Hasandağı-1 Günde 3 Zirve - 15 Haziran 2013 Pazar

Benim MADADOST ile tanışmam yaklaşık iki ay kadar öncesinde DereTepe Dağcılık Kulübünün düzenlediği Ilgaz Büyükhacet tırmanışına katılmam ile başladı. Aynı faaliyete katılan Madadot üyeleri Tarık Bünyamin KAYA, Mustafa KARABULUT ve Ahmet ÇİNKILIÇ ile tanışmam; tırmanış esnasında onların bana verdiği güven ve “yaparsın, yaparsın, sen bu zirveye çıkarsın, biz senin yanındayız” olumlu telkinleri sayesinde daha ikinci yürüyüşümde zirveye çıkışım ve yaşadığım mutluluk beni bir MADADOST hayranı yaptı.

Hasan Dağı Tırmanışını uzun süredir bekliyordum. Yıllarca önünden geçerken hayranlıkla izlediğim ve defalarca fotoğrafını çektiğim dağın zirvesine çıkmak benim için vazgeçilmez olmuştu. Ancak hayatta her şey planlandığı gibi gitmiyor. Hafta içinde ani bir kararla oğlum İstanbul’da üniversite sınavına gireceği için yanına gittim. Bünyamin Beyi arayıp gelemeyeceğimi bildirdim. Ancak kısmette tırmanışa katılmak varmış Cuma akşam saat 23:15 de Ankara’ya geldim. Eve gitmem yolların aşırı kalabalık olması nedeniyle 23:45’ü buldu. Maliye Bakanlığı’nın önündeki buluşma yerine ancak 00:08’de ulaşabildim. Yüksel Beyin güler güzü ve “Ankara dışından gelmeseydin beklemeyip gidecektik” esprisi ile diğer arkadaşlarla tanışıp yola çıktık. Yüksel Bey etkinlik hakkında kısa bir bilgilendirme konuşması yaptı, rotayı ve üçlü zirve tırmanışı planını anlattı. Görev dağılımı yapıldı. Faaliyetin rehberliğini Bünyamin Bey, artçılığını ise Engin Bey yapacaktı. Raportörlük görevi Bünyamin Beyin kararlı ısrarı nedeniyle bana verildi.

Yorucu bir gün bizi bekliyordu. Uyumaya çalıştık. Yaklaşık bir saat sonra bir anda aracımız zigzaglar yapmaya başladı ve arkadaşların bir kısmı ayağa fırladı. Yoldaki bir çok yolcu otobüsünden biri bizleri çok sevmiş olmalı; yada benden daha hızlı nasıl gidersiniz diye kıskanmış olmalı ki, tek şeritli bir yolda bizi geçmeye çalışırken direksiyonu birdenbire bizim önümüze kırmış neredeyse bizi biçecekmiş. Tabi Bünyamin Bey hemen telefona sarılıp polise durumu bildirdi. İleride polis otobüsü durdurmuştu. Bizde yanlarından geçtik gittik. Daha sonra polisten Bünyamin Beye teşekkür geldi.

Aksarayı geçtikten sonra Tuana Tesislerinde sabah saat 03.30’da yarım saatlik mola verdik. Kahvaltı ettik, son ihtiyaçlarımızı karşıladık. Yola çıktığımızda Engin Bey sayım yaptı herkes tamamdı ancak Bünyamin Bey ortalarda yoktu. Bünyamin beyi dinlenme tesisinde bıraktığımızı düşünürken birde baktık arabanın direksiyonunda oturuyor. Meğerse kaptanı dinlendirmeye karar vermiş direksiyona geçmiş. Bünyamin beyin direksiyona geçmesiyle hoplayarak zıplayarak gittiğimiz yol bir anda düzeldi ve sarsılmadan yolculuğumuz devam etti. Saat 04.30 sularında gün hafifce ağarmaya başlarken Keçikalesi’ne ulaştık. Bizi tırmanışa başlayacağımız 6 km uzaklıktaki Kavak Yaylasına götürecek traktörümüz ve şoförü Reis bizi bekliyordu. Römork bizim için özel hazırlanmış kilimler serilmiş, minderler ve yastıklar konmuş. Traktörün VIP hali böyleydi. Hepimizin çok hoşuna gitti. Gün ağarmaya başlamasına rağmen sabah soğugu kendisini hissettiriyordu. Yaklaşık 45 dk. süren traktör yolculuğundan sonra 2180 m. rakımdaki Kavak Yaylası’na saat 05:30’de ulaştığımızda hepimiz toz toprak içinde kalmıştık. Ancak kimsenin bundan şikayeti yoktu, değişik bir yolculuk hepimizi çok mutlu etmişti. Yaylada ilk karşımıza çıkan mavi naylon çadırlar ve yerel halkın oluşturduğu yaylacılardı. Bizi şaşkın gözlerle seyrediyorlardı. İlk Selma Hanım yanlarına gitti arkasından bizler gittik ve hep birlikte fotoğraflar çektirdik.

