Köroğlu Saçlık Tepe Tırmanışı - 05 Ocak 2014

2014 yılının ilk faaliyetini 05 Ocak 2014 tarihinde Köroglu dağlarının ikinci en yüksek noktası olan Saçlık Tepesine tırmanarak gerçekleştirdik. Saçlık Tepesi Köroğlu dağ sisilesinin Bıçkı Sırtı diye adlandırılan yamacındadır ve yüksekliği 2250 mt.dir. Sırta kadar özellikle sırtın doğu-güney yüzleri yoğun çam ağaçlarıyla kaplıdır. Kadılar Aladağından başlayacak tırmanışlarda zirve bloguna kadar çam ormanının içinde yürüyebilirsiniz.

Ancak Ankara’dan buraya yol uzun. Ankara-Dörtdivan arası yaklaşık 150 km; Dörtdivan-Kadılar Aladağı arası toprak yol ve 25 km.; toplamda 175 km. lik bir mesafe ve kış olmasından dolayı yolun kapalı veya araba geçemeyecek düzeyde bozuk olma ihtimali var. Birkaç gün önce Dörtdivanlı arkadaşlardan yolun açık olduğunu öğrenmemize rağmen tedirginiz. Bu yüzde Ankara’dan 06.30’da hareket ediyoruz. 11 kişiyiz. Otobanda verilen yarım saatlik bir kahvaltı molası sonrası saat 08.45 sularında Dörtdivana ulaşıyoruz. Dörtdivan’da 15 dakikalık bir molada hem eksiklerimizi tamamlıyoruz hemde esnafdan yayla yolunun açık olup olmadığını konusunu teyit ediyoruz. Herkes “bu yıl fazla kar yağmadığından rahatlıkla yaylaya kadar gidebileceğimizi ancak dağda çok fazla ayı olduğunu ve dikkatli olmamız” konusunda bizleri uyarıyor. Yoldan dolayı rahatlayıp, ayı riskinden dolayı tekrar tedirgin oluyoruz.

Kadılar Aladağına yöneliyoruz. Gerçekten de karda çok fazla ayı izi görülüyor. Sırasıyla Söğütlü, Çitler, Çanbuar, Kurucaköy Aladağı ve Yalacık Yaylasısını geçtikten sonra; Kadılar Aladağına doğru alçalmaya başladık. Yol vadiye doğru ilerlemekte, vadide çok fazla kar olup, araba için sıkıntı yaşayabileceğimizi düşünerek, yaylaya yaklaşık 1 km kala yolun geniş olduğu açıklık bir alanda arabayı bırakıyoruz. Burası 1452 mt ve kısa bir hazırlıktan sonra saat 10.10’da Kadılar Aladağına doğru yürüyüşe geçiyoruz. 10.45 sularında 1490 metre rakımlı Kadılar Aladağı Yaylasına ulaşıyoruz. Yaylanın manzarası çok güzel ve karşımızda ormanın bittiği yükseltide Saçlık Tepesi görünüyor.

Yürümek için yol yerine (yolda çok fazla kar birikmiş) karları erimiş orman içinden yürümeyi tercih ediyoruz. Yaklaşık 11.30 sularında gürül gürül akan çeşmenin başında kısa bir mola ve eksilen sularımızı tamamlıyoruz. Artık buradan itibaren daha dik yükseleceğiz. Buraya kadar tempomuz gayet iyiydi ve bayağı hızlı ilerliyorduk. Ancak yükselmeye başladıkça antremansız kalmış bir arkadaş zorlanmaya başladı. Arkadaşı öne alıp, ona göre yürümeye başladık. Yükseldikçe arkadaş daha fazla zorlanmaya başlayınca (ayı riskinden dolayı arkadaşı ne bırakabiliyoruz nede arabaya geri gönderebiliyoruz.) grubu Adil Abinin liderliğinde önden gönderip, ben ve zorlanan arkadaş geridekalıyoruz. Hedefimiz grupla göz temasımızın olacağı açık sırt hattına ulaşmak ve zirveye gidecek grubu burada beklemek.

Zirve kütlesine yaklaştıkça eğim arttı. Eğim arttıkça arkadaşımızın zorlanması da arttı. Sırta yakın bir yerde açık bir alana geldiğimizde, arkadaşı ve sırt çantalarımızı bırakıp, sırttan zirveye yürüyen grubu yakalamak için hızla karda dik tırmanıp, zirve külahına yakın bir noktada grubu yakalıyorum. Saat 14.30 olmuş ve havanın kararmasına sadece 2.5 saat kalmış. Oysa karşımızda halen tırmanılacak bir kaya kütlesi var. Küçük bir görüş alışverişi ve arkadaşlara zirveye devam edilirse en az 1-1,5 saat karanlıkta yürümek zorunda kalacağımız uyarısını yapıyorum. İki kişi dışında herkes buraya ulaşmışken zirveye gitmek istiyor. Ben aşağıda arkadaşlarla kalıyorum. Bu arada tırmandığım rotayı tekrar inip, aşağıda kalan arkadaşı ve sırt çantalarını sırta bekleyen arkadaşların yanına getiriyorum. Bu arada diğer arkadaşlar tırmanmaya devam ediyor ve saat tam 15.00’de 2250 mt yüksekliğindeki Saçlık Tepenin zirvesindeler. (GPS verilerine göre Grup yürüyüşe başladıktan zirveye kadar 8.62 km.yürümüş) Onları aşağıdan görüyoruz. Zirvede kısa bir mola ve fotograf çekiminden sonra Adil Abiye telefonla, zirve külahının batı yüzündeki daha kolay bir iniş parkurunun olduğu ve inişi buradan yapabilecekleri ancak kaya blogunun bitiminden sola doğru döndüklerinde bizi görebilecekleri bilgisini veriyorum. Bende indiklerinde beni görebilecekleri bir noktaya doğru önlerine doğru tırmanıyorum. Sağ salim buluşuyoruz ve aşağıda bekleyen diğer arkadaşların yanında kısa bir atıştırmalık mola veriyoruz.

Bu arada saat 15.30 oldu. Çok fazla karanlığa kalmamak için grubun tırmandığı rotadan hızla inişe geçiyoruz. Ancak daha 100-150 metre gitmeden arkadan bir bağırma “ayağıma kramp girdi”. Şaşırıyoruz. Yorulan arkadaşımızın ayağına kramp girmiş yerde yatıyor. Müdahale ediyoruz. Bir yandan masaj yaparken, bir yandan da ayağını kaldırıp, ayak tarağını geriye doğru esneterek krampı açmaya çalışıyoruz. 5-10 dakikalık müdahaleden sonra biraz rahatlayan arkadaşımız ayağa kalkıyor ve yürümeye çalışıyor ama daha 20 metre gitmeden tekrar bağırmaya başlıyor. "Bu kez diğer ayağıma kramp girdi” diye. Ne yapacağımızı şaşırdık. Arkadaşı yatırdık. Masaj yapıyoruz, ayağı esnetiyoruz ama nafile. Arkadaş bas bas bağırıyor. Kasılan bölgeleri Gülsen hanımın çantasından çıkan ağrı kesici ve kas gevşetici özelliği olan merhemle iyice ovuyoruz ve elastiki bandajla iyice sarıyoruz.

Bu arada saat 16.00 oldu ve güneş iyice alçaldı. Bizler yamacın doğu yüzündeyiz ve ormanın içinde güneşin yamacın arkasında kalmasından dolayı hem havanın soğumasını hem de karanlığın artmasını daha fazla hissediyoruz. Rahatsızlanan arkadaşla birlikte 3 kişi yan yana yürüyoruz. Arkadaş aramızda, bizim omuzlarımızdan destek alarak yürüyor. Tek çabamız arkadaşı karanlığa kalmadan düzlüğe indirmek.

Neyse saat 17.00’de yola indik ve iyice kararan havada yolu takip etmenin en güvenli yol olacağına karar verdik. Bu arada arkadaş merhemin faydasını gördü ve kendi başına ve hızlı bir şekilde yürümeye başladı. 17.30 sularında kafa lambalarımızı açıyoruz. Kadılar Aladağı Yaylasına yaklaştığımızda arkadan bir bağırmalar duyduk. Geriye döndüğümüzde uzaktan iki kafa lambası ışığı bize doğru geliyor. Acaba karanlıkta bizden birileri geride mi kaldı diye düşünürken, yanımıza ellerinde tüfekli 3 tane genç geldi. Dörtdivanlı olan bu gençler ava gelmişler, karanlıkta bu kadar kalabalık bir grubu dağdan gelirken görünce korkmuşlar ve saklanmışlar. Yanlarından geçerken –ki biz kendilerini hiç fark etmedik- bizim dağcı olduğumuzu anlamışlar ve birlikte Yaylaya inmenin daha güvenli olacağını düşünerek arkamızdan bizlere yetişmişler. Onlar yaylaya kadar arabayla gelmişler ve bizlere yaylada çay demlemeyi teklif ettiler. Ancak hava iyice karardı ve bizim arabaya kadar yarım saatlik yolumuz var ve daha Ankara’ya döneceğiz. Teşekkür edip, yaylada onları bırakıp arabaya yürümeye devam ediyoruz.

Saat 18.40’da arabaya ulaşıyoruz. Şöforümüz bizi bekliyor. Kısa bir üst baş değişimi ve önce Dörtdivan ve durmadan otobandan Ankara’ya devam ediyoruz. Saat 21.00 sularında sağ salim evlerimize ulaşıyoruz. GPS verilerine göre toplamda 17.1 km.yi, 08 saat 25 dakikada yürümüşüz. Kış koşullarında iyi ve sıkı ve keyifli bir faaliyet gerçekleştirdik.

Yüksel ALPKAYA
Faaliyet Raportörü
14/01/2014 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları