Kaçkar'da Zirve Keyfi - 14-17 Temmuz 2012

10 gün öncesinden çantaları indirmiş gidecekleri gözümün önüne koymuş ve devamlı eksik gördüklerimi, aklıma gelenleri tamamlayarak cumayı getirmiştik. Hatta 13 Temmuz 2012 Cuma günü sabah 08.00'den öğlen 12.00'ye kadar sadece çanta yerleştirme, deneme, boşalt, tekrar yerleştir, tekrar dene, tekrar boşalt, tekrar yerleştirmelerle geçti saatler.

Nihayet 13 Temmuz 2012 Cuma günü 17.30'da AŞTİ'den Rize SES Turizm ile Rize'ye hareket ettik. Grubun bir kısmı otobüse Gimat'tan binecek. Ancak Gimatta çifte rezervasyon ve bilet satışı sorunlarının çözümü için yaklaşık yarım saat zaman harcadık. Yolda da bir gariplik var, Kırıkkale'ye kadar 3 yerde kaza olmuştu ve geçişler kontrollü olarak verilmekte. Saat 20.00'de biz halen Elmadağ İlçesindeydik. Ankara'ya 70 km uzaklıktaki Kırıkkale'ye saat 20.45 de girebildik.

14 Temmuz Cumartesi sabahı saat 07.40 sularında Rize'ye ulaştık. Hepimizin çok beğendiği ve memnun kaldığı bir kahvaltı salonunda kahvaltımızı yaptık. Son eksikliklerimizi tamamladık.Saat 10.30 sularında bizi bekleyen minibüse eşyalar ile birlikte sıgmaya çalışarak Yukarı Kavrun Yaylasına hareket ettik. Bol yeşil, bol su, şelaleler, serin bir hava, sis yolculuğumuz esnasında bizlere eşlik ediyor. Yukarıda bahsedilenler zaten bölgenin esaslı unsurları ve bunları burada anlatmaya gerek yok. Yolda verdiğimiz birkaç fotoğraf molasından sonra saat 13.30 sularında Yukarı Kavruna ulaştık. Yukarı Kavrun yoğun sis altında. Şahin Cafe'nin arkasına çadırlarımızı kurduk. Programa göre bugün buradan Göller Bölgesine kadar bir yürüyüş yapmayı planlıyoruz. Göller Bölgesine yoğun sis altında gitmek yerine sisin birazcık da olsa açılmasını Şahin Cafe'de beklemeye karar verdik ve bekleme esnasında tavla partisi başladı. Jön Ali (Ali ÇALIŞKAN) Ayder şampiyonunu; arkasından Zafer Beyi hem de iki kere yeniyor ve içtiği bedava biraların keyfiyle espiri üzerine espiri patlatıp hepimizi gülmekten kırıp geçiriyor..(espiri konularına hiç girmeyelim onları Aydan Hanım ilgili yerlere ulaştıracaktır.) Bu arada Yüksel Bey ve Zafer Bey tavlada beni gözerine kestirdiler ancak aldıkları sonuçlar tam bir hayal kırıklığı. Ben Ali'yi merak ediyordum şampiyonu yenmiş zafer beyi de iki kez yenmiş!!!

15 Temmuz Pazar sabahı Mezovit'e gideceğiz ancak katırcı sadece götürmeye çanta başı 60 TL istiyor. Pazarlıkla fiyatı sadece gidiş olarak 40 TL.ye düşürüyoruz. Katıra yüklerini verecekler belirlendi. Bazı arkadaşlar da nasıl olsa sırtımızda indireceğiz; öyleyse sırtımızda da çıkarırız deyip, katırlaşma espirilerine muhatap olmayı göze aldılar. Bu katırlaşanlardan bir tanesi de bendim zaten.

Yukarı Kavrun'dan sabah 06.00 da ayrılmayı planlamışken, katırcıların geç gelmesinden dolayı yola saat 08.45'de çıkabildik. Bugün hava açık ve güneşli. Karşımızda Kaçkar Zirve ve Büyük Buzul görünüyor. Kamp kuracağımız 2850 mt yükseklikteki Mezovit'e saat 11.45 de ulaştık. Çadırları kurup biraz dinlendikten sonra, 1995 yılında taşa takılıp düşerek hayatını kaybeden eski Dağcılık Federasyonu Başkanlarından Dr Tayfun Tercan anısına yapılan anıtı ziyarete gittik. Anıt dönüşü Öküzçayırı Gölüne kısa bir yürüyüş, ancak vadiden yükselen yoğun sisten dolayı çok fazla bir şeyde göremeden kampa geri döndük. Sonrasında yemek meselesini halledilip, dinlenmeye çekildik. Bu arada kamp alanımızın karşısına üç genç çadırlarını kurdular ve bizi ziyarete geldiler. Ankara'dan Kaçkara tırmanma amacıyla gelmiş, gencecik üç mühendis ve hiç dağcılık bilgileri yok. Birilerinin "rahatlıkla çıkarsınız" tavsiyesine uyarak, rehbersiz ve uygun malzemeleri (giysi, ayakkabı, baton vb.) olmadan gelmişler. Bizimle hareket edip edemeyeceklerini sorunca Yüksel Bey "bu şekilde tırmanmalarının doğru olmadığını, geri dönmeleri gerektiğini ve daha sonraki bir tarihte bir rehber eşliğinde ve uygun malzeme ile tekrar gelmelerini; zaten grubumuzun yeteri kadar kalabalık olduğunu bu nedenle birlikte hareket etmelerinin mümkün olmadığını" söyleyince, çoçuklar düşüneceklerini söyleyip kendi kamplarına gittiler.

16 Temmuz Pazartesi sabahı saat 03.00 de uyandık. Hazırlıklar ve kahvaltının ardından tüm grup hazır ve saat 04.30 da zirveye hareket ediyoruz. Sevim Hanım ve Havva Hanım kampta kalıyor. İlk eleme temposunda Aydan Hanım pes etti ve kampa dönmeye karar verdi. Kamptan ayrılırken kapıya kadar bizimle tırmanmaya karar veren Engin Hoca ve Zafer Bey de kapıya yaklaşırken bizi bıraktılar. Bu arada dünkü gençler arkamızdalar ve güçlerini çok dengesiz kullanıp, hızla bize yaklaşıyorlar. Kapıya 200 metre kala bizim mola verdiğimiz bir esnada bizleri geçtiler. 3 saatlik bir tırmanış sonrası saat 07.30 da kapıya ulaşıyoruz. Buraya kadar oldukça dik bir güzergah, zemin çarşak ancak taşlar iri yani bastığın yere dikkat edeceksin; bastığın taş oynak olabilir yada yuvarlanabilir. Bizden yaklaşık yarım saat önce kapıya ulaşan gençler halen kapıda bekliyorlar. Bizde kısa bir mola verdik. Dinlendik ve bir şeyler atıştırdık. Burada batonlarımızı bırakıyoruz. Bundan sonrası sürekli kayayla temas halinde olacağız. Artık 3 nokta kuralı ile yani iki el ve iki ayaktan en az üçünün kayaya temas etmesi şartıyla, kaya yarıkları, çentikler, basamakları kullanarak tırmanıyoruz. Bu arada kapıda bekleyen gençler gruba karışmış. Ancak tecrübesizliklerinden dolayı kayada zorlanıyorlar. Bu da grubun hızını yavaşlatıyor. Özellikle birkaç yan geçiş noktasında aşırı heyecandan dolayı hareket edemez hale geldiler. Buraları grup üyelerinin yardımıyla aşabildiler. Bizler de korkuyoruz. Bu saatten sonra dönmek istesen de dönemezsin artık. Sürekli sırttan gidiyoruz. Bastığın yerin sağı, solu boşluk; önün dik kaya. Üffffffff. Heyecan, heyecan, korku, merak, ürperti.. Dahası sürekli çıkıyoruz, ancak bunun inişi de var. Nasıl ineceğiz, sorunsuz inebilecekmiyiz kaygıları…… Sırtta yer yer kardan yan geçişler yapılıyor. Bir noktada yol karın yaptığı balkonla kesiliyor. Balkondan geçmek tehlikeli. Batonlarımızda yok. O yüzden biraz aşağılara doğru inip, kar bloğunu tehlikesiz bir şekilde geçiyoruz. Tekrar tırmanış ve saat 11.45 de zirvedeyiz.. Müthiş bir duygu. Hava açık ve manzara insanı büyülüyor. Erzurum dağları, Artvin dağları, Rize dağları. Yaylalar ve bulutlar aşağıda ve sen zirvede çayını yudumluyorsun. Eftal’in sırtında çıkan 4 kiloluk kavun kesilmiş, dilimlenmiş ve zirvede yenilirken etraf seyrediliyor, fotoğraflar çekiliyor. Bu kadar güzel havayıda yakalamışken zirvede bir saat geçiriyoruz. Aslında gönül daha fazla kalmak istiyor ama daha zorlu bir iniş bizi bekliyor. Saat 12.45 de inişe geçiyoruz. Zaman zaman tedirgin edici bir dikkatle, bazen beş nokta kuralıyla kapıya iniyoruz. Kapıda bir mola ve dinlenme.

Kapıdan sonra çarşaktan iniş ve 17.45 gibi tekrar kamp alanındayız. Yüksel Bey geride kalan Ahmet Beye eşlik ederek, kampa yarım saat sonra ulaşıyor. Aşağıya indikten sonra peşimize takılıp bizimle zirveye ulaşan çoçuklar, kesinlikle Kaçkarın düşündükleri gibi kolay bir dağ olmadığını ve eğer biz olmasaydık kapıdan sonra devam etmelerinin mümkün olamayacağını söyleyip, teşekkür üstüne teşekkür ediyorlar her birimize. Kamp alanının yanında akan derenin buz gibi sularında temizleniyoruz. Botların içinde gün boyu pişen ayaklarımızı suyun içinde dinlendirmeye çalışıyoruz. Ancak suyun soğukluğundan uzun süre ayaklarımızı suyun içinde tutmak mümkün değil. Daha sonra akşam yemeği ve akşamın erken saatlarinde dinlenmeye çekilme.

17 Temmuz Salı günü herkes, bir gün önce Kaçkar'a tırmanmamış gibi dinç bir şekilde sabahın erken saatlerinde uyanıyor. Hep birlikte kahvaltı edeceğiz. Artık etkinliğin son günü ve herkes çantasında ne var ne yok ortaya döküyor. Soframızda yok yok. Kral sofrası gibi. Biz bunu hak ettik. Yavaş yavaş ve keyfini çıkara çıkara hep birlikte kahvaltımızı yapıyoruz. Daha sonra çadırlar toplandı, çantalar yerleştirildi. Son kez Kaçkarın heybetli yapısını seyredip, arkamıza fon ederek hatıra fotografı çektirdik ve saat 10.30'da sırt çantalarımızı sırtlayıp Mezovit'ten Yukarı Kavrun'a doğru inişe geçtik. 2,5 saat sonra Yukarı Kavrun'dayız. Minibüsümüz bizi bekliyor. Şahin Cafe'de üstümüzü başımızı değiştiriyoruz, karnımızı doyuruyoruz ve saat 14.00 de Ayder'e hareket ediyoruz. Ayder'de verdiğimiz bir saatlik hamam molasında kimi arkadaşlar hamam keyfi yapıyor, kimileri ise Ayderi geziyor.

Saat 15.00 de Rize'ye doğru hareket ediyoruz. Biletlerimizi gidiş-dönüş olarak aldık ve otobüsümüzün hareket saati 17.00. Saat 16.30 da Rize'deyiz. Acıkan arkadaşlar karınlarını doyurmak için şehir merkezine doğru giderken, kalanlar çantaları otobüse yerleştirdiler. Rize'den 17.00 de hareket eden otobüsümüz, rahat bir yolculukla 18 temmuz Çarşamba sabahı saat 07.00 sularında Ankara'ya ulaştı.

Son söz; Ağrı, Erciyes, Emler, Medetsiz, Hasandağı, Bafa Beşparmak Zirvesi, Antalya Kızlar Sivrisi, Antalya Tahtalı hepsi bir tarafa; kuzeyden Kaçkar tırmanışı bir tarafa. “Dağcılık budur ve böyle yapılır.” dedirten bir faaliyetti. Hakikaten heyecan, korku, ürperme, tedirginlik, kaya tırmanışı ve iniş. Küçük bir dikkatsizlik kesinlikle ağır sonuçlar doğurabilirdi. Bu etkinlikte Yüksel Bey üstlendiği sorumlulukla en çok yorulan ve gerilen kişi idi. Kocaman bir teşekkür, takdir ve saygı sunalım kendisine.

Bu başarılı etkinliği birlikte gerçekleştirdiğimiz bütün arkadaşları tebrik ediyorum.

22 Temmuz 2012, Ankara
Eftal DÖNMEZ

  • Fotograflar