Kaçkar Zirve Tırmanışı (3934 mt) - 22 Temmuz 2011

Merhaba Madadostlular

TDF İleri Kar-Buz Eğitimi için 16-22 Temmuz 2011 tarihleri arasında Kulübümüz sporcusu Ömer Şahin ile birlikte Rize Kaçkar Dağlarındaydık. Eğitimi başarı ile tamamladıktan sonra, buraya kadar gelmişken birde Kaçkar Zirve yapmaya karar verdik. 21 Temmuz Perşembe günü eğitim için kamp kurduğumuz Mezovit'ten kampımızı toplayıp Yukarı Kavron yaylasına indik. Çadırlarımızı kurduk ve dinlenmeye çekildik.

22 Temmuz 2011 Cuma sabaha karşı saat 03.00 başlayacak tırmanışa Madadost'tan iki sporcu (Yüksel ALPKAYA-Ömer ŞAHİN) ile birlikte toplam 12 kişi katılacak. Perşembe öğleden sonra dinlenmeye ve beslenmeye çalıştık. Çünkü yaklaşık bir haftadır dağdaydık ve hergün Kaçkar büyük buzulda eğitim yapmaktan yorgunduk. Akşam saatlerinde başlayan yağmur bizi endişelendirse de, bizler sanki tırmanacakmış gibi çadırlarımıza erkenden çekilip dinlenmeye çalıştık. Bütün gece uyur uyanık saat 02.00 yi yaptık. Yağmur dinmişti. Artık uyku tulumundan çıkıp hazırlanma zamanı. Yavaş yavaş tırmanış çantamızı hazırlayıp, birşeyler atıştırdık. Saat 03.00 sıralarında dağevinin önünde toplandık ve son kontroller ve eksiklikleri tamamladıktan sonra saat 03.20 de Yukarı Kavron Yaylasından Kaçkar'a doğru yürüyüşe başladık. Vadide ilerleyip bir saat sonra ilk kapıdaydık. Grubun temposu gayet iyiydi ve hızlıydı. Biraz nefeslendik ve Mezovit'e doğru yükselmeye başladık. Yürüyüşe başladıktan iki saat sonra Mezovit'teydik. Mezovit'den sonra rota taşlık zeminli dik bir tırmanış olarak devam ediyor. Büyük taşlardan oluşan çarşak zeminden dikkatli bir şekilde ikinci kapı denilen sırta doğru yükselmeye başladık. Kapıya doğru dikleşen rotada tempomuz yavaşlasa da saat 07.00 sıralarında kapıdaydık. Kapıya geldiğimizde karşımızda kocaman, dik bir kaya bloğunun ince bir sırt hattından devam eden zirve rotasını görünce, yorgunluğumuz bir kat daha arttı. Sırtta biraz dinlenip, kendimizi kayalara vurduk. Yer yer 4 ve 4+ zorluktaki kaya tırmanışlarını yavaş ve dikkatli bir şekilde geçerek ilerlemeye çalışıyoruz. Kayanın birini bitirip bir diğerine geçtikçe, yorgunluğumuz da hızla artmaya başlıyor. Ancak manzara müthiş. Yükseldikçe Kaçkar'ların güzelliği ortaya çıkıyor. Zorlu yan geçişlerde nefes nefese kalıyoruz. Arada sırada molalar vererek nefesimizi düzenlemeye çalışıyoruz.

Zorlu kaya hatlarında yüksele yüksele saat 09.45 de 3934 mt. lik zirvedeyiz. Hava açık, rüzgarsız. Zirve için çok güzel bir hava. Bulutların üstündeyiz ve altımızda Kaçkarların güzelim vadileri ve gölleri. Karşımızda kaçkarların irili ufaklı zirveleri. Tebrikler ve biraz dinlenip, zirvede ve güzel havada çaylarımızı yudumladıktan sonra farklı farklı yönlerden fotograf çekiyoruz. Bu sırada dağın güney yüzünde tırmanan dört kişilik bir Alman dağcı grubu zirveye ulaşıyor. Tanışıyoruz, konuşuyoruz ve birlikte fotograflar çektiriyoruz. Biz zirvedeyken dağın güney yüzünün aşağılarından bir başka grup zirveye doğru yükselmeye çalışıyor.

