MedyaTrek ile Çıldır Gölü Buz Yürüyüşü - 04/05.02.2017

Ankara'da çeşitli basın kuruluşlarında görev yapan doğa sevdalısı 19 kişilik bir ekiple 04-05 Şubat 2017 tarihleri arasında Çıldır Gölünün buz tutan yüzeyinde batıdan doğuya, boydan boya güzel bir yürüyüş gerçekleştirdik. Bu etkinliğe MedyaTrek ekibinin lideri Bayram Şahin’in daveti ile dahil oldum. Her şey ayarlanmıştı. Yolcuğumuz 04 Şubat cumartesi sabahı 08.55 uçağı ile Kars’a hareketle başladı. Kars’ta bizi Serhat Kalkınma Ajansından Mukadder bey karşıladı. Çantalarımız arabalara yerleştirildi ve kahvaltı için Kars merkeze hareket ettik. Kars Ayaz restaurant’a bizi yerel tatlarla bezenmiş mükellef bir kahvaltı masası bekliyordu. Kahvaltımız yaptık, termoslarımız doldurduk ve Çıldır Gölüne doğru hareket ettik.

Her yer bembeyaz. Aracın içinden beyaz tepelerde gezinen tilkileri rahatlıkla görebiliyoruz. Yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk sonrası ilk durağımız olan Çıldır gölünün batı yakasında bulunan Gülyüzü Köyüne ulaşıyoruz. Beraber olduğumuz medya mensubu arkadaşlar (özellikle Bayram Şahin) çok güzel bir iş organize etmişler. Buldukları sponsor aracılığıyla –bu etkinliğin sponsorları TÜRKİŞ ve Kızılay imiş- sağladıkları çorap, kıyafet ve botları köylerde yaşayan çocuklara ulaştırıyorlar. Biz de ilk önce -cumartesi olmasına rağmen- okul binasında bizlerin gelmesini dört gözle bekleyen çocuklara hediyelerini vereceğiz, sonrasında da buradan gölün karşı kıyısında yer alan Doğruyol Köyüne doğru yürüyüşe geçeceğiz. Basın mensubu arkadaşlar bu ulvi görevlerini yerine getirdiler. Çoçukların yüzlerindeki mutluluk görülmeye değerdi. Gelenler basın mensubu olunca köyün diğer sorunları da dile getirildi Köyün Muhtarı tarafından. Okulda işimizi bitirdikten sonra aracımızdan yürüyüş çantalarımızı ve batonlarımızı alıp yürüyüşe geçtik. Araç bizi karşı kıyıda Doğruyol Köyünde bekleyecek.

Bu benim ilk defa altı su dolu bir kütlenin üzerinde oluşmuş bir buz tabakasının üstünde uzun soluklu gerçekleştireceğim bir deneyim olacak. Başlangıçta insan biraz tedirgin oluyor. Nereden bakarsan bak hepimizin ağırlığı toplam 1,5 tondan fazla eder. Ayrıca bu 1,5 tonluk bir yükün her adımda ritmik olarak yapacağı bir baskıya dayanırmı bu buz tabakası? Bu düşünceler içinde dümdüz bir arazide yürüyoruz. Her yer bembeyaz karla kaplı. Bayağı yürüdükten sonra Mukadder’e sorduk. “Daha göle gelmedik mi?” Mukadder demesin mi “yaklaşık bir saattir zaten gölün üzerinde yürüyoruz” diye. Hiç farketmemişiz topraktan buza geçtiğimiz. Çünkü toprakta zaten buz gibi. Baktık ki her hangi bir sıkıntı yok rahatladık ve yürüyüşün keyfini çıkarmaya başladık. Ama ne keyif. O kadar şiddetli bir soğuk var ki? Tek kat eldiven ve bere hiç işe yaramıyor. Hemen ikinci katmanlar çıkarılıyor üstlerine giyiliyor. Oysa köyde gördüğümüz çoçukların ne ellerinde bir eldiven ne de başlarında bir bere vardı. Üstlerine giydikleri basit bir montla sanki hiç soğuk yokmuşçasına gayet keyifli ve mutlular. Bunları düşününce medya mensubu arkadaşların ne kadar güzel bir görevi yerine getirdiklerini bir kez daha anlamış oldum.

Ekipte ilk defa bu tür bir etkinliğe arkadaş sayısı oldukça fazla. Bu nedenle bazı arkadaşlarda yorgunluk belirtileri görülüyor. Zaman zaman kısa molalar veriyoruz. Verdiğimiz bu molalarda anında el ve ayak parmaklarımızı hissetmez hale geliyoruz. El ve ayak parmaklarımızın tekrar ısınması bir 15-20 dakikayı buluyor. Parmaklarımızın uçlarındaki karıncalanma ve ağrı hiç eksilmiyor. Arkadaşlar her ne kadar biraz duralım deseler de, onları motive edip, yavaş da olsa yürümeye gayret ediyoruz.

Bu arada güneş yürüyüşe başladığımız Gülyüzü Köyünün sırtını dayadığı Kısır Dağının arkasında gözden kaybolmaya başladı. Kafa lambalarımızı hazırlıyoruz. Karşı kıyı gözümüze yakın gibi gelse de, daha 1-1,5 saatlik yolumuz olduğu belli. Ama hiç kimsede bir şikayet yok, disiplinden kopma yok. Herkes bir görev bilinci içinde adımlarını atıyor. Karşıdan aracımızın yaktığı lambaları görüyoruz. Bu arada Doğruyol Köyünden Suat bey –yerel gazeteci- bizi karşılamaya geliyor gölün üzerine. Kıyıya yakın bir bölgede karşılaşıyoruz ve aracımıza doğru kafa lambalarımızın ışığında yürümeye devam ediyoruz. Karaya ulaştığımızda arkadaşların bir çoğu etkinliği bitirdiklerini düşünerek rahatladılar. Sanki bu biraz erken bir rahatlama gibi geldi bana. Çünkü aracın ışığı daha yukarılarda görülüyordu gölden bakıldığında. Buda bizim biraz yokuş çıkacağımız anlamına gelmeliydi. Aklımdan geçenleri pek söylemedim beraber yürüdüğümüz Akın Hoca'ya. “Az kaldı hocam, biraz sonra araçtayız” gibi sözlerle onu motive etmeye çalışıyorum.

Nihayet yürüyüşe başladıktan 5 saat sonra saat 19.00 sularında aracımıza ulaşıyoruz. Herkes güzel bir şeyi başarmanın mutluluğunu yaşıyor. Ancak hem yorulduk hem de çok üşüdük. Zaman kaybetmeden aracımıza binip kampımızı atacağımız Akçakale Köyüne doğru yola koyuluyoruz. Yaklaşık 20 dakikalık bir yolculuktan sonra köydeyiz. Köyde bizi sürpriz bekliyor. Çadırların kurulacağı yerin yakınındaki lokantada bizler için gölden yakalanan balıklarla güzel bir akşam yemeği hazırlanmış. Üstüne sıcak bir çay. Yanan sıcak bir soba. Bundan daha güzel bir ödül olabilir mi?

Medya mensubu arkadaşlar geçen yılda bu yardım kampanyasını şu an içinde bulunduğumuz Akçakale Köyü için düzenlemişler. Ancak o zaman yürüyüş yapmamışlar. O yüzden yöre insanıyla araları çok iyi. Her yerde saygıyla ve sevgiyle karşılanıyorlar. Bu akşam da geçen yıl yaptıkları gibi Akçakale Köyünün okulunda oturup sohbet edeceğiz hep birlikte. Mukadder çoktan gidip sobayı yakmış. Gittiğimizde gürül gürül yanan bir sobayla karşılaştık. Sobanın etrafına sıralar yerleştirildi. Islak eldivenler, tozluklar, çoraplar, ayakkabılar, pantolonlar yani ıslak ne varsa kurutulmak için uygun yerlere asıldı ve sohbete başlandı. Bütün gecenin favori konusu bugünkü buz üstünde yapılan yürüyüştü. Herkes yürüyüş esnasında yaşadığı sıkıntıları unutmuş büyük bir keyifle hissettiği duyguları anlatıyor. Gecenin sürprizi ise kavurma idi. Gecenin 24.00’ünde nereden nasıl hazırlandığını akıl sır erdiremediğimiz bir kazan kavurma ortaya konuldu. Siz ne yaparsınız? İşte bizde sizin yapmayı düşündüğünüz şeyi yaptık ve kavurmaya yumulduk.

Bazı arkadaşlar bu sıcak mekanı terketmek istemeyip, zemine attıkları matlarının üstüne açtıkları uyku tulumlarının içinde okulda kalmayı tercih ederken; 11 kişilik bir başka ekip gölün buz tutmuş yüzeyine kurdukları beş çadırda konaklamayı tercih ettiler. Kıyıdan uzaklaştıkça oldukça sert ve cam-buz halinde olan buz tabakası, kıyıda su sızıntıları nedeniyle gevşeyip, sulu kar haline gelmiş. Bazı yerlerde bastığınızda ayağınız suya gömülüyor, bu da çadırda kalacak arkadaşları tedirgin ediyordu. Ekibin lideri Bayram Şahin çadırları biraz daha içerilere cam-buzun olduğu yere doğru taşıyınca problem çözülmüş oldu. Çadırlar taşındıktan sonra getirilen odunlarla gölün üzerinde kamp ateşi de yakıldı ve sohbete bu kez kamp ateşinin etrafında devam edildi. Saat neredeyse 01.00 olmuştu. Hava soğukluğu -15’leri gösteriyor. Bu kadar şey bir gün için çok fazlaydı. Artık vücut isyanları oynuyor. Uyumak istiyorum diyor. Çadırlarımıza çekildik. Direnmedik uykuya sadece gözlerimizi kapadık.

Ertesi sabah (05 Şubat 2017 pazar) erkenden uyanıp çadırlarımızı toplayıp, okula diğer arkadaşların yanına gittik. Onlarda uyanıp toplanmaya başlamışlar. Kamp malzemeleri araçlara yerleştirildi ve saat 08.30 sularında Doğruyol Köyüne doğru yola koyulduk. Bugün ilk olarak Suat beye misafir olacağız. Dünden bizi sabah kahvaltısına davet etmişti. Doğruyol Köyünde sıcacık bir ev, sıcacık bir ortam ve mükemmel bir kahvaltı sofrası. Belki masada çok fazla çeşit yok ama sevgi var, karşılıksız ağırlama var, mutlu etme isteği var, sıcak bir soba var. Masadaki her şey (zeytin dışında) kendileri tarafından yapılmış. Tereyağ, kaymak, kaşar peyniri, tel peynir, yumurta ve reçel. Birde sobanın üzerinde ısıtılan ekmeği düşünün. Nerede böyle güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Kahvaltının sürprizi evin en genci Aşık Berkan’ın bizler için söylediği deyişler oldu. Berkan daha çok genç, aşıklığa başlayalı daha 2-3 sene olmuş ama söylediği deyişlerle bizleri mest etti.

İnsan böyle güzel ortamlardan ayrılmak istemiyor ama zaman sınırlı daha köyün çocuklarına yapılacak yardımların dağıtılma işi var. Aracımızla köyün okuluna gidiyoruz. Köyün okulunu köye yakın o kadar boş arazi varken gitmişler köyden uzakta bir tepenin üzerine yapmışlar. İnsan düşünmeden edemiyor, hangi akla hizmettir okulun köye bu kadar uzak bir yere yapılması. Biz arabayla giderken yorulduk, küçücük çoçuklar nasıl gidip geliyor diye düşündük bir an. Ancak okulda yakalayıp kendilerine bu soruyu sorduğumuz çocuklar alışmışlar, hiç şikayetçi değiller. En azından bir okulumuz var diyorlar. Şaşırtıcı.

Neyse burada da aynı güzel görüntüler eşliğinde yardım malzemelerini dağıttı arkadaşlar. Topluca fotograflar çektirildi ve bizler Doğruyol Köyünden Çıldır Gölü kızak alanına doğru yola koyulduk. Kızak alanı Çıldır Gölünün restaurant benzeri bir tesisi olan tek noktası ve en bilinen yeri. Televizyonlarda gördüğümüz kızak gezintileri burada yapılıyor. Bizler de kızaklara bindik. Fotograflar çektik, görüntüler aldık. Bu arada bir gün önce bölgede Çıldır Gölü kızak Festivali yapılmış. Tesadüfen benim bindiğim kızak yarışlarda birinci gelmiş. Sürücüsü Tekin Akçay. Bir yandan bizi kızağıyla göl üstünde gezdiriken bir diğer yandan da yanık sesiyle güzel bir konser veriyor. Hava bu kadar soğuk olmasına rağmen; nedense herkes çok sıcak. Bu insanların arasında üşünmüyor.

Kızak alanından ayrılıyoruz. Artık Kars’a dönme zamanı. Yaklaşık 1,5 saat süren bir yolculuk sonrası Kars’tayız. Yine Ayaz restaurant ve bu kez öğle yemeği için buradayız. Yemek sonrası kısa bir alışveriş turunda Kars kaşarı alıyoruz ailelerimize hediye olarak. Mukadder’le vedalaşıp uçağımızın kalkacağı Erzurum’a hareket ediyoruz. Uçağımız 21.25’de Erzurum’dan Ankara’ya kalkacak. Bizler yaklaşık 3,5 saatlik bir yolculuk sonrası saat 20.00 sularında Erzurum Havalimanına ulaşıyoruz. Check-in’lerimizi yaptırıp, uçağımıza atlayıp sağ salim Ankara’ya ulaşıyoruz.

Yüksel ALPKAYA
15 Şubat 2017 - Ankara

  • Etkinlik Fotografları