket saatini 05.00 olarak duyuruyor. Çelikbuyduran kamp yerinde zemin taşlık ve kayalık. Çadırları düzeltilmiş taşların üzerine kuruyorsunuz. Benim çadırım da böyle taşlık bir zemine kurulu. Ancak altım taş olmasına rağmen uzun zamandır bu kadar rahat uyuduğumu hatırlamıyorum. Yorgunlukla ne gece düşen sıcaklığı ne de altımdaki taşların sertliğini hissettim. Mışıl mışıl uyumuşum.

19 Temmuz 2015 Pazar

Sabah saat 04.00' de telefonumun zili ile uyandım. Sabah kahvaltısı ve çantalarımızı hazırlıkladıktan sonra saat 05.00'de herkes harekete hazırız. Eskişehirli grup bizden kısa bir süre önce kamptan ayrılıyor. Hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra bizde peşlerinden kamptan ayrılıyoruz. Kampın hemen yanında yükselen kayaların arasındaki geçide doğru tırmanıyoruz. Zemin çarşak ve dik. Yavaş ve dikkatle yükseliyoruz. Hafif bir rüzgar esiyor ve hava aydınlanmasına rağmen güneşin sıcak yüzünü henüz görmedik. Ancak sırta ulaştığımızda nefes nefeseyiz. Kısa bir mola verip nefesimizi düzenledikten sonra aşağılara uzanan çanağı oldukça yukarılardan yan keserek karasay sırtına doğru ilerliyoruz. Eskişehirli grup ise daha aşağımızdan Karasay sırtına doğru yükelmeye çalışıyor.

Saat 06.15 sularında kamptan ayrıldıktan yaklaşık olarak 1 saat 15 dakika sonra Karasay sırtındayız. Sağımızda Karasay ve Eznevit'e giden sırt hattı; solumuzda ise hedefimizdeki Kızılkaya zirveye ulaşan dimdik bir duvar, Kızılkaya çanağı yükseliyor. aşıp Kızılkaya arka ana çarşaf ve tırmanış bölgesine ulaştık. Yüksel Hocanın burada verdiği mola ve taktikler sonrası tırmanışa geçtik. Yüksel Hoca önde rotayı belirliyor ve bizde arkadan hocayı takip ederek tırmanıyoruz. Zaman zaman kaya setleri ve üzerlerinde birikmiş küçük taşlara rastladığımızda zorlansak da buraları dikkatle geçiyoruz. Ve son bir sete ulaştığımızda Yüksel Hoca zirveye sadece 10 metre kaldı dediğinde kimse inanmadı. Yüksel hoca şaka yapıyor sandık. Ama gerçekti ve evet bir kaç adım sonra biz zirvede idik. Burası Aladağların en yüksek noktası.(3767 mt) Kızılkaya zirveye geçen yılda tırmanmış olan Gülsen Hanım zirvede olduğuna bir türlü inanmıyordu. Ama etrafımızda bulunduğumuz noktadan daha yüksek bir nokta da yoktu. Yüksel Hoca zirve defterini bulunca inanmak zorunda kaldı. Gözümüzde Kızılkaya'ya tırmanmayı o kadar büyütmüşüz kü, bu kadar sıkıntısız ve hızlı buraya ulaşabileceğimiz kimsenin aklına gelmemişti.

Sabah 05.15'de kamptan ayrılmıştık ve şu anda saat 08.00 idi. Yani biz 3 saatte zirveye ulaşmıştık. Herkes çok mutlu ve sevinçli. Tebrikler, kutlamalar ve bol bol zirve fotografları. Hava açık. Aşağılarda zirvenin doğu yönünde Yedigöller platosu tüm görkemiyle yaklarımızın altında. Karşımızda güneyde Kaldı ve Alaca zirveleri tüm ihtişamıyla yükseliyor. Dün zirvesinde olduğumuz Emler Zirvesi ise sanki elimizi uzatınca tutacakmışcasına yakın gözüküyor gözümüze.