Tırmanışa başladığımızda saat 05.45 olmuş, güneş Hasandağının ardından yükselmeye başlamıştı. Hasan Dağının piramit şeklindeki silüeti ovada belirginleşince ortaya gerçekten görülmeye ve yaşanmaya değer bir manzara çıkmıştı. Bizler yükseldikçe aşağıdaki çadırlar, koyun sürüleri küçülüyor, her adımımızda ova eşsiz bir güzelliğe bürünüyordu. Ne yürüdüğümüz taşlı, kayalı zemin bizi ilgilendirdi ne de aşağıya doğru yuvarlanan taşlar. Hepimizin aklında bir an önce 3268 m. deki zirveye ulaşmak vardı. İlk molamızı volkanik dumanların çıktığı kayalıkların arasında verdik. Burası enterasan bir yer. Kayaların arasından yoğun olarak sıcak su buharı çıkıyor ve bizler burada bol bol fotoğraf çektirdik. Rehberimiz bizi yormadan çıkarmak için elinden geleni yaptı ve başardı. Hasandağı kraterinin batı sırtına ulaştığımızda saat 09:50 olmuştu. Buradan tüm krater, büyük zirve ve küçük zirve görülebiliyordu. Verilen 5 dakikalık kısa molada zirveleri arkamıza alarak fotograflar çektik. Daha sonra Hasandağı büyük zirveye tırmanışa geçtik ve saat 10.20'de büyük zirveye ulaştık. Herkes birbirini tebrik ediyor. Zirvede hava açık, görüş mesafesi çok iyi. Her yer ayaklarımızın altında. Yemeğimizi Küçük Zirvede yemeye karar verdiğimizden sadece 20 dakikalık bir mola verildi. Bu süre içinde biraz nefeslendik, zirve fotografları çekildi. Yüksel Başkan zirve defterine faaliyet raporunu yazdı, raporun altına isimlerimiz yazıldı. Zirveye ilk defa çıkan arkadaşlardan isteyenler (bende dahil) deftere duygularını yazdılar.

Saat 10.45 sularında büyük zirveden ayrıldık. Doğuya, küçük zirveye yöneldik. Öncelikle büyük kayaların üstünden kratere doğru dikkatlice iniyoruz. Kraterden sonra küçük zirveye doğru tekrar tırmanışa geçtik. Küçük zirveye yaklaşırken aşağılardan soğuk rüzgarlar eşliğinde gelen sis bulutları içinde saat 11.15 sularında Küçük zirveye (kamyon zirvesi-3236 mt) ulaştık. Böylece bir günde ikinci zirveye de ulaşmanın mutluluğunun yanında yorulmuş ve acıkmıştık. Öğle yemeğimize yine Bünyamin Beyin sürprizleri damgasını vurdu. Yerdeyken bile yerinden kımıldatamadığımız sırt çantasını her iki zirveye gıkını çıkarmadan taşıyan Bünyamin Beyin çantasında ne taşıdığı merak konusu olmuştu. Sonunda çantanın içinde ne olduğunu öğrenebilecektik. Çanta açılınca içinden neler çıkmadıki? Kavun, kiraz, peynir, ekmek ve herkese özel olarak ambalanmış kornet dondurma.......

Herkesin çantasından ortaya bir şeyler çıkınca çeşidimiz çoğaldı ve bu kadar çeşitli yiyecek içinde her birinden bir kaç tadım alarak karnımızı iyice doyurduk. Çünkü sırada 3.zirve vardı. Büyük zirvede olduğu gibi, küçük zirvede de grup fotografı çektirip, saat 12.10’da Hasandağı küçük zirve’den ayrıldık. Şimdi tırmanış olarak sırada Küçük Hasandağı Zirvesi (3069 m.) var. Küçük zirvede Yüksel Bey Küçük Hasandağı Zirvesine gösterip burayı da tırmanacağımızı söylediğinde şaka yapıyor sanmıştım. Çünkü karşımdaki dağ devasa kütlesi ve zirvesindeki karlarla apayrı bir dağ gibi duruyordu. Yüksel Başkanın yola çıktığımızda yapmış olduğu açıklamadaki üçüncü zirvenin burası olduğunu benim gibi ilk defa gelenler orada öğrendi ve şok oldu.

Aslında Hasandağında tırmanıştan ziyade iniş daha zorlu ve riskli. Küçük zirveden(Kamyon Zirvesi)den, Küçük Hasandağına ulaşmak için yaptığımız iniş kısmı da çok zorlu bir bölümdü. Her yer kaya ve taş parçaları ile kaplıydı ve biz çok dikkatli olmak zorundaydık. Artçımız Engin Bey dizkapaklarında yaşadığı sorun nedeniyle bayağı gerilerde kalmıştı. Büyük Hasandağı ile Küçük Hasandağını birbirine bağlayan sırt hattındaki düzlüğe indiğimizde Yüksel Bey, kısa bir görüş alışverişi sonrasında, yorulan ve dizlerinde problem olan arkadaşların buradan araca doğru inişe geçmelerini; çünkü Küçük Hasandağı Tırmanışının bu yorgunlukla yaklaşık 6-7 saat daha sürebileceği, bunun da bizleri geceye bırakacağını söyleyince, 6 kişi ayrıldı. Benim gönlüm her ne kadar üçüncü zirveye tırmanmayı istese de; aklım grubu yavaşlatabileceğimi söyleyerek ayrılmayı öğütlüyordu. Ben aklımı dinledim ve üçüncü zirveye gidecek grup yerine arabaya gidecek gruba dahil oldum. Böylece 17 kişilik grubumuz 11 kişi üçüncü zirve, altı kişi araba olmak üzere ikiye ayrıldı. Arabaya gidecek grubun liderliği Engin Hoca, üçüncü zirveye gidecek grubun liderliğini ise Yüksel Bey yapacaktı. Her iki gruba birer telsiz verildi ve saat 14:10 ayrıldık. Bizler (6 kişi) Aksaray il sınırları içinde yer alan Hasandağı bölümünde kalırken, diğer grup Niğde İl sınırlarında bulunan Küçük Hasandağı’na doğru yola çıktı.

Onur Beydeki GPS ve Yüksel Bey’in tarifi ile rotamızı belirledi. Yüksel Beyin dediğine göre sıkı bir yürüyüşe 1-2 saat içinde arabamızın bizi beklediği dağevine ulaşabilecektik. Ancak devasa kayaların ve taşların arasından ne çıkışları bitirebildik ne de inişleri. Aziz Beyin arabaya ulaşıncaya kadar dilinden düşürmediği sözler gibi “ine ine Hasandağını bitiremedik.” Karşılaştığımız çobanlara yolumuzu sorduk, onaylattık. Yaylalara uğradık, onlara misafir olduk. İkram ettikleri ayranlarından içtik. En aşağıdaki yayladan genç bir çocuk önümüze düştü ve bizi kestirme yoldan araca ulaşacağımız tepenin başına kadar götürdü. Bu arada bu bölgede köpeklerin çok olduğundan ve bir an önce bu bölgeden geçmemiz gerektiğinden bahsettiler. Ben ve Mustafa Bey fotoğraf çekme uğruna arkada kaldığımız bir esnada kocaman bir Kangal ile burun buruna kaldık. Üzerimize doğru havlayarak son hızla gelen Kangal karşımızda durdu. Mustafa Beyin tecrübesi ve benim de köpeklerden korkmamam nedeniyle yerimizde sabit kaldık, köpekle karşılıklı bakışmaya başladık. Bir süre bakıştıktan sonra bizden zarar gelmeyeceğini anlamış olmalı ki, Kangal biraz sakinleşti ve biz de yürümemize devam ettik. Bir süre gittik bu sefer de aynı olayı Aziz Bey ile yaşadık.

Bu arada iki grup arasında sürekli olarak telsiz ile bağlantı kuruluyor ve birbirlerine durumları hakkında bilgi veriyorlardı. Diğer grup bir rekora imza atmış ve ayrıldıktan 1 saat 25 dakika sonra Küçük Hasandağı Zirvesine (3069 m) eksiksiz olarak ulaşmışlar ve daha sonra da karanlığa kalmamak için hızlı bir şekilde inişe geçmişlerdi. Bize yol gösteren arkadaşı ile vadinin üstündeki tepeye geldiğimizde ufukta arabamızı gördük, kendisine teşekkür ederek ayrıldık. Yaklaşık bir saat daha yürüdük. Yürüyüşün sonuna doğru yağmur yağmaya başladı. Otların, toprağın kokusu ve sona ulaşmanın verdiği mutlulukla Selma Hanım’la birlikte yağmurda ıslanmayı tercih ettik.

Aracımıza ulaştığımızda kaptanımız çayımızı demlemişti. Hızlıca ıslanan kıyafetlerimizi kuruları ile değiştirdik. Çay iyi geldi, hemencecik yorgunluğumuzu unuttuk, diğer grubu merak etmeye başladık. Diğer grup inişe geçtikten 70 dakika sonra Karaağıl Yaylasına inmişler. Bu bir rekor olsa gerek. Buradan rotayı değiştirerek dağevi yerine patikayı takip ederek arabanın ulaşabileceği Kokorot Yaylasına inmeye karar vermişler. Kaptana telefon edip aracı Kokorot Yaylasına çağırmışlar. Çaylarımızı içtikten sonra diğer grubu almak için Kokorot Yaylasına hareket ettik. Ancak bu yaylayı bilen yoktu. Sonunda kaptan kendi sağduyusuna güvenerek bir yola girdi ve Sürpriz… Hepsini elimizle koymuş gibi bulduk. Saat 19:30 olmuştu. Hepsi savaştan çıkmış gibiydi. Çok yorulmuşlardı. Gösterdikleri müthiş performans ve hızdan dolayıhırpalanmışlardı. Ama hepsi çok mutluydu. Bir günde Hasandağının üç zirvesine de tırmanmış ve sağ salim aşağıya inmişlerdi.

Not: Karaağıl Yaylası’nın yaklaşık 450 metre kuzeydoğusunda insanların ve hayvanların su ihtiyaçları için kuyu bulunmaktadır. Arazinin susuz yapısı dikkate alındığında, ihtiyaç duyulması halinde buradan su temin edilebilir.

Grup araca biner binmez azar azar yağan yağmur şiddetini arttırdı. Bu açıdan arkadaşlarımız şanslıydı. Herkes yaklaşık 40 saattir uykusuzdu ve çok çetin bir gün yaşanmıştı. Yürünen yol GPS ile 19 km. (kuş uçuşu 11-12 km.) olarak belirlenmişti. Herkesin birbirine anlatacak çok şeyi vardı. Selma Hanım’ın ifadesiyle “Bugün Hasan Dağının etrafını tavaf ettik.”

Bünyamin Bey, günü anlatan bir konuşma yaptı ve yürüyüş ekibine teşekkür etti. Bir süre sonra herkes teker teker yorgunluğa yenik düştü ve mışıl mışıl uyumaya başladı. Ankara'ya ulaştığımızda saat 24.00 olmuştu.

Yıldız ULUCAN ARTAR
Faaliyet Raportörü
20 Haziran 2013-Ankara

  • Etkinlik Fotografları
  • Hasandağı hakkında
  • Hasan Dede hakkında