Aladağlar Kızılkaya Zirve Tırmanışı (3767 mt) - 05/06 Temmuz 2014

Aladağların en yüksek zirvesi olan Kızılkaya tırmanışına katılmaya karar verip; Yüksel beyi aradığımda; Yüksel bey tırmanış için emniyet kemeri, 1 HMS, 1 kilitli karabina, kask ve 2 adet 1,5 metrelik yardımcı ipe ihtiyaç duyacağımı söyleyince, hemen söz konusu malzemeleri temin etme yoluna gittim. Bu konuda sağ olsun Murat hoca (Yıldırım) bana yardımcı oldu ve faaliyet günü malzemeleri getirdi. Artık Aladağların en zorlusu Kızılkaya için hazırdım..

Her faaliyette yaptığım gibi tırmancağımız dağı tanımak için internet aramalarına başladım. Fakat Kızılkaya için yok denecek kadar az rapor vardı. Sadece 2009 yılında Ankara Dağcılık, Kayak ve Kış Sporları İhtisas Kulübü ile 2013 yılında YTUDAK'ın (Yıldız Teknik Üniversitesi Dağcılık Kulübü) gerçekleştirdiği tırmanışların raporlarına ulaşabildim. Raporlarda dağın çok zor olmadığı, ip açılmadan da zirveye çıkılabildiğinden bahsediyordu. Raporları okuyunca rahatladım.

05 Temmuz 2014 Cumartesi:

Saat 01.00 : Maliye Bakanlığı önünden 11 kişi ile Aladağlara hareket ediyoruz.

Saat 07.30 : Demirkazık köyüne ulaştık. Hava kapalı, sanki yağmur yağacak. Köydeki bakkaldan son eksikliklerimizi tamamlıyoruz. Traktörcü Mehmet Şenol bizi bekliyor. Önce çantalar sonra bizler traktörün kasasına doluşuyoruz. Sokullupınar’ın yukarısındaki Gelinkayalardaki kamp alanına hareket ediyoruz.

Saat 09.00 :Gelinkayalarına ulaştık. Kampı Çelikbuyduran'a atacağız. Buradan itibaren kamp yüklerimizi katırlar Çelikbuydurana getirecek. Bizler sırtımıza küçük bir yürüyüş çantası alıp, diğer malzemleri katırlara bırakıp, Karayalak Vadisinin girişine doğru yürüyüşe başladık.

Saat 10.30 :Kapıyı geçiyoruz. Buraya kadar kapalı duran hava açıldı, güneş yüzünü göstermeye başladı. Sanırım yağmur yağmayacak. Kapıyı geçtikten kısa bir süre sonra Çelikbuyduran'dan inen İstanbul’lu bir dağcı grubuyla karşılaşıyoruz. Yedigöllerde kamp yapmışlar ve geri dönüyorlarmış. "Kızılkaya'ya tırmanacağımızı" söyleyince; İstanbul'lu gruptan bazı arkadaşların yüzlerinde anlamsız ve garip bir gülümseme belirdi. Niye öyle gülümsediler anlamadım. Yol boyunca gülümsemenin nedenini anlamaya çalıştım ve anladım ki zor bir faaliyet bizi bekliyor. Bu arada kamp yüklerimizi taşıyan katırlar bizi geçtiler.

Saat 13.00 : Çelikbuyduran’a ulaşıyoruz. Kampımızı kurup, karnımızı doyuruyoruz. Çelik buyduran'da su yok. Ancak karın altından akan suyun sesi geliyor. Yüksel Bey ve Ziya Bey kazmalarla karın üzerinde delik açıp, suya ulaşmaya çalışıyorlar. 15 dakikalık bir uğraş sonrası kar bloğunun altından gürül gürül akan suya ulaşıyoruz. Kar eritip su elde etmeyi planlarken gürül gürül akan suyu bulunca rahatladık, epey sevindik.

Saat 15.00 : Yüksel ve Murat Hoca birlikte tırmanacağımız rotaya keşfe çıktılar. Güney çanağındaki klasik rota yerine kuzeydoğu sırt hattından tırmanmayı planlıyorlar. Ancak kayaya girilecek noktada kar var ve eğim dik. Kazma ve krampon olmadan kayaya ulaşmak mümkün değil. Yüksel Hoca biraz daha batıya doğru kayarak sırta kadar, 3200 metrelere kadar tırmanıyor. Buradan itibaren batı çanağına geçip devam edilebilir. Sıkıntılı iki set var. Eğer onlar aşılabilirse planlanan rotadan tırmanış gerçekleştirilecek, aksi takdirde batı çanağını yan geçip, güney çanağında klasik rotadan tırmanışa devam edilecek.

Saat 18.00 : Ertesi sabah tırmanışa 06.00'da başlayacağımız bilgisi verildi. Emniyet kemerleri ve kasklar kamptan itibaren hazır olacak.

06 Temmuz 2014 Cumartesi:

Saat 06.00 :Bugün 06 Temmuz pazar. Çelikbuyduran'da sabahın 06.00'sında pazar kahvaltısı yapıyorum. Tabii ki bugünkü pazar kahvaltısını sucuklu yumurta, menemen, patates kızartması ve bal-kaymak yerine sadece hazır çorba ile atıştırmalık bir kaç küçük kahvaltılık malzeme ile yaptım. Zirve çantamı hazırladım. Çadırdan çıkıp emniyet kemerini taktım. Artık hazırım. Yüksel ve Murat hoca emniyet kemerlerini, malzemeleri kontrol ediyorlar. Hatalı giyilenleri düzeltiyorlar. Ekipte 1 eksik var. Engin hoca kendini iyi hissetmiyor, aklimatize olamamış. Kampta kalıp, biraz kendisine gelince yavaş yavaş aşağıya inecek.

Saat 07.00 :Yüksel ve Murat hocanın önderliğinde 10 kişi ile Çelikbuyduran’dan Yedigöller yönüne doğru ilerlemeye başladık. 200 metre kadar gittikten sonra güneye sırta doğru yöneldik. Mümkün olduğunca kar olmayan bölgelerden tırmanmaya çalışsak da, gündüz eriyen kar suları gece donduğundan sabahın bu ilk saatlerinde kayaların üstünde ince buz tabakaları var. Dikkatle tırmanıyoruz. Sırttan batı çanağına geçerken kullandığımız dik ve bol çarşaklı bölgede 60 metrelik bir hat kuruyorlar Yüksel ve Murat Hoca. Hata karabina ile girip tehlikeli yan geçişi sıkıntısız tamamladık. Daha sonra batı çanağında yükselmeye başladık. Her ne kadar rota dik olsa da tutamak ve basamakların çok olduğundan rahat yükseliyoruz. Ancak yine çarşaklı ve aşağısı uçurum olan bir yarıkta yine ip açıyoruz. Herkes pursikle ipe girip, tırmanıyor. Burayı geçtikten sonra rota nispeten rahatlıyor.

Saat 09.00 :Nihayet aşağıdan gördüğümüz ve aşıp aşamayacağımızı bilemediğimiz setlerin altındayız. Setleri aşmak çok zor görülmüyor ancak riskli. Bu yüzden Yüksel Hoca rotasını güney çanağına klasik rotaya çeviriyor. Yüksel Hoca genelde hep önden tırmanıyor. Bölgeyi çok iyi bildiği belli. Önden gidip, bizlere yol gösteriyor, daha emniyetli yerlerden tırmanmamızı sağlıyor. Bu arada sırt çantasında 60 metrelik (10,5 mm) ip taşıdığını unutmamak lazım. Ona rağmen sanki hiç yorulmamış gibi kayaları koşarak tırmanıyor. Murat Hoca ise güvenlik konusunda çok hassas davranıyor. Faaliyet boyunca hiçbir riskli hamleye izin vermiyor ve her noktada emniyet unsurunu hep ön planda tutuyor. Tabii ki en iyi dağcının yaşayan dağcı olduğu unutulmamalı.

Saat 10.00 :Bu arada Emli Vadisinden sis bulutları yükselmeye başladı. Artık bırakın zirveyi, 20-30 metre ilerisini göremiyoruz. Ama önümüzden tırmanan Yüksel Hoca o kadar kendinden emin bir şekilde tırmanıyorki; bize onu takip etmekten başka iş düşmüyor. Ancak sürekli kaya tırmanmak bizi iyice yordu. Bir kaç arkadaş tırmanışı bırakıp, grubu bulundukları yerde beklemek istiyor. Yüksel Hoca zirveye çok az kaldığını söyleyerek izin vermiyor ve arkadaşlar devam ediyor tırmanmaya. Bu arada rüzgarın dağıttığı sislerin ardından zirve kendini birkaç saniyede olsa gösteriyor. Gerçekten de zirvenin dibindeyiz ama dizlerimizin dermanı tükendi. Üstelik zirveye yaklaştıkca önümüzdeki kaya setlerinin eğimi iyice artıyor, zorlanıyoruz.

Saat 11.30 :Nihayet 3767 metreyle Aladağların en yükseği olan Kızılkaya'nın zirvesindeyiz. Şansımızdan sis bulutu biraz da olsa dağıldı. Karşımızda Emler zirvesi, altımızda Yedigöller Platosu. Onun ilerisinde Hacer Boğazı. Güneyimizde ise Emli Vadisi, Direktaş ve Kaldı, Alaca zirveleri ile Güzeller zirvesi görülüyor. Herkes çok mutlu, fotoğraflar çekiliyor, zirve defteri yazılıyor ve 45 dakikanın sonunda saat 12.15 gibi inişe geçiyoruz.

Saat 12.15 :Tecrübeli dağcılar zirveden inişin her zaman çıkıştan daha zor ve riskli olduğunu söylerler. Bu çok doğru bir tespit. Kızılkaya için ise kat kat doğru bir tespit. İpsiz tırmanarak çıktığımız zirveden şimdi inmek için ip kullanacağız. Öncelikle Yüksel ve Murat Hoca daha önce hazırlanmış emniyetleri bulmaya çalışıyorlar. Zirveden batıya doğru sırttan 20 metre kadar ilerlediğinizde kocaman bir kaya bloğundaki perlonlarla hazırlanmış emniyet sistemini buluyoruz. Ancak perlonlar eski görülüyor. Yüksel ve Murat Hoca perlonlara güvenmediklerinden kendi perlonlarından yeni emniyet alıyorlar. Elimizdeki ipi ortadan emniyete bağlayıp, çift iple 30 metre inişe geçiyoruz. İndiğimiz sette bulunan başka bir emniyetten ikinci kez 30 metre; bu şekiilde toplamda 4 kez 30 metrelik (toplam 120 metre) inişler yapıyoruz. Ancak 11 kişinin 4 kez iniş yapması bizleri oyalıyor. Dördüncü inişin sonunda ipsiz devam edebileceğimiz güvenli bölgeye ulaştığımızda güneş tepelerin ardında kaybolmaya başlamıştı. Çarşak bölgeden hızla Karasay sırtına doğru inişe geçtik. Ancak yorgunduk ve halen küçük setlerin üzerinde küçük çarşaklardan geçiyorduk. Bu yüzden dikkatli olmaya çalışıyoruz.

Saat 20.00 :Karasay sırtındayız. Hava kararmaya başladı. Kafa lambalarımızı hazırlıyoruz ve hızla batı çanağındaki patikayı takip ederek Çelikbuyduranın üstündeki geçide ulaşmaya çalışıyoruz. Ancak geçitte hava iyice karardı ve geçidin başlangıcındaki dik iniş yaklaşık 25-30 metre karla kaplı ve emniyetsiz inmek tehlikeli. Hemen bir sikkeyle emniyet sistemi oluşturuluyor ve karanlıkta ilk Yüksel Hoca geçiyor karlı bölgeyi. Arkadan teker teker karlı bölgeyi geçip, çarşaktan kayarak kampa ulaşıyoruz.

Saat 21.30 :Nihayet kamptayız. Yorgunluk had safhada. Kendimi çadıra atıp, botlarımı çıkarmadan ayaklarım dışarıda çadıra uzanıyorum. Ancak dışarıdan gelen Yüksel hocanın “Kampı topluyoruz. Hareket saati 22.30” sesiyle irkiliyorum. Bu kadar yorgunluktan sonra birde kamp yüküyle, karanlıkta aşağıyamı inecektik? İçimden “keşke gitmesek, bu gece burada kalsak, uyusak.” diye geçiriyorum. Ancak yapılacak bir şey yok. Herkes yavaş yavaş toplanmaya başladı. Bende isteksizce de olsa kalkıp çantamı ve çadırımı topluyorum. Dönüş için katır istememiştik, artık biz katır olacağız. Tabi bu durumda bile birbirimizle şakalaşmayı ihmal etmiyoruz. Günün popüler konusu "Ziya abinin çok güçlü olan baldırları." Bu arada Engin Hoca aşağıya inmiş, traktörcü ile bizi bekliyor aşağıda.

Saat 22.30 : Kafa lambalarımızın aydınlattığı patikanın dışında zifiri karanlığıkta Yüksel Hocayı takip ederek inişe geçiyoruz. İnsanoğlu ne dayanıklı bir varlık. Bütün günü kayalara tırmanarak geçir, üstüne kamp topla ve sırtında 25-30 kg yükle gecenin karanlığında yorgunluktan yıkılmadan tekrar inişe geç. Arada sırada veriğimiz kısa molalar dan sonra saat 02.30'da Gelinkayalarına ulaşıp,Demirkazık köyüne hareket ediyoruz.

Saat 03.30 :Demirkazık dağevinde bizi bekleyen aracımıza eşyalarımızı yerleştirip, elimizi yüzümüzü temizledikten sonra Ankara yolunu tutuyoruz. Herkes bitkin ve yorgun. Arabanın koltuğuna oturur oturmaz uykuya dalmışım. Niğde'de verilen çorba molasına kadar film kopuk.

07 Temmuz 2014 Saat 08.30 : Ankaradayız. Pazartesi sabahı işe gelmiş insanların bize uzaylı muamelesinin ardından çantalarımızı alıp evin yolunu tuttuk. Yorucu ve keyifli bir faaliyetti zaman zaman çok zorlandığım anlar oldu ama yorgunluğum bu satırları yazarken geçti. Son olarak güzergah üzerinde sikkelerin yanına yenileri çakıldı ve perlonlar yenilendi. Kızılkaya’ya tırmanacak olan arkadaşlarımıza duyurulur.

Halil İbrahim ÇELİK
Faaliyet Raportörü
10/07/2014 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları