Kızlar Sivrisi Tırmanışı (3070 mt) - 28/29 Eylül 2013

Kızlar Sivrisi zirvesine ilk kez tırmanacağımdan ve özellikle de Antalya gibi sevdiğim bir bölgede olmasından dolayı, bu faaliyeti üzerimde tatlı bir heyecan ve mutluluk ile gerçekleştirdim. Ayrıca bu yılı kendim ve Kulübüm adına gerçekten müthiş dağcılık faaliyetleri ile dolu dolu geçirmiştim. Kızlar Sivrisi zirvesi ile bu faaliyetlere bir tane daha eklenecekti.

27 Eylül Cuma saat gece saat 01.00’de (cumartesi olmuştu) buluşma yerimiz olan Maliye Bakanlığına ulaştığımda araç hazırdı. Ancak koca araçta sekiz kişiydik. Şaşırdım ve içimden faaliyet iptalmi diye düşündüm. Yüksel beye;

- Hayırdır hocam ne yapacağız?
- Maalesef son anda birkaç kişi iptal ettirdi Mustafa,
- Eeee ne yapıyoruz?
- Mustafa gidiyoruz, dedi.

Yola koyulduk. Sayı az olunca minübüste herkese 2 koltuk düşüyordu. 1-2 saat sonra kendimizi gecenin karanlığına uykuya bıraktık. (Şoförümüz Mehmet bey hariç) Sabah saat 07.00'de Elmalı ilçesine giriş yaptık. İlçe merkezinde güzel bir lokantaya oturduk ve çorbalarımızı içtik. Daha sonra Yüksel bey ilçe hakkında kısa bir bilgi verdi. İlçenin önemli 2 eseri olan Ömer Paşa Camii ile meşhur ilçe müzesini gezeceğimizi söyledi. Hep beraber önce ilçe müzesine girdik. Hakikaten böyle küçük bir ilçede beklediğimizden çok güzel yapılmış, Likyalıların, Perslerin ve Antik Çağ eserlerinin bulunduğu eserleri rüyadaymışız gibi büyük bir beğeni ile gezdik, eserleri inceledik ve bol bol fotoğraf çekindik. Daha sonra muhtemelen ilçenin en büyük yapısı olan tarihi Ömer Paşa Camiine gittik. Gerçekten muhteşem bir eserdi. Küçük bir ilçede beklemediğim büyüklükte bir camiydi. Ömer Paşa Camii 1602 yılında klasik Osmanlı mimarisi tarzında yapılmış bir eser. Caminin içerisini ve avlusunu gezdik. Avlusunda da muhteşem büyük bir çınar ağacı beni çok etkiledi. Burada da bol bol fotoğraf çekindik.

Son eksikliklerimizi tamamlayıp, Büyüksöyle Köyüne doğru hareket ettik. Köy kahvesinde verdiğimiz kısa bir moladan sonra, bozuk bir dağ yolundan kamp alanımız olan İkiz Kuyular Dağ evi mevkiine saat 13.30’da ulaştık. Kamp alanına bizden yaklaşık 1-2 saat önce gelmiş, araçlarını ve çadırlarını bırakarak tırmanış için yola çıkmış 8-10 kişilik gurubu dağa giderken gördük. Kızlar Sivrisinin dibinde idik. Karşımızda kocaman kütlesiyle tek başına yükseliyordu.

Hemen çantalarımızı ve malzemelerimizi minibüsten indirerek çadırlarımızı kurmaya başladık. Hava çok güzel. Herkes büyük bir zevkle çadırlarını kurdu. Benim çadırımın önüne bir taş masa ve yine taşlardan sandalye yaparak bir oturma grubu oluşturduk. (Not:Taş sandalyelerin taşlarını Didem taşıdı) Selma hanım, Didem, Ben, Yüksel bey, Adil abi derken gurup olarak muhabbet ve öğle yemeğimizi yedik. (Selma hanımın Ankaradan getirdiği özel çorbayı pişirip bardaklarla içtik. Selma hanıma teşekkürler tekrarını bekliyoruz…..) Öğle yemeği faslından sonra çadırlarımıza son şeklini verdik. Çevremizi tanıyalım diyen arkadaşlar yürüyüşlere çıktılar. Bazıları uzakta görünen yılkı atlarını yakından görmek için gitti. Bazılarımız kamp alanında sohbet ettik.

Akşam yemeğinde şoförümüz Mehmet beyin hazırladığı etsoteyi keyifle yedik, çaylarımızı içtik. Artık hava kararmaya başlamıştı. Çok uzaklardan gündüz dağa giden gurubu tepe lambalarınıdan sadece bir ışık şeridi şeklinde görebiliyorduk. Yorgunluğumuzu ve gece 03.00’de hareket edeceğimizi düşünerek herkes çadırına yöneldi ve kendimizi pırıl pırıl parlayan yıldızların altında güzel bir uykuya bıraktık. Gece saat 02.30 da kalktık. Hazırlıklarımızı tamamlayıp bir şeyler atıştırarak biraz da sessiz olarak, çünkü hemen yanımızda diğer gurubun çadırları vardı. Onlar 10-11 gibi gelip yatmışlardı.

Saat 03.00’de yürüyüşümüze başladık. Yüksel bey bu faaliyeti belgesel yapmak için kameralardan birini bana diğerini Adil abiye vererek bizleri görüntü alma işi için görevlendirdi. Ben de kendimi baş kameraman ilan ettim. Gece karanlığında tepe lambalarımızla çok da soğuk olmayan güzel bir havada dağın kuzey sırtına doğru yürüyüşe devam ettik. Muhtelif aralarla nefes ve su içme molaları verdik. Kuzey sırtına geldiğimizde gün ağarmak üzere idi. Kuzey sırtından çarpraz çıkışlarla oldukça zor bir dik tırmanışa geçtik. Bu arada güneş pırıl pırıl yüzünü doğudan göstermeye başladı. Bizde biraz ısındık. Zorlu dik tırmanış esnasında bazen ben bazen Adil abi grubumuzu ve etrafımızdaki muhteşem manzarayı yakalamaya çalışarak kameraya kaydediyorduk. Ama Adil abi ile bugün muhtemeşem çekimler yaptık. Profesyonellere taş çıkarttık diyebilirim. Belgesel günü görünce sizlerde bana hak vereceksiniz.

Uzun dik çarşakta yaptığımız tırmanışın ardından biraz düzlük alana geldiğimizde Yüksel beyin verdiği uzun molada biraz dinlenip, bir şeyler atıştırdık. Mola sonrası tekrar dik olarak yükselmeye başladık. Oldukça iyi gidiyoruz. Katılımcıların performansı müthiş. Nihayet zirvenin altındaki düzlükteyiz, karşımızda zirve direği. En öne ilk defa 3000'lik tırmaanış gerçekleştiren Didem'i alıyoruz ve bizleri zirveye Didem ulaştırıyor.

Zirvede olmak zirveye varmak başarmak ve bu tadı almak için günlerdir yaptığımız hazırlıklar, muhabbetler, uzun kilometreler hepsi bunun içindi, ZİRVE YAPMAK evet müthiş bir duygu. Başarabilmek, ben bunu yapacağım deyip de bu uzun yolculuğun sonunda zirvede olmak müthiş bir duygu. Bulunduğumuz noktadan zirveden bölgeye o kadar hakimsinizki seyret seyret doyamıyorsunuz. Kulübümle bu duyguları defalarca yaşadım. İyi ki bu sporu yapıyorum. Zirveden devasa diğer kütleleri görmek kilometrelerce uzakları görebilmek bulutların üzerinde olmak süper. Derken zirvede yemeklerimizi yeyip, zirve defterini yazdıktan ve bol bol fotoğraf çekindikten sonra, güneybatı sırtından inişe geçtik.

Bu bölümde uzun bir çarşak inişi bulunmakta. Buralarda gerek Adil abi, gerekse Ben güzel görüntü alabilmek için şekilde şekile giriyoruz. İniş bildiğiniz gibi bazen çıkışlardan zor olabiliyor. Bu bölge de irili ufaklı kayalar inişimizi oldukça zorlaştırdı. Son etapda dağın önünden yan geçişle kamp alanımıza doğru inişe geçtik.

Saat 14.00’de kamp alanındayız. Yorgun ama mutluyuz. Hepimizde yine bir dağ faaliyetini kazasız belasız başarı ile tamamlamış olmanın verdiği mutluluk vardı. Çadırlarımızı toplayıp minibüsün yanına geldiğimizde Mehmet beyin hazırladığı çaylarımızı içip sohbete başladık ve aynı yoldan dönüşe geçtik.

Yüksel bey dönüşte Korkuteli ilçesinde yemek molası vereceğimizi söyledi ve bizi doğruca Korkutelinin en meşhur şişcisi Şişci İbo'ya götürdü. Valla ne yalan söyleyim bu kadarını beklemiyordum. Şiş kebabı ilk defa burada biraz adana gibi yapılmış gördüm. Lokanta full doluydu. Şiş kebap müthişdi. Lokantadan çıktık yine bu ilçeye özgü meşhur olan yanık dondurma yemeye gittik. O da müthiş güzeldi. Eeeee artık yola çıkalım dedik ve Ankara yoluna koyulduk. Gece saat 01.00 de Maliye Bakanlığı önünde yolculuğumuz ve etkinlğimiz sona erdi.

Sevgili dostlar yolunuz Antalya Korkuteli ilçesinden geçerse şiş kebabı ve yanık dondurmanın tadına bakmanızı kesinlikle tavsiye ederim.:) ? ?

Katılımcılar

1.) Selma Aliye Kavaf
2.) Didem Eğlenen
3.) Mustafa Aslankurt
4.) Rıfat Metçioğlu,
5.) Engin Genç
6.) Adil Yazıbakan
7.) Mustafa Karabulut
8.) Yüksel Alpkaya

Mustafa KARABULUT
Faaliyet Raportörü
10/10/2013 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları