Antalya Tahtalı Tırmanışı - 10/11 Aralık 2011

Merhaba Madadostlular

Geleneksel olarak her yıl Aralık ayının ilk haftalarında gerçekleştirdiğimiz Antalya Tahtalı Dağı (2368 mt) Tırmanışını bu yıl 10-11 Aralık 2011 tarihlerinde 14 kişilik bir grupla gerçekleştirdik. Geçen yıl 11-12 Aralık 2010 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz tırmanış esnasında dört mevsimi bir arada yaşamamıza rağmen bu yıl tırmanışımızı günlük güneşlik bir havada gerçekleştirdik. Geçen yılki tırmanışta bir gün içinde yaşadığımız güneş, yağmur, sis, kar yağışı ve tipialtında tırmandığımızı anlattığımızda; günlük güneşlik havada tırmanan arkadaşların yüzlerine mühtehzi bir gülümseme yerleşti ve tabii ki bize inanmadılar. Bir de üstüne üstlük yabani laleleri de göremeyince her anlattığımız hayal gibi algılandı. Ancak değişmeyen bir ritüel vardı, zirvede yine kaşarlı domates çorbamızı içtik.

09 Aralık Cuma gecesi saat 23.00 de Maliye Bakanlığının önünden toplandık ve eşyalarımızı araca yerleştirip Antalya'ya doğru harekete geçtik. Amacımız sabahın erken saatlerinde Beycik Köyüne ulaşıp, tırmanışa geçmek ve akşam Çıralı'da kamp atmak. Ancak Antalya'ya ulaştığımızda saat 06.00 olmuştu ve gün aydınlanmıştı. karnımızda acıktı, kahvaltı etmemiz lazım. Benzinlikte çalışanların tavsiyesiyle gittiğimiz çorbacıda içtiğimiz çorbalar için ödediğimiz ücret beş yıldızlı otellerdeki çorba fiyatlarıyla aynıydı. Zirvede içtiğimiz domates çorbalarına 5 TL öderken, çorbacıda aynı çorbaya 8 TL ödemek zorunda kaldık. Yediğimiz bu kazıktan sonra, çorbacının karşısındaki marketten son eksikliklerimizi de tamamlayıp tırmanışa başlayacağımız Kemer-Beycik Köyüne hareket ettik. Beycik Köyünde araçtan indiğimizde saat 09.15 olmuştu. Kısa bir hazırlık ve 09.30 de tırmanışa başladık. Bu saatte tırmanışa başladığımız için büyük bir ihtimalle dağdan inişimizi -yaklaşık 1-1,5 saat- karanlıkta gerçekleştireceğiz. Ormana doğru giden yolu takip edip, Likya Yolu tabelasından ormanın içine doğru yöneldik. Daha doğrusu yönelemedik. Çünkü buralarda kesim yapmaya başlamışlar ve kocaman bir alandaki tüm ağaçları kesmişler. Kesilen bölgedeki çamların yerine daha yeni yeni yaze fidanlar büyümeye çalışmakta. Hava günlük güneşlik ve herkes üstündeki kalın giysilerden kurtuluyor. Grubun temposu çok iyi. Herkes belli bir tempoyu tutturdu. Beycik Yaylasına ulaştığımızda-tırmanış esnasında su bulabileceğimiz tek nokta burası- Akdeniz Üniversitesi Dağcılık Kolundan bir grubun burada temel eğitim ve oryantiring eğitimi yapmakta olduğunu gördük. Selamlaştık kısa bir sohbet. Arkadaşlar yanlarında getirdikleri fazla eşyaları dönüşte almak üzere gruba emanet ettiler. Eksilen suyumuzu tamamladık kısa bir dinlenmeden sonra tırmanışa devam. Artık tırmanışımız kocaman gövdeleriyle yüzyıllara meydan okudukları açıkça belli olan çam ve sedir ağaçlarının arasında sürdürüyoruz. Tırmanış rotamız belki de Türkiyenin en güzel parkurlarından birisi ve keyif verici bir parkur. Arkadaşlar zaman zaman fotograf çekmeyi bahane ederek dinleniyorlar ve bu kısacık molalarda da çok güzel fotograflar yakalıyoruz. Saat 12.00 sularında sırta ulaşıyoruz ve artık ormandan çıktık. Sırttaki sedir ağaçlarının ve karşıdaki Kızlar Sivrisinin manzarası eşliğinde kısa bir atıştırma molası veriyoruz. Artık karşımızda çarşak bölge var. Bu moladan sonra karşımızdaki çıplak ve dik çarşak bölgeyi tırmanmaya başladık. Hava açık olduğundan manzarayı seyrede seyrede yükseliyoruz. Artık yavaş yavaş karlı bölgelere ulaşıyoruz. Çarşak bölgeyi bitirdiğimizde saat 13.00 olmuştu. Artık zirveyi ve zirvedeki teleferik binasını görebiliyoruz. Buradan itibaren artık karda yürüyeceğiz. Her yıl fotograf çektirdiğimiz bölgede yine arkadaki panoramik manzarayı fon yaparak fotograflar çektiriyoruz. Daha önümüzde 1-1,5 saatlik bir tırmanışımız var ve tırmanışın keyfini çıkarıyoruz. Birkaç arkadaşın temposu düşmeye başladı. Yine hep birlikte önümüzdeki kar çukuruna inmeden yan geçerek tırmanmaya devam ettik. Yükseldikçe ayaklarımızın altındaki kar sertleşmeye başladı ve zaman zaman buzlu zeminde yürüyoruz. Bu bölgelerde arkadaki arkadaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyoruz. Zirvenin hemen altında "Nefes" filminin çekildiği ve karakol binasının olduğu böçlgede kar tamamen buz haline gelmiş ve aşağıya doğru uzanan uçurumdan dolayı çok dikkatli geçilmesi gereken 15-20 metrelik tehlikeli bir bölge ortaya çıkmıştı. Bu bölgeyi yan geçmek yerine, dik bir şekilde yükselerek sırta çıkmak daha az tehlikeli olacaktı. Sırta ulaştığımızda Akdeniz ayaklarımızın altındaydı. Sırttan devam edip zirve ile film platosu arasındaki patikayı takip edip, zirveye teleferikle çıkıp etrafı seyredenlerin meraklı bakışları altında saat 14.45 sularında zirveye ulaştık.

Kısa bir kutlama ve herkes bir yerlere dağıldı. Kimi manzara seyretmek için çatıya koştu, kimi kendini restoranta attı. Bizler de daha önceki tırmanışlardan tadı tamadığımızda kalan ve bu kadar yorulduktan sonra tadı bir başka güzel hissedilen domates çorbası ile çay ile zirveden görülen manzarayı seyredip keyfini çıkardık. Ancak çok da fazla da zamanımız yoktu. Çünkü saat 18.00 de hava kararıyordu ve ormanın içinde bu karanlık daha fazla hissedilecekti. Saat 16.00 da toplandık ve zirve fotografımızı çektirdik. Dört arkadaş zirveden teleferikle inmeye karar verdiler ve onlarla Çıralı'da buluşacağız. Bizler 10 kişi inişe başladık. İnişimiz hızlı ve çıkarken mola verdiğimiz çarşağın başlangıcında yine kısa bir mola verdik. Akşamın karartısı çökmeye başladı. Güneş kaybolunca hava da soğumaya başladı. Henüz kafa lambalarımızı kullanmaya ihtiyaç duymuyoruz. Ormanın içine girdiğimizde karanlık daha da artmasına rağmen, kafa lambası olmadan ilerleyebiliyoruz. Saat 17.30 sıralarında günün son kızıllıklarının dağların arasından kayboluşunu fotografladığımız noktada kafa lambalarımızı taktık. Artık tamamen karanlıktayız.Yolumuzu sadece kafa lambalarımız aydınlatıyor. Ancak rotayı çok iyi bildiğimizden problem yok. Sadece arkadaşları acele etmemeleri ve bastıkları yere dikkat etmeleri konusunda uyarıyorum. İnişimiz sürdürüyoruz. 18.30 sıralarında Beycik Yaylasına ulaştık. Buradaki arkadaşlar çadırlarına çekilmişler. Çadırların içinde yanan lambalardan çadırlar karanlıkta bir başka görülüyor. Sabahleyin burada bıraktığımız fazla malzemeleri aldık ve inişe devam. Ağaçların karanlığından çıktığımız ağaç kesimi yapılan bölgeye geldiğimizde gökyüzünde parlayan dolunay bizi karşıladı ve her yeri aydınlatmaya başladı. Burada kafa lambalarımızı kapattık ve dolunayın ışığı altında inişimizi devam ettirdik. Nihayet saat 19.30 da Beycik Köyüne ulaşıyoruz.

Aracımız bizi bekliyor. Hemen Çıralı'ya hareket ediyoruz. Daha çadırlarımız kuracağız. Teleferikle inen arkadaşlar otostop yaparak Çıralı'ya ulaşmışlar. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra Çıralı'ya ulaştık. Bizi bekleyen arkadaşları alıp, çadır kuracağımız bölgeye vardık. Bu yıl çadırlarımızı sahilde köy kahvesinin bulunduğu yerde kuracağız. Böylece hem sıcak bir mekan hemde çay ihtiyacımızı karşılayabiliriz. Sağolsun kahveci arkadaş çadırları kahvenin önündeki bahçeye kurmamıza izin verdi. Çadırları kurarken bahçenin ışıklarını da yakarak bize yardımcı oldu. Herkes çadırlarını kurduktan sonra iyice acıkanlar karınlarını doyurma faslına geçtiler. Yemekten sonra kimileri yorgunluktan çadırlarına çekilip, kendilerini uykunun tatlı kollarına bırakırken; kimileri de ellerinde çayları, şehirde yaşarken uzun zamandır uzak kaldıkları soba keyfini yaşamak için sobanın etrafında çember oluşturdular. Bazen koyu sohbete bazende sobada yanan odunların çıkardığı sesleri dinleyerek derin hayallere daldılar. Herkes birer birer çadırlarına çekildiğinde saat 24.00 ü bulmuştu.

Sabahleyin bizleri denizin kıyıya vuran dalga sesleri ile gülümseyen yüzüyle günün ilk ışıkları karşıladı. Hemen hemen herkes denizin üzerinden doğmaya çalışan güneşi fotograflamaya çalışıyordu. Herkes dinlenmişti ve sanki dün yaklaşık 9 saatlik tırmanış gerçekleştirenler bu arkadaşlar değildi. Kıyıda kahvaltı masası hazırlandı. Herkes getirdiği nevaleleri çıkardı. Sıcacık çay ve günün ilk ışıkları altında binbir çeşit kahvaltılık ile mükellef bir kahvaltı yapıldı. Kahvaltıdan sonra çadırlar toplandı aracımız yerleştirdik ve 3 kişi-bu arkadaşlar sahilde zaman geçirmeyi tercih ettiler- dışında hep birlikte Yanartaş'a hareket ettik. hava yine günlük güneşlik. Yanartaşı gezdikten sonra aracımızla Çıralı'nın girişindeki köprüye kadar geldik. Burada aracımızdan ayrılıp, Olimpos antik kentine doğru hareket ettik. Sahilde yürürken ayakkabılarımızı çıkarıp, sahilden denizin keyfini çıkardık. Havanın açık olamsı, denizin maviliği ve sonbaharın etkisiyle sararan ağaç yapraklarının bir arada olduğu manzarayı yaşaya yaşaya bölgeyi gezdik.

Daha sonra bıraktığımız arkadaşlarla aracımızın yanında buluşarak saat 13.00 sularında Ankaraya doğru hareket ettik. Keyifli bir yolculuktan sonra saat 23.00 sıralarında Ankara'daydık. Böylece bir faaliyeti daha tamamlamış olduk.

Artık gelenekselleşen bir faaliyeti daha tamamlamış olduk. Güzel bir faaliyetti ve anı hazinemize yine çok değerli anıları ekledik. Bu faaliyette anlatılacak çok şey var aslında bu raporu bile yaklaşık bir ayda tamamlayabildik.07.01.2012

  • Tırmanış Fotografları