Sivas Suğul Kanyonu-Yıldız Dağı Tırmanışı - (07/08 Eylül 2013)

07 Eylül 2013 - Sivas/Gürün Şuğul Kanyonu Geçişi Gürün/Sivas

Uzun bir aradan sonra tereddütle katılmaya karar verdiğimiz etkinliğin buluşma noktasına giderken, heyecanlanmamak mümkün değildi. 6 Eylül Cuma günü saat 22:50'de buluşma yerine geldiğimizde aracımız daha gelmemişti. Bizden önce gelen kalabalığa kısa bir göz attığımda yanlış geldiğimi düşünmeye başlamıştım ki Bünyamin Bey’i görünce doğru yerde olduğumu anladım. Kısa bir tanışma faslı yapacaktık ancak aracımız gelince yola çıkmamız gerektiğinden hızlıca malzemelerimizi yerleştirip tanışma faslını sonraya bıraktık.

Saat 23:00 civarı aracımız çoğunluğunu ilk defa gördüğüm 14 katılımcı ile birlikte yola koyuldu. Rehberimiz Bünyamin Bey 2 günlük faaliyetle ilgili kısa bir bilgilendirme yaptıktan sonra sıra görevlendirmelere gelmişti. Herkesin korkulu rüyası raportör görevlendirmesi sırasında, sözlüye kalkmamak için kafasını öne eğen öğrenci misali birçoklarımızın kafası öne eğilmişti. Rehberimiz bunu yutar mı? Tabi ki yutmadı. Yeni katılan arkadaşımız Sibel Hanım’ı bu iş için uygun görmüş olacak ki 2 günlük raportör olarak atamasını yaptı. O arada beni bir kaşıntı tuttu. Yeni katılan biri için 2 günlük raportörlük görevinin ağır olacağını belirttim. Bünyamin Bey fikrimi çok beğenmiş olacak ki ilk günün raportörü olarak beni seçti. Sonra hepimiz huzurla uykuya daldık :)

Saat 03.00 gibi kısa bir mola verdikten sonra tekrar yola koyulduk ve 06:00'da Sivas’ın Gürün ilçesindeki Aktaş dinlenme tesisine ulaştık. İçeri girdiğimizde Bünyamin Bey’in sürprizi bizi birleştirilmiş masalarda bekliyordu. Bütün bu faaliyet organizasyonun arasında bize birde kahvaltı organize etmiş, işletme sahipleri de sağolsun hiçbir şeyi eksik etmemişler, masaları bir güzel donatmışlar, peynirler, sıcak sıcak ekmekler, tereyağlar, ballar…

Karnımızı bir güzel doyurduktan ve enerjimizi depoladıktan sonra 07:00 gibi tesisten ayrılıp kanyonun başlangıç noktasına hareket ettik. Yaklaşık 20 dakikalık yol, 10 dakikalık hazırlıklardan sonra 07:30 gibi yürüyüşe başladık. Ben yolun nasıl olduğunu, dayanıp dayanamayacağımı düşünürken liderimiz minibüsten iner inmez vurdu bizi yokuş aşağı inişe. Yaklaşık yarım saatlik bir inişten sonra kanyona ulaşmıştık. Aşağıya indiğimize herhalde en çok ben sevinmişimdir. Uzun bir aradan sonra ne oluyor demeye kalmadan dizlerimize vermiştik tam yükü. Hesaplarımızdan bir miktar geç başlamıştık ancak rehberimiz bu durumun da çaresini bulup başlangıç noktasını biraz daha öne çekerek hem daha zorlu bir inişten kurtarmış hem de yarım saat kadar bir süre kazandırmıştı.

Kanyona indiğimiz noktada çok fazla bir derinlik ve akıntı yoktu. Mola vermeden yola devam ettik. İlk molamızı yaklaşık bir buçuk saat sonra verdik. Molaya kadar iki kez sudan geçiş yaptık. Su seviyesi tahmin ettiğimiz düzeydeydi. Islanmamak için direnen arkadaşlara inat, bazılarımız Sivas’ın sıcağında serinlemek için özellikle buz gibi suya giriyordu. Ortalama 45 dakikada bir mola vererek, bir kaç küçük dere geçisi yaparak saat 12 civarında “İsli Mağara” diye isimlendirilen mağaranın önüne gelmiştik. Bir kaç dakika resim çekme ve dinlenme molası verdikten sonra tekrar yola koyulduk. Zamanın birinde orada yaşamış uygarlıkların yaptığını düşündüğümüz patika yollara girdikçe yürümemiz kolaylaşıyordu. Bu kısımlarda, akşama yetişmemiz gereken bir program olduğundan rehberimizin “hadi arkadaşlar hadi” leri daha bir güçleniyordu. Toplam yürüyeceğimiz mesafe tahmini 15-16 km idi ve yaklaşık olarak 10-11 km yürümüştük. Faaliyetimizin kanyon geçişinden ziyade bir trekking faaliyeti olduğunu düşünmeye başladığım dakikalarda önümüzde bizi bir sürpriz bekliyordu. Balık yetiştiricilerinin yaptığını düşündüğüm bir set sayesinde derinliğin iyice arttığı bir noktaya gelmiştik. Şansımıza da başka yol olmadığından derenin içinden geçmek zorundaydık. En derin yeri 1,5 metreye yakın olduğundan çoğumuz bel hizasının üstüne kadar ıslanmıştık. Bazı arkadaşlar hemen bu durumu fırsata çevirmiş madem bu kadar ıslandık bari yüzelimde keyfini çıkaralım mantığıyla suya atlamışlardı. Bir kaç dakika burada oyalandıktan sonra yolumuza devam ettik. Artık yükümüz ıslanan kıyafetler yüzünden biraz daha artmıştı. Yaklaşık bir saat kadar daha yürüdükten sonra bana göre kanyonun en güzel bölgesine geldik. Havuz diye tabir edilen manzarayı 10 metre yukarısından patikadan izlerken 3-4 genç keyfini çıkarıyordu. Suyun derinliğinin bazı yerlerde 6-7 metre olduğunu söyleyince yukarıdan atlamamak için zor tuttum kendimi. Yine gruptan bazı arkadaşlar bu durumu da fırsata çevirmiş, dere kenarına inip çoktan suya atlamışlardı bile.

Bir tarafta buz gibi suya atlayanların çıkardığı mutluluğun sesi, bir tarafta deli dolu akan derenin sesi, bir tarafta dereye girip girmemek arasında tereddüt yaşayan arkadaşların sesli düşünceleri, bir tarafta “arkadaşlar lütfen geç kalacağız” diye bütün sesleri bastıran rehberimizin sesi :) Burada da 5-10 dakika vakit geçirdikten sonra artık sona yaklaştığımızdan rehberimiz serbest yürüyüş ilan edip, “çok acil değil de çabuk çabuk gitmemizi” salık verdi. Nihayet saat 14:15 te yaklaşık 7 saat süren faaliyetimiz tamamlandı. Yarım saat içerisinde üstümüzü değiştirmiş Sivas’a doğru yola çıkmıştık bile.Sivas’ta Sivdak’ın organize ettiği “4 Eylül Sivas Kongresi 94.Yıl Dönümü Etkinlikleri 1.Ulusal Yıldız Dağı Tırmanışı” etkinliğinin açılış törenine katılmaktı amacımız ancak törenin başlangıç saati değiştiği için bitimine yetişebildik. Türkiye’nin birçok ilinden bu etkinliğe katılan arkadaşlarla tanıştık, fotoğraf çektirdik, hasret giderdik…

Saat 17:00 olmuştu ve liderimiz bir buçuk saat serbest zamanımız olduğunu söylediğinde çok mutlu olmuştum. Çünkü Sivas’a ait tarihi mekanların bir çoğu gözümüzün önünde bütün ihtişamıyla dururken, bunları ziyaret etmeden Sivas’tan ayrılmak istemiyordum. Hemen küçük bir organizasyonla ayrı ayrı gezmektense grup olarak dolaşmayı tercih eden arkadaşlarla beraber, gönlü kocaman Sivaslı dağcı ev sahiplerinden bize rehberlik etmesini istedik. İsteğimizi memnuniyetle karşılayan bayan ve oğlu ile tarihi bilgiler eşliğinde tarihi mekanları dolaşmaya başladık. Buruciye, Şifaiye Medreseleri, Çifte Minareli Medrese, Kale Camii, Madımak Oteli…

Saat 18:30 civarı kamp alanına geldiğimizde kamp kurmayan ekip olarak sanırım bir biz kalmıştık. Yarım saat sonra akşam yemeği verilecek, mangallardan dumanlar tütmeye başlamış, acele etmek lazım. Hemmen malzemelerimizi arabadan indirip çadırlarımızı kurduk. Kamp yeri ve ortamı mükemmel, bütün ihtiyaçlarımızı rahatlıkla karşılayabileceğimiz bir yer. Akşam yemeği, sabah kahvaltısı ve tırmanış için kumanyamız da verilecek, daha ne olsun. Yok yok dahası da var. Sivdaklılara helal olsun hiçbir şeyi eksik etmemişler. Lezzetli bir Sivas köftesinin ardından çaylarımızı da içtikten sonra ne yapmak gerekir? Sivas’a gidilir de halay çekilmez mi? Şaşırmayın, organizasyonun içinde canlı müzikte var. Yaklaşık 2 buçuk saat boyunca halayın her türlüsünü gördük. Sivas’ın yolları, Ankara’nın bağları derken ertesi güne hazırlığımızı tamamladık. Saat 22:00 da kesin sessizlik verildiğinde biz çoktaann uykuya dalmıştık bile...

Ahmet ÖZMEN
1.gün faaliyet raportörü
14 Eylül 2013-Ankara

08 Eylül 2013 - Sivas Yıldız Dağı Tırmanışı

Yoğun ve eğlenceli bir Cumartesi gününün ardından gece yarısı olmadan çadırlarımıza çekildik (en azından bazılarımız). 8 Eylül Pazar sabahı 06.00’da kalktık ve ufak bir hazırlık sonrası geceden kalan kamp ateşi etrafında dağıtılan simit ve çay ile kahvaltımızı yaptık. Öğle kumanyamızı (sandviç ekmeği, ton balığı, krem peynir, salatalık ve ev yapımını aratmayan bir kek dilimi) da alarak son kez çantalarımızı kontrol ettik. Organizasyonca temin edilen otobüslere bindik, kimsenin yer bulamayarak ayakta kaldığına vs şahit olmadık. Bu da organizasyonun bir başka başarısı idi. 07.15’te otobüsler hareket etti. Tam bir saat sonra Yakupoğlan beldesi sınırları içindeydik. (Yakupoğlan beldesi, Sivas merkez ilçesine bağlı ve internet kaynaklarına göre yaklaşık iki bin nüfuslu bir belediyedir).

Yakupoğlan belde sakinlerinin mutlu ve memnun bakışları altında belde içinden tek sıra yürüyerek (08.15 civarı), Yıldız dağı eteğine vardık. Vali Yardımcısının liderliğinde tek sıra halinde yaklaşık 1500 metreden zirveye (2552 metreye) doğru 122 kişi yürümeye başladık. Grup olarak rehberimiz Tarık Bünyamin Kaya, artçımız ise Engin Alkan idi. Tırmanış soğuk soğuk esen rüzgar haricinde oldukça rahattı, bir iki dakikalık molalar haricinde uzun uzadıya beklemedik. Yine de belki ilk kez bu kadar uzun mesafe yürüyen bazı katılımcılar geri dönmek zorunda kaldı. Zirveye ulaştığımızda saat 11.30 olmuştu. Toplu fotoğraf ve video çekimleri yapıldı. Madadost üyesi Sayın Mustafa Karabulut’un video çekimleri, profesyonelleri aratmayacak kadar başarılı ve eğlenceli idi. Zirve coşkusunun ardından 12.10 civarında önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ve hayatını kaybeden dağcılar için saygı duruşu yapıldı. İstiklal Marşı ve akabinde dualar okundu. İnişe geçtiğimizde saat 12.30 olmuştu. İniş rehberimizin ısrarlı uyarıları ile tek sıra halinde gerçekleştirildi.

Beldeye vardığımızda saat 15.00’e gelmek üzereydi. Grup olarak bizden önce hareket ederek Belediye binası önünde yerini ve içeceğini almış diğer sporcular arasına kaynadık. Yiyip içerken bir taraftan da yerel kıyafetlerle süslenmiş iki küçük kız ile fotoğraf çektirme yarışına girdik. Çok ürkektiler. 15 dakika sonra kamp alanına dönmek üzere otobüslere bindik. Uyuklayarak kampa vardığımızda saat 16.20 idi. Hızlı bir şekilde katılım listesine imzaladık ve madalyalarımızı aldık, çadırlarımızı topladık ve kalanlar ile vedalaşarak Ankara yoluna koyulduk.

Uzun dönüş yolumuzu gün batımı ve Orhan Gencebay şarkıları renklendirdi. Konuştuk, gülüştük ve uyukladık. Rehberimiz, herkesin faaliyet hakkındaki görüşlerini tek tek dinledi, kendisi de değerlendirmelerini bizimle paylaştı. Yürüyüşlerin, tırmanışların, çadırlarda konaklamaların, şarkılar söylemenin vs. en büyük özelliği büyük bir zevk ve coşkunluk içinde yapılıyor olmasıydı. Fiziksel bir yorgunlukla beraber geriye samimi paylaşımlar, belki uzun sürecek arkadaşlıkların başlangıcı ve vakti dolu dolu geçirmenin memnuniyeti kaldı. Doğa tek başına bile insana en büyük mutluluğu yaşatabilirken, bunu sizin gibi hisseden bir grup ile yaşayınca duygularınız katlanıyor.

İki gün süren bu tecrübe için teşekkür edecek çok isim var elbette. Başta sporun birleştirici gücünü fark etmiş olan Sivas Valiliği’ne ve SİVDAK’a, bu imkanı Ankara’ya taşıyan Madadost kurucularına ve üyelerine, rehberimize, her biri kendine özgü faaliyet katılımcılarına ve şoförümüze ve tabiî ki kendimize vakit ayırmamıza imkan veren sevdiklerimize ve ailemize kendi adıma ve benim gibi hisseden diğerleri adına teşekkür ederim.

Sibel Bavlı
2.gün faaliyet raportörü
14 Eylül 2013-Ankara

  • Etkinlik Fotografları