Grubun en mutlusu hiç şüphesiz Melek hanım. Çünkü bugün Melek hanımın doğum günü ve doğum gününü hep beraber küçük bir kek parçasının üzerine küçük bir mum dikerek zirvede kutladık. Zirve defteri yazıldı, fotoğraflar çekildi bir şeyler atıştırıldı ve saat 09.00 sularında zirveye ulaşmanın mutluluğu ile inişe geçildi. Yüksel Hoca zirvenin hemen altından sağ tarafına doğru ilerleyerek ilk istasyonu buldu ve istasyonda hali hazırda mevcut perlonları yeni perlonlarla sağlamlaştırarak 60 metrelik 2 ipi aşağı attı. Bu aradabizler emniyet kemerlerimizi takıp gerekli teknik malzemleri hazır hale getirdik. İlk olarak Gülsen hoca ipe girdi ve başarılı bir şekilde ilk 60 metreyi indi. Ardından Yüksel Hocanın kontrolünde sırayla herkes tek tek ipe girip Gülsen Hanımın yanına iniyor. En son Yüksel hocanın inişinden sonra ipler toplandı ve yaklaşık 20 metrelik bir serbest inişten sonra Yüksel Hoca; iki sikke ile oluşturulmuş bir istasyona bulduğu bir babadan ek bir emniyet noktası oluşturduktan sonra yeni bir istasyonu kurdu ve herkes güvenli bir şekilde ikinci 60 metrelik inişi gerçekleştirdi. Yine en son Yüksel Hoca indikten sonra ipleri topladık, emniyet kemerlerimizi ve teknik malzemelerimizi çıkarıp çantalarımıza yerleştirdik ve Yüksel Hocanın peşinden sağımızdaki çarşak bölgeden inişe geçtik.

Çarşak bölgeyi ve kulvarın sonundaki dik kayalıkları dikkatli bir şekilde geçtik. Kayalık bölgeyi bitirdikten sonra sağa Karasay sırtına doğru yan ilerlemeye başladık. Karasay sırtında verdiğimiz 15 dakikalık molada tırmandığımız ve indiğimiz parkuru seyrederken başarmanın mutluluğunu daha fazla hissettik. Bu arada diğer Ankaralı ekibin Karasay zirveden döndüğünü gördük. Onlar sırttan çanağa doğru inerken bizler sabahki rotamızdan kamp alanının üstündeki geçide doğru ilerledik. Burada diğer ekip ile birleşip hep birlikte saat 13.20 sularında kampa indik. Yüksel Hocanın dediğine göre Kızılkaya gibi bir zirve için süper bir zamandı. Bizlerde bu başarılı faaliyetin mutluluğunu fazlasıyla hissediyorduk. Hareket saati olarak 14.30 belirlendi ve herkes yavaş yavaş dönüş için hazırlıklara başladı.

Fazla yorulmadığımızı düşünüyorduk. Çadırları toplayıp kamp yükümüzü hazır hale getirdik ve kamp alanından 14.30 da hareket ettik. Evet artık yorulma vakti gelmişti. Katırların çıkarttığı kamp yükü sırtımızda, kısa molalarla kızgın güneşin altında ve mübalasız roket gibi bir hızla saat 17.00'de Gelincik kayalarının olduğu bölgeye ulaştık. Artık yorgun ve bezgindik. Ama faaliyetin zorlu kısmı bitmişti. Şimdi sırada traktörle dağevine iniş kısmı vardı.

Ancak traktör yerine çift kabinli bir kamyonet bizi almaya geldi. Kamyonete çantaları yerleştirdik, centilmenlik gereği bayanları kabine bindirdik. Arkada bizimle gelmek isteyen Yüksel Hocayı da zorla ön kabine gönderince; Eftal beyle, ben kamyonetin arkasında tozun içinde dağevine indik. Aşağı indiğimizde tozdan bembeyaz olmuştuk. Kabinde inen bayanlar bize gülüyordu. Dağevinde kısa bir temizlik faslından sonra bzide en az onlar kadar temiz hale gelmiştik.

Minibüsümüz bizi bekliyordu. Çantalarımızı yerleştirdikten sonra dönüş yolculuğumuz başladı. Niğde'de verilen çorba molası sonrası saat 19.00'da Ankara'ya hareket ettik. Saat 24.00 sularında ulaştığımız Ankara'da; her zaman olduğu gibi hepimiz mutlu, huzurlu ve başarılı bir tırmanışın gururu vedalaşarak evlerimize dağıldık……

Mustafa KARABULUT
Faaliyet Raportörü
25/07/2015 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları