Kaldı Tırmanışı - (01/02 Ağustos 2015)

01 Ağustos 2015 Cumartesi saat 01.30’da her zamanki toplanma yerimiz Sezenler sokakta buluşuyoruz. Ekibimiz 12 kişi. Çantalar araca yerleştiriliyor ve her 15 günde bir gide gele artık evimiz gibi hissetmeye başladığımız Aladağlara hareket ediyoruz. Bu kez hedefimizde Kaldı zirvesi (3734 mt) var. Her zamanki gibi Niğde’de çorbacıda kahvaltı molası, açık bulduğumuz marketten eksik malzemelerin tamamlanması ve yola devam. Saat 08.00’de Çukurbağ Köyünde, traktörcü Mehmet’in evindeyiz. Çayımız hazır. Bir yandan çantalarımızı hazırlarken diğer yandan çayımızı içip, bir şeyler atıştırıyoruz.

Saat 09.30’da köyden Emli Vadisine hareket ediyoruz. Traktörde bizimle birlikte Bursa DATO Kulübünden 6 sporcu daha var. Yaklaşık bir saat süren gayet sıkışık bir traktör yolculuğundan sonra saat 10.30 sularında Emli Ormanına varıyoruz. Eşyalar traktörden indiriliyor. Fazla olan her şey çantalara yerleştiriliyor ve çantaları sırtlayıp kamp atacağımız Akşam Pınarına doğru ormanın içinde kıvrıla kıvrıla ilerleyen patikadan bizler Kaldı için; DATO grubuda Güzeller tarafında birkaç tırmanış yapmak üzere yürümeye başlıyoruz. Her iki haftada bir Aladağlar’da tırmanış yapan; bu tırmanışa kadar iki kez Emler, Eznevit, Karasay, Kızılkaya, Büyük Demirkazık ve Küçük Demirkazık zirvelerini yapan Grubun kondüsyonu istim üzerinde. Tempoyu düşürmeden hızla ilerliyoruz ve bir saat sonra saat 11.30’da Akşam Pınarı kamp alanına ulaşıyoruz. Çadırlar kuruluyor ve kalan zamanın ve ortamın keyfini çıkarıyoruz. Biz ulaştıktan yaklaşık bir saat kadar sonra Adana’dan 4-5 kişilik başka bir ekip daha kamp alanına geldi. Ancak kamp alanında yeterli çadır yeri olmayınca biraz daha aşağıdaki düzlük alana çadırlarını kurdular. Adana Grubu da Kaldı için gelmiş. Birkaç saat sonra ise yukarıdan 3 kişilik başka bir grup yorgun argın bir şekilde kampa geliyor. İstanbul’dan gelmişler ve sabah Kaldı niyetiyle tırmanışa başlamışlar. Ancak Avcıbelindeki sert rüzgarı görünce rotalarını Alaca’ya çevirmişler. Zirveyi sağ salim yapıp, aşağıda Kocadölek’teki çadırlarına dönüyorlar. Soğuk akan suyun başında biraz dinlendikten sonra onları aşağıya uğurluyoruz ve bizler de zamanımızı boş geçirmemek için karşıdaki kayada bir emniyet istasyonu kurup, iple iniş eğitimi yapıyoruz. Herkes birkaç kez farklı malzeme kullanarak (sekizli, ATC, yarım kazık vb.) ipten iniş gerçekleştiriyor.

Ancak hava bozmaya başladı Kızılkaya üzerinde kara bulutlar toplanmaya başlayınca istasyonu topluyoruz ki; yağmur başlıyor. Başlangıçta hafif hafif başlayan yağmur zamanla şiddetleniyor ve bir süre sonra doluya dönüyor. Dolunun çadır tentesinde çıkardığı sesler eşliğinde birkaç saatliğine kendimizden geçip uyuya kalmışız. Birkaç saatlik yağmurdan sonra hava tekrar açılıyor ve bizler yine çadırların dışındayız. Bazılarımız akşam yemeği hazırlarken; bazılarımız ise çay eşliğinde sohbete koyulmuşlar. Güneş zirvelerin ardında kaybolmaya başlayınca hava da hızla serinliyor ve ertesi günkü zorlu tırmanışı düşünerek herkes çadırlarına çekiliyor. Ertesi sabah hareket saatimiz saat 05.00.

02 Ağustos 2015 Pazar sabahı 04.00’de uyanıyoruz. Bu arada Adana gurubunun tırmanışa başladığını mümkün olduğunda sessiz bir şekilde çadırlarımızın yanından geçerken çıkardıkları ayak ve baton seslerinden anlıyoruz. Çantalar hazırlanıyor, kahvaltılar yapılıyor ve saat 05.00’de Avcıbeli’ne doğru tırmanışa geçiyoruz. Hava henüz aydınlanmadı. Kafa lambalarımız patikayı aydınlatıyor. Yaklaşık yarım saat kadar tırmandıktan sonra Ahmet abi “midesinin kötü olduğunu, bu şekilde tırmanırsa ilerde daha da kötü olabileceğini” söyleyerek geri dönmek istiyor. Çadırlarımız halen görüş alanında ve Ahmet abiyi geri dönüş esnasında sürekli gözle kontrol edebileceğimiz için tek başına geri gönderiyoruz.

Yavaş yavaş yükseliyoruz. Avcıbelinin aşağılarındayız. Kaldı’ya giden sol dik kulvarın bizi hırpalayacağını düşünerek tırmanışı Avcıbelinden yapmaya karar veriyoruz. Saat 08.00’de Avcıbelini geçiyoruz. Sırttayız. Sağ tarafımızda Alaca zirvesi yükseliyor. Mola veriyoruz. Hava açık ama sırtta hafif bir esinti var. Bir şeyler atıştırıp biraz dinleniyoruz.

Mola sonrası sırttan Kaldı’ya yolculuğumuz devam ediyor. Yavaş yavaş yorulmaya başladık. Kopmadan devam ediyoruz. Saat 10.00 sularında içinde bir bölümü kar kütlesiyle kapatılmış dar bacayı kar kütlesinin kayayla birleştiği noktadaki açıklıktan zorda olsa geçerek sırta ulaşıyoruz. Bu arada Adana grubu zirve yapmış geri dönüşe geçmişler. Tüm ekip bacayı sıkıntısız bir şekilde tırmanınca sırtta kısa bir mola veriyoruz. Bu arada Adana ekibi de sırta geliyor. Tebrik ve kutlamalar; onlar bacadan aşağı inişe geçerken bizler Kaldı’ya doğru tırmanmaya devam ediyoruz.

Nihayet zirveye giden sırt hattındayız. Burası rotanın en riskli yeri. İki taraf da uçurum olan “kılçık” diye tabir edilen bir yer. Burada arkadaşları çok dikkatli olunması konusunda son bir kez uyarıp tırmanışa devam ediyoruz. Adrenalin üst düzeyde. Herkes birbiriyle yardımlaşa yardımlaşa ve birbirine yol göstererek bu bölgeyi sorunsuz geçmeye çalışıyor. Kılçığın en dar yerinde ise hemen hemen herkes ata biner pozisyonunda kılçığı geçiyor. Dikkatimizi dağıtmadan hep birlikte nihayet saat 11.30’da Kaldı zirveye ulaşıyoruz. Faaliyete başlayalı 6,5 saat olmuş. Yorgunlukla birlikte hissedilen adrenalin yüzünden herkesin gücü kuvveti tükenmesine rağmen, zirveye ulaşınca herkese tekrar bir güç geliyor. Herkes mutlu, herkes sevinçli. Birbirlerini kutluyor. Kimisi de bir köşeye oturmuş başarmış olmanın mutluluğu ve dinginliği ile güzel manzarayı seyrediyor. Duygu sağanağı durup, insanlar kendine gelince karınlar doyuruluyor ve dinlenilmeye çalışılıyor. En son ekip olarak zirve fotoğrafları çekildikten sonra saat 12.30’da inişe geçiyoruz. Zirvede bir saat geçirmişiz.

Aynı şekilde dikkatli ve acele etmeden kılçığı geçiyoruz. Sırttan Futbol Sahasına iniyoruz. Geldiğimiz patikayı takip ederek, Avcıbeli’ne gitmek yerine sabahleyin bizi hırpalayacağını düşündüğümüz dik kulvardan inişe geçiyoruz. Zaman zaman yorgunluktan ayaklarımız birbirine dolanıyor. Çarşak zeminde kayıp düşüyoruz. Kulvarı inip, nispeten daha rahat eğimde patikayı takip ederek saat 17.00’de kampa ulaşıyoruz. Yorgunluktan bitmiş durumdayız. Herkes Akşam Pınarına adını veren suya koşuyor. Eller, yüzler ve özellikle bütün gün botların içinde canı çıkmış ayaklar buz gibi suyla yıkanıp kendimize gelmeye çalışıyoruz. Bu yorgunlukla daha çadırlar toplanacak. Sonrasında Emli ormanına inilecek. Halimiz hiç iç açıcı gözükmüyor.

Ama insanoğlu çok güçlü bir varlık. Bizler kamptan ayrılış saatini saat 18.00 olarak belirliyoruz ve kısa bir dinlenmeden sonra yavaş yavaş çadırları toplayıp, çantaları denkliyoruz ve saat 18.00 çantaları yüklenmiş bir şekilde Emli Ormanı’na doğru inişe geçiyoruz. 45 dakikalık bir iniş sonrası bizi bekleyen traktöre ulaşıyoruz. Çantalar traktöre yükleniyor, herkes kendine oturacak bir yer buluyor ve Çukurbağ Köyüne hareket ediyoruz. Yolculuk bir saat sürdü. Saat 20.00’de Çukurbağ Köyünde traktörcü Mehmetin evindeyiz. Yine çaylarımız hazır. Eller yüzler yıkanıyor. Üst baş değiştiriliyor. Eşyalar bizi bekleyen minibüse yükleniyor ve saat 20.45’de köyden ayrılıyoruz.

Saat 21.30 sularında Niğde’deyiz. Her zamanki çorbacıda bir mola. Sıcak çorbalarla birazcık kendimize gelip Ankara’ya devam ediyoruz. Rahat ve sıkıntısız, çoğu kez uyuyarak geçen bir yolculuktan sonra saat 02.30 sularında Ankara’ya ulaşıp, sağ salim evlerimize dağılıyoruz.

Yüksel ALPKAYA
Faaliyet Raportörü
02/09/2015 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları