Erciyes Tırmanışı - 26-27 Temmuz 2014

05-11 Ağustos 2014 tarihleri arasında gerçekleştireceğimiz Mont Blanc tırmanışı öncesinde 4 faaliyet planlamış ve önce Medetsiz, daha sonra Aladağlar Kızılkaya, üçüncü olarak da Aladağlar Büyükdemirkazık-Küçükdemirkazık ikilemesinin tırmanışlarını gerçekleştirmiştik. Programımızın son ayağında ise Erciyes vardı. Erciyes tırmanışı için 26 Temmuz cumartesi sabahı saat 06.00’da 11 kişi Maliye Bakanlığının önünden hareket ettik. Kayseri’den katılacak 2 kişi ile 13 kişi olacağız. Saat 11.00 sularında Kayseri’deyiz. Önce karnımızı doyurup, daha sonra eksikliklerimiz için alışveriş yapıyoruz.

Tekir Yaylasına ulaştığımızda saat hemen hemen 14.00 olmuştu. Öncelikle Jandarma’ya uğrayıp, tırmanış bilgilerini bırakıyoruz. Görmeyeli buraları değişmiş. Öncelikle kapalı gondollar konulmuş. Ancak gondollar dağcılar için çok aşağı sayılabilecek bölgeye kadar çalışıyor. Buradan itibaren eskiden beri var olan teleferiğe geçmek lazım. Ancak bugün için gondolun yukarısına gidecek teleferik çalışmıyor. Yetkililer ile konuşup gondol için 3 TL; teleferik için ilave 15 TL ödüyoruz ve 2800 metreye ulaşıyoruz. Buraları kayak pisti yapmak için darmadağın edilmiş. Her yerde taşlı-topraklı otoban benzeri kocaman yollar var ve dağın doğallığı kaybolmuş. Zümrüt-2’den sonra kamp yüklerimizi sırtlayıp, taşlı-topraklı otobanı takip edip kamp atacağımız Çobanini’ne yarım saatlik bir yürüyüşle ulaşıyoruz. Bu tahribattan kamp alanı da etkilenmiş ve eski yeşilliği yok olmuş. Buralarda çalışan araçlardan dolayı her yer kıraç hale gelmiş.

Su kanalının kenarlarında kalmış küçük yeşilliklere çadırlarımızı kuruyoruz. Hava açık, gökyüzünde tek bir bulut bile yok. Hava sıcak, ancak bu yükseklikte esen hafif bir rüzgar sıcağı hissetmemizi engelliyor. Kenarına çadırlarımızı kurduğumuz ve bu mevsimde her zaman gürül gürül su akan kanalda ne yazık ki su yok. Zaten dağda karda yok. Öncelikle su bulmamız lazım. Yukarıya doğru kanalların başladığı yerde suyun kaynağını buluyoruz. Herkes suyunu temin ediyor. Güneş batmadan herkes yemeğini hazırlayıp karnını doyuruyor. Yaptığımız küçük bir toplantıda ertesi sabah saat 04.00’de tırmanışa başlamayı; çıkış için sırt hattını, iniş için ise Nesrin Topkapı rotasını kullanmayı kararlaştırıyoruz. Aslında ilk planımız Şeytan’dan çıkmaktı. Ancak şeytanın girişindeki kar ve taş düşme riskinin fazlalığı bizleri böyle bir karar almaya itti.

Güneşin etkisini kaybetmeye başlamasıyla hava hızla soğudu ve herkes çadırlarına çekildi. Tüm gece boyunca esen rüzgar zaman zaman hızını artırsa da bizler çadırlarımızda sıkıntı yaşamadık. Sabah saat 04.10’da herkes hazır. Rüzgar hala esiyor. Kafa lambalarımız yolumuzu aydınlatıyor. Tırmanışın başlangıcında aşmamız gereken küçük bir tepecikte sıkıntı yaşıyoruz. Tepecikte attığımız her adımda ayaklarımızın altındaki taşlar aşağıya kayıyor ve bu durum arkadan gelen arkadaşlar için tehlikeli olmaya başlayınca, çıktığımız bölgeden geri inip yolumuzu değiştiriyoruz. Sırta doğru daha yatay ilerliyoruz şimdi. Sırta yakın bir noktadan yükselmeye başladık. Bu arada gün ağarmaya başladı. Kafa lambalarımızı kapatıyoruz. Rüzgar almayan bölgelerde terleyip, rüzgara maruz kaldığımız anda üşüdüğümüzden, üstümüzdeki giysileri inceltemiyoruz. Sırta ulaşan dik yokuşu bitirdiğimizde saat 06.00 olmuştu. Mola veriyoruz. Bir şeyler atıştırıp, dinleniyoruz. Artık önümüzde inişli çıkışlı uzun bir sırt hattı var. Sağımız solumuz uçurum ancak manzara çok güzel. Rüzgar da şiddetlendi.

