Bolkarlar Medetsiz Zirve Tırmanışı - (06-07 Temmuz 2013)

Faaliyetimiz 06 Temmuz 2013 sabahı saat 05.00’de toplam 12 kişi mevcutla Maliye Bakanlığı önünden hareketle başladı. Yüksel bey geçirmekte olduğu gribal enfeksiyon ve sol dizindeki eklem rahatsızlığına rağmen grubunun başındaydı. Hareketimizden bir süre sonra konuşmakta zorlandığı kısık sesiyle faaliyet hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra, ekip içi sorumlulukları dağıttı ve artçı olarak Engin ALKAN'ı; raportör olarak da beni(Burhan ULUKAN) görevlendirdi.

Sabah güneş yeni yüzünü göstermeye başladığında kimimiz tatlı uykuya yenik düşerken, kimimiz de faaliyet heyecanıyla sohbet ediyordu. Saat 06.20 gibi Kulu mevkiinde ilerken araç kaptanımız Mehmet Bey birden sağa yanaşıp durdu. Çift şeritli yolun karşı istikametinde seyreden aracın süratle yandaki tarlaya doğru takla attığını gördüğünü söyledi. Olayın şaşkınlığıyla hepimiz araçtan inip yardım etmek üzere yolun karşısına geçip, tarla içinde takla atan aracı bulmaya çalıştık. Aracı bulduğumuzda araç dışına çıkmış, kucağında bebekli bir bayan ile bir erkeği şaşkınlıkla etraflarını bakınırlarken gördük. Urfa'dan İstanbul'a gidiyorlarmış. Aracı kullanan erkek, sanırım bir an uyumuş. Her üçünün de ayakta ve gözle görülür bir yaralanmalarının olmadığını, hatta en ufak bir sıyrık bile almadıklarını görünce hepimiz ferahladık. Gerekli telefonların aranması ve tarla içindeki aracın toprak yola çıkmasına yardım edilmesinden sonra yolumuza devam ettik. Araca biner binmez üzerimizdeki şaşkınlığı ve gerginliği nasıl dağıtılacağını iyi bilen Bünyamin Bey çay servisine başlarken, Selma hanım tamamını organik ürünlerden yaptığını belirttiği leziz keki ve Yıldız hanımın ikramlarıyla aracın neşesi yerine geldi.

Saat 08.15’de Aksaray Tuana dinlenme tesislerinde 30 dakika mola verildi. Bünyamin Beyin tesisten yaptırdığı anonsun ardından 08.45'de hareket eden aracımız, 10.00'da Ulukışla’ya varmıştı. Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Han Duvarları” şiirini yazdığı Ulukışla'daki Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı ziyaret edilmeden geçilmezdi. Bizler de öyle yaptık. Gezdik, gördük, fotoğrafladık. Ama Kervansarayın yanlışlarla dolu yenileme (resterasyon) çalışmalarını görünce de üzüldük…

Saat 10.35 de, İzmir'den otobüsle gelip burada bizi bekleyen Sema YILDIZEL'i de alıp 13 kişi olarak Darboğaz'a hareket edildi. Darboğaz'a ulaştığımızda, bu yıl 14. sü gerçekleştirilen Darboğaz Kiraz, Kültür ve Sanat Festivaline dahil olduk. Festival alanı içine kurulmuş kiraz stantlarındaki neredeyse erik büyüklüğündeki ışıl ışıl kirazları görünce hemen tezgâha yanaştık. Tezgâh başında bekleyen genç kızların “oradan olmadığımız kıyafetlerimizden belli olsa gerek” "kirazlardan alabilir miyiz?" sorumuza şaşkınlıkla “evet” cevabı alınca kirazlardan birer ikişer yemeye başladık. Tam bu sırada geriden koşarak gelen bir bey, yediklerimizin özenle seçilmiş yarışma kirazları olduğunu, alttakilerin aynı olmadığını söyledi. Gariptir ki yarışmaya da hile karıştırıldığının itirafı üzerine açlığımızı dindirmek için lokanta aramaya koyulduk. Kasaba meydanında bulduğumuz bir lokantaya dalıp siparişlerimizi verdik. Tabii bu kadar Adana'ya yaklaşmışken de Adana Kebabı yiyelim dedik. Aslında yiyebileceğimiz başkada bir şey yoktu. Biraz hayal kırıklığı yaşamış olsam da ikram edilen dolgun tatlı kirazlarla gönlümü aldılar. Bu arada kirazlara olan hayranlığımızı gören Bünyamin Bey dönüşümüzde hazır olması için oradaki yerel bir üreticiyle temasa geçip kasalarca tutan siparişimizi verdi.

Buradan olası eksiklerimizi tamamlayarak 11.40'da Meydan Yaylasına doğru hareket ettik. Çam ormanları içinden kıvrılarak geçen yolu tırmandıkça Bolkarlar bize heyecan verici yüzünü göstermeye başladı. 12.10'da muhteşem manzarayı fotoğraflamak için 5 dakika mola verdik. Tozlu ve dik yamaçların kenarından ilerleyen aracımız 12.30'da 2295 mt rakımdaki Meydan Yaylasına ulaştı. Hemen sırt çantalarımızı yüklenip 12.50'de kamp kuracağımız Karagöl’e doğru tırmanışa başladık. 13.40'da toplam 1,6 km.lik yürüyüşle 2590 mt rakımdaki kamp kuracağımız Karagöl’e ulaştık. Çadırlarımızı gölün Doğu tarafına göle yakın bir yere kurduk. Buranın asıl sakinleri olan "Toros Kurbağaları (Rana holtzi)" endemik bir tür ve wraklamıyorlar. Bu arada Bünyamin Beyin yeni almış olduğu çadırı kurmada sorunlar yaşadığını gören Yüksel Bey hemen çadır kurma timi oluşturarak kendisini yardım yolladı. Saat 15.00'e kadar serbest zaman olduğunu söylemesiyle bir şeyler atıştırdıktan sonra manzaranın büyüsüne kapılıp, gölün ve çevreleyen dağların seyrine ve fotoğraflarını çekmeye başladık. Çadır alanımıza 2–3 dakika mesafedeki göl kenarında bulunan çeşmeden buz gibi içme sularımızı da tamamladık.

Saat 15.00'de programımızda yer alan Çinili Göle gitmek için hareketlendik. Çinili Göl Karagöl'e yaklaşık 1170 metre uzaklıkta ve 2675 mt rakımda. Saat 15.20 gibi Çinili Göl'e ulaştığımızda hava açık ve manzaraya hayran kaldık. Tanık olduğumuz manzarayı bir müddet şaşkınlık ve hayranlıkla izledik ve fotoğrafladık. 15.30'da Çinili Gölün kristal parlaklığındaki buz gibi berrak sularına kendini ilk bırakan Sema Hanım oldu. Mustafa Bey, Arif Bey, Bünyamin Bey derken Tamer ve Ben de kendimizi soğuk sulara bıraktık. Yeterli sayılabilecek süre serinleyip yüzüp gölün ve manzaranın tadını çıkardıktan sonra çıkıp güneşin vücudunuzu ısıtması ise ayrı bir keyifti. Ancak Bünyamin Bey kendini kaptırmış olacak ki Kaş sahillerinde yüzer gibi gölde açıldı uzun uzun yüzüp sudan en son çıkan kişi oldu. Saat 16.00'da, Mustafa Karabulut, Engin Alkan ve Gülsen Salman Pilotkayaya tırmanmak için bizden ayrıldılar. Bizler ise, göl kenarında 16.30'a kadar bu harikulade yerin keyfini çıkardık. Daha sonra kampa hareket ettik. 17.00 gibi kampa ulaştığımız da tırmananlar Pilot kayadan seslendiler. Oranın güzel manzarasını daha sonra Mustafa beyin kamerasından izleme imkânı bulduk.

Saat 18.00 sularında akşam yemeğini hazırlayıp, yedik. Ancak Bünyamin Bey sürprizleri ile bizleri şaşırtmaya devam ediyordu. Önce kavun ikramı, ardından Yıldız Hanım tarafından bakır cezvede yapılan Türk Kahvesinin, porselen kahve fincanlarında yanında çikolatalı çifte kavrulmuş lokum eşliğinde ikram edilmesi sürprizin en üst noktasıydı. Peşinden Arif Beyin saray helvası ikramı geldi. Saat 19.00 sularında kampa dönen Pilotkaya Yolcuları aynı ikramlardan faydalandılar.

20.30 gibi hepimiz çadırlarımıza girip dinlenmeye çekildik. Ancak bu bölgenin asıl sakinleri ve dünya endemik türü olarak koruma altındaki Toros Kurbağaları ses çıkarmazlarken, gölün dibine kadar off-road araçlarını sokup yüzlerce Toros Kurbağasının ölümüne sebep olduklarını tahmin ettiğimiz sözde doğasever bir avuç kendini bilmezin çıkardıkları gürültüyle uyumaya çalıştık. Benim anlamakta zorlandığım, içerisinde dünya endemik türü olarak tescillenmiş ve koruma altına alınmış bir türün yaşadığı yere, araç yolu yapan bilinçsiz zihniyettir.

Tırmanışa 03.00 başlayacağız. 07 Temmuz 2013 pazar sabahı saat 02.15 gibi çadırlarda yavaş yavaş hareketlenmeler ve hazırlıklar başladı. Yapılan atıştırmaların ve hazırlıkların ardından saat 03.00'de tırmanışa başladık. Hava 10 – 12 0C civarında. Hava karanlık, ay ortalıkta gözükmüyor. Ancak tepemize yıldızlar parlıyor. Samanyolunu çok net görebiliyoruz. Samanyolunun altında gölün güneydoğu istikametinde vadiye doğru inişe geçtik. Buda bize tırmanışa geçene kadar üzerimizden uyku mahmurluğunu atma ve ısınma fırsatı yarattı. Kısa bir inişin ardından yönümüzü doğuya çevirip 850m kadar sonra tırmanışa geçtik. Doğu istikametinde bol yıldızlı açık bir gökyüzü altında kulaklarımıza fısıldayan hafif rüzgar esintisi ve çarşakta çıkardığımız bot ve baton sesleriyle kafa lambalarımız ışığında tırmanışımıza kısa nefes düzenleme molalarıyla devam ettik. Takribi 2,3 km lik bir tırmanışın ardından 2880 mt irtifada yönümüzü klasik rotadan farklı olarak güneye çevirip Yıldız Hanımın %76 lık diye tanımladığı dik sayılabilecek kulvardan çıkışımızı sürdürdük. 600–700 mt.lik tırmanıştan sonra artık 3000 li rakımlara ulaşmış günün ilk ışıklarını görmeye başlamıştık. 05.20'de 3100 mt rakımda Yıldız Hanımın tanımladığı ikinci %76 lık eğimli tırmanışımıza geçtik. Saat 05.45'de Koyunaşağı Geçidine vardık. Burada 10 dakika dinlenme sonrasında 05.55'de doğu istikametinde yürüyüşümüze devam ettik. Hava buraya kadar serin sayılabilirdi, çoğumuz softshell kıyafetlerimizi üzerimizden çıkarmadık.

Kamptan itibaren 5 km.lik tırmanışımızı geride bıraktığımız sıralarda 3240 mt rakımda Selma Hanımın rahatsızlanması üzerine bir müddet mola verdik. Mustafa ve Bünyamin Bey’in müdahalelerine rağmen Selma Hanımda rahatsızlık belirtileri devam edince Yüksel Hoca Selma Hanımın geri dönmesine karar verdi. Bu kararı Selma Hanımda onaylayınca Mustafa Karabulut'u Selma Hanıma refakatçi bırakarak tırmanışa devam ettik. Mustafa Bey zirveye gitmeyi çok istemesine rağmen, gerçek bir dağcılık özverisiyle verilen karara uydu. Ekibimiz 11 kişi olarak tempoyu da artırarak tırmanışa devam etti. O vakte kadar ekibin faaliyet görüntülerini kayıt altına alanlardan Mustafa Beyden sonra, sırtındaki yüküne rağmen Bünyamin Bey daha aktif bir şekilde ekibin tırmanış faaliyetini kayda almaya devam etti.

Saat 09.00 gibi artık zirve külahı altına girmiştik. Yüksel Bey geçirdiği rahatsızlıkdan dolayı iyice halsiz düşmesine rağmen ekibin temposunu koruyarak tırmanışa devam etti. Zirveye yaklaşılan bir noktada, zirveyi ilk kez yapacak 3 arkadaşımızı ekip önüne alarak öncelik tanıdı. Saat 09.20'de 3528m rakımlı Medetsiz zirvesindeydik. Toplam 10,5 km.lik bir tırmanışı tamamlamıştık. Zirveyi yapar yapmaz tüm ekip, yaşadığımız sevinç ve mutlulukla birbirimizi kutladık. Güzel keyifli ve fazla rüzgarlı olamayan hatta ısınmaya başlayan açık görüşlü bir havada zirvenin keyfini doyasıya çıkarıp, fotoğraflar çekip, zirve defterini imzaladık. Görüşün çok açık olması sayesinde çevredeki tüm dağları da görebildik; Demirkazık, Emler, Kaldı, Hasan Dağı, Erciyes… Yemeklerimizi yedikten ve Sherpa Bünyamin Bey in 3528 mt ye çıkardığı kavunları ikram etmesinin ardından, Sema Hanımın kelebeklerini de kadraja dahil ederek, son fotoğraflarımızı çekip, Medetsiz Dağına bize güzel bir zirve günü yaşattığı için teşekkür edip saat 10.30'da zirveden ayrıldık.

Keyifle ve huzurla yer yer bulutlar gölgesinde yaptığımız inişimizi, kulaklarımızda rüzgarın fısıltısı, botlarımızın ve batonlarımızın çıkardığı çarşak sesleri eşliğinde sürdürdük. Tüm faaliyet boyunca avucundaki, bir iki gün önce yaşamış olduğu ev kazası sonucu, dikişlere rağmen faaliyetini azimle sürdüren Yıldız Hanım, son 3–4 km.lik mesafede bacağında yaşadığı sorun yüzünden Bünyamin Beyin ve doktorumuz Sema hanımın müdahelesi ve de yardımlarıyla, ekip olarak saat 14.40 da çadırlarımıza vardık. Toplamda (tırmanış ve iniş) 20,5 km.yürümüştük. Selma Hanım ve Mustafa Bey geri dönmüşler ve bizleri kamp alanında bekliyorlardı. Kısa bir dinlenme sonrası çadırlarımızı toplayıp sırt çantalarımızı hazırladık. Gölün yerel sessiz sakinleri Toros Kurbağaları ve Karagöl’ün muhteşem manzarasıyla vedalaştıktan sonra saat 16.00'da gönlümüzün kaldığı bu güzel yerden ayrıldık. 16.30'da aracımıza vardık ve 16.45'de Meydan Yaylasından dönüş yoluna koyulduk.

Darboğaz'da Bünyamin Beyin hepimize hazırlattığı kasalar dolusu kirazları da araca sığdırıp Ulukışla'ya devam ettik. Saat 18.00'de Sema YILDIZEL arkadaşımızı Ulukışla'da İzmir otobüsüne yolcu ettikten sonra dönüşe devam ettik. 19.45'de Aksaray Ağaçlı tesislerinde dinlenme ve yemek molası verdikten sonra 20.15'de hareket ettik. Saat 23.15 gibi, anlatacakları güzel anıları ve gösterecek bir sürü fotoğrafları olan, doğasever, dağ tutkunlarıyla, sağ salim Ankara’ ya vararak faaliyetimizi tamamlamış olduk.

Burhan ULUKAN
Faaliyet Raportörü
12 Temmuz 2013-Ankara

  • Etkinlik Fotografları