Zirvedeki bayrak rüzgarın etkisiyle yıpranmış. Yanımızda getirdiğimiz bayrakla değiştiriyoruz ve saat 11.00 de inişe geçiyoruz. Tırmandığımız rotadan dikkatli bir şekilde inerek saat 12.15 de sırt kapısına ulaşıyoruz. Biraz dinlenmeden sonra tırmanırken burada bıraktığımız batonlarımızı alıp, kapıdan aşağıya çarşak bölgeyi inmeye başlıyoruz. Artık yorulduk. Ayaklarımızın altından taşlar kayıyor, düşmemek için yavaş yavaş iniyoruz ve kısa molalar veriyoruz. Bu sırada karşımızdan 4 genç dağcı geliyor. Bizimle ileri kar buz eğitimine katılanlardan ve zirve yapmak istiyorlar. saat 13.30 olmuş ve daha sırt kapı hattına giden rotanın ortalarındalar. Ayrıca zirve yavaş yavaş bulutları toplamaya başladı. Gelenlere daha zirveye yollarının çok olduğunu bu saatten sonra zirve yapmanın kendilerini karanlığa bırakacağını ve bunun da havanın patlama ihtimali karşısında kendilerini riske sokacağını söyleyerek geri dönmelerini istedik. Ancak ilk başta geri dönmek istemediler. Bizler aşağıya doğru inerken, onlarda kapıya doğru yükselmeye devam ediyorlardı. Bir süre sonra, bizler taşlık ve topraklık rotayı bitirip, çimenlik alana indiğimizde zirvede kara bulutlar yağmurun başlayacağının kesin işareti gibiydi. Bu sırada yukarıya doğru giden gençler akıllıca bir kararla geri dönmeye karar vermişler. Yeşillikler üzerine uzanıp, botlarımızı ayağımızdan çıkararak ayaklarımızı buz gibi akan dere suyuna sokarak dinlendirmeye çalıştık. Sonra aşağıya doğru inişe geçtik. Mezovit'i geçtiğimizde yağmurda başlamıştı. Dakikalar ilerledikçe yağmur şiddetini arttırdı ve Yukarı Kavron Yaylasına geldiğimizde her taraftan sular akmaya başlamıştı. Saat 16.20 de yayladaki dağevine ulaştık. Faaliyetimiz 13 saat sürmüştü ve başarılı bir şekilde tırmanıp inmiştik. Ancak çok yorulmuş ve iyice ıslanmıştık. Kimse bu durumdan şikayetçi değildi. Çadırlarımıza çekilip üstümüzü başımızı değiştirip biraz dinlendik. Daha sonra dağevinde yanan sobanın etrafında ıslak giysilerimizi kurutup, karınlarımızı doyurduk, sıcak çaylarımızı içtik. Saat 21.30 sıralarında artık yorgunluktan oturamaz hale gelmiştik. Gözlerimiz kapanıyordu. Daha fazla zorlamanın alemi yoktu. Çadıra girip, uyku tulumunun içine girdiğimde nasıl uyuduğumu hatırlamıyorum. Saat 04.00 sıralarında şiddetli yağmur ve gökgürültüsüyle biraz uyanır gibi olduysam da, bu sesler bana ninni gibi geldi. Tekrar uyumuşum. Uyandığımda saat 07.30 du. çadırın kapısını açtım. Yağmur dinmişti ve güneş hafiften yüzünü göstermeye başlamıştı. Gece çok şiddetli yağmur yağdığı her yerde öbek öbek suların birikmesinden belliydi.

Biraz sonra Ömer'de çadırından çıktı. Çantalarımızı topladıktan sonra kahvaltı için dağevine gittik. Biz kahvaltımızı yaparken yağmur yeniden başladı. Biz derenin üstüne kurulan tahta kerevet üzerinde, üstümüzde bizi yağmurdan koruyan büyük şemsiyenin altında keyfini çıkara çıkara kahvaltımızı yaptık. Yağmur biraz ara verdiğinde çadırlarımızı da toplayıp, aşağıya inmek için hazır hale geldik. Saat 12.00 sıralarında minibüsle Y.Kavron'dan Ayder Yaylasına, Ayder'den de saat 14.00 sıralarında Rize'nin Pazar ilçesine doğru hareket ettik. Saat 15.00 de Pazar'a ulaştığımızda Ankara için bilet ayırttığımız otobüs terminale girmişti. Hemen biletlerimizi almaya koştuk. Biletlerimizin bedelini ödemek için kredi kartını uzattığımızda görevli "bilet bedelini peşin ödememiz gerektiğini pos makinasının bulunmadığını "söyledi. Dağdan inmiştik ve para çekmeye fırsat bulamamıştık. Ceplerimizdeki tüm paraları ortaya döktük. Bilet bedeli olan 100 TL yi tamamladıktan sonra cebimizde toplam 3 TL para kalmıştı. Neyse buna da şükürdü. Yolda kredi kartımızla karnımızı doyurabilirdik ve cebimizdeki 3 TL ile çay içebilirdik.

Saat 15.00 de Rize'nin Pazar ilçesinden başlayan dönüş yolculuğumuz, otobüsün sabah 05.30 da Ankara'ya ulaşması ile son buldu.

Başarılı ve yorucu bir faaliyetti. Bundan sonra diğer Madadostlu sporcuların yapacağı Kaçkar zirve tırmanışlarını kayıt altına alabilmeleri için Dağevine Madadost flamasını imzalayıp astık.

  • Tırmanış Fotografları