Hörgüç Kayanın altına bir inip bir çıkarak 4 saatte ulaşıyoruz. Tempomuz hızlı. Hörgüç’ün altında kısa bir mola veriyoruz. İyice yükselen güneş ve ısınan hava Hörgüç’ten taş düşme riskini artırıyor. Burayı sessiz, hızlı ve dikkatle geçiyoruz. Bu arada karşıdaki kayalıklardan Şeytana doğru kocaman taşlar düşmeye başlıyor. Hörgüç’den kurtulup, sırta doğru yükselmeye başlayınca rahatlıyoruz. Ancak rota dik ve çarşaklı. Attığımız her adımda ayaklarımızın altından taşlar aşağıya doğru yuvarlanıyor. Yazın Erciyes’e tırmanmak, kışın tırmanmaktan daha zor. Karda buraları merdiven gibi adım adım tırmanırken, şimdi her adımda kaymamak ve taş yuvarlamamak için büyük çaba harcıyoruz. Nihayet sırttayız. Ancak Hörgüç’ten sırta kadarki yoğun gayret gruptaki arkadaşları iyice hırpaladı. Zirveye 10 dakikalık bir yolumuz kalmasına rağmen mola veriyoruz.

Mola sonrası yorulan arkadaşları öne alıp, önümüzdeki dik parkuru tırmanmaya başlıyoruz ve saat 09.15’de; 5 saatlik tırmanış sonrası zirvedeyiz. Hava açık her yer ayaklarımızın altında. Bir bulut denizin üstündeyiz. Kutlamalar, tebrikler ve zirve fotoğrafları. Daha sonra dinlenme faslı. Saat 10.20’de zirveden ayrılıyoruz. Hörgücün altına kadar geldiğimiz rotayı takip edeceğiz. Sırttan inmeye başladığımızda, aşağıda Hörgücün altından iki kişinin tırmanmakta olduğunu görüyoruz. Bizler her ne kadar dikkatle inip, taş yuvarlamamaya gayret etsek de her adımda aşağılara taşlar yuvarlanıyor. Aşağıdaki arkadaşlara seslenip, parkura girmemelerini, bizi beklemelerini istedik. Biz yanlarına ulaştığımızda onlar bizim geldiğimiz parkura girecek, bizlerde onların yuvarlayacağı parkurun dışında olacağız. 15 dakikalık bir iniş sonrasında arkadaşların yanındayız. 2 kişiler ve Adana’dan gelmişler. Selamlaşıp, birbirimize şans dileyip bizler inişe, onlarda tırmanışa devam ettiler. Bizler Hörgücün altından yan geçişle Nesrin Topkapı’ya doğru ilerliyoruz Şu anda her iki taraf da birbirinden etkilenmeyecek parkurlarda. Nesrin Topkapı’ya girip, akan çarşaktan kolayca aşağılara iniyoruz. Kahvaltı kayalarının hizasında bir mola verip, dinleniyoruz ve mola sonrası yorgun ancak mutlu adımlarla saat 12.40’da; 2,5 saatlik bir iniş sonrası kampa ulaşıyoruz. Kısa bir değerlendirme toplantısı ve ertesi günkü bayramın kutlamasını öne alıp zirve ve bayram kutlamasını birleştiriyoruz. Herkes birbirinin zirvesini ve bayramını kutlayıp, saat 13.40’da hareket etmek üzere çadırlarımıza dağılıyoruz.

Saat 13.45. Herkes hazır. Sırt çantalarımızı yüklenip, gondola ineceğiz. Bugün arife olduğu için personel yokluğundan Zümrüt-2 teleferiği çalışmıyor. Bizler bu yorgunluğun üstüne yaklaşık olarak 1 saatlik bir inişle gondola ulaşıyoruz. Yaylada aracımız bizi bekliyor. Eşyalarımızı aracımıza yükleyip, Jandarma’ya iniş bilgilerimizi verdikten sonra Ankara’ya hareket ediyoruz.

Yüksel ALPKAYA
Faaliyet Raportörü
03/08/2014 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları