Ilgaz Büçükhacet Tırmanışı - 26 Ocak 2013 Cumartesi

Tahtalı tırmanışına ilişkin Zeliha Hanımın hazırladığı rapora müdahale ederken kaşınmış olduğumu biliyordum. Ancak aradan yaklaşık 1,5 ay geçince Yüksel Beyin bu olayı unutacağını umarken, her zamanki gibi hafızası beni yanıltmadı ve beklenen sonla yüzleşmek zorunda kaldım. Faaliyete katılmadan önce raportörün ben olacağıma kesin gözüyle baktığımdan, çaktırmadan saati ve olayları hafızamda tutmaya başlamıştım ki; sağolsun Engin Bey çok geçmeden faaliyetin görev atamalarının yapılması konusunda öneride bulunup, üstüne bir de benim raportör olarak görevlendirilmemi talep edince, günün problemi çözülmüş oldu.

Faaliyetimiz 26/01/2013 Cumartesi sabahı saat 03.00'de her zamanki başlangıç noktası olan Maliye Bakanlığı önünde başladı. Aracımız tam hareket edecekti ki, bir büyüğümüzün henüz gelmediğini farkettik. Grup içerisinde gecikme sebebi olarak birçok tahminde bulunuldu ancak kimsenin aklına, bu büyüğümüzün koltukta uyuya kaldığı gelmedi. 5 dakikalık bir beklemeden sonra kendisine ulaşılamayınca 18 kişiyle yola çıkmaya karar verdik. Bünyamin Beyin neden 10 dakikadır ayakta olduğunu, oturmadığını anlamaya çalışıyordum ki koltuğunda poşetler içinde kutular, kutular içinde ise günün ilk sürprizi bizleri bekliyordu. Hemen hemen her faaliyette olduğu gibi, bu faaliyette de; bizler için gecenin 01.30'unda özel olarak fırında hazırlattığı poğaça, kıymalı ve peynirli börekleri, kaptanımız Mehmet Beyin hazırladığı çay ile birlikte ikram etti. Çay ve sıcak poğaca sürprizinden sonra Yüksel Bey uykuya ihtiyacımız olduğunu düşünerek hızlıca faaliyetle ilgili açıklamalarını yaptı. Ilgaz dağlarının en yüksek noktası olan ve 2587 mt yüksekliğindeki Büyükhacet zirvesine tırmanılacaktı. Yüksel Bey, "bu etkinliğin biraz zorlu olacağını, kar seviyesinin bazı yerlerde 128 cm olduğunu ve başlangıç noktası olarak planlanan Mülayim Yaylası yolunun kapalı olabileceğini, böyle bir durumda fazladan 2 km daha yol yürüyeceğimizi" söyledikten sonra kondisyonu düşük olan ben biraz tedirgin olmaya başlamıştım. Yüksel beyin açıklamalarından sonra hemen hemen herkes uykuya daldı. Saat 05.45 te yemek ve ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız Akbak Tesislerine geldik. Yarım saatlik molada yemek ve diğer ihtiyaçlarımızı karşılayıp faaliyet için hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra saat 06.15 te tekrar hareket ettik. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra Kadınçayırı Mevkiine geldik. Yüksel Beyin tahmin ettiği gibi kar çok fazlaydı ve aracımızın devam etmesi mümkün değil. Tırmanışa buradan başlamak zorundayız. Yüksel Bey herkesin yürüyüş sırasını belirlemişti ve kadın erkek herkes sırası geldiğinde iz açacaktı. Saat 07.00 gibi yürüyüşe başladık ve her 15-20 dakikada bir sırası gelen iz açmak için en öne geçiyor. Bazı arkadaşlarımız su üstünde yürüyen böcekler misali, karın üstünde neredeyse iz bırakmadan iz açarken, bazı arkadaşlarımız ise karın derinliğinde kayboluyor çıkmak için yardım istiyordu. Bazıları canla başla yeri geldiğinde kendini feda ederek bütün vücuduyla iz açarken bazıları fotoğraf çekmek ve raportörlük bahanesine sığınarak arkalarda otoban gibi yolda geze geze yürüyordu. Kar seviyesinin yüksek olduğu yerlerde ormanın içinden yürümeyi tercih ediyorduk. 1 saat 20 dakika sonra normal koşullarda tırmanışa başlayacağımız nokta olanMülayim Yaylasına ulaştık. Burada kısa bir mola ve yürüyüşe devam. Yürüyüşün ilk birkaç saati kısa nefes molaları vererek devam ettik. Ancak yükseldikçe toz halindeki kar bizleri iyice zorlamaya başladı. İz açma konusunda kadınlı erkekli herkes gücü oranında iz açmaya çabaladı. Rotamız çok dik olmamasına rağmen bata çıka karda yürümek gerçekten zordu. Bu zorlukları unutturan ise orman manzaranın müthiş güzelliği idi. Bu manzarayı fotoğraflamamak olmazdı. Her ne kadar Yüksel beyin poz vermeyi bırakın geç kalıyoruz uyarılarına rağmen kimse bu güzellikleri fotoğraflamadan geçemiyordu. Kış faaliyetlerinin en güzel yanı bu olsa gerek.

Az gittik uz gittik ve bir ara saate baktığımda nerdeyse tırmanışa başlayalı 5 saat olmuş ve benim pilim bitmeye başlamıştı. Bu gidişin birde dönüşü olacak. Bu arada Zeliha Hanım’ın dizindeki problem var ve geri dönmek istiyor. Zeliha Hanımın tek başına geri dönmesine razı olmayan Zafer Bey kendini feda edip onunla geri dönmeye karar verince, Zafer Beyin kendisi için feda etmesine gönlü razı olmayan Zeliha Hanım, kendisini feda ederek biraz daha yürüme kararı aldı. Ben ise dönüş yolunu hesaplayıp Esin'den işaret bekliyorum ama Esin'in umurunda değil, önde iz açıyor kendisi. Gruptaki diğer arkadaşların Maşallahı var kimse şikayet etmeden yürümeye devam ediyor. Tırmanışa başladıktan 5.5 saat sonra Esin'i ikna etmiş, Zeliha Hanım ve Zafer Bey'le beraber 4 kişi geri dönüş kararı aldık. Yüksel Bey "Kaynar Sırtına çıktıktan sonra, durumu değerlendireceğini, şartlar uygun olmazsa kendilerinin de geri döneceğini" söylese de geri dönme kararımızdan vazgeçmedik. Dönüş yolunda bu kararı vermekte geç bile kaldığımızı fazlasıyla anladık.

Tırmanışa devam eden birinci grubun raporonu, görev tanımlaması dönüş yolunda yapılan Mustafa Bey aşağıda anlatacaktır.

Ben kaldığımız yerden devam ediyorum. Yüksel Bey gruptaki telsizlerden birisini bizlere verdi ve açılan izlerden ayrılmadan geri dönmemiz konusunda bizleri uyardı. Daha sonra da her 15-20 dakikada bir telsizden durumumuzu sorguladı. Biz dönüş yolunda, grubun kalanı zirve yolunda telsizle haberleşerek ilerliyorduk. Dönüş yolunda giderken kaçırdığımız detaylar gözümüze çarpıyordu. Yürürken oluşturulan çukurlar, buraya basanı yutarım dercesine bakıyordu bize. Saat 14.30 gibi şoförümüz Mehmet Beyi arayıp 1.5 saat sonra bıraktığı yerde olacağımızı, kendisinin de 16.00 gibi orada olmasını istedik. İstedik ama büyük bir hesap hatası. Zaman geçtikçe hepimizin rahatsızlıkları artmaya ve hızımız iyice düşmeye başladı. Zeliha Hanım hariç. Dönmek için canla başla kulis yapan Zeliha Hanım meğer liderlik yapmak istediği için dönmek istiyormuş ve ayrıca kendisi çok gaddar bir lider.)))) Bizlere Yüksel beyi mumla arattı.))) 3 saat boyunca dur durak bilmeden, mola vermeden, yemek yemeden hatta su bile içirmeden yürüten lider daha önce görmemiştim, bunu da gördüm. En sonunda bizler isyan bayrağını çekince, liderlik koltuğunun devrileceğini düşündü ki, yürüyüşe başladıktan 8.5 saat sonra saat 15.30'da yemek için mola vermek zorunda kaldı. O da 15 dakika. Biz Yüksel Beyi gaddar sanırken, ne gaddar liderler olduğunu böylece yaşayarak öğrenmiş olduk.))) Saat 15.30 gibi telsizle haberleştiğimiz zirve grubunun dönüş yolunda olduğu bilgisini aldık. Saat 16.00 gibi Mülayim Yaylasına ancak ulaşabildik. Daha önümüzde en az 1.5 saatlik yol vardı ve Şöförümüz Mehmet Bey 1.5 saat boyunca bizi soğukta bekleyecek.

Mülayim Yaylasındaki çeşmeye ulaştığımızda zirve grubunun bizim 1 saat kadar gerimizde olduklarını öğrendik. Nasıl olur nasıl bu kadar hızlı gelebilirler derken, dönüşte tekrar açtığımız izden zaman zaman kayarak indikleri tahmininde bulunduk. Aksi takdirde bizden 2.5 saat sonra bizim döndüğümüz noktadan geçtiklerini hesaplayınca bu kadar hızlı gelmeleri çok mümkün gözükmüyordu. Bu düşünceler arasında gördüğümüz nesnelere anlamlar yükleyerek saat 17.50 sularında faaliyetimizi, soğukta 2 saat bekleyen şoförümüzden fırça yiyerek tamamladıktan 10 dakika sonra zirve grubu da araca geldi. Böylece saat 18.00 sularında herkes sağ salim araca ulaştı. 10 dakikalık bir dinlenme, kıyafet değiştirme işleminden sonra aracımız hareket etti ve yaklaşık 20 dakika sonra Akbak Tesislerine geldik. Burada yarım saatlik bir mola sonrasında saat 19.15'de Ankara'ya dönüşe geçtik. Zeliha hanım ve Eftal Beyin canlı performansları eşliğinde Ankara’ya yolculuğumuz devam etti. Sanki 11 saatlik bir etkinlik sonrasında 21 km yürüyen bu gruptakiler değildi.

Bu güzel ve yorucu faaliyet ise saat 22.00 civarında Maliye Bakanlığı önünde son buldu. Hedefimiz her ne kadar Büyükhacet zirvesine ulaşmak olsa da; asıl hedef Yüksel beyin dediği herkesin bir güzel hırpalanmasıydı. Zaman ve hava muhalefeti sebebiyle zirveyi yapamadık ama hırpalanma konusunda sanırım herkes nasibini gereğinden fazlasıyla aldı. Çok yorucu ve güzel bir faaliyetti, katılan herkese teşekkürler.

Ahmet ÖZMEN
27/01/2013 - Ankara

Şimdi de sözü diğer raportör Mustafa KARABULUT'a bırakalım.

Zeliha Hanım, Esin Hanım, Zafer Bey ve Ahmet geri dönüyor. Bizler ise kaynar Sırtına doğru yükselmeye devam ediyoruz. Tırmanışımız 1-1,5 metre karda zorlansak ta mükemmel hava koşullarında devam ediyor. Güneş zaman zaman yüzüne gösteriyor, bazen de bulutların arkasına saklanıyor. Ancak sis yok. Her yer açık ve manzara çok güzel. Herkes uyum içinde Yüksel Beyin gözetim ve denetiminde en öne geçiyor ve karda iz-yol açmaya çalışıyor. İnsan bu ortamda Kulübümüzün takım ruhunu yakaladığını iyice anlıyor. Karda iz açmanın zorluğunu tüm katılımcılar yaşıyor ve hissediyor. İz aşan yorulduğunda gurubun en sonuna geçiyor. Böyle bir yürüyüşte sürekli artçı olmak en güzel iş. Ama Engin Hocam artçılık görevini kimseye kaptırmadı. Artçılığın en olumsuz tarafı hemen hemen hiç mola yapamamasıdır. Grup 5 dakika mola verir. Artçı gelinceye kadar süre dolar ve klasik Yüksel Bey sözü "mola bitti hadi devam ediyoruz." der....:)

Kaynar'a ulaştığımızda çok çok yorulmuştuk. Yüksel Bey kocaman bir ağacın altında 5 dakika mola verdi. hava bozmaya başladı. Hafif hafif rüzgarı hissetmeye başladık. Bazen de kar atıştırıyor. Moladan sonra Kaynar Sırtına doğru tırmanmaya başladık. Reha Bey en önde (Z) çizerek iz açıyor. Ancak temposu çok hızlı. Kaynar Sırtına ulaştığımızda bizi fırtına karşılıyor. Aşağıda hafif hafif esen rüzgar burada fırtınaya dönmüş ve kaldırdığı karlarla birlikte bizleri sanki kamçılıyor. Hava buz gibi ve rüzgar çok şiddetli. Şaşkınız, sabahtan beri yürüyoruz ama böyle soğuk yaşamadık. Ancak Büyükhacet manzarası müthiş. Büyükhacet başı dumanlı, bembeyaz örtüsü ile bütün görkemiyle karşımızda. Mutluyuz. Ama Kaynar Sırtında tipi artıyor ve soğuğu içimizde hissediyoruz. Küçük bir yükseltinin arkasında, küçük çam ağaçlarını kendimize siper edip, toplanıyoruz. Çantalardan termoslar çıkarılıp, sıcak bir şeyler yudumlanıyor ve fotoğraflar çekiliyor. Yüksel Bey "tırmanışımızın burada bittiğini, geri döneceğimizi, zaten bu fırtınada devam etmenin mümkün olmadığını, devam etmemiz halinde çok gecikeceğimizi ve çok zor durumlar da kalabileceğimizi" söyleyerek geri dönüş kararı alıyor. Öğle yemeğimizi aşağıda sakin bir yerde yeme kararı vererek hemen inişe geçiyoruz. Tırmandığımız izleri takip ederek hızlı bir şekilde iniyoruz. Rüzgar ve tipinin olmadığı bir noktada Yüksel Bey 10 dakika yemek molası veriyor. Çantalar açılıyor, ikramlar yapılıyor. Burada Aliye Hanımın getirdiği pekmez ile karı karıştırıyoruz ve elde ettiğimiz tatlıyı afiyetle yiyoruz. Yemek molasından sonra hızlı bir şekilde inişe devam ediyoruz. Hava kararmaya başlıyor ama daha 2 km.lik yolumuz var. Mülayim Yaylasında sabah mola verdiğimiz çeşmede mola verip tepe lambalarımızı takıyoruz. hava kararıyor tepe lambalarımızda ip gibi ateş böceği gibiyiz ve yürüyoruz. Saat 18.00'da aracımıza ulaşıyoruz.

Mustafa KARABULUT
28/01/2013 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları