Gidengelmez Dağları Akdağ Tırmanışı - 07/08 Haziran 2014

07 Haziran 2014 Cumartesi

2014 yılı faaliyet programımızda yer alan Gidengelmez Dağları Akdağ Zirvesi tırmanışı için 06 Haziran Cuma gecesi saat 24.00’de Maliye Bakanlığı önünden 13 kişi olarak Cevizli’ye hareket ediyoruz. Antalya’dan gelip bize katılacak Mehmet Günerdem ve Cevizli’den bize katılacak CAKUD (Cevizli Arama Kurtarma Derneği) üyeleri ile sabah saatlerinde Tınaztepe Tesislerinde buluşup, Gidengelmez Dağlarının kuzey yüzünde bulunan Susuzşahap Yaylasından yürüyüşe başlayacağız.

Rahat bir yolculuktan sonra saat 05.30 sularında Tınaztepe’ye ulaşıyoruz. Mehmet Abi bizi bekliyor. Cevizli’den gelecek arkadaşlarla saat 06.00-06.30 aralığında buluşmayı kararlaştırdığımızdan zamanımız var. Öncelikle gün için hazırlıklarımızı tamamlayıp, kahvaltımızı yapıyoruz. Ancak tüm hazırlıklarımızı bitirmememize rağmen Cevizli’den gelecek arkadaşlardan ses soluk yok. Arıyoruz. Gecikeceklerini söylüyorlar. Bekliyoruz. Nihayet saat 07.00 sularında 8 kişi geliyorlar. Araçlarımızla Tınaztepe’ye 5 km uzaklıktaki Susuzşahap Yaylasına hareket ediyoruz. 15 dakikalık bir yolculuktan sonra yayladayız. Kısa bir hazırlık ve tanışma faslından sonra yürüyüşe başlıyoruz. Yürüdüğümüz parkur “Melas Vadisi Kervan Yolları” projesi kapsamında işaretlenmiş, Tınaztepe’den başlayıp, Susuzşahap Köyünde biten bir parkur.

Hafif bir yağmur başladı. Daha yaylayı geçer geçmez karşı tepede bir geyik (dağ keçisi) sürüsüyle karşılaşıyoruz. Bizim gürültümüzü duyan sürü hızla tepeye doğru koşunca, aceleyle birkaç kare fotografı ancak çekebiliyoruz. İşaretlenmiş patika dev kayaların arasında kendine kök bulmuş köknar, ladin ve kayın ağaçlarının arasında devam ediyor. Güneş bazen yüzünü gösteriyor, bazen de bulutların arkasına saklanıyor. Bu arada buraya özgü zehirli bir yılan türü olan ve yerel dostlarımızın söylediği isimle “üçgen kafa engereği” ni görüyoruz. Yaklaşık 3 saatlik bir yürüyüş sonrasında Akdağ’a geçit veren "Dokuz Donamaç" denilen bölgeye geliyoruz. Artık bundan sonra sürekli olarak yükselmemiz gerekiyor. Tırmanış öncesi verdiğimiz 10 dakikalık molada bir şeyler atıştırıyoruz, dinleniyoruz.

Burası adı gibi kıvrıla kıvrıla yükselen bir geçit. Yavaş bir tempoyla, kopmadan yükseliyoruz. 20 dakikalık bir tırmanış sonrasında Akdağ sırtına ulaşıyoruz. Buradan itibaren işaretlenmiş parkurdan ayrılıp, sol tarafımızda yükselen kaya bloğunu tırmanacağız. Cevizli’den gelen 4 arkadaş zirveye tırmanmaktan vazgeçip, bizi burada beklemeye kara verdiler ve bizde sırt çantalarımızdaki fazlalıkları arkadaşlara bırakıp tırmanışa geçiyoruz. Yavaş yavaş yorgunluk emareleri görülmeye başalasa da, kopmadan ayrılmadan tırmanıyoruz. Zaman zaman önümüzü dev kaya blokları kesse de dikkatli bir şekilde yükseliyoruz.

Nihayet12.40’da zirvedeyiz. Sis bulutlarının izin verdiği ölçüde etrafımızı görebiliyoruz. Ayaklarımızın altında Öküz Yaylası ve uzaklarda Cevizli görülüyor. Kutlamalar ve zirve fotografları sonrası, bir şeyler atıştırıp dinlenmeye çekiliyoruz. Yarım saatlik bir moladan sonra 13.15’de geldiğimiz rotanın biraz daha güneyinden inişe geçiyoruz. Bu arada hafif hafif yağmur çiselemeye başladı. Başlangıçta geçer diye pek umursamadığımız yağmur gittikçe hızlandı ve kayalar tamamen ıslandığı için tehlikeli olmaya başladı. Botlarımızın altındaki çamurla birleşince kaymaya başladık. Bu arada çantalardan pançolar ve yağmurluklar çıktı. Dikkatle ve çok yavaş bir şekilde iniyoruz. Öküz Yaylasına kadar zaman zaman hızlanan, zaman zaman yavaşlayan yağmur altında inişimizi sürdürüyoruz. Sırtta bıraktığımız Cevizli’li dostlar yağmur başlayınca Öküz Yaylasına geçtiler, bizi burada bekliyorlar.

Yaylada bizi yanan ateşin dumanı ve odun kokusu karşılıyor. Ateşin karşısında bir yandan ıslanan giysilerimizi kurutmaya çalışırken, bir yandan da bir şeyler atıştırıp güç toplamaya çalışıyoruz. Çıkan hafif bir rüzgar tam olarak kurutamadığımız giysilerin içindeki bizleri üşütünce fazla zaman kaybetmeden inişe geçiyoruz. İyice yorulduk. Saat 17.10 sıralarında Susuzşahap Köyüne ulaşıyoruz. Köyün kahvesi açık. Hemen kahveye dalıp üst üste birkaç bardak sıcak çayla ısınmaya çalışıyoruz. Aracımız bizi burada bekliyor. Islak giysilerimizi arabadaki kuru giysilerimizle değiştirince kendimize geliyoruz ve Cevizli’ye hareket ediyoruz.

Planımız kamp kurmak. Ancak her yer ıslak ve bizler yorgunuz. Cevizli düğün salonunda akşam geçen yıl gerçekleştirdiğimiz Gidengelmez tırmanışında çektiğimiz görüntülerden hazırladığımız belgeselin gösterimini yapacağız. Bu sebeble Harun ile konuşup çadır kurmadan düğün salonunda uyku tulumlarında uyumak için izin istiyoruz. İzin çıkınca önce kalacağımız yerleri ayarlıyoruz. Daha sonra karnımızı doyurmak için çarşıya iniyoruz. Karnımızı doyurup kendimize geldikten sonra, belgesel gösterimi için hazırlıklarımızı tamamlamak için düğün salonuna dönüyoruz.

Saat 20.30. Belgesel gösterimimizi gerçekleştiriyoruz. Herkes memnun, bizler mutluyuz. Ertesi sabah Kervan Yolları parkurlarından biri olan Emerya-Üzümdere parkurunu yürümeyi kararlaştırdığımız Cevizli’li dostlarımızla, ertesi sabah buluşmak üzere sözleşip ayrılıyoruz. Artık dinlenme zamanı.

08 Haziran 2014 Pazar

Sabahın erken saatleri. Uyanıyoruz. Dinlenmişiz. Eşyalarımızı toplayıp arabamıza yerleştirdik. Bazı arkadaşlar daha önce kalkıp, şirin bir kasaba olan Cevizli’yi turlayıp fotoğraflamışlar. Saat 08.00 sularında herkes toplandı ve kahvaltı için şehirdeyiz. Bir gün önce tembihlediğimiz şekilde sadece doğal ürünlerin yer aldığı kahvaltımız hazır. Acele etmeksizin kahvaltımızı yapıyoruz. Saat 09.15 sularında Emerya’ya hareket ediyoruz.

Saat 10.00’da kısa bir hazırlık sonrası yürüyüşe başlıyoruz. Rotamız işaretlenmiş. Yaklaşık 1,5 saatlik bir yürüyüş sonrası işaretlenmiş parkurdan ayrılıp, sağımızda dimdik yükselen Üzümdere Sivrisine yöneliyoruz. Aslında sabah yürüyüşe başlarken antreman amacıyla kısa ve rahat bir yürüyüş planlamıştık ama buraya kadar gelmişken Sivriye tırmanmasak olmazdı. Ormanın içinden, kenarları yağmur ve rüzgarla keskinleşmiş kireç taşı kayaların üzerinden yükseliyoruz. Saat 13.00 sularında 2000 rakımlı Üzümdere Sivrisinin zirvesindeyiz. İyi ki tırmanmışız buraya. Manzara müthiş. Bu kadar güzel manzarayı yukarılardan seyretmek müthiş bir keyif. Melas Vadisi ve Üzümdere Köyü ayaklarımızın altında. Buranın keyfini çıkarmak amacıyla yaklaşık 1 saat burada kalıyoruz. Manzaranın keyfini çıkara çıkara bir şeyler atıştırıyoruz, zirvede fotoğraflar çektiriyoruz.

Saat 14.00 sularında Sivrinin güney yüzünden inişe geçiyoruz. Parkur çok dik ve yer yer çarşak. Dikkatle iniyoruz. 1,5 saatlik dikkatli, bir o kadarda yorucu geçen iniş sonra sivrinin eteklerinden geçen işaretlenmiş parkura ulaşıyoruz. Sivrinin etekleri sık çalılık ve ağaçlarla kaplı. Başlangıçta parkuru bulmakta zorlanıyoruz. Daha sonra karşı sırttaki çam ağaçlarına doğru biraz yükselince işaretlenmiş parkur karşımıza çıkıyor. İşaretleri takip ederek inişimizi sürdürüyoruz. İyice yorulduk. Vadiye inince karşımıza çıkan derin bir kanyon ve üzerindeki ilkel asma köprü tüm yorgunluğumuzu unutturdu. Her ihtimale karşı burayı teker teker geçiyoruz. Fotograflar çekiliyor.

Vadinin karşısında, biraz yukarılarda Üzümdere Köyü bulunuyor. Aracımız burada bizi bekliyor. Ancak vadiden köye kadar tırmanmak gerekiyor. Bu yorgunlukla tırmanacağız birkaç yüz metrelik irtifa bizlere eziyet gibi geliyor. Nihayet saat 18.00 sularında Üzümdere Köyündeyiz. Köylüler bizler için çay demlemişler. Ancak herkesin ilk yaptığı şey botlarından kurtulup, ayaklarını çeşmenin altına sokmak oluyor.

Daha sonra birkaç bardak çayı üst üste içip, Üzümdereli sotlarımızla vedalaşıp Cevizli’ye hareket ediyoruz. Burada bizimle beraber yürüyen Cevizli’li arkadaşlarımızı bırakıp, zaman kaybetmeden Ankara’ya hareket ediyoruz. Saat 02.00 sularında sağ salim Ankara’ya ulaşıp faaliyetimizi sonlandırıyoruz.

Yüksel ALPKAYA
Faaliyet Raportörü
14/07/2014 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları